1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Yurdumuzda Asayiş Bertaraf!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Yurdumuzda Asayiş Bertaraf!

A+A-
Nasıl bir ülke olduk?
Önceleri istisna olan asayiş olayların hayatlarımızın her alanına, her anına girdi. İnsanlığa örnek olmada asırlardır en ileride koşmuş ana misyonun sahiplerinin geldiği noktaya bir bakar mısınız?
Hemen her gün kuyumcu soygunları, adi hırsızlık olayları, gasp, kapkaç olaylarıyla karşı karşıyayız. İşin vahimi artık bu tür asayiş olayları güpegündüz yapılabiliyor. Cezaların caydırıcı olmaması işin bir diğer boyutudur. Gelir dağılımında ki dengesizlik, lüks yaşama özendirme gibi etkenlerde bu işin tuzu biberi olmaktadır.
Konuya İslami açıdan bakmak her zaman en doğrusudur. Gelin bizde öyle yapalım:
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Müslüman elinden ve dilinden Müslümanların selamet buldukları kişidir. Mü’min ise insanların canları ve malları hususunda güvendikleri kişidir.”
Bugün hangi İslam ülkesinde kendimizi, Müslümanın elinden, dilinden, canından emniyette hissedebiliyoruz?
Peki, bizi bu noktaya getiren başlıca sebep nedir?
Elbette ki İslami hassasiyetlerimizi yitirmemizdir. Bu hassasiyeti yeniden kazanmadığımız sürece asli kimliğimizi bulmamız kolay olmayacak. Özellikle yeni neslin İslami şuuru edinmesi elzemdir.
Bilinmelidir ki Âlemlerin Rabbi olan Allah (cc), yarattığı kullarını kendi haline başıboş bırakıvermemiş; peygamberler göndermiş, kutsal kitaplar göndermiştir. En son da insanlığa peygamber olarak Peygamber Efendimiz (sav)’i, kitap olarak Kur’an-ı Kerim’i, din olarak da yüce dinimiz İslâm’ı göndermiştir. Artık İslam son dindir. Başka bir din gelmeyecektir. Onun için Allah katında makbul din, İslâm’dır.
“İnsanlara merhamet göstermeyen kimseye Allah da merhamet etmez.”
Peki! Bizi merhamet duygusundan soyutlayan bugünkü yapımız, sizleri hiç endişeye sevk etmiyor mu?
Basında yer alan ve hemen her gün benzerlerinin yaşandığı birkaç haberi müsaadenizle aktarayım: İstanbul, İzmir ve Adana’da şiddete uğrayan üç kadın, eşleri tarafından katledildi. Ankara’da bir polis iki kadını karakolun önünde güpegündüz vurarak öldürdü, meslektaşlarının vurduğu polis de hayatını kaybetti. Edirne’de Rus, Azeri ve Gürcü mafyası arasındaki çatışmada bir polis şehit oldu. İstanbul’da döviz bürosu sahibi eski bir milletvekiline yönelik silahlı gasp girişiminde eşi ve kızı öldürüldü. Banka ve kuyumcu soygunları artarken hırsızlık patladı.
Daha geçtiğimiz hafta şehrimizde de güpegündüz kuyumcu soymaya yönelik bir girişim olmadı mı? Mevlana şehri diye övündüğümüz Konya’mızda ne kadar emniyet içinde yaşıyoruz ki!
Efendiler, size Türkiye’den bahsediyorum. Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’de, 2009-2014 yılları arasında 2.000 civarında kadın cinayeti işlendi.
Yukarıda arz ettiğim Hadis-i Şerif’lerde ki ifadelerle bir kıyaslayın bakalım.
Müslümanlar olarak başkalarının ırzı, malı ve canı konusunda ne kadar hassasiyete sahibiz. Merhamet düzeyimiz nedir?
Alın size iki Hadis-i Şerif daha yazayım: “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona hıyanet etmez, yalan söylemez ve yardımı terk etmez. Her Müslüman’ın, diğer Müslüman’a ırzı, malı ve kanı haramdır. Takva buradadır. Bir kimseye şer olarak Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi yeter.” (Tirmizî, Birr, 18)
"Mümin kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme." (Tirmizî, Birr, 58)
Toplumsal bunalıma çözüm üretilmediği takdirde bu tür üzücü haberler almaya devam edeceğiz.
Çok değerli hocalarımızdan Prof. Dr. Cevat Akşit, kanunlarımızın AB'ye uygun hale getirilmesinin, geleneksel aile yapımızla tamamen çeliştiğini belirterek diyor ki, "Biz Avrupalı değiliz, İngiliz değiliz, Alman değiliz, Fransız değiliz. Onların kanunları kendilerine, bizim kanunlarımız ise bize. Din olarak İslam'ı seçmişiz ve İslam'ın değerlerini bu toplumun köklerinden alıp yok etmek mümkün değildir. Geleneksel aile yapımızdaki İslam etkilerini yok etmeye çalışırsanız, taşları yerinden oynatırsanız, hiç istemediğimiz aile faciaları, çocuk katliamları ortaya çıkar. Biz, İstiklal Mücadelesi vererek bu değerlere sahip olmuşuz" diyor. Akşit hoca, "İdam cezası Amerika'da da var. Hiç kimse orada bu cezayı kaldıralım diyor mu? Taşları yerinden oynatırsanız, kendimize ait değerlerin dışına taşarsanız, meydana gelebilecek toplumsal çöküntünün de altında kalırsınız" diyor.
Her zaman idam cezasının uygulanmasını savunan bir kardeşinizim. Çünkü bir toplumda hiçbir ferdin ya da grubun suç işleme özgürlüğü yoktur. Toplumsal olaylarda suçlu var ise mağdur veya mağdurlarda vardır. Örneğin bir cinayet düşünün. Katil birinin canına kastetmişse, yani birini veya birilerini hayattan kopardıysa kendisinin de yaşam hakkı elbette sorgulanmalıdır. Ağır tahrik ya da savunma amaçlı olması durumlarında karar ilgili mercie bırakılmalı ve hakka ve vicdana en uygun olanda karar kılınmalıdır. Eğer mağduriyet söz konusu ise, bir kişi suçsuz yere öldürülmüşse, hâkim karar alırken mağdurun yakınlarının düşüncesini almalı ve duruma göre kısas veya diyetle hükmetmelidir.
 
Bu yazı toplam 48 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.