1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Yeni Yıl Huzur Ve Barış Getirecek Öyle Mi?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Yıl Huzur Ve Barış Getirecek Öyle Mi?

A+A-
Yeni yılın ilk haftasını devirdik. Bu yıl içinde ömrümüz iktifa ederse bakalım nelere şahit olacağız. Açıkça ifade etmem gerekirse son 5 yıldır yaşadığımız tüm yılların İslam ümmetine dönüşü maalesef pek hayır üzere olmadı. Bu yılda öyle olacak gibi gözüküyor.

Nasıl iyi olsun ki?
Güney hududumuzu hain Ruslar kuşatmış. Batımızda bitik Yunanistan ile Rusya konusunda taviz vermeyeceğinden kuşkumuz olmayan Bulgaristan var. Kuzeyimiz zaten bildiğiniz gibi allak bullak görüntü veriyor. Güneyde Mısır ve Libya ile diplomatik ilişkiler açısından iç karartıcı görüntüler önümüze çıkıyor. Dolayısıyla bölgenin en merkezi ve stratejik noktasında ki canım ülkemiz her açıdan kuşatılmış görünüyor. Bunun devamında ne gelecek bilinmez ama artık güney sınırlarımızda da daha önce de zaten oynak olan zemin tamamen emperyalist güçlerin eline geçmiş görünüyor. Doğuda sözde İslam ülkesi İran ülkemiz için en büyük tehditlerden biri olarak görünmektedir. Batı dünyasının köpekliğine soyunan bu ülke yöneticilerinin aklını başına alması ve kendi halkıyla gerçek anlamda kucaklaşacak olan toplumlarla el ele diz dize olmalıdır. Senelerdir Irak’la yaptığı savaşla hangi amaca hizmet ettiği belli olmayan bu ülkenin saplantılı dış politik seyrinin İslam dünyasının köküne dinamit koymaktan başka bir anlam ifade etmemesi İran’ın aslında kimler tarafından idare edildiği noktasında ki kuşkularımızda haklılığımızı ön plana çıkarmaktadır. Zaten uzunca yıllar boyunca Irak ve Suriye ile olan ikili ilişkilerimizin de seyrinin hangi noktada olduğunu anlamakta güçlük çekmiyor muyduk?
Yunanistan batımızda kendine bile hayrı kalmamış bir durumda iken dört elle adalara sarılmasının anlamı nedir? Gelecekte, ülkemize yönelik yapılabilecek her türlü hain oluşumda emperyalistlere uşaklık yapması muhtemel değil midir? Parası yoksa emir alacak. Düzlüğe çıkmak için her yola düşecek her yılana sarılacak.
Bulgaristan’ın varlığı ile yokluğu belirsiz gibi olsa da zamanla yeni dünya düzeninin tesisinde söz sahibi olabilme uğruna her türlü yola başvuracağı net olarak ortadadır.
Azerbaycan’la olan ilişkilerimiz her ne kadar iyi gibi görünse de bu ülkenin henüz tam anlamıyla bağımsızlık elde edebildiğine dair ciddi kuşkulara sahibim.
Sözün özü, her ne kadar iyi olmaya çalışsak ta bazı ülkelerin ısrarla yarayı kaşımaya meyilli olduğu dikkatlerden kaçmıyor. Özellikle daha öncede ifade ettiğim gibi Rusya’nın ilişkileri düzeltme yerine yokuşa sürme hedefinin temelinde 2. Dünya savaşından günümüze değin sıcak denizlere inme arzusuna dair hedef ve beklentilerini biliyoruz.
Rusya, savaş uçağını düşürmemiz için bizi zorlamıştır. Aksi takdirde bölgede ki varlığının her fırsatta sorgulanmasıyla diplomatik anlamda köşeye sıkışacağının pekâlâ farkındaydı. Şimdi elinde açık çek var. “ Bizim savaş uçağımız bu bölgede düşürüldü. Hakkımızı alana değin buralardan gitmeyiz.” O düşürülen savaş uçağının zerre kadar umurlarında olmadığına kalıbımı basarım. Rusya’nın uzun yıllardır iştahını kabartan sıcak denizlere inme arzusunda ki ilk basamak olan bölgeye askeri yığınak durumu gerçekleştirilmiştir. Başka sebepler aramanın anlamı yok.
Şunu bilin ki geri planda bekleyen Rusya’da Afganistan kanalıyla gerçekleştiremediği sıcak denizlere inme hamlesini İran’ın dostluğuyla gerçekleştirmiş ve Suriye’ye el atarak Akdeniz’e dolayısıyla da sıcak denizlere inmiş oluyor. Aksini iddia eden varsa dinlemeye hazırım. Ama genel açıdan bakıldığında oyunun çok hassas noktalardan oynandığını da görüyoruz.
Efendim, Rus uçağı düşürülmeli miydi? Elbette hudut ihlalini gerçekleştirdiği anda düşürülmeliydi. Sonuçta ülkemizin milli sınırlarını ihlal edecek sebebin kökeninde ne olursa olsun izinsiz uçaklar yakalandığı anda derhal indirilmelidir. Kendi hudutlarını işgal etti yaftasıyla Malezya uçağını Ukrayna’da düşürebilecek kadar gözlerini kan bürüyen Ruslar’a karşı aslında tüm milletlerin beslediği nefret dalgası hızla yayılmaktadır. Kuzey Kore’nin şişko ve dangalak liderinin Rusya’ya yaktığı yeşil ışık dahi Putin’in savaş heveslisi yapısına sağlanan bir destektir.
Uzunca zamandır katledilen ve yurtlarından kaçmak zorunda bırakılan mazlum Müslümanlar için kılını kıpırdatmayan batı âlemi de yılanın diğer bir başıdır. Ortadoğu’da hareketlenen ortamdan kendine hisse çıkarmaya çabalayan batı dünyasının hümanist çığlıkları dahi işlenen cürümleri kapatmaya yetmeyecektir. Günü geldiğinde yaptıklarının bedelini fazlasıyla ödeyeceklerdir. Fransa, bunun ilk örneklerinden olmuştur. Kendilerinden ölen 100 kişi için bir anda kanatlanan batı dünyası yıllardır en acı ölümlerle dünyadan göç ederek baki âleme göceden Müslümanlar için neden kılını kıpırdatmamaktadır.
Allaha yemin olsun ki, İslam dünyasında yurtlarından göçe zorlanan Müslüman kardeşlerimizin kanının her bir damlası Fransa’da ölenlerden daha ucuz değildir. Yaptıkları hatalar kendi yüzlerine çalmaya başlamıştır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda batı âleminin çırpınışlarına şahit olacağız. Her ne yaparlarsa yapsınlar. Gelecek yüzyıl İslam’ın yüzyılı olacaktır. Allah dinini tüm dünyaya hâkim kılacaktır. Hak gelince batıl yok olup gidecektir.
Bu yazı toplam 86 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.