1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. YİNE GEÇ KALIYORUZ
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

YİNE GEÇ KALIYORUZ

A+A-

Türkiye'mizde kahir ekseriyeti oluşturan muhafazakar, milliyetçi kesim,  bu güne kadar, toplumu etkileyen, kamuoyunu yönlendiren gelişmelerde hep bir adım geriden geldiler. Birçok alanda olduğu gibi iletişim- basın yayın konularında da her yeniliğe önce karşı çıkan bu grup(yani bizler) , sonra bunların etkisini görerek tedbir almaya çalışmış, lakin karşı taraf atı alp Üsküdar'ı geçtiği için de pek başarılı olamamıştır.

Fazla gerilere gitmeye gerek yok. Basın yayın alanında ilk önemli araçlar gazete ve dergilerdi. Ülkemizde ilk çıkan etkili gazete ve dergiler hangi görüş tarafından çıkarıldığına bakarsanız dediğimi anlarsınız. Dindar, milliyetçi, muhafazakar kesim bu gelişmeye önce bigâne kalmış, lakin gelişmelerin kendi aleyhinde olduğunu görünce  bu alana girmeye karar vermiş, ama iş işten geçtikten sonra. Sinema ve tiyatroda da aynı senaryo tekrarlandı bu ülke de. Yıllarca bu milletin evlatları, inanç ve düşünceleri müstağrip ve karmaşık insanların yaptığı filmleri ve tiyatroları seyretmek zorunda kaldı. Bu alanlara da bizim taraftan çok geç olarak  birkaç kişi ve şirket girmişse de başarılı olamadılar. Radyo ve Televizyon yayıncılığında geç kalmanın bedelini ödedi bu milletin çocukları.

Ak Parti iktidarı döneminde yazılı ve görsel basının önemli bir bölümü Dindar ve muhafazakar ve milliyetçi insanların eline geçti. Lakin yine geç kalındı çünkü artık tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’miz de de iletişim araçları değişti. İletişim artık radyo ve tv. Ler değil artık.  Ya? Sanal âlemde.   Gazete, radyo, sinema, tiyatro, televizyon… da olduğu gibi bu alanda da yine geç kalmış görünüyoruz. Gençlerin büyük çoğunluğu gazete okumuyor, radyo dinlemiyor, tv seyretmiyor. Varsa yoksa twitter, facebook, ingsantram, vhatsapp , youtube… Kamuoyu bunlarla yönlendiriliyor, iletişim buralardan kuruluyor. . Trump, Putin, Erdoğan, Merkel, işçi memur, öğrenci  akademisyene, dede  torun ..Hasılı toplumun  büyük bir kesimi bir çok işi ile birlikte haberleşmeyi ve iletişimi telefonla yapıyor artık.

Bu gerçeğin yanına şu hakikati de ekleyelim: Kontrolsüz ve kanunsuz bu âlemde, yalan, iftira, gıybet, saptırma… Almış başını gidiyor. Bu mevzuda bizim kesimin,  gazeteye, radyoya, televizyona, sinemaya karşı yaptığı “direnerek bir şeyler elde etme”  yani savunma pozisyonunun bir şey kazandırmayacağını bilmesi gerek.  Nasıl ki dün çocuklarımızı sinemadan, televizyondan ve bunların yıkıcı ve yakıcı zararlarından yasaklayarak koruyamadıysak,  bu gün de her şeyi (tv,  Gazete, sinema, bankacılık…) içine alan cep telefonundan neslimizi yasaklayarak korumamız mümkün değildir. O zaman yapılacak olan ne?  Hepimizin büyük küçük demeden Kontrollü, planlı, bilinçli bir şekilde bu alana girmesidir.  Gençlerimizi yalan, yanlış, iftira ve gerçek dışı haber ve yorumlardan ancak böyle koruyabiliriz.  Mazide yaptığımız ve bedelini ağır bir şekilde ödediğimiz  “geç kalınmışlığı” tekrarlamamalıyız. (şu anda maalesef bu durumdayız)  Unutmayalım ki bundan sonra  ne cep telefonları yasaklanacak, ne bu iletişim ağları kapanacak.

Sosyal medyada bu gün dinimize, kültürümüze, devletimize,  mazimize düşman azınlık gruplar örgütlenerek hakikati, gerçeği, güzelliği adeta örtüyorlar. Sahte hesaplarla yalanı gerçek, doğruyu yanlış göstererek hakikati gizleyebiliyorlar.   İyiliği, güzelliği,  doğruluğu… Savunan insanlara karşı linç kampanyaları yaparak onları susturuyorlar. Bu “ ezik müstağriplere”  bu “köle ruhlu batıcılara” karşı hakikati, fıtratı  gerçeği  savunan bizler de örgütlenip,  bu gün için tebliğ en faal ve en fazla bir şekilde  bu alanda yapılabilir. İnşallah yine geç kalmamışızdır.

Bu yazı toplam 1457 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.