1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. DERVİŞ ile ZENGİN ADAM
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

DERVİŞ ile ZENGİN ADAM

A+A-

Camide zengin bir adamla bir derviş yan yana namaz kılıyorlardı. Birbirlerine olan yakınlıklarından dolayı ne okuduklarını ve ne dua ettiklerini duyuyorlardı. Derviş namazdan sonra ellerini açtı ve Ya Rabbi! Karnım çok aç beni şu yemek ve şu tatlılarla rızıklandır diye dua etti. Dervişin duasını duyan zengin adam ise içinden, "Bana duyurmak için sesli dua ediyor. Böyle yapmaktansa doğrudan gelip para isteseydi verirdim. Şimdi ona hiç bir şey vermem” diye geçirdi. Zengin adam böyle düşünürken derviş caminin bir kenarına çekilmiş ve uykuya dalmıştı. Az sonra camiye elinde tepsiyle bir adam geldi. Doğruca, uyuyan dervişin yanına giderek dervişi uyandırdı ve elindeki tepsiyi derviş verdi. Derviş tepsinin üzerini açtı. Zengin adam geriden bu hadiseyi takip ediyordu. Tepside dervişin az önce duada istediği yiyecekler vardı. Derviş yemekleri yedikten sonra tepsinin üzerini örterek adama geri verdi..

Bu işe hayret eden zengin adam merakla yemekleri getiren kişiye yaklaştı:

Arkadaş sen kimsin?

- Ben hamallık yapan biriyim.

Bu adamı tanıyor musun?

- Hayır.

Bu yemekleri kim gönderdi peki?

- Kimse göndermedi, ben getirdim.

Peki, tanımıyorsun da niye getirdin?

Dur anlatayım dedi adam ve başladı anlatmaya..

"Ben fakir biriyim. Hamallık yaparak geçimimi sağlamaya çalışıyorum. Yükünü taşıdığım zengin biri bana fazlaca para vermişti. Hazır elime para geçmişken eşimin ve çocuklarımın istediği yiyecekleri yapmak için gereken malzemeleri alıp eve gittim. Eşim yemekleri yaparken ben uyuya kalmışım. Rüyamda Peygamber Efendimizi (s.a.v.) gördüm. Bana buyurdular ki:

– Şu camide bir veli var. Onun canı bu yiyecekleri istedi. O yemeği ona götür. Yiyebildiği kadar yesin. Kalanını da siz yiyin. Allah (c.c.) size bereket verir. Bunu yaparsan senin cennete girmene ben kefil olurum." Uyanır uyanmaz hemen tepsiyi buraya getirdim. Gerisini siz de gördünüz zaten.

Zengin adam bu durum karşısında hayretler içinde kalarak hemen hamala sorar: Bu yemekler için ne kadar masraf ettin? O zamanın parasına göre bir şeyler söyler adam. Şu kadar para...

"Sana yaptığın masrafın on mislini vereyim, bana kazandığın sevabın bir kısmını ver" der zengin adam.

- Olmaz.

Yirmi mislini vereyim.

- Olmaz.

Yirmi mislini vereyim.

- Olmaz.

Elli mislini yok… Yüz mislini vereyim. Yok

"Boşuna uğraşma. Ne verirsen ver yine de vermem. Bunun karşılığında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) benim cennete girmeme kefil oldu. Bütün dünyayı versen yine de vermem. Eğer senin bu sevaptan nasibin olsaydı, bu iş sana nasip olurdu. Baksana, yan yana namaz kılmışsınız ama senin paran nasip olmamış."

HEPİMİZİN SONU HİÇ.

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:

“Kimsin?”

“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”

Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:

...“Sen kimsin?”

“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.

“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.

“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.

“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.

“Vezir” demiş adam.

“Daha daha sonra ne olacaksın?”

“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”

“Peki, ondan sonra?”

Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:

“Hiç.”

“Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında!

Önceki ve Sonraki Yazılar