Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

İNSAN “NÖTR” CİNSİYET OLABLİR Mİ?

A+A-

Son yıllarda dünya genelinde hızla yayılan bir popüler kültür ihracı ile daha karşı karşıyayız. Bir yanda geniş bir hayran kitlesi olan Kore dizileri ile Korece öğrenmek için çabalayan gençler dikkatlerimizi çekerken, öte yandan da dünya müzik listelerini alt-üst eden K-Pop (Kore Pop Müziği) müzik türünü temsil eden gurup üyelerindeki albenili masumiyet fikirlerimizi alt üst etmektedir. Artık, vitrinlerden ders kitaplarına kadar, cinsiyetlerde ki belirsizliğin daha özenli bir şekilde işlendiğine şahit olmaktayız. Biraz üzerinde durarak araştırma yapınca, “nötr cinsiyet” eğiliminin nasıl sinsice benimsetildiğini, süblimal mesajlar yoluyla benimsetilmeye çalışıldığına bakarsak konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olduğunu görmekteyiz.
2015 senesinde Kanada’lı bir profesör sosyal katılıma zarar verdiği gerekçesiyle öğrenciler için kız/erkek(he/she) gibi farklı zamirler kullanılmayacağını açıkladığında ciddi bir şekilde eleştiri almıştı. Fakat sonraki yıl, Vogue Dergisi, moda öncülerinin cinsiyete göre kıyafet zorunluluğunu reddederek, maskülenlikle feminenliği karıştırdığını ve “nötr cinsiyet kuşağı” üzerinde yoğunlaştıklarını ilan etmişti.
Bunun, bu Dergi Yayının ardından da National Geographic dergisi, “Gender Revolution(Cinsiyet Devrimi)” başlığıyla tartışma başlattı. TİME Dergisi de: “Betond He Or She(Erkek ve Kadının Ötesinde)” diyerek konuyu kapağına taşımıştı.Artık genç nesil duvarları yıkmalı, her şeyin anlamını yeniden tanımlamalıydı. Teksas’lı bir Politikacıya görüşleri sorulduğunda, “Benim inandığım Allah, insanları erkek ve kadın olarak var etti” ifadesiyle ilahi kanunların varlığına dikkat çekti. Fakat özgürlüğün büyüsü, gidilen yeri görmeyi engelliyordu.
Açılımlar, farklı yönlerden tekrar tekrar sunulurken, siretlere hızla yansıyor. Başlangıçta çok tepki gösterilen şeyler, zamanla gözümüzde normalleşebilir.
Yine de nükseden bu ruhi rahatsızlığın nedenleri ciddi ciddi sorgulanmalı diye düşünmekteyim. Neden kendini silmek için bir silgi arar bu insan oğlu? Cinsiyetsiz olmak, kadın ya da erkek gibi sıradan değil, daha üstün bir adiyeti mi temsil ediyor? Yüceltilen bireyselliğin bir adım ötesi mi?
Ne var ki, bazı modern ebeveynler, sorgulamaya bir zahmet edip katılmadırlar. Cinsiyete göre kısıtlama yapmadan çocuk yetiştirmek istediklerini açıklayarak, eğilimleri hızla hayata geçirdi. Özellikle İsveç, cinsiyetin toplumsal inşa ürünü olduğunu destekleyerek, nötr cinsiyetler için kamu sözlüğüne yeni bir kelime ekledi ve bazı çocuk kıyafeti markaları, reyonlardaki kız-erkek ayrımını kaldırdı.
Çocuk gelişimi uzmanlarından bazıları, cinsiyet normlarının çocukları kategorize ettiğini savunurken, diğer bazıları sosyalleşmeye engel olabileceğini belirterek temkinli yaklaşıyorlar. Kaliforniyalı pisikoterapist Walfish ise, cinsiyetine dair güçlü bir kimliğe sahip olmayan her erkek ve kız çocuğunun, ruhen kaybolmuşluk hissiyle yaşayacağını vurgulamıştır. “Erkek ve kadın olmak, bir kimsenin tam bir insan olduğunun ibrazıdır” şeklindeki cesur ifadeleriyle tüm dünyada ses getirmiştir.
Bütün bu uğraşların, varoluşa sağladığı katkı muğlak olmakla beraber, yok edilmesi hedeflenen şey, kesinlikle aile yapısıdır.
Çünkü aile, kutsal metinlerden mütevellid insana anlam haritasının çizildiği mekanlardır. Üstüne bir çatı, altına da bir kilim yerleştirerek tüm bireyleri korur, ısıtır ve doyurur.
Elbette her iki cinsi de insan olma paydasında sahip olması gereken haklar ve sorumluluklar ayrımcılık yapılmadan korunmalıdır. Fakat cinsel kimliği özgürlük kategorisine alarak fıtrata müdahale etme cesareti, sünnetullah gereği her daim daha büyük bir hizmetle insanoğlunun önüne gelmiştir ve bundan sonra da gelmeye devam edecektir.
“Sen kanatlı doğdun, neden sürünmeyi tercih edersin?”(Mevlana)
Selametle!..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.