1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Yıldırım Ve Fatih Sulta Mehmet Hanımız
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Yıldırım Ve Fatih Sulta Mehmet Hanımız

A+A-
Bu günde bu iki padişahımızın eserlerinden bahsedelim. Zira eserleri kişilerin ulviliğini veya kişiliğini anlatır.
ANADOLU HİSARI; İstanbul‘un fethi için büyük çaba harcamış Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezit tarafından inşa edilen, Boğazın Anadolu yakasında, bulunduğu bölgeye adını veren bir hisardır. Kurulduğu alan Rumeli Hisarı’nın yaklaşık dörtte biri büyüklüğündedir. Bu alan İstanbul Boğazı’nın hakim bir noktasında bulunmaktadır. Padişahın İstanbul kuşatması sırasında askeri taktik amacıyla hazırladığı bu hisar kuşatmada kuzey yönünden gelecek tehlikeleri bertaraf etmiştir.
Anadolu Hisarı ve Rumeli Hisarı isimli iki kalenin de inşa amacı aynıdır. Anadolu Hisarı‘nın yapılış tarihi Rumeli Hisarı’ndan 57 yıl önceye dayanır. İnşa tarihi tarihçiler tarafından 1395 olarak belirlenmiştir.

Anadolu Hisarı Göksu Deresi’nin denize döküldüğü noktanın çok yakınında inşa edilmiştir. Tarihsel bir stratejinin ürünü olarak yapılmış bu yer seçimi bu gün doğal bir güzelliğin ortasında tarihi bir mekana kavuşmayı mümkün kılmıştır.

RUMELİ HİSARI: Fâtih Sultan Mehmed Han’ın Boğaz’ın Avrupa yakasına yaptırdığı hisar. İstanbul’un fethi için alınan stratejik tedbirlerden biri olarak yapılan bu hisar bulunduğu yere izâfeten Rumeli hisarı ismiyle tanınmıştır.
İstanbul’u fethetmeye karar veren genç Osmanlı sultânı Mehmed Han, kuşatmadan önce bâzı tedbirler aldı. İstanbul boğazına hâkim olup, geçen gemiler kontrol altına alınmadıkça fetih çok güçtü. Bunun için Boğaz’ı kontrol altına alacak bir kale yaptırmak îcâb ediyordu. 1451 yazı sonunda Karaman seferinden dönen sultan Mehmed Han, Anadolu Hisarı bölgesinden karşıya geçerken, Boğaziçi’nin durumunu çok dikkatli incelemişti.
O zamanki topların menzillerinin kifayetsizliği Karadeniz’den gelen gemileri kontrol altına almaya yetmiyordu. Bu sebepten İstanbul fethine hazırlanmak ve Boğaz’a hâkim olmak düşüncesi ile Rumeli hisarının plânları bizzat sultan Mehmed Han tarafından yapıldı. Hisarın yapılmasında, geçişi karşılıklı top ateşi ile önlemek ve akıntılar sebebiyle gemilerin hisarın yapılacağı kıyıya yaklaşmak zorunda kalması dikkate alınmıştır.
Hisarın projesi, yapılacak surların, burçların, kapıların yerlerini, aralık ve mesafelerini bizzat sultan Mehmed Han’ın tesbit ettiği hususlar dikkate alınarak mîmâr Muslihiddîn Ağa tarafından çizilmişti. 15 Nisan 1452 günü temel atılarak kalenin yapımına büyük hız verildi. Bizzat Sultan’ın, vezirlerin, paşaların, amele gibi çalıştığı inşâat, mükemmel bir plânlama ve sorumluluk dağıtımı ile devam ediyordu. İş bölümü ve çalışanların vazifeleri bizzat sultan Mehmed Han tarafından tâyin ediliyordu.
Adalet işlerini ön plâna aldıran sultan Mehmed Han, işçi gruplarını bulundukları muhitin kâdıları ile birlikte getirmişti.
Kalenin ilk komutanı; emrine dört yüz asker verilip, Garnizon kumandanı olarak bırakılan Firûz Ağa’dır. Bundan sonra, Boğaz’dan geçecek bütün gemiler muayyen bir vergi ödeyeceklerdi. Emre itaat etmeyenler batırılacaktı. Boğazın en dar yerinde (660 m.) karşılıklı iki kaleden açılacak atışla izinsiz hiç bir şey geçemeyecekti. İlk defa aynı sene Kasım ayı içinde Karadeniz’den gelen iki Venedik gemisi izinsiz geçmek istedi. Derhâl ateş açıldı. Arkasından Antonio Rizo’nun kaptanı olduğu gemi batırıldı. Böylece dünyânın en stratejik boğazının iki yanına hâkim olan Osmanlılar, İstanbul fethinin ilk adımını atmış oldular.
Fâtih Kanunnâmesine göre, yatsı namazından sonra, sabah namazından önce nevbet vurmak gerekliydi. Cuma ve bayram günleri bayrak çekilmesi ve pâdişâhlar hisar önünden geçerken top atışı ile selâmlanması yine aynı kânunda belirtilmişti. On yedinci yüz yıldan, îtibâren hisarın çevresinde kurulan mahalleler ile bir semt meydana geldi.
Rumeli Hisarı savaş gayesiyle dört ayda inşa edilen büyük bir eserdir. Tarihçilere göre hisar inşasında dönemin padişahı Fatih Sultan Mehmet bizzat koordinatör olarak çalışmıştır. Bu yanıyla da zamanının ruhunu anlatan bir şaheser olma özelliğindedir.
Fâtih Devri Mimârisi (E.H. Ayverdi, İstanbul-1953 (devam edecek)
 
Bu yazı toplam 68 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.