Mehmet Kaçar
Mehmet Kaçar

Milli tohum ve tarım!

07 Eylül 2022
3 dk Okuma
3 ay önce
Milli tohum ve tarım!

“Yer yüzünde gücü(Silah, ekonomik ve politik) ellerine geçirdikleri zaman ekini ve nesli bozarlar” (Bakara 2/205)

Bu âyetin meâline bir göz attığımız zaman biz münafıklığı, riyakarlığı, yağcılığı ön plana çıkarmalıyız.  Yağcı ve murai (iki yüzlü/ bukelamun) olan bir kimse veya kimseler ekonomik, politik veya askeri güç ellerinde olmadığı zamanlarda, bu güçleri ellerinde bulunduranlara murailik, yağcılık yaparak makam ve mevki sahibi olmaya çalışırlar. Kur’an-ı Kerim’de bunlara aynı zamanda bukelamun misali münafıklık yaptıkları anlatılır.

Hâkimiyeti yani ekonomik, askeri ve politik gücü ellerine aldıkları zamanlarda da, kendi hükümranlıklarını dünyaya hâkim kurabilmek için, hoşa gidecek davranışlar sergiledikleri ve gönül okşayan sözler sarf ettikleri halde kötü ruhlu olmaları ve düşmanlık duyguları taşımaları nedeniyle önceki davranış ve sözlerinin aksine, insanların geçimlerine ve nesillerine zarar vermek gibi yıkıcı ve Bu âyeti kerimede yer verilen “ekini ve nesli yok etme” ifadesi ise bir deyim olarak da ele alınmış olsa dahi, bu insanların bencil isteklerini ve tuttuklarını tatmin etmek uğruna insanları her türlü sıkıntılar içine sokmaları şeklinde tefsir edilmektedir.

“Hâkimiyeti yani yönetimi ele geçirme” anlamında tefsir ettiğimiz zaman da ise bu âyetten, iki yüzlü Bu tür politikacılar, gerçekten kendilerini barış havarileri ve insancıl(hümanist), haksever gibi yıldızlı niteliklerle takdim eden bazı münafıkların (Biden-Putin ve diğerleri gibi) iş başına geldikleri zaman, ilk iş olarak insanların “ürünlerini” yani gelir kaynaklarını (yer altı ve yer üstü enerji kaynakları) kurutmaya, “nesillerini” bozmaya kalkıştıkları ve kuraklık, kıtlık, küresel ısınma gibi nedenlerle boyun eğdirdikleri  tarihte çok rastlanan bir hükümranlık şeklidir.

Yukarıda mealini sunduğumuz ayet mealine göre, insanların her söylediklerine aldanıp o sözlerin yaldızlı haline kapılmamalı. Her yüze gülene ahmakça inanmamalı.

Hucurat suresi 12. Ayet mealinde :” Ey İman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah(cc)’tan korkun. Şüphesiz Allah(c.c), tevbeyi çok Mümin bir birey ise Allah(cc)’a duyduğu derin sevgiden dolayı bu tür münafıkça tutum ve davranışlardan uzak durur.

O halde, ben insanım diyen birisi, münafıklık, fitne ve fesatçılık gibi ahlaksızca davranışlardan kendisi uzak duracak ve çevresini de uzak tutacak, sadece doğru olmayıp doğrularla beraber olacaktır.

Bu tür bir kimlik kazanan birey her kurala saygılı olmayı öğrenen bir birey olur. Müminim diyen bir birey, egoizmden ve yıkıcı duygulardan uzak durur. Çünkü bu tür duygular, yapılan uyarıların üstünü örterek engellenmekte hatta bir adım daha ileri giderek daha kötü ve yanlış davranışlara sürüklenmektedir.

Buna göre bir Müslüman; “iyi ve doğru olan nedir?” gibi bir soruyu içtenlikle kendi nefsine sormalıdır. Her birey bu soruyu kendi nefsine sorarak, nefsini kötülüklerden alıkoyup iyiye yönlendirmelidir. Bu konudaki uyarı ve ikazları çok dikkate almalıdır.

Bunun içinde ilk önce gurur, kibir vb. saptırıcı duyguların tutsaklığından nefsini kurtarıp Allah(cc)’ın buyruğuna boyun eğip, nefsen ve bedenen kul olup kendisini huzuru ilahide hissederek o kulluk içerisinde özgürleştirmelidir.

Müslüman bir birey kendisini Allah(cc)’ın hoşnutluğunu kazanmak için doğruların içerisinde Allah(cc)’ın yolunda hizmete adamalıdır.

İnsan şu iki çizgide yaşam sürdürür. Kişisel çıkar sağlayan davranışlara yönelen insan tiplemeleri, bu dünyada kaybetmese bile öbür dünyada mutlaka kaybedenlerden olacaklardır. Firavunlar, Diğer bir insan tiplemesi ve politikacısı ise hem bu dünyada hem de öbür dünyada hem insanlığın hem de dünyanın iyiliğini isteyen be bu yolda çalışan insandır.

Müslüman’ım diyen insan, ister yönetici, ister alt kademede bu çığır üzerinde yürüyendir vesselâm!

Yorum Yazın