Veyis ERSÖZ

Veyis ERSÖZ

Kutlu Doğum Haftası (Veladet-i Nebevi)

A+A-

Hazreti İsa (a.s)’nın doğumundan altı asır geçmiş olduğu için dünya üzerinde yaşayan bütün insanlar kopkoyu bir cehalet ve o nispette bir sapıklık içine düşmüşlerdi. Zamanın en güçlü, en büyük devletleri ve imparatorlukları bile ahlak bozukluğu yüzünden çöküntü emareleriyle karşı karşıya gelmişti. Dinsizlik, ahlaksızlık yeryüzünü kaplamıştı. Dünyayı ve beşeriyeti bu fetret devrinden kurtaracak, hak ve hakikati insanlık âlemine sunacak, cehalet bulutlarını aralayacak bir kurtarıcıya şiddetle ihtiyaç vardı. İşte ahir zaman nebisi. Böyle bir ortamda zuhur etmiş, Cenab-ı Hak: Hatemül Enbiya Hazreti Muhammed’i (s.a.v) bir kurtarıcı olarak lütfetmiştir. Böylece karanlıklar aydınlanmaya, yeryüzü nurlanmaya başlamış oldu. Şairin ifadesiyle:
“Hakk’ın en şaşaalı nuru tecelli etti,
Doğdu Kur’an güneşi, leyle-i fetret bitti.”
Cenab-ı Hak; insanlığın saadet ve selameti için, batıldan ve cehaletin her nevinden kurtulmak için, Arabistan’ın Mekke şehrinde miladi 571 yılında son Peygamber olan Hazreti Muhammed (a.s.)’i dünyaya göndermiştir.
“On dört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
Kavimden ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi.”
Bundan 1442 yıl önce Rabiülevvel ayının on ikinci gününe rastlayan pazartesi sabahı daha tan yerinin ağarmaya başladığı bir zamanda bu âlem bambaşka bir âlem olmuştu. O günün o saatinde Nebiler Nebisi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz dünyaya gelmiş ve cihan nur ile doluvermişti. Fahri-i âlemin dünyayı teşrifleriyle harikulade olaylar ve birbirinden farklı pek muazzam hadiseler zuhur etmişti.
“Sen Ahmed-ü Mahmud-u Muhammed’sin efendim,
Hak’tan bize Sultan-ı müeyyedsin efendim.”
Artık bu gecenin sabahında insanlık alemi ve beşeriyet için bambaşka, değişik, yepyeni bir çağ, bir devir açılmış oldu. İran Şahı Kisra’nın o muazzam ve muhteşem sarayında on dört tane sütunun yıkılmaz, Save Gölü’nün bir anda çekilerek kuruması ve asırlardan beri aralıksız olarak yanan Mecusilerin ateşinin sönmesi, Kabe’deki bütün putların yüzüstü yerlere kapaklanması ve daha pek çok hadisenin zuhur edişi hep bu şerefli doğum üzerine oluvermişti. Zira, kainatın yaratılalı beri sabırsızlıkla beklemekte olduğu Fahr-i Alem, dünyaları ve bütün beşeriyeti şereflendirmiştir. Mevlit Gecesi’nde meydana çıkan bütün bu büyük olaylar bir kurtarıcının zuhur ettiğini müjdeliyor, insanlığa çok büyük bir mesaj iletiyordu.
“Medyundur O masuma bütün bir beşeriyet,
Ya Rab! Bizi mahşerde bu ikrah ile haşret!”
İşte bugün, müstesna ve muazzam doğum olayının 1442’inci yıldönümüdür. Öksüz ve yetim olarak büyüyen ve istikbale cihan şümul bir dinin elçisi ve tebligatçısı olarak çok büyük bir vazife yüklenecek olan Hz. Muhammed’in hayatını, şanlı mücadelesini, hicretini, cihadını ve kurmuş olduğu Kur’an Devleti’ni çok iyi bilmek, bu hakikatleri gönüllere rahatlıkla sindirmek, her Müslüman’ın en önemli görevleri arasında yer almalıdır. Zira Hakk’a inanan, hakikate gönül veren her müminin vazifesidir bunlar.
Bize ölümsüz hayatın bütün sır ve düsturlarını getiren, geçici ve ebedi hayata ait her türlü yolları en açık şekilde gösteren, bunların sınırlarını çizen ve gözler önüne seren cihan peygamberi Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) tabi olmak, o nurlu, o aydınlık yolun şaşmaz müdavimi bir hayat sürmek lazımdır. Peygamberimize gerçek manada ümmet olmak, O’nun izinden gitmeye, O’nun yolunu takip etmeye, O’nun; cennet ve Cemalullah’a götüren yolunu takip etmeye bağlıdır. Onun için, O yüceler yücesinin, O Peygamberler Peygamberinin, O şanlı Resulün hayat tarzını çok iyi bilmeli, O’nun getirmiş olduğu İslam nizamını çok iyi anlamalıdır. Zira kurtuluş bundadır.


Bu muazzam hadiseyi “Mevlit Kandili” diye geçiştirmek veya bu müstesna geceyi TV kanallarının başında Bidat ve haramlarla geçirmek doğru değildir. Hadisenin büyüklüğüne ve gerçek manada ümmet olmanın şuuruna yaraşır şekilde bu geceyi ihya etmelidir.
“Ey Rabbimiz! Soyumuzdan meydana getireceğin Müslüman ümmete kendi içlerinden bir peygamber gönder ki, onlara Senin ayetlerini okusun: Kitabını, hikmetini öğretsin.
Günahlardan temizlensin.” Cenab-ı Allah (cc) İbrahim Peygamberin bu duasını kabul buyurarak şerefli soyundan Efendimizi göndermiştir.
Ve sevgili Peygamberimiz de şöyle buyurmuştur: “Ben, babam İbrahim’in duasına, kardeşim İsa’nın müjdesine ve annem Amine’nin rüyasına mazhar olmuşumdur!”
Bu gecenin İslam âlemine ve beşeriyete hayırlar getirmesini niyaz ederiz.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.