1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Yolu Mevlânâ’dan Geçen Bir Padişah: Kânûnî Sultan Süleymân
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Yolu Mevlânâ’dan Geçen Bir Padişah: Kânûnî Sultan Süleymân

A+A-

Rivayete göre; Kânûnî Sultan Süleymân Han 11 Haziran 1534'te Irakeyn seferine çıktığında 20 Temmuz’da Konya'ya geldi. Burada otağını kurup birkaç gün kaldı. Bu esnada Konya'da medfûn bulunan başta Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî olmak üzere velilerin kabirlerini ziyaret etti. Kânûnî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretlerinin türbesinin yanına dervişlerin namaz kılacakları, ariflerin dua edip yalvaracakları bir mescit yaptırdı. Ayrıca; Behâeddîn Sultan Veled hazretlerine ait eski ve yıkık bir medreseyi de tamir ettirip yeniledi. Bu sırada Çelebi Hüsrev Hazretleri de dâhil olmak üzere Mevlevî Şeyhlerinin sohbet meclislerinde bulunup dualarına kavuştu. Kânûnî Sultan Süleymân Han, evliyâ dualarının da bereketi ile gittiği seferi zaferle neticelendirdi. Bağdat'ı fethetti. Burada bulunan İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe Hazretlerinin ve diğer velilerin türbelerini tamir ettirdi. Dönüşte tekrar Konya'ya geldi. Mevlânâ Hazretlerinin türbedârı Osman Dede'nin sohbetlerinden bereketlenmek ve manen istifade etmek için onun birkaç sohbetinde bulundu. Bu sırada memleket meselelerinden bazı müşkillerini (zorluklarını) arz eden Süleymân Han, o hususlarda kendisini rahatlatacak cevaplar aldı. Sohbet esnasında kendisinde manevî coşkunluk hâlleri meydana geldi. Bunları evliyâyı sevmenin bir alâmeti bilen şanı yüce padişah bundan sonra şiirlerinde "Muhibbî" mahlasını kullanmaya başladı. Kânûnî Sultan Süleymân bu arada Çelebi Hüsrev Efendi ile de çok defa sohbet etti. Çelebi Hazretleri bu sohbetlerde padişaha Mesnevî'nin ince, derin ve akılları hayrette bırakan manalarından bahsetti. Kânûnî; işittiği, duyduğu bu gizli sırlardan öyle bir haz aldı ki apayrı bir âlemde yaşadı. Kendisini değişik hâller kapladı. Kânûnî bir ara Şeyh Hüsrev Hazretlerine bu hâllerini arz edip hikmetini sordu. Şeyh hazretleri: "Bu çeşit manevi tesir ve kalp aydınlığı başka meclislerde hâsıl olmaz. Ancak gönül sahiplerinin, Allahü Teâlâ’nın sevdiklerinin yüksek meclislerinde ele geçer." diye cevap verdi. Padişah buna hayret edince de: "Sultânım! Her şey, kendisine uygun olan şeye tesir eder. Yani söz ve kalıba ait olan şeyler, görünen his uzuvlarına tesir ettiği gibi, hâle ve kalbe ait şeyler de, görünmeyen duyguları, kalbi, aklı, ruhu aydınlatır." buyurdu. Bundan sonra padişaha devamlı hâl ve gönül sahiplerine yönelip onlarla beraber ve irtibat hâlinde olmayı tavsiye etti.

 

Bu yazı toplam 410 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar