1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. ZAFERLE DÖNDÜKTEN SONRA ÖLÜM HABERİNİ ALDI!
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

ZAFERLE DÖNDÜKTEN SONRA ÖLÜM HABERİNİ ALDI!

A+A-

Bundan sonra atına atlayan cengâver baba, hızla gözden kayboldu. Osmanlı ordusu ile beraber Eğri’ye varıp da düşmanla harbe tutuştuklarında arsanlar gibi cenk eyledi. Neticede Allâh’ın inayet ve nusretiyle Osmanlı ordusu, muzaffer oldu. Kumandanından askerine kadar bütün yiğitler, alınlarında şeref ve zafer hâlelerinden örülmüş çiçeklerle o zamanlar bir adı da Der saadet (saâdet kapısı) olan İstanbul’a döndüler. Dönüşle beraber der­hâl kumandanından müsaade alan cengâver baba da, doğruca evine gitti. Ancak eve geldiğinde gördü ki kimsecikler yok. Oysa ordunun muzafferen döndüğü haberi her tarafta duyulmuş bulunduğundan, hanımının evde kendisini bekliyor olması Lâzımdı. Büyük bir merak ve telâş içerisinde hemen etraftaki komşulara koştu ve hanımını sordu. Cengâver babayı karşılarında gören komşular, mahzun bir şekilde: “–Yiğit! Allah gazanızımübarek etsin ve sizin ömrünüze bereket ihsan eylesin!” dediler.

 

BEN YAVRUMU ALLAH’Â EMANET ETTİM!

Bu cümleden kastedilen hakikati anlayan baba, bir anda kalbini saran yakıcı bir elemin verdiği iradesizlikle:

“–Hayır, olamaz!” diye kekeledi ve ardından hafif bir sesle: “–Olamaz! Ben doğacak yavrumu kainatın Rabbine emanet eylemiştim! O, muhafaza edenlerin en hayırlısıdır!..” dedi. Bir müddet deruni bir sükût içinde kısa bir an geçti. Kederli baba, yanındakilere baktı; sonra içine doğan bir ilhamla haykırdı:

‘’refikamın kabrini gösterin!

“–Elbette ki merhamet sahibi olan Allah, muhafaza edenlerin en hayırlısıdır! Tiz bana refikamın kabrini gösterin!” dedi. Birlikte kabristana yöneldiler. Baba, kalbinin sesine uyarak kazma ve küreğini de yanına almıştı. Kabir kendisine gösterildiğinde heyecanla kulağını mezarın toprağına koydu ve dinlemeye başladı. Bir müddet sonra haykırdı: “–İşte yavrumun sesini işitiyorum!”

kabir açıldığında ölü anneden doğan bir bebek bulundu!

Hemen kazma ve küreğine sarılarak kabri açmaya koyuldu. Onunla beraber gelenler de mezardan ince ince yayılan çocuk sesini duydukları için bu mahzun babaya yardım ettiler. Kabir tamamen açıldığında ortaya çıkan manzara, iradeleri sıfırlayacak kadar hayret ve dehşet vericiydi: Kabirde ölü anneden doğmuş nur topu gibi bir yavru vardı ve annesinin göğsüne yapışmış bir vaziyette duruyordu. Gazi baba, hemen yavrusunu alıp bağrına bastı. Onun pembe yanaklarına buseler kondurdu. Sonra yavruyu sıcak bir kundağa sardı. Açılmış olan kabri de, hanımına dilinde «vedâ fâtihası» olduğu hâlde itina ile tekrar kapattı. Herkes, bu mucizevi ve Rabbânî tecelli karşısında hayret ve hiçlik makâmında idi. Büyük bir takimle Cenâb-ı Allâh’ı tesbîh ve takdis ediyordu. Baba da, nemli gözlerle secdeye kapanmış, hanımının vefâtı dolayısıyla hüzün, evlâdı sebebiyle de sürûr dolu bir gönülle Rabbine hamdediyordu.

o çocuk bir alim oldu!

Bu yavru, güzel bir tahsil ve terbiye içerisinde büyüdü ve şöhreti bütün Osmanlı mülkünü saran zahit bir âlim oldu. Başından geçen bu mûcizevî tecellî dolayısıyla hep Meyyit zade diye anıla geldi. O, Hak Teâlâ’ya mutlak ve samimî bir teslîmiyetin ibretli ve hikmetli bir bereketiydi. Kendi emrine samimiyet ve ihlâsla ram olan Hazret i İbrahim -aleyhisselâm-’ı ateşte yakmayan ve Hazret-

 

 

 

 

 

 

 

SALAVAT GETİRMENİN FAZİLETİ


Adamın biri salavat-ı şerife getirmek hususunda tembel ve gayretsizmiş.  Bir gece rüyasında, Resulullah (s.a.v)'ı görmüş. Fahr-i kâinat Efendimiz kendisine hiç iltifat buyurmamışlar. Mübarek yüzlerini, başka tarafa çevirmişler. Adamcağız, ağlayıp sızlayarak : YâResulallah! Bana kızmana sebep nedir ?diye sormuş. Hazreti Peygamber (s.a.v) : Ben seni tanımıyorum, buyurmuş. O kimse de : AmanYâResulallah! Ben senin ümmetinden bir dertliyim demiş. "Hem alimlerden işittiğime göre : "Ben, ümmetimi kişinin evladını bildiğinden ziyade bilirim." buyurmuşsunuz.
Beni nasıl tanımazsın ?Hazreti Peygamber (s.a.v) cevaben :Gerçekten öyledir. Ama, sen bana salavat getirmiyorsun. Ben ümmetimi getirdiği salavat kadar tanırım, buyurmuş. Adamcağız, korku ve dehşet içinde uyanmış ve o günden sonra, her gün yüz defa salavat-ı şerife getirmeyi adet edinmiş.Günlerden bir gün, yine rüyasında Hazreti Peygamber (s.a.v)'i görmüş ve şu müjdeyi almış :Seni tanıyorum, ahirette sana şefaat edeceğim.

 

Bu yazı toplam 204 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar