1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ZULÜM NE ZAMAN BAŞLADI, NİÇİN SONA ERMEDİ? 
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ZULÜM NE ZAMAN BAŞLADI, NİÇİN SONA ERMEDİ? 

A+A-

Yillar geçti gitti. Mısır’da ki öğrenim hayatımın üzerinden 23 yıl geçmiş. Bu geçen zaman zarfında yaşlarımız da ilerledi. Birçoğumuzun saçlarında siyah kıl dahi kalmadı. Yüzlerde ki çizgiler arttı. Herkes kendi kişisel çabasıyla bulabildiği işlere yerleşip ekmeğinin peşine düştü. Zamanında sayısız hedefler çizen arkadaşlardan birçoğu umutsuzca düştüğü hayat yolunda ayakta kalmaya çabalıyor. Sayılı istisnalar dışında birçok arkadaşımız çeşitli işletmelere girerek ağırlıklı dış ticaret işiyle alakadar olmaya başladı. Tahsil sonucu alınan diplomalardan umut kesildi. Okuduğu alanda hizmet verememenin ezikliği, sıkıntısı ve stresi altında bir yerlerde bulabildiği işler kanalıyla çoluk çocuğunun rızkını kazanıyor. 
Kendi arasında örgütlenme yeteneği dahi olmayan Ezher mensuplarının bu durum sonucunda birbirinden kopuk herbiri kendi bölgesinde hayatını sürdürdüğünü ifade etmeliyim. Bu yazımı yazmam için ricada bulunan Ezder Başkanı Ekrem Düzcan kardeşim özellikle bir noktaya dikkat çekti. 
Mısır’daki Ezher Üniversitesi’nden mezun olan ve öğretmenlik başta olmak üzere o dönem hasbelkader elde ettikleri görevlerden binlerce Ezher mezunu, 28 Şubat postmodern darbesinin bir sonucu olarak mürteci yaftasıyla meslekten atılmıştı. Genç öğretmenlerin meslek hayatları biterken denklikleri iptal edildiği için hayatları  karardı. Aile düzenleri bozuldu. Bazıları iki kez askerlik yaparken, aralarında, yaşadığı bunalımı atlatamayıp, intihar edenler oldu. Ezher mezunlarının 28 Şubat darbecilerinin yargılandığı davaya haklarının geri verilmesi ve sorumlulardan hesap sorulması amacıyla verdikleri müdahillik dilekçesi kabul edilmişti. 
İnsanların bir dayanma noktası vardır. Siz o noktaların önünü tıkarsanız ve herbirinin ucunu yakarsanız o kişileri ellerinde olmaksızın bir bunalımın içine itersiniz. Zamanında başörtüsü zulmüyle inim inim inletilen imanlı kız kardeşlermizin yaşadığı zulmün diğer bir versiyonuna layık görülen Ezher mezunları bir müddet çabaladıkları hak arama mücadelesini yüzlerine kapanan kapılar sebebiyle bırakmış görünüyor. Yazımın başında da ifade ettiğim gibi yaşını başını almış onca insanın direnme gücü kırıldı. Zamanın getirdiği yorgunluk ve bezginlik neticesinde herkes sessizce köşesine çekildi. Her ne kadar çeşitli dernekler kurulmuş olsa da oralarda da çay içilip sohbet ediliyor. Kendini bilen çok az sayıda ki grup ise ilmi anlamda bazı konularda istişarelerin gerçekleştirildiği toplantılar yapmaktalar. 
Peki, bu zulmün kökten çözümü için AK Parti ne yaptı? Bana sorarsanız pek bir şey yapmadı. Ha oldu ha olacak masallarıyla koskoca yıllar kaybettirildi. Tamamen yetki eli altındayken bu işe kökten çözüm üretemeyen iktidar partisinin son bir kaç yıldır konuyu çözümlenmiş gibi bir hava yaratılması da bana oldukça enteresan geliyor.    
Allah’tan yabancı dil öğrenmiş olmanın verdiği avantaj vesilesiyle buradan mezun kardeşlerimiz dış ticarete yöneldiler de rızıklarını bu kanaldan kazanmaya başladılar. 
İşte bu süreçte, inancı nedeniyle binlerce gencin hayatının karartıldığı 28 Şubat sürecinde canına kıyan kardeşlerimiz de oldu. Ezher Üniversitesi mezunlarından Hızır Ali Erkan, post-modern darbe döneminde yaşadığı mağduriyet nedeniyle girdiği bunalım sonucu intihar etti. Öğretmenlik hakları ellerinden alınınca eşi çalışırken kendisi iş bulamadığı için bunalıma giren Erkan, canına kıyarken, aynı dönemde Rize İmam-Hatip Lisesi’nde öğretmenlik yapan meslek dersi öğretmeni Hüsamettin Arslan da görevinden azledilip “tenzili rütbe” ile kendi okulunda düz memur olarak görevlendirildi.
İşte bu sıkıntıların yaşanmasında mevcut hükümetin elini yavaş tutmasının ve konuya geriden bakmasının etkisi olduğunu ifade etmeliyim. Bu yazdıklarıma hala tepki verecek mezun arkadaşlarımın olduğunu da ifade etmeliyim. Ama sebebini sorgulamıyorum. Çünkü herkesin bakış açısı farklı olabilir. Kimisi bunu Amerikan oyunu, kimisi siyonist taktiği, kimisi hükümetin acziyeti olarak değerlendirecektir. Herkes düşüncesinde sonuna kadar özgürdür. Kimseye dayatmada bulunamam. Kimsenin dayatmasına da müsade etmem. Sonuçta bu ömür geçti. Bazı gerçekler yaş ilerleyip kemale erdikten sonra algılanıyor ama o aşamadan sonra da sadece geriye bakarak yutkunmaktan başka bir şey yapamıyorsunuz. 
Hükümetten bir beklentimiz mi var?
Artık yok!
Zulüm başladığında yaşları 25 civarlarında olan bizler artık 50’li yaşlarımıza dayandık. Kimimiz hastalandı, kimimiz vefat etti. Ama bunlara sebep olduğunu ifade ettiğim AK Parti iktidara geldiğinde daha yaşlarımız 30’larda idi. Bundan sonra hesap sorma sırası bize geldi. Hem dünya hem ahirette davacı olacağımız noktasında şüpheniz olmasın. 
 

Bu yazı toplam 1447 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.