Dursun Seyis
Dursun Seyis

Lozan !..

25 Temmuz 2022
3 dk Okuma
2 ay önce
Lozan !..

Biliyorsunuz, 24 Temmuz Lozan barış antlaşmasının   yıldönümü idi.

Kıbrıs Barış harekâtı hariç, Lozan Barış Antlaşması, aynı yıl ilan edilen cumhuriyet ile yeni Türkiye’nin “ilk ve son barış Anlaşması”dır. Türkiye, savaş görmeden 100 yıl yaşama başarısı gösteren tek Avrupa ülkesidir.

Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde  “Lozan” çok tartışılan, çok konuşulan  bir  antlaşmadır. Bugün bile Lozan anlatması kimilerine göre “HEZİMET”  kimilerine göre ise başarı gösterilmektedir.

Yazar , Mevlüt Yüksel   “Mondros’tan  LOZAN’A”  adlı kitabında  Bu antlaşmayı  “Bir milletin dirilişi” diye  a anlatmaktadır.

Takvimlerin 1918 Sonbarına gelindiğinde Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş boyunca seferber ettiği toplam 2 milyon 850 askerden yalnızca 560 bini silah altında bulunuyordu. Bu sayının da ancak dörte biri cephelerde fiilen savaşıyordu.

Suriye- Filistin ve Irak cephelerinde tam bir yıkım ve yılgınlık vardı. Bu duruma rağmen bile Osmanlı hükümeti içinde  Enver Paşa, Cemal Paşa, Nazım paşa savaşın sürdürülmesini istiyordu.  Talat paşa yeni hükümet kurma çabaları içindeydi.

Padişah Vahdettin’in  ise koltukta kalabilmek için İngilizlere yaklaşıyor ve bir dizi  şartları kabul etmeye zorlanıyordu.

Türkiye  Lozan’a bu şartlarda gitti. Antlaşmanın başlangıç ile bitirim tarihi tam 6 ay sürmüştür. Avrupa’nın diretmelerine Türkiye dayatmış ve birçok maddeyi kabul etmemiştir.

Öğretmenin, Yücel Kemendi’nin yazısında  alıntılar yaparak   Lozan ve 12 adayı sizlerle paylaşıyorum.

Buralar, Yunanistan’a iki farklı tarihte, iki farklı antlaşmayla verildi.

24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan şehrinde yapılan antlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti tanındı ve tescil edildi. Bu adalarının bir bölümü de Yunanistan verildi.

Ama o antlaşma, bugüne dek hep tartışıldı.

 Koparılan haklarımızdan biri adalardır. Çünkü Adalar denizinde adaların bir bölümü Lozan’da Yunanistan’a resmen ikram edildi.

Ancak; bizi o yıllarda mutlu eden Lozan antlaşmasında bir madde vardı,

Adalar silahlandırılmayacak ve buralarda ordu bulundurulmayacaktı.

Anadolu topraklarına yüzme mesafesindeki bu adalar böylece elimizden çıkmış oldu.Diğer Adalar ya da "Oniki Ada" ise 1947 Paris Antlaşmasıyla elimizden çıktı.Yani Lozan’a bu adalar verilmedi.

İtalya, II. Dünya Harbi’nde tüm bu adaları işgal etmişti. Savaştan yenik ayrılınca buralardan ayrılmak zorunda kaldı.

Bu arada adaları Türkiye’ye teklif ettiler. "Buralar zaten sizindir" dediler. Lakin devrin tek parti iktidarı ve lideri İsmet İnönü cesaret gösterip teklifi kabul edemedi.

Adaların diğerleri de böylece 10 Şubat 1947’de Yunanistan’a bırakıldı. Lozan anlaşmasındaki adalar silahlandırılamayacak maddesi bu anlaşmada da aynen vardı.

I. Dünya savaşı sonrası ve II. Dünya Savaşı sonunda bu adalar iki ayrı anlaşmayla Yunanistan’a bırakılmıştır.

Bugün Yunanistan, adaları doğrudan veya dolaylı bir şekilde silahlandırdı ve silahlandırıyor.

Peki silahlanma devam ederse?

Antlaşmalardan doğan hak ve yetkilerimizle adaların statüsünü tartışmaya açar ve gereğini yapabilir miyiz? Tabi ki yapılması gereken bu.

Yapılacaklar bellidir,

- Silahlanan adalara bir gece ansızın gidebiliriz.

- Adalar Denizi, ortadan ikiye bölünebilir.

- Yunanistan'ın kıta sahanlığındaki adalar Yunanistan'ın, bizim kıta sahanlığımızdaki adalar bizde kalmalıdır. Mülkiyeti bizde olmayan adalar da satın alınmalıdır. Kurulduğundan beri 200 senedir emperyalist batı için Türkiye’ye karşı vekâlet savaşı veren Yunanistan huyundan vazgeçmez.

Bu sebeple Adaları tartışmaya mutlaka açmalıyız.

Yakın geçmişte dönemin Başbakanı Tansu Çiller,  Kardak kayalıklarına dikilen Yunan Bayrağı için “ Ya bu bayrak inecek, yada inecek” demiş ve o gece gereği yapılarak Kayalıklardan Yunan  Bayrağı indirilmişti.

1.Dünya Savaşı’nın ardından  müttefiklerin yenilmesiyle Osmanlı’da yenilmiş sayılmış, İmparatorluk Avrupa Devletlerinin işgali altına girmiş, Lozan antlaşması ,yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuştur. Bu antlaşma ile dış borçlar, Boğazlar sorunu, çözülmüş, bugün bile yaşanan  Rusya- Ukrayna savaşında dayanağımız olmuştur.

Türk Milletinin bağımsızlığını yok eden Mondros ve Sevr antlaşması geçersiz sayılmıştır. Türkiye bu antlaşma ile  savaş yenilgi tazminatı da ödememiştir. Lozan Türk Milleti ve devleti ile eksiklerine rağmen büyük bir kazanımdır.

“ Lozan Hezimet” diyenlerin bu   24 Temmuzda bu anlaşmayı bir daha dikkatli okumalarını ve daha daha sonra 1947 Paris antlaşması , yani “on iki” ada antlaşmasını bilmiyorlarsa okumalarını tavsiye ederim. Yazar Mevlüt Yüksel’in “ Mondros’tan Lozan’a” yazdığı kitapta  Lozan’ın “Bir milletin dirilişi”  dediğini da görünüz. Bu antlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti tanınmış oldu.

Yorum Yazın