1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. YIKIMI ELİMİZLE HAZIRLIYORUZ
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

YIKIMI ELİMİZLE HAZIRLIYORUZ

A+A-

Dikkatinizi çekmiştir. Son günlerde haberlerde bol miktarda toprak kayması, sel baskınları, depremler vb. tabiat hareketlenmeleri dikkat çekiyor. Üzerinde ciddi düşünmek ve gelişmeleri ciddiyetle takip etmek lazım. Modernleşme ve çağdaşlaşma yaygaralarıyla her anımızın kuşatıldığı günümüzde tabiat olaylarında ki patlamaların ana sebebine ciddiyetle eğilmek ve üzerinde düşünmek lazım.

Çocukluğumda hatırlıyorum. Bu denli sel baskınları, depremler ve diğer tabiat olayları sıkça yaşanmıyordu. Oldukça nadir olan tabiat olaylarıydı. Günümüzde an geçmiyor ki bu tür haberleri duymayalım. Açtığımız her haber bülteninde mutlaka tabiat menşeli bir gelişme ve yıkım duymamaya neredeyse imkân yok.

Bu noktada düşünmemiz gerekiyor. Şehirleşme uğruna nefes alacak toprak bırakılmadı. İnsanımız toprağa yabancılaştırıldı. Fertler, günümüz teknolojisinin baş aktörleri telefon, bilgisayar oyun ve kurmacalarıyla yabancılaştırıldı.

Son gelişmelerle alakalı birkaç haber paylaşarak anlatmak istediğimin net ortaya çıkmasını istiyorum.

Örnekler sadece bilgi amaçlı olup, tüm Türkiye için aynı sorun söz konusudur.

Trabzon'un bir ilçesi heyelan tehdidi ile karşı karşıya kalmış, zemininde ki kayma sebebiyle 15 dekarlık alanda 7 bina boşaltılmıştı. Risk arz eden diğer binalarında tespiti yapılarak yıkımına başlanmış, 2 bina inşaatı ise durdurulmuştu. Ortalama 200 civarında kişinin tahliye edildiği heyelanlı bölgede, ilgili belediye tarafından ’Fore kazıklı’ önlem alınması için çalışma başlatılmıştı.

Heyelan oluşumları hakkında teknik bilgi verecek uzman biri değilim. Edindiğim bilgiye göre heyelan ve birçok felaketin oluşumunda baş aktör düzensiz yapılaşmadır. Rant uğruna boşaltılan alanlarda aynı durumun göze çarptığını görmek mümkün. Örneği, bir kurumu itham etmek amacıyla vermedim. Aynı sorun Türkiye’nin birçok noktasında mevcuttur. O halde nefeslenme alanlarının bu derece hunharca katledilmesinin sonunda görünen felakete niçin koşar adım gidiyoruz.

İstanbul’da dere yataklarında ki yapılaşmanın sonunun getirdiği felaketler ortadadır. Adına sel baskını bile diyemeyeceğimiz küçük çaplı yağmurlarda dahi koca şehirde hayat duruyor. İnsanların dere yataklarına yaptıkları evler sular altında kalıyor. Bu gerçek bu kadar net ortada dururken hala ısrar etmenin anlamı nedir?

Dere yataklarının kullanılmasının olası yoğun bir su akımına karşı ciddi tehdit oluşturduğu noktasında uyarıya gerek kalmıyor. Artık bu acı gerçekle yüzleşiyoruz. Yağmurun bereket olduğu, kuruyan topraklara can olduğu bir gerçek iken bu birileri için korku kaynağı oluyorsa, yani yağmur yağmasından endişe duyuyorsa, şehircilik uzmanı olarak adlandırdığımız şahısların hava cıva olduğu ortaya çıkmıyor mu?

Dere yataklarında boş buldukları alanları gözü kara kapatıp bina yapan, gecekondu yapan, oto tamir siteleri yapan onca insanın düştükleri hatanın bertaraf edilmesi için devletin gücünü kullanmak suretiyle derhal bu yapıların yıkılması ve en makul şekilde dere ıslah çalışmaları yapılması gerekmez miydi?

Bugün ağlamaya kimsenin hakkı yok. Düşülen bu hatanın ceremesi çekilmeye devam edilecek. Çok sayıda insan ve aile mağdur olmaya devam edecek. Aç gözlülüğün ceremesi fazlasıyla çekilecek. Birileri ağlamaya, sızlamaya birileri de demeç vermeye devam edecek.

Bu saçmalığa dur demenin zamanı gelmiştir. İster beş katlı ister 10 katlı olsun dere yataklarına inşa edilen tüm yapılar en kısa sürede istimlak edilerek yıkılmalı, dere ıslah çalışmaları başlatılmalıdır.

Bu bölgelerde ki kilit noktalara gözetleme görevlileri konuşlandırılmalı, çivi çakmaya kalkışan her kim olursa olsun durdurulmalıdır.

Bununla bitse iyi gene. Kullanacak arazi bulamayan yetkililer şimdi de denizi doldurarak alan açma çabasına giriştiler. Hatırladığım kadarıyla geçtiğimiz yıl İstanbul’da denize toprak doldurularak yeni alanlar açılmaktaydı.

Son günlerde kulağa çarpan haberlerde dikkate mucip buna dair yığınla haber işitiyoruz.

Bu nasıl bir saçmalıktır?

Mevcut teknolojik imkânları böylesi manasız açılımlarda kullanmanın getirdiği sıkıntıyı görmekteyiz.

Örnekleri daha da artırmak mümkün.

Doğru olan neyse onu yapmalıyız.

Sonunda acı gerçeğin farkına varan cumhurbaşkanımızda konuyla alakalı demeç vermek zorunda kaldı. Cumhurbaşkanı, "Fetih bu şehrin fiziksel olarak ele geçirilmesi değil. Asıl Fetih bugün yaptığımız eserlerle bu şehre damgayı vurmaktır. Ayağa kaldırdığımız her eserle İstanbul'u yeniden fethediyoruz. Şehirlerimiz gecekonduların, zevksiz binaların istilasına uğradı. Valilerimizden, belediye başkanlarımızdan rica ediyorum, lütfen, dikey yapılaşmaya müsaade etmeyin" demişti.

Yetmez.

Buna göz yuman, bundan rant elde eden kesimlerin tespit edilerek cezalandırılması ve bu anlamsız yapılaşmaya bir dur denmelidir. Yoksa bu açgözlü gidişat sürecinde kimsenin cumhurbaşkanını dahi ciddiye alacağını düşünmüyorum.

Bu yazı toplam 728 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.