1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Yeniden Kaynatılan Ortadoğu Kazanı
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeniden Kaynatılan Ortadoğu Kazanı

A+A-
Ortadoğu cenderesinde yeni planlar devreye sokuluyor. Yemen’e yönelik başlayan operasyonlar devam ediyor. Bölgede gerçekleşen gelişmeleri sıradan gibi görüp algılamak yanlış olur. Kademe ile ilerleyen bir plan olduğu apaçık ortadadır. Planın temelinde İslam dünyasının bölüp, parçalanarak yutulması için emperyalist güçlerin başlattığı kirli savaş planları olduğu ortadadır. Müslümanlar olarak olup bitenlerin farkına varıp kıyama kalkma zamanı gelmiştir. Rahat döşekli günlerden feda ederek dönen oyunların farkındalığına varmak lazımdır.
Gelin bölgede oynanan oyuna birlikte bir göz atalım. Bugün Suriye’de ki Gayri meşrulaşmış Esed hükümetiyle birlikte savaşan dört grup vardır. Yemen’de dört grup oluşmuştur. Libya’da iki hükümet bulunmaktadır. Mısır’da darbe sonrası gruplaşmalar had safhaya ulaşmıştır. Irak içinde Iraklar vardır. Bunların çoğunun içinde IŞİD denilen önceden kurgulanmış senaryonun aktörleri, yüce dinimiz İslam’ı dillerinden, Efendimiz (sav)’in sırtında ki nübüvvet mührünü siyah renkli bayraklarından eksik etmeyerek, bölgede yaşayan sıradan insanları etkilemek suretiyle kirli oyunlarına giden yolda bir engeli daha aşmanın planlarını yapmaktadırlar. Hele yaptıkları insanlık dışı katliamlar, yüce dinimiz İslam adına işlenmeyecek kadar vahşicedir.
İstanbul’u fetheden ulu komutan Fatih Sultan Mehmet’in kendisine korkulu gözlerle bakan gayrimüslim vatandaşlara yönelik takındığı net tavrı çoğunuz bilirsiniz.
İstanbul’un fethinden sonra Fatih’in gayrimüslimlere yönelik uygulamalarının insanlık tarihine altın harflerle yazılması gerekir. Fetihten sonra, 2 Haziran 1453′te, Zağanos Paşa kuvvetleri Galata’ya girerek kara surlarını yıkmıştı. Galatalılar, Fatih Sultan Mehmet’e bağlılıklarını bildirince, genç hükümdar da onlara bir ahitname verdi.
Fatih bu uygulamasıyla, Hz. Muhammed’in gayrimüslimlere verdiği ahitname ve emannâme geleneğini sürdürerek bölge halkının hukukunu; dinî, dünyevî ve sosyal hayatını devletin yazılı garantisi altına almıştır. İslam’ın öngördüğü din ve vicdan hürriyeti ilkelerine dayanarak hazırlanan bu ahitnamenin benzer örnekleri Türk-İslam tarihinde ve Osmanlı uygulamasında mevcuttur.
“Ben, Sultan Murad Han oğlu yüce padişah ve büyük hükümdar Sultan Mehmet Han’ım… Yeri ve gökyüzünü yaratan, her canlıyı doyurup besleyen Allah’a ve Hz. Peygamber’in temiz ve aydınlık ruhuna, Kur’an-ı Kerîm’e, geçmiş yüz yirmi dört bin peygambere, dedem ve babamın ruhuna, kendi başıma, oğullarımın başlarına ve kuşandığım kılıca yemin ederim:
Galata halkı ve şehrin önde gelenleri devletime dostluklarının simgesi olarak babaları Pravizin ve Markiz de Franko ve tercümanları Nikoroz Babuho’yu kalenin anahtarları ile göndererek benim vatandaşım olmayı kabul ettiklerini bildirip itaat ve bağlılıklarını sunmuşlardır.
Onların bu iyi niyetleri karşısında ben de;
Kendi inanç, gelenek ve göreneklerinin gereği olarak şimdiye kadar nasıl davranıyorlarsa yine aynı şekilde hareket etmelerini kabul ettim. Askerlerimle üzerlerine gidip kalelerini yıkarak harap etmeyeyim.

Buyurdum ki,
Kendi canları, servetleri, kazançları, malları, depoları, bağları, değirmenleri, gemileri, sandalları ve bütün eşyaları; kadınları, çocukları, köle ve cariyeleri yine kendilerinin olsun! Bu sayılanların hiçbirine müdahil olmayayım, kendilerine bu yönde herhangi bir baskı yapmayayım, rahatsız etmeyeyim!
Onlar da çift ve çubuklarıyla meşgul olsunlar, diğer yerlerde yaşayan vatandaşlarım gibi karada ve denizde serbestçe gezip dolaşsınlar, kimse kendilerini engelleyip rahatsız etmesin!
Kendileri her türlü baskı ve aşırı talepten muaf ve emniyette olsunlar! Ben ancak onlardan yasal vergi talep edeyim, onlar da bunu diğer vatandaşlarımız gibi her yıl ödesinler!
İtaatleri, emekleri ve ödedikleri verginin karşılığı olarak ben de diğer şehirlerimizdeki vatandaşlarımız gibi onları daima gözetip koruyayım!
Kiliselerini alıp mescide çevirmeyeyim! Ancak onlar da yeni kilise yapmasınlar!
Ceneviz tüccarları da denizden ve karadan ticaretlerine devam etsinler! Gümrük vergilerini daha önce olduğu gibi ödesinler! Kendilerine hiç kimse engel olmasın!

Buyurdum ki,
Galatalılar’ın evlerine doğancı veya askerlerimizden kimse yerleşmesin!

Buyurdum ki,
Yeniçeri yapmak üzere bunların çocuklarından almayayım! Hiçbir Hristiyan kendi isteği dışında Müslüman olmaya zorlanmasın! Kendi aralarında istedikleri kişiyi seçerek kethüda tayin etsinler ve işlerini o takip etsin!
Galata halkı ve tüccarları angaryadan muaf olsunlar!
Bunu böyle bilip sözüme güvensinler!”
Bu belge 30 Mayıs-8 Haziran 1453 tarihinde İstanbul’da yazıldı.
İşte İslam’ın engin hoşgörüsü ve işte karşılığında batı dünyasının İslam âlemine bugün yaşattıkları…
 
Bu yazı toplam 48 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.