1. YAZARLAR

  2. Ahmet Candan

  3. Mîsâk-ı Millî [3] (On İki Ada)
Ahmet Candan

Ahmet Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Mîsâk-ı Millî [3] (On İki Ada)

A+A-

Geçtiğimiz hafta Mîsâk-ı Millî’nin Trakya konusunu ele almıştık. Bu hafta ki yazımızda ise Adalar-On İki Ada konusunu işleyeceğiz. Adalar mevzusu da en az Trakya mevzusu kadar mühimdir. Bu mevzuda da yıllardan beri başımızı sinek gibi ağrıtan Yunan -yani Avrupa'nın şımarık çocuğu- karşımıza çıkıyor.

Ege’de ki adaların kazanılması kaybedilmesi oldukça uzun bir mevzûdur. Bunu adaların tarihini tamamıyla yazmamın bu kısıtlı yerde imkânı yoktur. Ancak belki ilerde bu konuyu bir kitapçık olarak ele alabilirim.

Yavaştan şöyle başlayalım... 1910’lu yıllardı. Trablusgarp (bugün de ismini sıkça duyduğumuz Libya) savaşı devam etmekteydi. Avrupalı devletlerden sömürgecilik konusunda geride kalan İtalya; Libya’yı işgal etmek istiyordu. Ancak Müslüman halk tarafından amansız bir direnişle karşı karşıya kaldı. Devlet-î Alîyye tarafından anavatandan gönderilen subaylar yerli halkı örgütlüyor ve İtalya'nın işini kat kat zorlaştırıyordu. Yerli halktan da önder isimler direnişe destek verince İtalya çare aramaya başladı. Çareyi; hem gelen Osmanlı subaylarını önlemek hemde Libya ile iletişimi-bağlantıyı kesmek için On İki Ada’yı işgal etmekte buldu.

Pek bir donanma gücü olmadığından Adaların işgaline karşılık verilemedi. Anavatana daha yakın olan Adalar için Libya’dan vazgeçildi. Uşi (Ouchy) Antlaşması imzalandı.

Antlaşmaya göre; İtalya adalardan çekilecek; Trablusgarp ve Bingazi'ye tam bir özerklik verilecekti. Her iki tarafta bu antlaşmayı kabul etti. Ancak antlaşmaya sonradan bir madde daha eklenerek şöyle dendi: o sırada devam etmekte olan Balkan Savaşı sebebiyle donanmanın yetersiz olması ve adaları koruyacak güç olmadığından bu adaların Yunan tarafından işgal edileceği endişesine kapılarak harp bitinceye kadar mevzubahis olan Adaların emaneten İtalya’da kalmasına karar verildi.

Balkan harbi bitti ancak diğer harpler başladığı ve bir türlü savaşlar bitmediği için Adalar olukça uzun bir süre İtalyanlarda kalmıştır.

Lozan’da ise Adalar üzerinde pek fazla durulmamıştır. Adaları korunamayacağı veya alınırsa donanma gerektirdiği için masrafa girileceği için yalnızca silahsızlandırılmasına karar verilmiştir. Üstüne Çanakkale boğazının güvenliği için verilen adalardan olan Limni Adası’sının deftere yazılması unutulduğu için düşman ellerinde kalmıştır.

2. Dünya Savaşına kadar İtalya'da kalan Adalar, İtalya tarafından Yunanistan'a verildi. Bizim korkupta almadığımız, kan döktüğümüz, can verdiğimiz Adalar şimdi Yunan tarafından silahlandırılarak Türkiye’yi tehdit unsur olarak kullanılıyor. Yüzyıllarca Türk ve Müslüman toprağı olan Adalar Trakya gibi yunan ellerinde.

Bu konuda şunları da eklemek isterim. Lozan’da silahsızlaştırılması kararlaştırılan o adalar yıllardan beri Yunanistan Devleti tarafından silahlandırılmakta. Ve bu silahlandırma bugün bile hala devam etmektedir. Yunan tarafından bu antlaşma maddelerine uyulmadığı için Türkiye’nin konu üzerinde hak iddiası doğmuş oluyor. Geçmiş dönemde örneğin ‘Çardak Krizi’ gibi küçük olaylar yaşanmış olsa da henüz ülkemiz tarafından Yunan’a gereken cevap verildi diyemeyiz.

Adalar dahil bütün topraklarımıza yeniden kavuşacağımız kutlu günler elbet gelecek ancak bu kutlu günlere giderken kimin ne yaptığıdır mühim olan. Bana düşen görev anlatmaksa bunu kalemim yettiğince anlatmaya çalışıyorum.

Adalar dahil bütün topraklarımıza yeniden kavuşacağımız kutlu günlerin hayaliyle... Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar