1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Yine sonbahar...
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Yine sonbahar...

A+A-
Her mevsimin kendine özgü güzellikleri var. Bu sonbahar güzel geçiyor. Sabahları serinlik, öğleye doğru “pastırma sıcakları” akşam saatlerinde yağmur. Dün Sonbahar hepimizi üşüttü diye düşünüyorum.
Yine Sonbahar geldi.
Yine “acı” dondurucu soğukların habercisi var.
Poyraz,
Karayel,
Fırtına,
Gök gürültüsü,
Şimşek çakmalar…
Sonbahar hüznün, ayrılıkların mevsimi.
Yaprak dökümü,
Hazan Mevsimi…
BEN bu sonbaharları sevmiyorum.
Kırlangıçlar gitti.
Bilmiyorum bir kez daha geldiklerini görümüyüm.
Boşu boşuna arıyorum ilkbaharda etrafta şakıyan kumruları, yaban güvercinlerini…
Bakıyorum ki, çok da bakımlı olmayan bahçemizdeki üzüm asmaları, ceviz ağaçları, nar çiçeği, yaban gülleri ve caddenin orta refüjünde, kaldırımlardaki ıhlamur ağacı boynunu bükmüş, sararan yapraklarına göz yaşı döküyor gibiler.
Hüzün ve soğuk rüzgârların şiddetiyle sallanıyorlar ve ayakta kalmak, savrulan bedenlerini, kopup giden yapraklarının arkasından sanki ağıtlar yakıyorlar…
Balkonumdaki yaz çiçekleri, kasımpatı, cam gülü, reyhan, papatya, horozibiği, rozet ha soldu, ha solacak. Boyunlarını bükmüşler yaşamlarının son günlerini geçiriyorlar.
Serçeler ilk kez üşüdüler sanırım dün gece...
Ben bu sonbaharları sevmiyorum .
Mahalledeki camilerin hoparlöründen sala seslerini hep en çok sonbaharlarda dinlemiştim.
Hep söylerler:
“ Vakti-saati yoktur ölümün.”
Gerçekten öyledir ama, sevdiklerimi hep sonbaharlarda kaybettim.
Anam,
Babam,
Dayım,
Yengem,
Amcam ve birçok sevdiğim dostlarım hep sonbaharda veda etti bana ve dünyaya…
Her sonbaharda iki çeşme, iki gözüm.
Okula başlayıp da ilk cetvel dayağını bir sonbaharda yemiştim, daha varan bir...
Onlar beni aramasa, anlamasa da çocuklarımdan ilk ayrılışım, Sonbahar, Kasım ayı…
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ulu Önder Atatürk Türk ulusundan 10 Kasımda, sonbaharda ayrıldı aramızdan…
Adımı ilk kez bir sonbaharda kulağıma bağırarak söylenmiştir rahmetli babam:
" Dursun, Dursun, Dursun!”
Ben durdum mu, durabildim mi bilmiyorum…
Emekledim, yürüdüm, koştum. Durdurmak isteyenler olabilir..
Belki dua edenlerde olur.
Dünya’ya gelişimle hedefime ulaştın mı derseniz, biraz evet, biraz hayır,
Hiçbir zaman dünya için, menfaat için koşmadım. Tuttuğumu kopardım.
Tatlıyı da, acıyı da tattım. En zor yaşam kesitlerimde umutsuzluğa düşmedim. Ağlamasını da bildim, gülmesini de.Ancak hangisi fazla bilemiyorum. Bir şeye ulaşamadım.
Ne mi diyorsunuz?
Hayır o da bende kalsın.
Babamın, anamın özlemle beklediği erkek bebek…
Yaşamam, hayat sürmem için, hayatta kalmak için doğum yaptıran ebemin oğlunun ismi:
“Dursun!”
Durdum mu, yürüdüm mü bilmiyorum ama, çok acı, çok ayrılık, çok sıkıntı çektiğim bir gerçek.
Yine sonbahar...
Her bir yaprak yere düştüğünde, bir koşu onu alıp dalına koymak gelir içimden.
Saati, günü, ayı durdurmak gelir içimden.
Bu günlerde en çok yaprakların yere düşüşüne canım sıkılır. Hüzün kaplar benliğimi. Ağlamak isterim ama, göz yaşlarım hüznümü büsbütün çoğaltır.
Bilmiyorum dallar mı sevdasız, yapraklar mı vefasızdır. Yoksa bizler, insanlar mı?
"Sonbahardır..."
İyi ya işte, sonbaharlar ayrılık zamanlarıdır.
Tanımlayamadığımız bir sızı kaplar içimizi... Duymadığımız bir hüzünlü şarkı çalıp durur kulaklarımızda...
Ben bu sonbaharları sevmiyorum. Yukarda belirttiğim gibi he mevsimin ayrı bir güzelliği var sizlerin sonbaharın güzellikleriyle yaşamanızı diliyorum…
 
Bu yazı toplam 81 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.