1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ZAVALLILAR! DAHA DÜNYAYA DOYAMADINIZ MI? 
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ZAVALLILAR! DAHA DÜNYAYA DOYAMADINIZ MI? 

A+A-

Başımdan geçmiş can sıkıcı bir anımı buradan paylaşmak istiyorum. Siz güzel insanlara içimi dökerek rahatlama isteğindeyim. Düşündükçe moralim bozuluyor, canım sıkılıyor. Yaklaşık iki sene kadar önce bir tarım makinesine ilişkin imalat yapmak amacıyla üç eski dost yola çıktık. Üç kafadar bu düşüncemizi realize etmek amacıyla bir kaç ülkeye giderek gözlemde bulunduk. Bu işe adım atmaya ilişkin düşüncelerimizin mantıklı olduğunda karar kılarak imalata ilişkin cesareti kazandık. İlk adımı atarken de her zaman olduğu gibi rabbimizin yardımına güvendik.

Çünkü ondan gelen dışında gerisinin boş olduğunu ve olacağını biliyorduk. İşe başladığımızda ekonomik gücümüz oldukça sınırlı olduğundan temkinli gidiyor, sınırlı birikimimizle hiç bir şekilde bankaya, faize, büyük borçlara bulaşmadan başarmanın hedeflerini çiziyorduk. İşin başında imal etmeyi planladığımız ürünün prototipini edinerek o gün için güvendiğimiz bir zavallının (!) atölyesinde ki küçük bir köşede kendi makinemizi imal etmeye koyulduk.

Kendi ürünümüzü Allah’ın izniyle imal ettikten sonra yurtdışı potansiyel müşterilerimizle irtibata geçmek ve sezonu beklemek üzere ara döneme girdik. Yaptığım yurtdışı görüşmeler sonrası çalışmak isteyenlerin arasından bir tanesiyle bu işe start verme yönünde karar aldık. Potansiyel müşterimiz özellikle bu ürün için hanımıyla birlikte çıktı Konya’ya geldi. O günkü görüşmelerimizin akabinde müşterimizin sipariş etmek istediği 50 adet ürünü, o an için bizi aşacağı düşüncemizi ileterek daha alt rakama çekerek sözleşmeyi imzaladık. İşte tam bu esnada yanında imalata başladığımız arkadaş başından beri elinin ucuyla dahi tutmadığı işe ilişkin başka bir imalatçıdan gelen talebi, rızamızı almaksızın anlaşma yaparak en az 70-80 adet bir miktar için imalata başlamış. Giderek yerinde durumu tespit sonrası, ilk edindiğimiz örneği masraflar karşılığı firma sahibine bırakarak kendi yaptığımız ürünü de taşıyarak işe başka yerden devam etme kararı aldık. Bir de ne görelim! Siparişi veren diğer imalatçının fabrikasına bizim makinemiz gitmiş, orada parçalar sökülmüş. Parçaların örnek modelleri alınmış. Yeniden takıp takıştırdıktan sonra bize dönene kadar anlayacağınız olan olmuş.

Geçen hafta aldığım bir haberi buradan zikredip kaldığım yerden devam edeyim. Model hırsızı haramzade firma, daha yenice karşı ülkeden 500 adet sipariş almış. Önden de bir miktar peşinat alarak kalan kısmı açık hesap tahsil şeklinde sözleşme imzalamış. Vay babam vayy!   

Neyse, konumuza dönelim. Bu arada atölye sahibi kendimize ait olan örnek makinemizi bize geri vermemek için arsızlığa başladı. Aklınca aldığımız siparişin kendi atölyesinde imal edileceğini ve kazanca ortak olacağını hesap edermiş. Yaptığı ihaneti hiç görmüyor bile!  Oldukça hassas, ufak bir kıvılcımda cıngar kopacak bir keşmekeşin arasından kendi makinemizi, kurtarabildik. Görüştüğümüz diğer firmaya taşıdık.

Bu esnada müşterimiz, toplam bedelin yarısına tekabül eden ödemesini yaptı. Biz yeni yerde imalata başladık. Ürünler hazır olduğu halde kendisine güvendiğim bu arkadaş ise işin işleyişine ilişkin taahhüt ettiği vaatlerin ardında durmayınca yapılan ürünlerin buradan ihracına ve yeni siparişlerde imalatın başka bir atölyede devamının sağlıklı olacağına karar verdik. 

Görüşmemin olduğu diğer bir firmayla bu durumu istişare ettik. Arkadaşımıza döküp düşünmesini, bir hafta içinde bilgi vermesini isteyerek ayrıldık. Ama bu arkadaşımız da masraflar düşüldükten sonra, satış payından kendisine öngördüğümüz bizden % 20 fazla olan paya rağmen, bizim beklentimiz olan yüzdelik dilimden rahatsız olmuştu. Evveliyatımız, yaptığımız onca masraf ve en önemlisi geçen zaman bir anda silinip gitmişti. Bize normal satış payı vermekmiş niyeti anlayabildiğimiz kadarıyla… 

Buradan çıkan sonuca göre, paylaşım ve birbirimize destek olma ve kalkındırma amaçlı düşüncelerin geçmişte kaldığını, günümüz kapitalist dünyasında herkesin kendi çıkarı için mücadele ettiğini ve bir diğerine katkı sağlamak suretiyle kazanacağı ecrin fersahlarca uzağında olduğuna yaşayarak şahit olduk. 

Şaka yapmıyorum.

Evet, pes ettik!

Gönülden dedik ki, dünya sizin olsun, katlar, yatlar, hanlar, hamamlar sizin olsun. Kendi hesabınıza çalışmaya devam edin. İnsanların ihtiyaçlarına hiç koşmayın. Sizin dünyanız burada bitecek çünkü! Ama bizim dünyamız Allah’ın izniyle ölüm sonrası diğer alemde başlayacak. 

Siz dünya lüksleriyle, dev fabrikalarınızla, hanlarınızla, şatafatlı yaşamınızla, son model arabalarınızla çıkarın dünyanın tadını…

Biz kazancımızı ahirette tahsil etme yönünde kararlıyız. Çünkü kazancın büyüğü oradadır. Ölümlü dünyanın kazançları ömrünüzün ne kadarlık kısmında size hizmet edecek bilemeyiz ama biz kazançlı olduğumuzdan eminiz.
Biliyorum hiç tesir etmiyor bu yazdıklarım, hiç etkilenmiyorsunuz bile! Ama ahiret aleminde maksudumu anlayacaksınız. 

Nasıl olsa hiç birimiz kalmayacağız, birer ikişer eksilip taşınacağız kalıcı aleme! Kendinizi nasıl kandırıyorsunuz bu dünyada?

Bari tatmin oluyor musunuz? İçiniz kıpır kıpır mı?
Yeni alacağınız arabanın, köşkün, daha bilumum zerzevatın hayaliyle göklere mi zıplıyorsunuz?
Peki, devam edin. Unutmayın, bu dünyada zalimler diğer alemde mazlumlar gülecek.

Bu yazı toplam 1460 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.