Dursun Seyis
Dursun Seyis

Bakmak Ve Görmek

17 Eylül 2022
3 dk Okuma
2 ay önce
Bakmak Ve Görmek

Ortaokul yıllarımızda  Türkçe kitabında  Şevket Rado’nun bir yazısı vardı:

Bakmak ve görmek,

Bakmak ayrı bir şey,

Görmek ayrı bir şey.

Her baktığımızı görüyor ya da her işittiğimizi duyuyor muyuz gerçekten. Bakıyoruz, işitiyoruz fakat görmek ve duymak için zihinlerimiz çoğu zaman fazla dolu.

 Okul, iş, ev, arkadaşlarla görüşmek derken her günümüz geçiyor. Ama nasıl geçtiğini  birve vatandaşa sormak gerekir. Yapmayı sevdiğimiz şeylerden mutlu oluyoruz, isteksiz yaptığımız şeylerden mutsuz olmaktayız. Günümüz Türkiye’sinde ise  mutlu olabilen  azınlık son derece sınırlı.

Kendimize sıkıntı yaptığımız her mevzuda kendimize biraz daha yükleniyoruz. Ummalarımız, beklentilerimiz, küskünlüklerimiz, neşemiz, mutluluğumuz kısacası her halimizi paylaştığımız kişiler var çevremizde. Tek başımıza yaşamamızda mümkün olmadığına göre uyum sağlamanın yolunu ararız sürekli.

Tabi anlaşmayı istediğimiz kişilerle sağlamaya çalışırız bu uyumu. Hayatımızda o kadar çok etken, o kadar çok kabul görme isteği var ki onları düşünmekten kendimizi düşünemez olmuşuz.

Başkaları için yaşar hale gelmişiz. Aslında merkeze kendimizi oturtsak kimse için değil kendimiz için yaşasak daha az kırar, isteklerimiz, ihtiyaçlarımızı karşılarız, daha az üzer daha fazla mutlu oluruz. Etkenlerimizi hayatımıza kattıkça dikkatimizde dağılıyor, asla yapmayacağımız , yapmak istemediğimiz hataları da yapıyoruz.Ani bir parlamayla kırmak istemediğimiz kişileri kırıyoruz bunların sonucunda da üzülen, canı yanan sadece kendimiz oluyoruz. Hayatımızı; “Anlayış bekleme, Takdir bekleme, Sevgi bekleme, Yardım bekleme, Kabul bekleme” bu temellerin üzerine oturtursak mutlak huzuru buluruz. Biz böyle olunca çevremize de böyle insanları toplarız.

En büyük yanılgılarımızı, başkalarının bizi tanımamasından duyduğumuz üzüntüyle yaşarız. İşte baktığımızı görmediğimiz, işittiğimizi duymadığımız kısmın içine giriyor. Her kafa dolu, her zihin meşgul herkes kendini gösterme, kabul ettirme derdinde, başkalarının ne düşündüğü kendi düşüncelerinin önünde o yüzden başkaları için yaşamayı değil kendimiz için yaşamaya başlayalım.Ancak egoist te olmayalım. Kendimizle tanışalım, kendimizi saygı ile kabul ettirmek için kendimize saygı duyalım.

Kendimizle tanışmaya başlamanın ilk yolu karşımızdaki kişinin bize aynalık yapmasına izin vermeliyiz. Karşıda kızdığın ne varsa kendinde düzelt, sevdiğin ne varsa kendine al. Muhataplarımızı aynamız kabul ettiğimiz anda tanışma başlar.

Unutmayalım ki biz kendimizde çözdüğümüz anda karşı tarafla olan sıkıntılarını çözmüş oluruz.

Yalan söylemenin kötü olduğunu biliyoruz, hayatında tek bir kez bile yalan söyleyen kişinin yalanın gerçekten kötü olduğunu söylemesi inandırır mı bizi, etki dahi etmez.  İste ayna olarak görmek burada önem arz ediyor. Biz karşıda gördüklerimizi kendimizde çözersek etkimiz olur.

Atını, eşeğini kaybettinse, semeriyle uğraşma, at gitsin

Oturmadığın veya oturamadığın evin varsa, sat gitsin

Eğer yağmur yağıyorsa, atacakların şeyleri, sele kat gitsin

Yapacak hiç bir şey bulamıyorsan, ser yatağı yere, yat gitsin.

Sevimsiz bir işte ve ortamda, sıkıntı çekiyorsan, o işte bat gitsin.

Aksi giden işlerin varsa üzülme, ara sıra kaşlarını çat gitsin.

Ne kadar nankör, vefasız, hayırsız varsa, kara listeye kat gitsin.

Sağlığını biraz bozsa da, sevdiğin tüm yemekleri tat gitsin.

Lüzumsuz kırtasiye evrak, kâğıt, eski püskü şeyleri at gitsin.

Nasıl olsa er geç onları atacaksın, kararsız olma, at gitsin

Sırtına yüklenmiş maddi ve manevi kamburları üstünden at gitsin

Seni üzen insanların ismini, defterinden ve hafızandan sil gitsin.

Her konuda temizlik, her insana ve her eve lazım, unutma.

+++

 

Yorum Yazın