1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. Ölen kişinin arkasından sabretmenin mükâfatı.
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

Ölen kişinin arkasından sabretmenin mükâfatı.

A+A-

Ölümlerin malum hastalık ve çeşitli sebeplerle, daha da çoğaldığı şu günlerde, Rabbimizin emrine uyup sabredeceğiz ve karşılığında mükâfata nail olacağız. İnsanoğlu, dünyaya bir görev için, bir imtihan için gönderilmiştir, görev süresi bitince dünyadan ayrılır.

Kur'an-ı Kerim'in  ifadesiyle “Her canlı ölümü tadacaktır.” (Al-i İmran, 3/85).

“Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.” (Araf, 7/34)

- Ölüm büyük bir hadisedir. Bu hadise sebebiyle in­sanın hüzünlenmesi, kederli bir hâl alması, gözyaşı dökmesi normaldir. Hatta bu hüzün ve kederini açığa vurup sessizce ağlamasında bir sakınca yoktur.

Peygamber Efendimiz (sav), bir cenazede kabrin kenarına oturmuş, gözyaşları toprağa damlayacak dere­cede ağlamış, kızı Rukiyye'nin vefatında, yanında sessizce ağlayan Fâtıma'nın gözyaşlarını kendi eliyle silmiş, onun bu şekilde ağlamasını yasakla­mamış ve Hz. Ömer bir cenazede ağlayan bir kadına bağırınca, Hz. Ömer'e: "Bırak onu, ağlasın, muhakkak ki göz yaşarır." buyurmuştur.

- Yani bir yakınını ve sevdiği kişileri kaybeden­lerin eğer güçleri yetiyorsa sabretmeleri ve ağlamama­ları en iyi harekettir. Buna güç yetiremeyenlerin ise, ses­sizce ağlamaları ve gözden yaş akıtmaları da caizdir. Ama ölünün bir takım iyiliklerini ve hayatta yaptığı işlerini sayıp dökerek ve mersiyeler, ağıtlar düzerek ağlamak, kesinlikle haram ve yasaktır. Bu şekilde ağla­maktan şiddetle sakınmak gerekir.

- Peygamberimiz (sav), kucağında tuttuğu sevgili oğlu İbrahim'in, yavaş yavaş kayan gözlerine bakarak,

"Allah'ın takdirine karşı elden ne gelir, ey İbrahim!" buyurdu.

Az sonra Hz. İbrahim fani dünyaya gözlerini yumdu.

Bu esnada Peygamber Efendimizin (sav.) mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. Hz. Abdurrahman bin Avf, "Yâ Resûlallah! Siz de mi ağlıyorsunuz? Böyle ağlamaktan halkı men etmemiş miydiniz?" deyince, Peygamber Efendimiz (sav.) şöyle buyurdular:

"Ey ibni Avf? Ben size günah ve ahmaklığın ifadesi olan şu iki ağlayış ve bağırışı yasakladım: Nimete kavuşulduğu sıradaki eğlence, oyun bağırışından ve musîbet ve felâket sırasındaki bağırışla yüz göz tırmalamak, üst baş yırtmaktan.

Benim bu ağlamam ise, şefkatin eseridir, acımadan ibârettir. Merhamet etmeyene, merhamet edilmez!"

Peygamber Efendimizin gözleri yaşla dolunca şöyle buyurdu:

"Göz yaş döker, kalb teessür duyar. Biz, Yüce Rabbimizin râzı olacağı sözden başkasını söylemeyiz. Vallahi, ey İbrahim! Senin ayrılığın bizi fazlasıyla mahzun etti!".

- Kıyamette Allahü teâlâ, müminlerin çocukları için, (Bunları Cennete götürün) buyurur. Melekler, çocukların Cennete girmesini söylerler. Çocuklar, (Ana-babamız hani?) derler. Melekler, (Onlar sizin gibi günahsız değildir. Görülecek hesapları var) derler. Çocuklar ağlaşır, (Ana-babamızı almadan girmeyiz) derler. Cenab-ı Hak, çocuklara buyurur ki:

(Ey yavrular, haydi gidin, ana-babanızı da alıp Cennete girin!) (Nesai)

-Hz. Ali (r.a.), oğlu ölen Eş’as b. Kays’a başsağlığı dileyerek şunları söyledi: “Eğer üzülürsen merhametin gereğini yerine getirmiş olursun. Sabredersen kader senin üzerinde de hükmünü icra eder. Böylece oğlunu unuttuğun gibi sevâp da kazanmış olursun.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Küçükken ölen çocuklar, ana-babaları ile karşılaşınca, ellerinden tutup, ana-babaları Cennete girinceye kadar, onlardan ayrılmazlar." (Müslim)

*

Şu Hadis-i Şerif bize bu konuda açıklık getirmektedir.

Ebû Hüreyre (ra)’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah Teâlâ  şöyle buyurdu demiştir.

“ Dünyada sevdiği bir dostunu aldığım zaman, (sabredip) ecrini Allah’tan bekleyen mü’min kulumun katımdaki  karşılığı cennettir.” (Buhârî, Rikak 6)

- Bu Hadis-i Şerif, “mânası Allah’tan lafzı Peygamber’den” olan “Kudsî Hadis”lerdendir. Görüldüğü gibi burada söz, Hz. Peygamber tarafından açıkca Allah Teâlâ’ya  izâfe edilmektedir. Çok sevdiği bir dostunu kaybetmiş müslümanı teselli  ve sabra teşvik bakımından, Allah Teâlâ’nın bir müjdesini ona haber vermek, hiç şüphesiz diğer insanların sözünden çok daha  etkili olacaktır. Sevgili Peygamberimiz, ölüm gibi dönüşü olmayan ciddî bir kayıp olayında, sabır ve rızâ göstermeleri karşılığında cenneti elde edeceklerini hatırlatmak suretiyle müminleri teselli etmiş ve eğitmiştir. Bu hadiste iki nokta dikkatimizi çekmektedir:

Birincisi, ölümün, Allah’ın irade ve fermanı ile gerçekleştiğidir. “Dünyada sevdiği bir dostunu aldığım zaman” ifâdesi bunu göstermektedir. O halde alan da veren de Allah olduğu hatırlanacak, başka hiç kimse suçlanmayacaktır. Her şeyden önce bu gerçeği hatırlamak başlı başına bir teselli kaynağıdır.

İkincisi, böyle bir kayıp halinde karşılığını Allah’tan bekleme sabır ve olgunluğunu gösteren mü’min, bu beklentisinde yanılmayacak, kendisi cennete  konulacaktır. Bu büyük müjde, dostunu kaybeden müslümanın, bir taraftan büyük bir imtihana tâbi tutulduğunu gösterirken, bir taraftan da  dikkat etmemesi halinde, dostunu kaybetmekten daha büyük kayıplara uğrayabileceğini, meselâ -Allah korusun- küfre düşebileceğini de hatırlatmaktadır.

İşte bu iki büyük gerçeğe Hz. Peygamber (sav), konunun gereğine uygun olarak Allah Teâlâ’nın bir beyanı ile açıklık getirmektedir.

Bu arada şuna da işâret edelim ki, değerlendirme açısından diğer hadislerden hiç de farklı olmayan kudsî hadislerin, iki özelliği vardır:

a) Bu hadiste olduğu gibi, Hz. Peygamber hadîsi “Allah Teâlâ şöyle buyurdu” diye nakleder. Bu şeklî bir özelliktir.

b) Yine hadisimizde görüldüğü gibi, hemen bütün kudsî hadisler, özellikle Allah Teâlâ’nın isim ve sıfatlarının tecellilerini, O’nun tasarruflarını  konu edinirler.

Bu Hadis-i Şerif'den şu mesajları çıkarabiliriz.

1. İnsanın dostunu kaybetmesi en büyük musîbetlerdendir.

2. Büyük musîbetlere sabretmenin zorluğu nisbetinde sonucu da büyüktür.

3. Başa gelen belâ  ve musibetlerin ecrini Allah’tan ummak, müslümandan beklenen yegâne tavırdır.

4. İnsanın yaptığı işten Allah katında ecir alabilmesi için iman şarttır. Kâfir, iyi bir davranışta bulunsa bile, imanı olmadığı için alabileceği herhangi bir ödül söz konusu değildir. (Riyazüs-salihin)

Rabbim bütün zorluklara sabreden kullarından eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar