Dursun Seyis
Dursun Seyis

Türk isen, mutlaka okumalısınız..

06 Ekim 2022
3 dk Okuma
1 ay önce
Türk isen, mutlaka okumalısınız..

PİÇ..

Şimdi size Ömer Seyfettin’in bir anısını anlatacağım.

Ömer Seyfettin'in 'Piç' adlı kitabından güzel, bir o kadar da ilginç bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Ömer Seyfettin, asker bir yazardır. İstiklal Savaşı'nda bir çok cephede savaşmıştır.. Filistin Cephesinde olan bir hatırasında bakın neler söylüyor..

"Almanların yenilmesiyle savaş bitmiş, mütareke imzalanmıştı. Filistin'den çekiliyorduk. Bir kaç arkadaş subayla, karşı tarafın da subaylarıyla, çekilme işlerini görüşmek için gittik. Karşı tarafta, Fransız üniformalı biri sık sık bana bakıyor, gözünü benden ayırmıyordu. Ben buna bir anlam veremiyordum. Fransız subay yerinden kalkıp bana doğru geldi ve;

'Nasılsın Ömer Seyfettin?' Dedi.

'Beni nerden tanıyorsun? Ben bir yüzbaşıyım. Öyle tanınacak kadar üst düzey bir kumandan değilim.' Dedim.

'Ömer, biz seninle İstanbul'da Askeri Lise'de beraber okuduk, ben falancayım deyince, hayretler içerisinde baktım, hatırladım..

Hep dini eleştiren, Osmanlı'yı kötüleyen, vatan, bayrak sevgisi olmayan bir öğrenci idi ama, yine de Fransız subay olması normal değildi..

‘Peki nasıl böyle oldun?' Dedim.

'Ne zaman bir savaş olsa, Türkler galip gelse içimde üzüntü oluyordu.. Tükler kaybetse, zarar görse içimde bir sevinç oluyordu.

Çoğu zaman kendimi ayıplıyor, neden böyleyim? diyordum..

Bir gün anneme ısrarla sebebini sordum.

'Dayanamayacağım, anlatacağım.' Dedi.

'İstanbul Hastanesinde Fransız bir doktor vardı. Hastaneye gidip gelirken birlikte oldum ve sen o Fransız doktorun oğlusun. Babanın bundan haberi olmadı, şimdi de sen öğrendin.' Dedi..

Zaten babam zannettiğim adam çoktan ölmüştü. O hastaneye gittim, şu tarihte burada çalışmış, şimdi Fransa'ya dönmüş olan, şu isimde doktorun adresi var mı? Dedim, adresi verdiler, Fransa'ya gittim, babamı buldum, olanları, annemin sözlerini anlattım..

'Anneni gerçekten sevmiştim.' Dedi ve beni kabul edip nüfusuna yazdırdı, Fransız okullarında eğitimimi tamamladım ve gördüğün gibi bir Fransız subayı olarak karşındayım.' Dedi.

Şimdi..

Ben, Türk milletini, bayrağını ve vatanını, eleştirilenleri gördükçe, acaba onlar da,

"Piç" mi? diyorum..

../Ömer Seyfettin

   1884-1920

+++   

Fransız Kimyacı Lavoisier 51 yaşında iken,

mahkeme giyotinle ölüme mahkum eder. Boynunun

vurulmasını beklerken kitap okumaktadır. Cellat, onu giyotine götürmek için yanına geldiğinde Lavoisier, nerede kaldığını unutmamak için kitabın arasına bir "kitap ayracı" koymuştur.

Lavoisier, giyotine giderken Matematikçi arkadaşı

Langrange'i yanına çağırır:

"Kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. Eğer iki kere göz kırparsam, insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmekte demektir." der .

Kafası giyotinle kesilir, sepete düşer ve gülerek iki kere göz kırpar.

Matematikçi Langrange diyor ki;

- "Lavoisier'in son saniyedeki ispat arayışı,bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir.

İnsanları duyduklarına inanmayı değil düşünmeye davet ediyorum...

Yorum Yazın