Hüseyin ERYILMAZ

Hüseyin ERYILMAZ

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yusuf

A+A-

Yusuf 54. "Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim. Onunla konuşunca: Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin, dedi.

yusuf 55 te Yûsuf, beni ülkenin hazînelerine memûr et, şüphe yok ki ben onları iyi korurum ve ne yapacağımı bilirim dedi.

Yusuf 54. ayette ise yusuf as hakknda hükümdar, yusufu getirin onu kendime özel danışman yapacagım der.

gel de benim yerime kral ol demiyor Ve yine dikkat edilirse yusuf suresinde hz yusufun kraldan istedigi krallık ve başkanlık degil hazineden sorumlu bakanlık istemektedir. yusuf as da krala 'beni ulkenin hazinelerinin başına görevlendir çünkü ben bu görevi iyi yapar ve çok iyi korurum' buyurur (yusuf 55). Yusuf 56.ayette cenabu hak bunu rahmet olarak görüyor.

Yusuf 58 ayette kardeşleri mısıra geldikleri zaman yusuf onları tanıdı der. burdada kardeşleri 76. ayette de bugday almaya geldikleri zaman "yusuf ilk önce bünyamin degil de diger kardeşlerinin heybelerinden aramaya başladı" der. 78 ve 88 ayetlerinde ise kardeşleri yusuf as a "ey aziz" demektedirler "ey kral" dememektedir. Ve nitekim kendinden önceki kişiye de aziz denmekteydi, nitekim o aziz ölmüş, yusuf as, da hanımı zuleyhayı almıştır.

78. ayette Dediler ki: Ey Aziz!. Muhakkak onun çok yaşlı bir babası vardır. Onun yerine bizden birini al. Şüphesiz ki, biz seni iyilik edenlerden görüyoruz.

88 ayette. "Ne vakit ki, onun (yusuf (as)) huzuruna girdiler, dediler ki: Ey Aziz!, Bizi de, ailemizi de kıtlık kapladı ve bir değersiz sermaye ile gelmiş olduk. Artık bize ölçüyü tamamla, ve bize bağışta bulun, şüphe yok ki, Allah Teâlâ bağışta bulunanları mükâfata erdirir" buyurmaktadir.

buradaki ayetlerde melikin degil de hep yusuf as ile kardeşlerinin muhatap oldugu ve melikin emrinde maliye bakanı oldugu görülmektedir .


 

Yusuf as mın konumu hakkında daha iyi anlayabilmek için Yusuf Suresi 87,88,89,90 ayetlerini okumanızı öneririm. Bu ayetleri okuduktan sonra aklımıza takılan soruları sizlerle paylaşalım.
 

Birinci sorumuz: Bir kralın hükümetinde, yusuf(as), şimdiki tabirle maliye bakanı degil midir? öyle ise Yusuf (as) müşrikmi oldu.

Ikincisi: mümin suresinde ayet 28 de firavn hanedanından [ailesinden] imanını gizleyen bir mümin oldugunu Allah (cc) söylüyor. bu kişi hemde firavun hükümetinde büyük bir komutan bunu nereye koyacagız.

Uçüncüsü: kehf suresinde öldürülme korkusundan dolayı magaraya sıgınanlar icin, Kehf 13'te cenabu hak imanlı gençler di tabirini kullanıyor. Müşrik olan dekyanusun emrinin altında mümin oluyorlar da yüzde doksanı müslüman olan ülkeler acaba nasıl kafir oluyorlar??


 

Simdi şu yukarda geçen yusuf suresi ayetlerinden ve mümin suresi 28, kehf suresi 13 ayetinden iki şey anlıyoruz.

Birincisi yüzde doksanı müslüman ama başındaki devlet, cumhuriyet,krallık veya başka isim altında da olsa, o kimse kafir degil mümindir. Mesela bütün islam ülkeleri buna dahildir. Ikincisi: Mumin 28 ve Yusuf 55 e gore de bir kimse belli kademelerde de görev alabilir. Yeterki o kişi müslümanlara faydalı olacagına inansın.

Cesitli tefsirlerde maide suresi 44 ayetini yalnızca benim tesbit edebildigim 11 tane tefsir sahibi, inkar olmadıgı müddetce kafir olmaz diye yorumlamışlardır. Bunlara taker teker bir bakalım. bakmak isteyenler, meallere degil tefsir bölümüne bakmalısınız.

Ibni Abbas'tan (r.a.) şöyle bir rivayette bulunur: "Kasden inkar ederek Allah'ın hükümleriyle hükmetmeyen kimseler kafirlerdir. Kabul ettiği halde onunla hükmetmezse zalim veya fasık olur." (Ibni kesir tefsiri1/61).

Kurtubi de diyorki "Heva ve hevesine uyup, isyan ederek Allah'ın hükmü dışında bir hüküm verirse bu bir haramdır. Ehli sünnet itikadına göre mağfiret umulur." (Kurtubi Tefsiri S-2187)

Bu ayetin tefsirinde Camiu'l Beyan isimli 30 ciltlik tefsirin müellifi İmam Cerir et-Taberi, ayette geçen "küfr"ün islamdan çıkma manasında değil, Allah'ın nimetini inkar, yani nankörlük manasında" olduğunu, ve bid'at ehli olan İbadiye grubunun bu ayeti, yönetimi elinde bulunduranların küfrüne delil gösterdiklerini izah eder ve ibni Abbas'tan (r.a.) şöyle bir rivayette bulunur: "Kasden inkar ederek Allah'ın hükümleriyle hükmetmeyen kimseler kafirlerdir. Kabul ettiği halde onunla hükmetmezse zalim veya fasık olur."

Nitekim, hemen bundan sonraki ayetlerde Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenlerin zalim ve fasıklar olduğuna dikkat çekilmektedir.Aynı rivayeti İbni Abbas'tan (r.a.) İmam Nesefi de nakletmektedir. İmam Fahrüddin Razi de 32 ciltlik Tefsir-i Kebir isimli eserinde bu ayetin tefsirini yapmakta, Haricilerin bu husustaki görüşlerinin yanlış olduğuna işaret ederek şöyle demektedir: "Bir kimse Allah'ın hükümleriyle hükmetmezse dahi, kalbiyle o hükümlerin doğruluğuna inanırsa kafir olmaz. Zira küfür, hak olan hükümleri kalbiyle inkar ve lisanıyla reddetmektir . Fasık, kalbiyle tasdik ettiği için mü'mindir. İmanla beraber Allah'ın hükümlerinin aksi ile hüküm vermek diğer günahlar kabilindendir. En doğru olan görüş budur." et-Tefsirü'l-Kebir, 12:6

Kadı Beyzavi ise Allah'ın hükümlerini inkar edip onlara hakaret edenlerin kafir olacaklarını açıklamaktadır. Tefsir-i Beydavi, 2:295

Osmanlı devletinin şeyhül islamlarından olan Ebu's-Suud Efendi, ayette geçen hükmetmemeyi inkar manasında almakta ve "Allah'ın hükümlerini hakir ve basit görerek inkar eden kimse, kim olursa olsun dinden çıkar" demektedir (Tefsir-i Ebu's-Suûd, 3:42).

Diğer çağdaş müfessirler de, ayette geçen "hükmetmeyenler" ifadesinin, "inkar edenler," yani "tasdik etmeyenler" manasına geldiğini söylemektedirler.

Konyalı Vehbi Efendi, "Eğer ayetten maksat bu olmasa Kur'an'ın hilafında birşey irtikap edenlerin (işleyenlerin) kafir olmaları lazım gelirdi. Halbuki, hak olduğuna imanla beraber hilafını irtikap küfür değildir ve olamaz" der. "Çünkü, bilumum günahlar Kur'an'ın hilafıdır. Günahtan hali (hiç günahı olmayan) bir fert tasavvur olunamaz. Eğer her günahı irtikap eden kafir olsa, alemde mü'min bulunmamak gerektir." (Hülasatü'l-Beyan,3:1231).

Vehbi Efendi, Ebu's-Suud Efendiye ve Fethul Beyan'a atıfta bulunarak, "Allah'ın inzal ettiği ahkamla [Allah'ın indirdiği hükümlerle] hükmetmemek" hususunda, "istihfaf veya istihlal veya inkar tarıklariyle [bu hükümleri küçük görmek yahut helal saymak veya inkar etmek suretiyle)hilafında hükmün (İlahi hükümlerin aksine hüküm vermenin) küfür olduğunu, ancak bu ahkamın (Allah'ın indirdiği hükümlerin) hak olduğunu tasdik ve ikrarla beraber hilafında hükmün küfür olmadığını belirtir.

Bu yazı toplam 369 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum