Murat KARAKOYUNLU

Murat KARAKOYUNLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Yük

A+A-
Kritik bir süreci daha, sıkıntısız şekilde atlamış olan Ak Parti için bundan sonraki hedefin ne olduğu aşikâr. Ak Parti, emin adımlarla başkanlık rejiminin tesisine doğru yol alıyor. 
Gerginlik siyasetinin Erdoğan'ın saflarını sıklaştırdığı gerçeğini bir türlü farkında varamayan "istemezükçü" ve ön görüsüz muhalefetin, bu saatten sonra başkanlık rejimine ilişkin yürüyüşü engelleyebileceğini düşünmek, fazlasıyla iyimser bir yorumdur. Başkanlık rejimi diktatörlük getirir. Nasıl bir model önerildiğini bilmiyoruz gibi kahvehane muhabbetinin ötesine geçmeyen sığ yorumlar dışında muhalefetin yapabildiği hiç bir şey yok. 

Öyle ya, başkanlık sistemini isteyenler adına Erdoğan, kâğıt üzerinde olmasa da fiilen nasıl bir sistem değişikliğine gidileceğini defalarca deklare etmiş durumda. Buna karşın serzenişten öteye gidemeyen
muhalefetin bir öneri sunduğunu gören de yok.

Diyelim ki Erdoğan'ın yaptığı yanlış. Bir Cumhurbaşkanının bu kadar yürütmenin içinde olmasını doğru bulmuyorsunuz. İyi de o zaman, adama sormazlar mı? Yanlış dediğin şeyin, yasal boşluk, şu, bu her
neyse, bir şekilde olabildiğini görüyorsun. Erdoğan gibi güçlü her hangi bir lider de, sana göre yanlış olan bu tutumu yine gerçekleştirebilir. Yani Erdoğan'dan sonra gelecek bir başka Cumhurbaşkanı da
mevcut sistemle bile aynı şekilde davranabilir. O halde madem bu tutum yanlış. Peki, ne yapalım. Bu yanlışı nasıl düzeltelim?

Şu bir hakikat değerli okuyucu. En kötü çözüm bile, çözümsüzlükten iyidir. Ve Erdoğan'ın başkanlık rejimine ilişkin çözümü, piyasada konuşulabilecek tek çözüm olarak durmaktadır. Ak Parti,
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini karara bağlayan referandumdan sonra, ortaya çıkan fiili durumu düzeltebilmek için bir öneri sundu. Ve alternatif olarak ortaya konulan "adam gibi" bir başka
çözüm de yok. O halde bu çözüme sarılıp, üzerinde düzenlemeler yapmakta yarar var. 

Şu bilinmelidir ki: Bir seçmen olarak, başkanlık rejiminin bize kazandırdığı büyük bir hak var. Bu hak, kendi Cumhurbaşkanını/başkanını seçebilme hakkıdır. Diktatörlük gelecek, Erdoğan kendini korumaya
alıyor ve sair değerlendirmeler bugün için basit bir hikâyeden öteye geçmiyor maalesef. Zira parlamento çoğunluğuna ulaştıktan sonra bugün Erdoğan’ın yaptığını (muhalefete göre yanlış olanı) yarın
herhangi başka bir isim de rahatlıkla yapabilecekse; ortada zaten bir sakatlık var demektir. Yönetimde ikiliği bertaraf edecek ve halkın yöneticisini seçmesine imkan tanıyacak yeni durum bu anlamda
büyük bir avantajdır.

65. Binali Yıldırım hükümetinin en önemli sorumluluğu aslında bu soruda gizlidir.7 Haziran seçimlerinde ilk defa oy kullanan gençlerin siyasi parti tercihleri anımsandığında bu işin ne denli önemli olduğu
ortaya çıkacaktır.

Unutmayın, artık Cumhurbaşkanını ya da Başkanı halk seçecektir. 

Ve Türkiye’nin geleceğine yön verecek nesillerin yetiştirilmesi için atılan adımlar bunca yılın emeğine yön verecek kıymette olacaktır. 
Bu yazı toplam 158 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.