1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Yeryüzündeki İlk Bina: Kâbe
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeryüzündeki İlk Bina: Kâbe

A+A-

Mekke’de bulunan Kâbe, Müslümanların ibadetleri sırasındaki yöneldikleri yerdir. Siyahlığını Sina, Cudi, Hira ve Zeytinlik gibi çevresinde bulunan dağlardan getirilen bazalt taşlarından almıştır. Yine aynı renge sahip örtüsü ise her yıl hac mevsiminde değiştirilmekle birlikte 679 kilodur ve üzerinde hac ayetleri yazan bu örtüde 120 kilo altın, 100 kilo da gümüş itina ile kullanılmıştır.

            Buraya yeryüzündeki ilk bina denmesinin sebebi; rivayete göre Hz. Adem yeryüzüne indiğinde cennetteki gibi ibadet edecek bir ışık arar. Bunun üzerine melekler yeryüzüne bir beyt (oda) (veyahut bir sütun) indirir. Hz. Adem onun çevresinde tavaf eden ilk kişi olur. Bu sütun Hz. Şit peygamber zamanında kaybolsa da yerinde bir taş kalır. Bunun üzerine Hz. Şit, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacer-ül Esved diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır. Tufan’dan, Hz. İbrahim’in zamanına kadar yeri de belirsiz kaldı. Sadece Kâbe’nin bulun­duğu alan biliniyordu. Bu yer de kırmızı top­raklı ve sel sularının ulaşamayacağı kadar tümsek bir tepe durumundaydı. Yeri kesin olarak belli olmamakla birlikte, insanlar tara­fından Kâbe’nin yerinin bu bölgede olduğu biliniyordu ve tıpkı bugün olduğu gibi o zaman da yeryüzünün çeşitli yerlerinden insanlar Kâbe’nin bulunduğu bölgeye gelip dua ve ibadet ederlerdi. Bu durum Hz. İbrahim’in Allah tarafından Kâbe’nin yeniden inşa edilmesiyle görevlendirildiği zamana kadar sürer.

            Kâbe’nin Hz. İbrahim tarafından inşası sırasında birtakım esrarengiz olaylar oldu. Mesela Hz. İbra­him, Kâbe’yi inşa etmek için Mekke’ye geldi­ğinde, yanında bir melek ve ‘Sekine’ adı verilen bir “şey” vardı. Hz. İbrahim, bugünkü Kâbe’nin bulunduğu yere gelince Sekine, ona, “Burada dur!” dedi. Kâbe’nin yeri bu şekilde belirlendikten sonra Sekine, içinde baş şekli bulunan bir bulut biçi­minde yere indi. Bulut ona Kâbe’nin inşa edi­leceği yer üzerinde görünerek şöyle dedi: “Ey İbrahim! Rabbin sana bu bulutun altında ve onun ölçüsünde bir temel kazmanı emrediyor.” Bunun üzerine Hz. İbrahim oğlu İsmail ile beraber Kâbe’nin yerini kazar. Hz. Şit tarafından yapılan binanın temellerini bulur ve o temellerin üzerine bugün mevcut olan Kâbe’yi inşa eder.

            Mekke’nin fethinden sonra ise Hz. Muhammed ve Hz. Ali en büyükleri Lat, Menat ve Uzza olmak üzere Kâbe’nin içinde yer alan birçok putu kırdı. Hz. Ali’den şöyle rivayet edilmiştir: “Resulüllah beni putları kırmak üzere götürdü. Bana “otur” dedi. Kâbe’nin yanına çömeldim. Sonra Resulüllah omuzlarıma çıktı ve “ayağa kalk” dedi. O’nu yukarıya doğru kaldırdım. Benim altında zayıf olduğumu fark edince “otur” dedi. Oturdum ve omuzlarımdan aşağı indi. Sonra “Ey Ali! Omuzlarıma çık” dedi. Hz. Peygamberin omuzlarına çıktım. Beni yukarı doğru kaldırdı. O anda istesem göğe ulaşabilirim diye düşündüm. Kâbe’nin damına çıktım. Bakırdan yapılmış ve demir kazıklarla yapılmış en büyük put Kâbe’nin üzerindeydi. Bana “Onu yerinden sök” dedi. Ben putu yerinden sökmek için uğraşırken Hz. Peygamber “iyi iyi” diyerek teşvik ediyordu. Nihayet putu yerinden söktüm. Bana “Onu parçala” dedi. Bende putu kırıp parçaladım, sonra aşağı indim”.

 

Bu yazı toplam 454 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar