1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Zihinde yaratılan yeni kişilik tarzlarımız!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Zihinde yaratılan yeni kişilik tarzlarımız!

A+A-

Türkiye’de birçok hususa akıl ve gerçeklik ile değil algı üzerinden gidiliyor. Algı savaşlarında da doğruya ulaşmanın hedeflenmesi söz konusu değil, savunulan fikrin kayıtsız şartsız kabullenilmesi için mücadele ediliyor. Bunda sosyal medya ile basın-yayın organları büyük rol oynuyor.

Yaşananlar sadece ülkemizin sancısı değil elbet! Vatandaşının -tabirimi mazur görün- koyun gibi güdülebildiği özellikle Arap ülkelerinde, emperyalizmde çığır açmış ülkelerin dayattığı uygulamaların, zamanla mazlum ülke halklarının beynine kazıya kazıya nakşedilmesi sağlanıyor. Doğru ile yanlış arasında farkı ayırt edebilecek yeterlilikte kapasiteye sahip olunduğu halde maalesef birilerince istenen kalıplara uygun insan tiplemesi oluşturuluyor.

Bunun vücuda gelmesi, takdir edersiniz ki bir anda oluvermiyor. Yıllar boyu insanlığın gidişatında rol oynayan kesimlerin çabaları sonucunda, diğerlerinin istenen formata sokabilmesi için en sonunda başarı elde edilebiliyor.

Bunların içeriğini anlayıp, yerine oturtup, olan biteni gözlemleyerek ortaya çıkan neticeyi görmemiz yıllar alıyor olsa da yapacak fazla bir şey kalmamış oluyor.

Geçmişle günümüz arasında kıyaslamada bulunarak ne anlatmaya çalıştığımı görmenizi istiyorum.

Çocukluğumun sade yıllarında insani algılarımız çok daha farklıydı. Zamanla geçen yıllar insanoğlunun ruhuna kazınan yanlış algılarla durumu farklı bir yöne çevirdi. Hayatımızı, insan denilen hakikatten daha çok, maddeye çevirdik. Gördüğümüz her noktada maddeye ulaşmayı hedefledik. Madde yerine manaya ve insanlığın içinde üstü küllenen doğrulara doğru yol çizilmiş olsaydı bugün maddeye ulaşmada diğerlerine zulmedebilen, sırf kendi çıkarı uğruna mücadele eden, diğerlerini ötekileştiren perişan halimiz oluşmazdı.

İnsanımızın o yıllarda zenginliği olsa da bunu diğerlerine yansıtmadan, onlara da faydalı olmak için büyük çaba sarfedilirdi. Sadece kendi için değil, diğerlerine de yararlı olabilmenin yollarına odaklanılırdı.

Yani hadisi şerifte efendimiz (sav)’in zikrettiği “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” sözünü okuyup geçen değil, birebir yaşayan insanlığımız mevcuttu. Zihinlerde hakikat, yüreklerde iman, her an Allah korkusu ve sevgisiyle beslenen dimağlarımız bizi birbirimize demirden halatlarla bağlanırcasına kuşatıyordu.

Az önce geçtiği gibi insanın insana faydası ön planda olunca tüm topluma yayılan huzur dalgası bizi birbirimizle ete kemiğe bürünen vücut misali bağlamaya yetmekteydi.

Adam aracıyla yolda giderken kazaen birine çarpsa, önce yaralı kişiden ziyade direk arabanın hasarına bakan bir zihniyet ortaya çıktı. Diğer insanın yaralı ya da ölmüş olması ikinci plana düşürüldü maalesef.

Bunda da zihinlerimizin derinlerine nakşedilen maddeci anlayışın rol oynadığını ifade edeyim.

İnsanlığın hakikatle buluşmasını sağlamasını umut ettiğimiz çok sayıda uyduruk, dernek, vakıf ve cemaatlerin sayıca artmasıyla, görev alanların hakkı gösterecek düzgün insanlar olmaktan öte orada burada madde peşinde koştuğunu, hayatını şer üzere bina etmede ısrarlı olduğunu görüyoruz. Bir nefes ötesinde ki ahir alemde vereceği hesabı aklına dahi getirmeyen bu anlayış bizi günden güne özümüzden kopardı ve koparmaya devam ediyor.

Dernekler, vakıflar ve daha niceleri, başında bulunanların oyuncağına dönüştü. Oranın emanetçisi gibi görev yapmaktan öte sahibiymişcesine çaba sarf etmeleri, sadece kendilerine menfaat sağlayan, halktan toplanan emanet paralarla, bir kaç göstermelik yardım faaliyetini gözlere sokarak arka planda yemedik nane bırakmayanlar yüzünden bu kurumların da haramlarla, yanlışlarla yol aldığı ortadadır.

Onca dernek ve vakıf içerisinde maddi beklenti yarışına girmeden sadece insanlığın hayrına yol almayı hedef edinen kaçını bulabilirsiniz?       

Düzelir mi?

Eskiden olduğu şekilde düzelmez.

Bizim yapmamız gereken oluşan hasarları olabildiğince tamir edebilmek, güncel şartlara uygun şekilde olabilecek en güzel kaynaşma vesilesine yol aralayacak çabaları göstermektir.

Bunu yapıyorsak, rabbimizin bize yüklediği misyonda başarılı oluyoruz demektir. Aksi takdirde hesap gününde halimizin pek içaçıcı olmadığını ifade etmeme müsade edin.

En başta zikrettiğim emperyalizmin bizi nasıl başkalaştırdığını, maddeci anlayışın zihinlerimize nasıl nakşedildiğini gözlemleyin.

İstisnai durumlar hariç artık ölüm ve yaralamalar; çoluk çocuk kavgaları yüzünden, miras paylaşımları yüzünden, arazi hisse dağılım anlaşmazlıkları yüzünden, trafik kazasıyla aracında oluşan küçücük hasarlar yüzünden oluyor.

Hakkı hakim kılmak ilayı kelimetullah sancağını zirvelere taşımak, İslam ümmetinin kurtuluşuna bir nebze de olsa katkıda bulunmak amacıyla olmuyor.

Ama herkes, öldükten sonra cenneti umut ediyor.

Biraz zor!

Bu yazı toplam 1210 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.