1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Yok Saymak mı?
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Yok Saymak mı?

A+A-
Yok saymak çare midir?
Çare midir, değil midir? Diye soruyorsun, değil mi?
Son günlerde yok sayılmayacak olaylar olmaktadır. Şahsen bu olayları ben tasvip falan etmiyorum.
Ancak, bu olayları ne kadar görmezlikten gelirsek gelelim yok saydıklarımız tarafından yapılıyor. Sonrasında maksadını da aşıyorlar.
Kitlenin içine her türlü zararlı örgüt mensubu kişiler, ajanlar falanlar filanlar karışıyor. Dünya nezdinde imajımız sarsılıyor.
Ötekileştirildik duygusuyla karşı atağa geçiveriyorlar. Toplum istemeden kendini olayların içinde buluyor.
Ayrıştırılmış yahut ötekileştirilmiş olma duygusu oluşuyor mu?
Siyasette, sporda, bilimsel çalışmalarda, milli reflekslerde ve hatta mahallede bu tip durumlara çok sık rastlanır.
Ayrımlaşma toplumsal tekâmülün gayet tabi bir durumu olmakla beraber gayri tabi bir durumun hal almasındaki neden ise ötekine yaşam hakkı tanımamaya çalışması ya da ötekinin hak sınırlarını ihlal etmesiyle başlar.
Çabalar ya da önlemler arttıkça ötekide tepkisiz kalmamaya başlar ve karşılık verir. Ben/biz merkeziyetçilik maksimize edilmeye başlanmıştır artık.
Eylem, miting, protestolar artar; kurumlar, statüler tavır alır. Efsaneler ya da mitler sorgulanır ama yerine mutlaka yenileri gelir.
Bu ötekileştirme mayası tutmuş olur ve toplum artık kullanılmaya tam anlamıyla hazır hale gelir.
Onu içindir ki, ötekileştirirken ve ötekileştirmenin sonucunu düşünmek gerekir.
Yukarda ifade ettiğim üzere toplum nezdinde onarılmaz sarsıntılar yapacaktır.
Bu sarsıntılarla çıkmaza da girilebilir.
Hangi görevde olursak olalım hiç bireyi yok sayamayız.
Eğer yok sayarsak yarın hep birlikte yok olmayı göze almalıyız.
Her saniyemizin Cenabı Allah’ın kontrolünde olduğunu düşünürsek, ötekileştirmek insan yaratılış gayesine aykırı olduğunu görürüz.
Yaradılış gayesinin dışına çıkanların olumlu yani hayırlı beklenti içersinde olması düşünülemez.
Hani ne derler ya: Dede yediği öde!
Günün dağdağasını bir kenara iteleyip, can kulağıyla birbirine küsen iki dağı dinlemeye oturdum. Sizi bilmem ama bunu kendime dert edindim.
Dinleyerek kimi sorunların çözüleceği aşılanmış beynimize bir kere. Onun için her zaman iyi bir dinleyici olmaya çalıştım. Dinleme işi de bir denemedir, ne de olsa. Deneme yanılma ile teknolojik gelişmelerin nereye geldiği ortada.
İbrahim Hakkı Marifetname’de şöyle der: “Bin mucizem olacağına, bir tane tecrübem olsun.”
Derken yazar elbette haklıdır.
Buradan sonuç itibari ile bütün insanımıza sahip çıkılmalıdır. Ancak öncelik hak eden hemen yanımızda bulunan insanlardan başlamak olacaktır.
Eğer böylesi bir tercih yapılmazsa can ciğer gördüklerin senin ihmalinin bedelini çok ağır ödetecektir.
Biz âcizane tecrübelerimizi aktarıyoruz.
Hiç kimseyi yok saymayın. Her kişi bir dünya olarak görmek durumundayız. Eğer kişileri kaybederseniz dünyaları kaybetmiş olursunuz.
Kaybetmek ne kadar kolay ise kazanmak o kadar zor olduğunu göreceksiniz.
Duyan duymayana söylesin sonra bedavadan dedikodu yapmak bir şey getirmeyecektir.
Hele hele yok saymanın kazancı hiç olmayacaktır.
 
Bu yazı toplam 46 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.