1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Yok Böyle Bir Senaryo
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Yok Böyle Bir Senaryo

A+A-

Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığı döneminde Yargıda, orduda, emniyette ve başka birçok devlet kurumunda oldukça güç kazanan bir grupla (feto) mücadeleye girişir. Çünkü o grup, kendisinde öyle bir güç vehmeder ki Başbakan Erdoğan’ı, hükümeti indirip yerine geçmeyi, böylece Türkiye’yi ve dolayısı ile İslam dünyasını, ardından Tüm Dünyayı hükmü altına alabileceğini tasavvur etmektedir. Onlardan kurtulmak isteyen Erdoğan harekete geçer (buraya kadar olan şeyler gerçeğe yakındır ) Bundan sonrası ise “senaryo”. Dünyada emsali görülmemiş, tarihte eşine rastlanmayan bu senaryonun özeti şöyle:

Erdoğan, Fetö’ye ve bağlılarını (bunların içinde yüzlerce general, amiral, emniyet müdürü, savcı, hâkim, gazeteci, bürokrat) ve (az da olsa) sol görünümlü Kemalist bazı darbecileri yönlendirir ve adeta onlara şöyle der: “siz göstermelik bir darbe yapın! Lakin bu girişim çok inandırıcı olsun. Meclisi, Özel Hareket Dairesi binasını, Külliyeyi, Emniyet Genel Müdürlüğünü, köprüleri, halkı… f-16 larla, helikopterlerle bombalayın. Tankları halkın üstüne sürün. Masum halkı, askerleri, polisleri öldürün. Genelkurmay başkanını ve bazı komutanları derdest edin, Genel Kurmayı, Akıncıları ele geçirin. TRT yi, bazı basın kuruluşlarını basıp bildiriler okutun. Yapılan işin gerçekçi ve inandırıcı olması için benim yakınlarım dâhil birçok masum insanı öldürün. TÜRKSAT’ı bombalayın. Bu arada Diyanet İşleri Başkanına bu hengâmede Tüm camilerden sala okutmasını söyledim ki halk galeyana gelsin, sokağa çıksın. Ak Partili, CHP’ li, MHP’ li vekiller de meclise gitsinler, orası bombalanırken darbecilere meydan okusunlar. PKK yöneticileri de kanlı katillerine "O gece askere kurşun atmayın!" diye emir versinler.

Ben ailemle Marmaris’te olacağım, kaldığım otele helikopterle onlarca özel kuvvet askeri ile gelin, orayı basın, polislerle çatışın, onlardan bazılarını öldürün, ama beni yakalamayın. Ben her şeyi (ölüm dâhil) göze almış pozlarında başta CNN TÜRK olmak üzere değişik kanallardan, halkı sokaklara davet edeyim, sonra uçakla İstanbul’a geleyim. Sokağa çıkan halk, cuntaya karşı duran vatansever asker ve polisler, darbeyi (kontrollü!!!) engellesin. Sizlerden bazı zayiatlar elbette olacak. Varsın olsun. Ben, kalanlarınızı yakalatır, yargılatır, müebbet yersiniz! Orada ölene kadar sürünür, yapayalnız sefil bir şekilde ölürsünüz…”

Halka da şöyle bir rol biçti! Erdoğan:” Ey halkım! Ben, fetöcülerden kurtulmak için göstermelik bir darbe yaptıracağım. Gece erken başlayacak bu darbeye karşı sizlerde meydanlara çıkın. Tanklara, uçaklara karşı durun yaralanın ve gerekirse ölün!”

ABD ye, Avrupa’ya da: “Sizlerde bu darbeye ya sessiz kalın ya da destek verir gibi yapın!. Öyle yapın ki halk benim yanımda olsun. Sayın FLYNN (Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı) siz de o gece darbecilere destek veren bir konuşma yapın" dedi.

Bahçeliye ise, " Sayın Bahçeli! Sen darbeye başından itibaren karşı çık. Çünkü sonra birlikte güzel işler yapacağız."

gelince, Reis, O’na dedi ki ;”Sayın Kılıçdaroğlu! Haberin olsun, ben Fetöcülerden kurtulmak için onlara 15 Temmuzda kontrollü bir darbe yaptıracağım. O gece sen sakın kahramanlık yapıp ta tankın üstüne falan çıkma. “Darbeye karşıyız, seçilmiş hükümetin yanındayız” falan deme. Atatürk hava limanından sessizce çık, ilçe başkanının evinde bekle. “Gelişmeleri takip ediyoruz” de. Her şey sükûna erince de, “ tüm darbelere karşıyız, halkın yanındayız” de. Sonra Ağustosta yeni kapıda yapacağımız büyük mitinge katıl, darbelere ve FETÖ ye karşı olduğunu dile getir. Daha sonra Mağduriyetlerden bahset. Daha sonra başkanlık için gideceğimiz referandumda meydanlarda sakın 15 Temmuzdan, fetö den bahsetme. Hep “tek adamlıktan, “hep “rejim değişiyor” dan,” bahset. Ve sıklıkla ; “ 15 Temmuz kontrollü bir darbeydi” de.

15 Temmuza “Kontrollü darbe” diyen bir kişi bu senaryoya inanmış demektir. Bu saçma ve ihanet kokan iddiayı dile getiren kişi (kim olursa olsun) şehitlerin kanına ihanet etmiş, gazilerin acılarına sırt dönmüş demektir. Sayın Kılıçdaroğlu böyle (kontrollü) derken daha önce söylediklerini ve yaptıklarını unutmuş oluyor. Kim bu hayali senaryoya inanırsa, “Kainat imamını”, “ Dünyanın Seçilmiş Salih kulunu” Ve ona bağlı yüzlerce generali, binlerce asker, hâkim, savcı, ve polisi, ahmak ve salak yerine koymuş oluyor. Kim böyle derse, Sayın Erdoğan’ın, ABD başta olmak üzere koca koca Avrupa ülkelerini, İsraili ve onların istihbarat kuruluşlarını, dünyanın en büyük basın yayın kurumlarını, CHP ve onun liderini… Hâsılı tüm dünyayı parmağında oynattığını kabul etmiş oluyor.

Tabi ki böyle bir şey yok. Velev ki var. O zaman tüm dünya liderleri başta olmak üzere, Sayın Kılıçdaroğlu gidip Sayın Erdoğan’ın elini öpüp, önünde diz çökmeliler! O’na biat edip ,”çok büyüksün Reis! İnanılmaz zeki, inanılmaz güçlüsün. Eşsiz bir deha, rakibi olmayan bir siyasi ve askeri takdisyensin. Sen sadece Türkiye’yi değil Dünyayı da yönetmelisin. Sen cihan padişahı, kâinat sultanısın…” demeliler. Çünkü böyle bir güç!, böyle bir deha!, böyle bir cesaret!, böyle bir askeri ve siyaset takdisyeni! Ne tarihte vardır ne de bu gün mevcuttur.

Bu yazı toplam 302 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.