1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN

A+A-

Evet, yeni bir yıla girdik. Birçok güzel şeyle karşılaştığımızda nasıl birbirimizi tebrik ediyorsak ki, bunlardan biri de yeni bir yıla girdiğimiz gündür. Bundan dolayı da tebrikleşmemiz âdet hâline gelmiştir. Bu sebeple de başlıkta böyle bir ifadeye yer vermiş bulunuyorum.

         Fakat bana öyle geliyor ki, ‘bu yeni yıl da neyin nesi?’ diye soracak kimseler vardır. Onun için bunu anlatmamız gerekir.

         Bilindiği gibi, insan olarak derin bir zaman süreci içinde yaşamaktayız. Ve geçmişte yaşanan bazı olayların günlerini aylarını veya yıllarını da bilmek isteriz. Aksi takdirde hepsi birbirine karışır gider. Bu durum sadece geçmişle ilgili olamayıp aynı zamanda gelecekte yapılacak işlerin de belirli zamanlarda olmasına dikkat ederiz. İşte bunları belirleyen zaman aracına takvim demekteyiz.

         Takvim Arapça bir kelime olup Türkçe’de düzeltmek, doğrultmak ve bir şeyin değerini (fiyatını) belirlemek anlamlarına gelir.

         Bir terim olarak da ‘takvim, bir başlangıca göre akıp gitmekte olan zaman içinde bir olayın, zaman ve yerini belirlemek’ demektir. Bu ister geçmişte olan bir olay olsun, isterse de gelecek olacak bir iş için olsun, takvim bunların zamanını belirleyen ve belgeleyen zaman aracıdır.

         Geçmişten günümüze bu araç, sistem olarak, farklı olsa da hep kullanılagelmiştir. Farklı olan bu takvimlere baktığımızda güneş takvimleri, ay takvimleri ve yıldız ve gezegen takvimleri şeklinde farklı olduklarını görmekteyiz.

         Yani geçmişten günümüze yaşayan insanlar zamanlarını bunların hareketlerine göre belirleyip uygulamışlardır. Nitekim günümüzde başta güneş takvimi olmak üzere ay takvimi de kullanılmaktadır.

         Dinimiz İslâm’ın geldiği dönemde de ay takvimi kullanılmakta idi. Ay takvimi ki, buna aynı zamanda kamerî takvim de denir. Bilindiği gibi, ay dünyanın etrafında dolanırken küçük bir hilâl şeklinde başlayıp büyüyerek dolunay noktasına kadar ulaşır. İşte her ayın başlangıcı ayın (hilâl) şeklinde göründüğünde başlar ve yeniden ilk şeklinde görününceye kadar devam eder.

Bu süre ise ortalama yirmi dokuz buçuk gündür. Bundan dolayı da bazı aylar yirmi dokuz, bazı aylar ise otuz gün olmaktadır. Tabii buna bağlı olarak bir yıl da 354 veya 355 gün olacaktır. Şurası önemlidir: Hangi ayın 29 veya 30 çekeceği önceden belirlenemez. Bu sebeple de güneşin hareketlerine göre oluşan mevsimler ay takvimine göre sabit değildir. Fakat yılı oluşturan ayların sayısı on ikidir. Bu husus âyette şöyle belirtilmiştir: “Gerçek şu ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah’ın Kitabında on ikidir” (et-Tevbe, IX/36).

İslâm geldikten sonra bu takvimi kullanmıştır. Bunun bazı ibadetlerin yapılmasında adaleti sağladığını da görmekteyiz. Şöyle ki, önceki dinlerde olduğu gibi, bizim dinimizde de yılda bir ay oruç tutulması emredilmiştir. Eğer güneş takvimine göre bu orucun tutulması güneş takvimine göre emredilmiş olsaydı, sabit olan bu ayın içinde bulunduğu mevsim değişmeyecek ve meselâ devamlı yaza rastlayan aylarda tutulacak ve sıkıntı verecekti veya aksini düşünelim, devamlı soğuk olan mevsime rastlayan yerlerde hep sıkıntı çekilecekti.

İşte ay takvimine göre belirlenmiş olması bu gibi sıkıntıları da ortadan kaldırmış bulunmaktadır.

Bu vesile ile bütün Müslümanların yeni yılını kutluyorum.  

        

Bu yazı toplam 205 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.