1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Zihnen Katolik, Amelen Protestan Mıyız?
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Zihnen Katolik, Amelen Protestan Mıyız?

A+A-
Prof.Dr. İhsan Fazlıoğlu’nun Konya’nın entelektüel birikiminin temel taşlarıyla ilgili yaptığı konuşmasının satır aralarında şöyle diyor:
“Moğolların önünden kaçan büyük Türk - İran entelektüel ailelerin Anadolu’ya sığınması söz konusudur. İşte bizim maceramız da bu süreçte başlar.
Konya’da dört büyük adam, İslâm anlayışını ince ince kanaviçe gibi işlerler. Bunlardan bir tanesi Siraceddin Urmevî’dir. İkincisi Celaleddin Rumî’dir. Üçüncüsü Kudbiddin Şiraze’dir. Dördüncüsü ise Sadreddin Konevî’dir.
Bu dört isim; hem genel olarak İslâm entelektüel tarihinde hem de özel olarak Anadolu Türk entelektüel tarihinde son derece önemli kurucu isimlerdir.
Siraceddin Urmevî Konya’da yirmi beş yıl kadılık yapmış esas itibariyle Urmiyeli ve Azerbaycan’dan gelen bir kişidir. Önce Suriye’ye geliyor, daha sonra Mısır’a geçiyor ve en önemli özelliklerinden bir tanesi ki, hemen hemen hiç bilinmez; Eyyubî Sultanı el-Meliku’l-Kâmil tarafından 1240’da Sicilya’ya II.Frederik’in sarayına gönderilir. Selahaddin Eyyubî’nin kurduğu Eyyubî devletinde, onun çocukları vasıtasıyla Hıristiyanlarla çok ciddi ilişkiler kurmuştur. Frederik, Kudüs’e hacca gelir, hem Eyyubî sultanlarıyla tanışır hem de İslâm dünyasındaki entelektüel ilmî hayatı görür ve kendisinden bunları bizzat anlatacak iyi bir hoca ister. Sıraceddin Urmevî gönderilir.
Sıraceddin Urmevî, İslâm tarihinin en önemli mantık kitabını yazan kişidir. Yirmi beş yıl Konya’da Kadı’lık yapıyor. Mevlana’yı koruyan, Kudbiddin Şirazî ve Sadreddin Konevî ile çok sıkı arkadaşlığı olan bir isim…
Sıraceddin Urmevî, döneminin büyük hocalarının öğrencisidir. Bir tanesi dönemin en büyük matematikcisi ve astronomicisi Kemaleddin İbn-i Yunus’tur ki, Frederik’in gönderdiği en zor matematik sorularını çözen şahsiyettir. Frederik, soruların cevabını almak için elçi gönderdiğinde derviş meşrepli Kemaleddin İbn-i Yunus, kendisine Medrese’de müthiş gösterişli bir taht hazırlatır ve bütün öğrencilerine ipekten elbiseler giydirir. Kendisi tahta kurulur, elçi gelir soruların cevabını alıp gider. Daha sonra kendisine sorarlar; “Üstad, bu ihtişamın sebebi nedir?” diye. O da şöyle cevap verir: “Bilginin ihtişam olduğunu gâvura göstermek istedim!... Bizim ihtişamımız bilgiden kaynaklanır.”
Demek ki; bilgi olmadan ihtişam olmuyor.
Kemaleddin İbn-i Yunus gibi isimleri daha önce duymadığınızdan eminim. Ama Aniştayn desem, Nivton desem, Dekart desem hepiniz bilirsiniz. Sonra da kalkıp diyoruz ki; batılılar bize zulmediyor. Yahu sen zaten batılı olmuşsun. Biz, 1860’dan sonra zihnen Katolik, amelen Protestan’ız zaten. Maturîdiliği, Hanefîliği falan boş verin siz! Onlar nostalji(!)
Madem Maturîdisiniz; Maturîdi’nin mantık kavramını, fiziği, kozmolojiyi, Maturîdi diliyle bir anlatın bakalım?! desem, kim ne anlatabilir? Ama bir Marksist’e sorsanız; ekonomik bir olayı size Marksist termilojiyle anlatır. Alt yapı, üst yapı, proleterya, kapitalizm, kominizm, vs… Biz o terimleri hiç bilmiyoruz. Koparıldık onlardan. Niyet bakımından söylemiyorum; herkesin niyeti mutlaka iyidir. Hepimiz bu kültüre, bu millete, bu dine mensubuz. Orada bir sıkıntımız yok. Ama entelektüel anlamda zihnimiz Katolik gibi çalışıyor ve işlerimizi de Protestan gibi yapıyoruz…
Sıraceddin Urmevî herhangi biri değil, üçüncü sınıf bir âlimden bahsetmiyorum. Birinci sınıf bir âlim. Dünya tarihinde yazılmış en önemli mantık kitaplarından birinin yazarıdır… Büyük bir ‘Usul-i Fıkıh’çı… Amerika’daki üniversitelerin Oryantalist bölümünde Sıraceddin Urmevî’nin bu iki ciltlik Usul-i Fıkıh(Fıkıh Metodolisi) kitabının okutulduğunu gördüğümde bir hayli şaşırmıştım. “Niye Sıraceddin Urmevî’nin bu kitabını okutuyorsunuz, başka kitaplar da var?” diye sorduğum da, dediler ki; “Çok güçlü bir mantıkçı olduğu için çok sıkı bir metin yazmış. Çok düzenli ve çok tertipli olduğu için bunu tercih ediyoruz!...”
Yirmi beş yıldır okuta okuta ezberlemiş adamlar. Türkiye’de ise bilinmiyor!
Sonra da kalkıp diyoruz ki; Amerika bizi bombalıyor!
Başka bir şey yapmadığına dua edelim!
Kemaleddin İbn-i Yunus, dönemin en büyük hocalarının talebesidir. Matematik ve Astronomi’yi kuran Nasreddin Tûsî’nin, büyük düşünür Esvüddin Eberî’nin ve büyük matematikçi-müzikçi Alâmeddin Kaysar’ın; Fahrüddin Râzî çizgisinden gelen, onun öğrencisi Kutbuddin Mısrî’nin talebesidir.
Sıraceddin Urmevî 1240’ta Sicilya’da Avrupa’dan toplanan bütün filozof ve bilim adamlarına dört yıl boyunca ders veriyor. Mütercimi var ve mütercimi de Antakyalı Teodoros’dur ve Kemaleddin İbn-i Yunus’un Hıristiyan talebesidir.
Kemaleddin İbn-i Yunus, medresede sabah Müslümanlara, öğleyin Hıristiyanlara, ikindiden sonra da Yahudîlere ders verirdi. Müslümanlara İslâm Kelâmı, Hıristiyanlara Hıristiyan teorisi, Yahudîlere de Yahudî teorisi okutuyordu…
Avrupa’daki skolastik felsefenin altın çağı Sıraceddin Urmevî’den sonra 1250-1350’dir. Kitap tercümesi bizzat bu işin üstadından; dönemin en büyük Mantıkçısı, en büyük Kelâmcısı, en büyük Usûlcüsü, en büyük İbn-i Sînâcı filozoftan bizzat dört yıl boyunca batılılar ders görürler. Batı derken çocuklar değil; batılı düşünürler, bilim adamları ve filozoflardır.
Sıraceddin Urmevî, Sicilya’dan döndükten sonra Konya’ya gelir ve Konya’da yirmi beş yıl boyunca Kadılık yapar.
Sıraceddin Urmevî, Konya’da inşa edilen bu entelektüel yapının akıl kısmını teşkil eder. Hangi akıl?
Bizde şöyle bir anlayış var: Efendim, akıl ilk defa batı aydınlanmasının sonucunda ortaya çıkmıştır.
Ne demek bu?
Yani 1750’den önce insanlarda akıl yok muydu?!...
Maalesef böyle bir psikolojik sıkıntımız var aydınlarımızda…”
İhsan Fazlıoğlu’nun satır aralarına yine devam edeceğiz inşallah. Allah(cc)’a emanet olun.
 
Bu yazı toplam 90 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.