1. YAZARLAR

  2. Ahmet Turan

  3. Hainler Hiç Değişmez
Ahmet Turan

Ahmet Turan

Yazarın Tüm Yazıları >

Hainler Hiç Değişmez

A+A-

Alman ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezindeki bir buçuk yıllık çalışma sürecinde bir tanesi doktora tezi olmak üzere üç tez hazırladık.

Bu tezler Alman Ekonomi Bakanlığı’nın dikkatini çekince, bizden motorların daha az yakıt yakmaları konusunda bir rapor hazırlamamız istendi.

Almanlar 2. Dünya Savaşı sırasında Rusya da savaşırken Leopard tanklarının yakıtlarının donması sonucu çalışmamasını unutamıyor. Bu tankların en zor hava şartlarında donmadan çalışabilmesi için ateşleme sisteminin yeniden düzenlenmesine büyük önem veriyorlardı.

Almanya da kaldığım süre içerisinde ağır sanayi hamlelerini ve faaliyetlerini bizzat yerinde görme imkanı bulduk.

Bütün bu çalışmalar Almanya-Ruhr sahasında gördüğüm fabrikalar, Türkiye de da ağır sanayi hamlesi başlatılması fikrinin bizdeki ilk kıvılcımları oldu.

Yerli bir motor sanayisi kurmanın ve tamamen yerli olan fabrikalara sahip olmanın, Türkiye gibi yoksulluktan yeni çıkmaya çalışan bir ülke için ne kadar önemli ve gerekli olduğunu anladım.

Almanya’daki çalışmalarımız sırasında bizi etkileyen ve üzen bir olay da şudur. Biz o fabrikalarda bir yandan çalışıp bir yandan araştırmalar yaparken, Türkiye Zirai Donatım Kurumu’nun Alman fabrikalarına motor siparişi verdiğini gördük.

Bu görüntü bizim Türkiye de bir Milli Motor Sanayii kurma kararlılığımızı iyice pekiştirdi. Bunları bizim milletimiz, tamamen kendi imkanlarıyla yapabilirdi.

Türkiye’nin ilk milli sanayi örneği olan Gümüş Motor Fabrikası’nı memleketini ve milletini seven 200 ortakla kurmamızın temelinde işte o görüntü yatar.

Gümüş Motor Fabrikası kurulurken ülkede önemli hadiseler yaşandı. Ülkemizde iki büyük devalüasyon oldu. 2 lira 80 kuruş olan 1 ABD doları, 9 lira 20 kuruşa yükseldi. 6 milyon lira ile kurmayı planladığımız fabrikanın maliyeti 25 milyon liraya çıktı.

Oluşan ekonomik zorluğun çalışanların gayretleriyle aşılarak Gümüş Motor’un ilk prototipi test için ilgili makamlara götürüldü. Ancak burada bir engel çıktı. Avrupa standartlarına göre 5.6 litre olması gereken yakıt, bizim motorda 5.7 litre çıkmış. Bunun için onay vermeyeceklerini söylediler.

Geri dönüp tekrar çalışmaya başladık. Gümüş Motoru Avrupa standartlarının dahi altında satte 5.5 litre motorin harcar hale getirdik.

Yine standartlara uygun olmadığı gerekçesiyle reddedildi.

Mesele aslında standart meselesi değildi. Mesele Türkiye’nin şeftali yerine motor üretmek istemesiydi.

Gümüş Motor, yöneticilerin, ortakların ve çalışanların gayretiyle bütün engelleri aşarak Mart 1960’ ta seri üretim yapmaya başladı.

Bu seferde damping engeli çıktı.

İthalatçı firmalar 10 bin liraya sattıkları motorları 5 bin liraya düşürdüler.

Gümüş Motor bu engeli de aşmak için büyük bir risk alarak fiyatı daha aşağı çekti. Bu sefer onlarda 10 bin liraya sattıkları motoru 2 bin liralara kadar düşürdüler.

Amaç belliydi. Gümüş Motoru iflasa sürüklemek.

Montojcı zihniyet Türkiye’nin yerli ve milli bir motor üretmesinden rahatsız olmuştu. İthalatçı firmaların hemen tamamı da azınlıklara mensup mümessillerdi.

Gümüş Motor bu milletin sanayileşme davasında gerçekten çok mühim bir hamledir. Düşünün ki 1956 yılında bir fabrika kurulmuş ve bu fabrika yerli motor imal etmiş. Daha da önemlisi bu milletin her türlü sanayiyi başarabileceği inancını ortaya koymuş.

İşte asıl büyük kaynak ve hamle budur.

Çünkü aynı yıllarda düzenlenen Otomobil Kongresi’nde , “Biz şeftaliden başka bir şey üretemeyiz!” diyenler vardı. Ama biz o kongrede kürsüye çıkıp, “İşte motor üretildi” diye gösterince hepsinin sesi kesildi.

Milli Görüş Davası’nın lideri 54. Hükümetin Başbakanı rahmetli Necmeddin Erbakan hocamızı anlatan ‘Davam’ kitabından bir alıntı yaptım.

O gün içimizdeki işbirlikçileri ile sanayileşmemizi döviz fiyatını artırarak, damping yaparak engellemeye çalışanlar vardı ya; bugün de torunları ile devam ediyorlar. 

Değişen sadece isimler.

Önceki ve Sonraki Yazılar