1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Yüzyılın Mimarları…
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Yüzyılın Mimarları…

A+A-

Bir zamanlar birileri vardı, dert sahibi, sızı sahibi. Hakk’a inanır, hakkı söyler, hak yoldan şaşmaz, Hakk’ın davasını güderlerdi. Bu uğurda her zorluğa katlanır, her türlü çileye bizzat talip olurlardı. Mahkeme salonları gül bahçesi, hapishane koridorları cennete giden yollardı, çile taşlarıyla, sabır taşlarıyla döşenen. “Canların Can’ı uğrunda can vermeyi cana minnet” bilirler, “ciğerlerinden kalemlerine kan çekerek” yazdıklarıyla, iman hakikatleriyle bir yüreği daha aydınlatabilmenin ümidi ile yaşarlardı. Genç dimağlara ilmik ilmik dokudukları, gergef misali işledikleri yorumsuz, abartısız, katıksız, bulaşıksız, asli kaynağından ve hüviyetinden sapmamış doğrular; bir neslin ruhlarına inanç ve kemâlât kapıları açmış, binlerce, on binlerce, yüz binlerce insanın İslâm’la, imanla, ahlâkla yeniden tanışmalarına vesile olmuştu.

Elbette ki her güzel şeyin bir bedeli olduğu gibi, zahmetsiz rahmet, emeksiz yemek, cefasız sefa olmadığı gerçekleri yine zuhur etmiş, Allah yolunun bu güzide yolcularının da yollarına engeller konmaya, yalnızlığa ve kimsesizliğe mahkûm edilmeye çalışılmıştı zamanın güç ve iktidar sahipleri tarafından. Ancak “Nurunu tamamlayacağı” müjdesinin sahibi olan, mü’min kullarının dostu, muini ve yardımcısı olacağını vaad eden mutlak kudret Sahibi (cc) kendine sığınanların başlarını asırlar boyu en yüksekte tutacak, onları, eserlerini ve fikirlerini başlar üzerinde taşıtacaktı. Şükürler olsun o Yüce Mevla’ya ki kullarını sahipsiz, başsız bırakmıyor. Bu anlamda sadırdan sutura intikal eden birkaç mısrayı paylaşmak isterim;

Yüzyılın Mimarlarına

Adam gibi adamlardı, ansızın çekip gittiler
Çile diğer adlarıydı, ızdırap kaderleriydi,
Hem tefekkür ederlerdi, hem edep timsaliydiler
Bu milletin ve ümmetin derdiyle dertlenirlerdi

Ya yalnız ağaç evinde, ya mahkeme salonunda,
Çoğu zaman zindanlarda, kimi zaman urganlarda,
Rabbin rızasından gayri hiçbir şey talep etmeden
Dürüst ve faziletli bir gençlik hayal ederlerdi

O maya tutmuştur artık, “başımız taa yükseklerde”,
Derdiniz bizim derdimiz, sevdanız bizim sevdamız,
“Yarınlar artık bizimdir, kalmadı teker tümsekte”,
Emanetler omzumuzda, yükselmektedir davamız.

Kabirde rahat uyuyun ey yüzyılın mimarları
Tohum tuttu, filiz verdi, çiçekler açmada artık
O dallar meyveye durdu, gönlümüzün sultanları
Vicdanınız rahat olsun, yürekler coşmada artık… Şubat 2012

Hitam-ı kelâm kabilinden bir söz demek gerekirse, Rabbimden, günümüzde rızasına talip olduğu ve O’nun yolunda mücadele ettiği iddiasında olan tüm kullarını da aynı hallerle hallendirmesini, aynı kemâlle ahlâklarını tezyin etmesini, hakiki kulluğun ancak acziyetle kabil olduğunu, tekebbür ile kulluğun bir arada olamayacağını hissettirmesini, gururun Allah’ın hasmı olduğunu, güç ve iktidar hırsının makbul şeyler olmayıp, gücün ve kudretin sadece hayır için, Hakk’ın rızasını elde etmede halka hizmet için istenebileceği gerçeğini onlara ayan etmesini diliyor, bu makamda ser-i mezelleti atebe-i izzete koyup tazarru ediyorum.
 
Bu yazı toplam 57 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.