<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Hakimiyet Gazetesi - Konya Haber - Son Dakika Haberleri</title>
      <link>https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>KONYA HABER | Konya haber ve son dakika gelişmelerini, güncel Konya haberlerini ve Konya gündemine dair köşe yazılarını Konya Hakimiyet Gazetesi ile takip edin.</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Fri, 28 Aug 2026 03:40:08 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.hakimiyet.com/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuğunuz ağzı açık mı uyuyor? Dişlerinden önce çenesine bakın]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/cocugunuz-agzi-acik-mi-uyuyor-dislerinden-once-cenesine-bakin/125114/</link>
            <description><![CDATA[Çocuklarda ortodontik sorunlar her zaman dişlerin eğri olmasıyla kendini göstermiyor. Ağızdan soluma, ağzı açık uyuma, uzun süreli parmak emme ve emzik kullanımı gibi alışkanlıklar, diş ve çene gelişimi açısından önemli ipuçları verebiliyor. İşte detaylar]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/cocugunuz-agzi-acik-mi-uyuyor-dislerinden-once-cenesine-bakin/125114/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:54:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hakimiyet Gazetesi yazarı Diş Hekimi Alanur Kurşun, ebeveynlerin bu belirtileri erken fark ederek çocuklarını zamanında değerlendirmeye götürmelerini öneriyor.</p><p>Çocuklarda diş ve çene gelişiminin sağlıklı ilerlemesi için yalnızca dişlerin görünümüne bakmak yeterli olmuyor. <strong>Bazı günlük alışkanlıklar ve davranışlar, ilerleyen dönemlerde ortodontik problemlerin habercisi olabiliyor.</strong></p><p>Bir çocuğun ortodontik tedaviye ihtiyacı olduğunu anlamak için dişlerin belirgin şekilde eğrilmesini beklemek gerekmiyor. <strong>Çocuğun sürekli ağzı açık durması, geceleri ağızdan nefes alması, parmak emmesi veya çenesini kapatırken yana doğru kaydırması gibi belirtiler de dikkate alınması gereken işaretler arasında yer alıyor.</strong></p><p><strong>AĞIZDAN SOLUMA ÇENE GELİŞİMİNİ ETKİLEYEBİLİR</strong></p><p>Diş hekimi Alanur Kurşun, Çocuklarda ağızdan solumanın farklı nedenlerinin olabileceğini ifade ederek, 'Burun tıkanıklığı, alerjik durumlar ve üst hava yoluyla ilgili bazı problemler ağızdan solumaya neden olabiliyor. Uzun süre devam eden ağız solunumu, bazı çocuklarda ağız ve çene gelişimini etkileyebilen faktörlerden biri olabiliyor. Bu nedenle yalnızca dişlerin değerlendirilmesi yerine, ağızdan solumanın altında yatan nedenin de araştırılması önem taşıyor. Gerekli durumlarda ortodontistler; çocuk doktoru, kulak burun boğaz uzmanı ve diğer ilgili uzmanlık alanlarıyla birlikte çalışarak çocuğun durumunu bütüncül şekilde değerlendirmelidir' dedi.</p><p><strong>PARMAK EMME VE EMZİK KULLANIMINA DİKKAT</strong></p><p>Bebeklik döneminde emme davranışının doğal bir refleks olduğunu belirten Dt. Kurşun, parmak emme gibi alışkanlıkların uzun süre devam etmesinin dişlerin ve çenelerin konumunu etkileyebileceğine dikkat çekiyor. </p><p>Bu noktada ebeveynlerin çocuğu yalnızca 'Bırak artık' diyerek zorlamasının doğru bir yaklaşım olmayabileceğine vurgu yapan Dt. Alanur Kurşun, 'Alışkanlığın neden devam ettiğinin anlaşılması ve uygun zamanda, uygun yöntemlerle bırakılmasının desteklenmesi daha sağlıklı bir süreç sağlayacaktır' diye konuştu.</p><p><strong>'DİŞLER DÜZGÜNSE SORUN YOK' DÜŞÜNCESİ YANILTICI OLABİLİR</strong></p><p>Ebeveynlerin çocuklarının ağız ve diş sağlığını değerlendirirken çoğunlukla <strong>'Dişleri düzgün mü?'</strong> sorusuna odaklandığını belirten diş hekimi Alanur Kurşun, bunun tek başına yeterli olmadığını söyledi.</p><p>Kurşun, 'Dişlerin düzgün görünmesi, çene ilişkisinin ve kapanışın mutlaka normal olduğu anlamına gelmiyor. Üst ve alt çenenin birbiriyle ilişkisi, dişlerin temas şekli ve çocuğun ağzını kapatırken çenesini herhangi bir tarafa kaydırıp kaydırmadığı da ortodontik değerlendirmede önem taşıyor. Yanlış kapanış bazı çocuklarda çiğneme, konuşma ve çene fonksiyonları üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor' dedi.</p><p><strong>EBEVEYNLER HANGİ BELİRTİLERE DİKKAT ETMELİ?</strong></p><p><strong>Diş hekimi Alanur Kurşun, </strong>Çocuğunuzda aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı bulunuyorsa ortodontik değerlendirme yararlı olabilir önerisinde bulunuyor.</p><p>Sürekli ağızdan soluma</p><p>Ağzı açık uyuma</p><p>Parmak emme alışkanlığının uzun süre devam etmesi</p><p>Dişlerin belirgin şekilde üst üste binmesi</p><p>Ön dişlerin ters kapanması</p><p>Çenenin kapanış sırasında yana kayması</p><p>Çiğnemede güçlük</p><p>Sık sık yanak veya damak ısırma</p><p>Süt dişlerinin çok erken veya çok geç kaybedilmesi</p><p>Bu belirtilerin her çocukta mutlaka ortodontik bir problem anlamına gelmediği, ancak değerlendirme gerektirebilecek işaretler olduğu unutulmamalı.</p><p><strong>ÇOCUKLARDA ORTODONTİ HER ZAMAN TEL TEDAVİSİ ANLAMINA GELMİYOR</strong></p><p>Çocuklarda ortodontik değerlendirme denildiğinde ebeveynlerin aklına çoğunlukla diş teli geliyor. Oysa erken yaşta yapılan değerlendirmelerin amacı her çocuğa tel takmak değil.</p><p>Bazı çocuklarda yalnızca düzenli takip yeterli olabilirken, bazı durumlarda zararlı ağız alışkanlığının ortadan kaldırılması veya süt dişlerinin korunmasına yönelik önlemler alınabiliyor.</p><p>Bazı çocuklarda ise büyüme ve gelişim döneminden yararlanılarak uygun zamanda ortodontik tedavi planlanabiliyor.</p><p>Bu nedenle erken değerlendirme, gereksiz tedaviden ziyade doğru zamanda doğru müdahalenin planlanmasına yardımcı oluyor.</p><p><strong>ÇOCUKLARDA ORTODONTİ ERKEN FARK ETMEKLE BAŞLIYOR</strong></p><p>Çocukların diş ve çene gelişiminde ebeveynlerin günlük gözlemleri önemli ipuçları sağlayabiliyor. <strong>Özellikle sürekli ağızdan soluma, ağzı açık uyuma, uzun süreli parmak emme ve belirgin kapanış bozuklukları göz ardı edilmemeli.</strong></p><p>Çocuklarda ortodontik yaklaşımın temel amacı yalnızca düzgün görünen dişlere sahip olmak değil, dişlerin, çenelerin ve ağız fonksiyonlarının sağlıklı gelişimini takip etmek.</p><p>Kısacası çocuklarda ortodonti, 'Dişler ne zaman eğrilecek?' sorusundan çok, 'Gelişim doğru yönde ilerliyor mu?' sorusuyla başlıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocugunuz-agzi-acik-uyuyor-mu-_1787648055_oHK6V2.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuğunuz ağzı açık mı uyuyor? Dişlerinden önce çenesine bakın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocugunuz-agzi-acik-uyuyor-mu-_1787648055_oHK6V2.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kilo mu, ödem mi, hastalık mı? Konya'da uzmanından kritik uyarı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/kilo-mu-odem-mi-hastalik-mi-konya-da-uzmanindan-kritik-uyari/125071/</link>
            <description><![CDATA[Bacaklardaki şişlik ve şekil bozuklukları basit bir ödem ya da kilo artışı sanılıyor. Konya'da uzmanlar, diyetle geçmeyen kalınlaşmanın lipödem veya lenfödem kaynaklı olabileceğini belirterek doğru tanı ve tedavi için kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/kilo-mu-odem-mi-hastalik-mi-konya-da-uzmanindan-kritik-uyari/125071/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:28:12 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bacaklarda şişliğin, kalınlaşmanın veya şekil bozukluklarının toplumda sıklıkla genel bir 'ödem' problemi olarak değerlendirildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, her bacak şişliğinin aynı nedene dayanmadığını söyledi. Görünüşte benzerlik gösteren lipödem ve lenfödem; oluşum mekanizmalarının, klinik belirtileri ve tedavi yaklaşımları açısından birbirinden farklı iki hastalık olduğunu ifade eden Op. Dr. Baysal, bacaklarda görülen şişlik, kalınlaşma ve şekil bozukluklarının doğru değerlendirilmesi ve uygun tedavinin planlanması için uzman hekim muayenesinin çok önemli olduğunu belirtti.</p><p>Lipödemde yağ dokusunun anormal ve simetrik birikimi ön plandayken, lenfödem lenf sıvısının dokularda birikmesiyle ortaya çıktığını, lipödemin genellikle iki bacağı benzer şekilde etkilediğini ve ayakların çoğunlukla korunurken, lenfödemde şişliğin ayaklara kadar ilerleyebildiğini ve zamanla ciltte kalınlaşma görülebildiğini söyleyen Medicana Konya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, bu iki hastalığın birbirinden ayrılmasının, uygulanacak tedavinin doğru belirlenmesinin de önemli olduğunun altını çizdi.</p><strong>VÜCUDUN LİPÖDEM HAKKINDA VERDİĞİ MESAJLAR</strong><p>Lipödemin yağ dokusunun anormal, orantısız ve çoğunlukla simetrik birikimiyle seyreden kronik bir hastalık olduğunu kaydeden Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, çoğunlukla kadınlarda görüldüğünü, hastalığın genellikle ergenlik, gebelik, doğum sonrası dönem ve menopoz gibi hormonal değişimlerin yaşandığı dönemlerde ortaya çıkabildiğini veya ilerleyebildiğini ifade etti. Baysal, 'Lipödemde temel belirtiler çok önemlidir. Kalça, uyluk ve bacaklarda belirgin yağ birikimi olur. Bacaklar kalınlaşmasına rağmen ayak sırtı ve parmaklar genellikle normal görünür. Bu, lipödem açısından önemli bir klinik ipucudur. Etkilenen bölgelerdeki yağ dokusu, genel kilo kaybına göre dirençlidir. Bacaklarda ağrı, dokunmaya karşı hassasiyet, ağırlık hissi ve kolay morarma görülen diğer etkilerdir. Gün sonuna doğru dolgunluk ve rahatsızlık artabilir. Bu belirtilerin yaşanması ve sonrasındaki süreç yalnızca estetik bir kaygı değildir; hareket kabiliyetini, yaşam kalitesini ve psikolojik iyilik hlini olumsuz etkileyebilen tıbbi bir durumdur. İleri evrelerde yağ dokusundaki artış ve lenfatik sistem üzerindeki yük nedeniyle ikincil lenfatik yetmezlik gelişebilir ve lipödem ile lenfödemin birlikte görüldüğü lipolenfödem tablosu da ortaya çıkabilir' dedi.</p><strong>LENFÖDEM, DOLAŞIM SİSTEMİNDEKİ TAŞIMA KAPASİTESİNİN YETERSİZ OLDUĞUNU GÖSTERİR</strong><p>Lenfödemde vücudun verdiği mesajların da erken dönemde fark edilmesi gereken önemli belirtiler içerdiğini belirten Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, lenfödemin, lenfatik dolaşım sisteminin taşıma kapasitesinin yetersiz kalması sonucu dokularda protein açısından zengin lenf sıvısının birikmesiyle ortaya çıktığını söyledi. Doğuştan gelen lenfatik bozukluklara bağlı gelişebileceği gibi; kanser cerrahisi, lenf bezlerinin alınması, radyoterapi, enfeksiyon, travma veya bazı damar hastalıkları sonrasında ikincil olarak da gelişebileceğini ifade eden Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, 'Lenfödemde temel belirtiler özellikle şişlik, gerginlik ve dokulardaki değişikliklerle kendini gösterebilir. Lenfödemde başlangıçta dinlenmekle azalabilen şişlik zamanla kalıcı hle gelebilir. İlerleyen dönemlerde dokuda sertleşme (fibrozis) ve ciltte kalınlaşma gelişebilir. Lipödemden farklı olarak ayak sırtı ve ayak parmakları da sıklıkla etkilenir. Lenfödem çoğu zaman tek taraflı ve asimetrik görülebilmekle birlikte, her iki bacağı da etkileyebilir. Etkilenen bölgelerde ağırlık, gerginlik ve sertlik ön planda olabilir; ağrı da görülebilir. Lipödemdeki gibi anormal yağ dokusu birikiminden farklı olarak temel sorun dokularda lenf sıvısının birikmesidir ve etkilenen bölge diyetle doğrudan küçülmez. Uzun süreli ve tedavi edilmeyen lipödem ise lenfatik sisteme ek yük oluşturarak lipolenfödem adı verilen karma bir tabloya dönüşebilir. Bu nedenle bacaklarda oluşan şişlik, gerginlik, sertleşme ve özellikle ayak ile parmakların da etkilenmesi yalnızca estetik bir sorun olarak değerlendirilmemeli; doğru tanı ve uygun tedavi açısından mutlaka dikkate alınmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><strong>DOĞRU TANI DOĞRU TEDAVİNİN İLK ADIMIDIR</strong><p>Bacaklarında şişlik veya kalınlaşma fark eden kişilerin bu durumu yalnızca kilo artışına bağlayarak ihmal etmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, benzer şikayetlerin farklı hastalıklardan kaynaklanabileceğine dikkat çekerek, 'Lipödem, lenfödem ve kronik venöz yetmezlik benzer şikyetlere yol açabileceği gibi aynı hastada birlikte de görülebilir. Bu nedenle bacaklarda oluşan şişlik veya kalınlaşmanın nedeninin doğru şekilde belirlenmesi büyük önem taşır. Doğru değerlendirme; ayrıntılı hasta öyküsü, fizik muayene ve gerekli görüldüğünde venöz ve lenfatik sistemin değerlendirilmesini içerir. Venöz Doppler ultrasonografi, özellikle eşlik eden toplardamar yetmezliğinin ortaya konulmasında önemli bir incelemedir. Klinik olarak gerekli görülen seçilmiş hastalarda lenfosintigrafi de lenfatik sistemin değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Yıllardır devam eden, her iki bacakta simetrik kalınlaşma, ağrı, hassasiyet ve kolay morarma şikyetleri bulunan kişilerin lipödem açısından değerlendirilmesi gerekir. Ayakları da kapsayan, zamanla sertleşen ve kalıcı hle gelen şişliklerde ise lenfödem ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Bacak şişliği ve kalınlaşmasının altında lipödem, lenfödem, kronik venöz yetmezlik veya bunların bir kombinasyonu bulunabilir. Bu nedenle doğru tanı, doğru tedavinin ilk adımıdır' diye konuştu.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kilo-mu-odem-mi-hastalik-mi-ko_1787563690_LriqW9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kilo mu, ödem mi, hastalık mı? Konya'da uzmanından kritik uyarı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kilo-mu-odem-mi-hastalik-mi-ko_1787563690_LriqW9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Un fabrikasında mide bulandıran görüntüler]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/un-fabrikasinda-mide-bulandiran-goruntuler/124966/</link>
            <description><![CDATA[Mersin'de bir un fabrikasına düzenlenen denetimde böceklenmiş, küflenmiş ve bozulmuş 30 ton un ele geçirildi. Piyasa değeri yaklaşık 3 milyon TL olan sağlıksız ürünlerin tamamı imha edilirken, işletme hakkında yasal süreç başlatıldı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/un-fabrikasinda-mide-bulandiran-goruntuler/124966/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 16:37:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Mersin Tarsus Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, kent genelindeki gıda işletmelerine yönelik denetimlerini sürdürüyor. Bu kapsamda bir un fabrikasında yapılan kontrollerde üretim alanları, silolar ve depolar incelendi. </p><p>Denetimlerde, insan sağlığı açısından uygun olmadığı belirlenen, böceklenmiş, küflenmiş ve bozulmuş toplam <strong>30 ton un</strong> tespit edildi. Yaklaşık <strong>3 milyon TL piyasa değerine</strong> sahip ürünler işletmeden alınarak imha edildi. Bozuk unların ekmek ve unlu mamul üretiminde kullanılmasının önüne geçildi.</p><p>Mevzuata aykırılık tespit edilen işletme hakkında idari yaptırım uygulanırken, konuyla ilgili yasal sürecin de başlatıldığı bildirildi.</p><p>Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, gıda güvenliğinin öncelikli konular arasında yer aldığını belirterek, 'Vatandaşlarımızın güvenilir ve sağlıklı gıdaya ulaşması bizim için büyük önem taşıyor. Uygun fiyatlı üretim adı altında halkımızın sağlığını tehlikeye atan hiçbir uygulamaya geçit vermeyeceğiz. Kurallara uygun üretim yapan işletmelerimizin emeğinin yanındayız. Halk sağlığını riske atanların da karşısında olmaya devam edeceğiz' dedi.</p><p>Tarsus Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin fırın, imalathane, market ve diğer gıda işletmelerine yönelik denetimlerini kent genelinde sürdüreceği bildirildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/un-fabrikasinda-mide-bulandira_1787319457_pRYEqb.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Un fabrikasında mide bulandıran görüntüler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/un-fabrikasinda-mide-bulandira_1787319457_pRYEqb.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[30 yılı feda etmeye niyetiniz var mı? Konya'daki uzmandan ezber bozan reçete!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/30-yili-feda-etmeye-niyetiniz-var-mi-konya-daki-uzmandan-ezber-bozan-recete/124901/</link>
            <description><![CDATA[Konya’da kadın sağlığına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, kadınların ömürlerinin yaklaşık üçte birine denk gelen 30 yılı menopoz döneminde geçirdiğini belirterek, semptomların kader olarak görülüp ertelenmemesi gerektiğini ve yeni nesil kişiselleştirilmiş tedavilerle yaşam kalitesinin korunabileceğini kaydetti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/30-yili-feda-etmeye-niyetiniz-var-mi-konya-daki-uzmandan-ezber-bozan-recete/124901/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 11:22:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzun yıllar boyunca menopozun, kadınların sessizce kabullenmesi gereken doğal bir yaşam evresi olarak değerlendirildiğini, sıcak basmaları, uykusuzluk, ruh hali değişiklikleri veya vajinal kuruluk gibi yakınmaların çoğu zaman 'yaşın gereği' olarak görüldüğünü ve tedavi arayışının ertelendiğini belirten Konya Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve doğum Uzmanı Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, günümüzde bilimsel verilerde, bu belirtilerin önemli bir kısmının etkili ve güvenli yöntemlerle yönetilebildiğini belirtti.</p><p>Bugün 50 yaşındaki bir kadının önünde ortalama 30 yılı aşkın bir yaşam olduğu veriler doğrultusunda öngörülürken, bu da kadınların yaşamlarının yaklaşık üçte birini menopoz sonrasında geçirdiği anlamına geliyor. Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, artık temel soru olarak menopoza girilip girilmediği değil, bu dönemin ne kadar sağlıklı ve kaliteli geçirildiği üzerinde durulması gerektiğinin altını çizdi.</p><strong>MENOPOZ DÖNEMİNDE SAĞLIKLI VE KALİTE YAŞAM BİLİNCİ ARTIYOR</strong><p>Son yıllarda menopoz polikliniklerine başvuruların artmasının, kadınların yalnızca daha uzun yaşamayı değil, daha sağlıklı ve daha kaliteli yaşamayı hedeflediğini de ortaya koyduğunu ifade eden Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, 'Bu değişim, hekimlerin menopoz yönetimine bakışını da dönüştürdü. Artık yalnızca semptomları azaltmaya değil; kemik sağlığını korumaya, kalp-damar riskini değerlendirmeye, bilişsel fonksiyonları desteklemeye ve yaşam kalitesini bütüncül olarak iyileştirmeye odaklanıyoruz. Yaklaşık yirmi yıl önce menopoz hormon tedavisiyle ilgili oluşan çekinceler, birçok kadının etkili tedavilerden uzak kalmasına neden oldu. Ancak geçen sürede yayımlanan yüksek kaliteli çalışmalar ve uluslararası kılavuzlar, bu konudaki yaklaşımı önemli ölçüde değiştirdi. Bugün Kuzey Amerika Menopoz Derneği (NAMS/ The Menopause Society), Avrupa Menopoz ve Andropoz Derneği (EMAS) ve Uluslararası Menopoz Derneği (IMS) ortak bir noktada buluşuyor: Uygun hasta seçildiğinde, doğru zamanda başlanan menopoz hormon tedavisi, vazomotor semptomların tedavisinde en etkili yöntemdir ve yarar-risk dengesi birçok kadın için olumludur. Elbette her kadın için tek bir tedavi modeli yoktur. Yaş, menopoz süresi, kişisel ve ailesel sağlık öyküsü, kardiyovasküler risk, meme kanseri riski ve hastanın beklentileri birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır' dedi.</p><strong>MENOPOZ TEDAVİSİNDE YENİ DÖNEM KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ TEDAVİ</strong><p>2026 yılı itibarıyla menopoz yönetimindeki en önemli kavramın kişiselleştirilmiş tedavi olduğunu, günümüzde yalnızca hormon tedavisi seçenekleri değil, hormon kullanamayan veya kullanmak istemeyen kadınlar için geliştirilen yeni tedavilerin de dikkat çektiğini vurgulayan Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, şu bilgileri verdi:</p><p>'Özellikle nörokinin-3 (NK3) reseptör antagonistleri, sıcak basmalarının oluşum mekanizmasını hedefleyen ilk nonhormonal ilaç grubu olarak menopoz tedavisinde önemli bir yenilik sunmaktadır. Bunun yanında transdermal östrojen uygulamaları ve mikronize progesteron gibi seçenekler, uygun hastalarda bireysel risk profiline göre tedaviyi daha güvenli ve daha esnek şekilde planlamamıza imkan sağlamaktadır. Artık amacımız yalnızca sıcak basmalarını azaltmak değildir; kadının uyku düzenini, iş yaşamını, ruh sağlığını, cinsel yaşamını, kemik sağlığını ve uzun dönem genel iyilik halini birlikte değerlendirmektir. Menopoz yaşamın doğal bir dönemidir; ancak yaşam kalitesini düşüren belirtilerin normal kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Bugün elimizde bilimsel kanıtlarla desteklenen çok sayıda etkili tedavi seçeneği bulunmaktadır. Her kadının menopoz deneyimi farklıdır. Bu nedenle en doğru yaklaşım, hastayı yalnızca laboratuvar sonuçlarıyla değil; yaşam tarzı, beklentileri ve bireysel riskleriyle birlikte değerlendirmektir. Kadınlar artık daha uzun yaşıyor. Buradaki hedef ise sadece yaşam süresini uzatmak değil; sağlıklı, aktif ve kaliteli geçirilen yaşam yıllarını da artırmak olmalıdır. Çünkü menopoz bir son değil, yaşamın yeni ve güçlü bir başlangıcıdır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/30-yili-feda-etmeye-niyetiniz-_1787214121_n0LmZh.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 30 yılı feda etmeye niyetiniz var mı? Konya'daki uzmandan ezber bozan reçete! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/30-yili-feda-etmeye-niyetiniz-_1787214121_n0LmZh.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dişlerimizi temizliyor muyuz, yoksa yıpratıyor muyuz? Uzmanı uyardı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/dislerimizi-temizliyor-muyuz-yoksa-yipratiyor-muyuz-uzmani-uyardi/124810/</link>
            <description><![CDATA[Diş Hekimi Alanur Kurşun, doğru diş fırçalama teknikleri konusunda önemli uyarılarda bulundu. Kurşun, fazla baskıyla diş fırçalamanın diş eti çekilmesi ve diş yüzeylerinde aşınmaya katkıda bulunabileceğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/dislerimizi-temizliyor-muyuz-yoksa-yipratiyor-muyuz-uzmani-uyardi/124810/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:26:12 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diş ve diş eti sağlığının korunmasında düzenli diş fırçalamanın yanı sıra doğru fırçalama tekniği de büyük önem taşıyor. Günlük yaşamda sıkça yapılan bazı hatalar ise ağız sağlığını korumak yerine dişlere ve diş etlerine zarar verebiliyor.</p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, toplumda yaygın olan '<strong>Dişleri ne kadar sert fırçalarsak o kadar iyi temizlenir</strong>' anlayışının doğru olmadığını ifade etti. </p><p>Diş fırçalamanın amacının dişleri kazımak değil, dişlerin üzerinde biriken plağı kontrollü ve nazik hareketlerle uzaklaştırmak olduğunu belirten Kurşun, aşırı baskının diş eti dokularında tahrişe ve zaman içerisinde diş eti çekilmesi ile diş yüzeylerinde aşınmaya katkıda bulunabileceğini söyledi.</p><p><strong>FIRÇALAMA SIRASINDA BASKIYA DİKKAT</strong></p><p>Doğru fırçalama tekniğinin ağız ve diş sağlığının korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Dt. Kurşun, fırçanın diş eti hattına yaklaşık 45 derecelik açıyla yerleştirilmesini ve küçük, kontrollü hareketlerle kullanılmasını önerdi.</p><p>Kurşun, '<strong>Diş fırçasının görevi dişleri kazımak değil, dişlerin üzerinde biriken plağı kontrollü ve nazik hareketlerle uzaklaştırmaktır</strong>' değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>ARKA DİŞLER VE İÇ YÜZEYLER İHMAL EDİLİYOR</strong></p><p>Diş fırçalama sırasında yapılan bir diğer önemli hatanın ise ön dişlere yoğunlaşarak arka dişleri ve dişlerin iç yüzeylerini ihmal etmek olduğunu belirten diş hekimi Alanur Kurşun, dişlerin dış yüzeylerinin yanı sıra iç ve çiğneme yüzeylerinin de mutlaka temizlenmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Özellikle arka dişlerin ulaşılması daha zor bölgeler olması nedeniyle plak birikimine daha yatkın olduğuna dikkat çeken Kurşun, bu bölgelerin yeterince temizlenmemesinin ilerleyen süreçte çürük riskini artırabileceğini ifade etti.</p><p>Ağızda oluşan köpük miktarının dişlerin ne kadar iyi temizlendiğini göstermediğini de belirten Dt. Alanur Kurşun, yanlış diş fırçası seçimi, gereğinden fazla diş macunu kullanılması, diş fırçasının gereğinden fazla ıslatılması ve fırçalama sonrasında ağzın uzun süre çalkalanmasının da sık yapılan hatalar arasında yer aldığını söyledi.</p><p><strong>DOĞRU DİŞ FIRÇALAMA NASIL OLMALI ?</strong></p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, sağlıklı bir ağız bakımı için şu noktalara dikkat edilmesi gerektiğini belirtti:</p><p>Dişler günde iki kez, yaklaşık iki dakika fırçalanmalı.</p><p>Florürlü diş macunu kullanılmalı.</p><p>Yumuşak kıllı ve ağıza uygun diş fırçası tercih edilmeli.</p><p>Dişlerin dış, iç ve çiğneme yüzeylerinin tamamı temizlenmeli.</p><p>Diş eti hattına fazla baskı uygulanmamalı.</p><p>Diş araları ayrıca temizlenmeli.</p><p>Ağız ve diş sağlığının korunmasında çok sayıda ürün kullanmaktan ziyade doğru bakım alışkanlıklarının oluşturulmasının önemli olduğunu vurgulayan Dt. Alanur Kurşun, '<strong>Sağlıklı ağız bakımı, çok ürün kullanmaktan değil; doğru ürünü, doğru teknikle ve düzenli kullanmaktan geçer</strong>' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dislerimizi-temizliyor-muyuz-y_1787041561_vXQWaH.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dişlerimizi temizliyor muyuz, yoksa yıpratıyor muyuz? Uzmanı uyardı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dislerimizi-temizliyor-muyuz-y_1787041561_vXQWaH.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dang virüsü öldürür mü? Dang virüsü nedir, nasıl bulaşır? Dang virüsü ölümcül mü? Dang virüsü belirtileri]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/dang-virusu-oldurur-mu-dang-virusu-nedir-nasil-bulasir-dang-virusu-olumcul-mu-dang-virusu-belirtileri/124646/</link>
            <description><![CDATA[Dang humması, özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde görülen, sivrisinekler aracılığıyla yayılan viral bir enfeksiyondur. Hastalık çoğu kişide hafif veya orta şiddette seyredip iyileşirken bazı vakalarda şiddetli dang humması gelişebilir. Bu nedenle “Dang virüsü öldürür mü?”, “Dang virüsü ölümcül mü?” ve “Dang virüsü nasıl bulaşır?” soruları hastalıkla ilgili en çok araştırılan başlıklar arasında yer alıyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/dang-virusu-oldurur-mu-dang-virusu-nedir-nasil-bulasir-dang-virusu-olumcul-mu-dang-virusu-belirtileri/124646/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:23:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dang-virusu-oldurur-mu-dang-vi_1786702989_nbBpAR.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dang virüsü öldürür mü? Dang virüsü nedir, nasıl bulaşır? Dang virüsü ölümcül mü? Dang virüsü belirtileri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dang-virusu-oldurur-mu-dang-vi_1786702989_nbBpAR.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya'da bir ilk! Kanser tanısında çığır açan cihaz]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-bir-ilk-kanser-tanisinda-cigir-acan-cihaz/124609/</link>
            <description><![CDATA[Konya’da ilk ve tek olma özelliği taşıyan yeni nesil dijital PET/BT sistemi Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hizmete girdi. Cihaz, yüksek görüntü kalitesi ve yapay zeka desteğiyle kanser tanı ve takibinde önemli avantajlar sunacak.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-bir-ilk-kanser-tanisinda-cigir-acan-cihaz/124609/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:15:44 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nükleer Tıp Kliniği, kanser başta olmak üzere birçok hastalığın tanı ve takibinde kullanılan yeni nesil dijital PET/BT sistemi Biograph Trinion&#39;u hizmete aldı. Konya&#39;da ilk ve tek olma özelliği taşıyan cihaz; yüksek görüntü kalitesi, hızlı çekim imkanı ve yapay zeka destekli teknolojileriyle dikkat çekiyor.</p><p>Nükleer Tıp Kliniğine kazandırılan dijital PET/BT, özellikle kanser hastalarının tanı, evreleme ve tedavi sonrası takip süreçlerinde önemli avantajlar sağlıyor. Cihazda bulunan ultra hızlı TOF (Time of Flight) teknolojisi sayesinde daha kısa sürede, yüksek kaliteli görüntüler elde edilebiliyor. Bu da uygun durumlarda daha düşük radyoaktif ilaç kullanımına ve hastaların cihazda geçirdiği sürenin azaltılmasına imkan sağlıyor. Yapay zeka destekli görüntüleme teknolojileri de görüntü kalitesinin artırılmasına katkı sunuyor. Cihazın 272 kiloya kadar hasta ağırlığını destekleyen hasta masası da farklı özelliklere sahip hastaların görüntüleme hizmetinden daha rahat yararlanmasına imkan sağlayacak.</p><p>Biograph Trinion&#39;un özellikle prostat kanserinin tanı ve takibinde kullanılan PSMA PET/BT görüntülemelerinde de önemli katkı sağlayacağını belirten Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, 'Yüksek görüntü kalitesi sayesinde küçük lezyonların ve düşük düzeyde radyoaktif ilaç tutulumu gösteren odakların değerlendirilmesine destek olunacak. Konya&#39;da ilk ve tek olma özelliği taşıyan bu cihazla bölgemizdeki hastaların ileri teknoloji PET/BT hizmetlerine erişimini güçlendirmeyi ve özellikle kanser hastalarımızın tanı ve takip süreçlerine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanemizin sağlık alanındaki teknolojik altyapısını geliştirmeye devam edeceğiz' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-bir-ilk-kanser-tanisi_1786630542_TyKuVr.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya'da bir ilk! Kanser tanısında çığır açan cihaz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-bir-ilk-kanser-tanisi_1786630542_TyKuVr.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sessiz tehlikeye karşı dikkat: Sıcak havada sıvı kaybı böbrekleri vuruyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/sessiz-tehlikeye-karsi-dikkat-sicak-havada-sivi-kaybi-bobrekleri-vuruyor/124543/</link>
            <description><![CDATA[Harran Üniversitesi Hastanesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyyüp Sabri Pelit, aşırı sıcaklarda yoğunlaşan idrarın böbrek taşı oluşturma riskini artırdığını vurgulayarak, özellikle yüksek risk grubundakileri beslenme ve su tüketimi konusunda uyardı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/sessiz-tehlikeye-karsi-dikkat-sicak-havada-sivi-kaybi-bobrekleri-vuruyor/124543/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 15:08:55 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyyüp Sabri Pelit, sıcak havalarda yeterli sıvı alınmamasının <strong>böbrek sağlığını</strong> olumsuz etkileyebileceğini belirtti.</p><p>Yetersiz sıvı alımının böbrek taşı oluşumunda önemli bir risk faktörü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Pelit, 'Böbreğin susuz kalması şeklinde bir durumdan ziyade, vücudun yeterli sıvı alamaması söz konusudur. Vücuttaki sıvı kaybıyla birlikte yeterli sıvı alınmadığında böbreklerde üretilen idrar daha yoğun hale gelir. Bu yoğunluk, böbrek içerisindeki minerallerin çökelerek taş oluşturma ihtimalini artırır. Özellikle kronik böbrek hastalığı bulunanlar, daha önce böbrek taşı nedeniyle cerrahi işlem geçirenler ve ailesinde böbrek taşı öyküsü bulunanların sıcak havalarda sıvı tüketimine daha fazla özen göstermesi gerekiyor&#39;&#39; dedi.</p><strong>&#39;SUSAMAYI BEKLEMEYİN&#39;</strong><p>Toplumda yapılan en yaygın hatalardan birinin yalnızca susama hissedildiğinde su içmek olduğunu belirten Pelit, 'Susama hissi ortaya çıktığında vücut aslında sıvı kaybı yaşamaya başlamıştır. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda gün boyunca düzenli aralıklarla su içmek büyük önem taşır. Çay, kahve ve şekerli içecekler suyun yerini tutmaz. Özellikle açık havada çalışanlar, spor yapanlar ve ileri yaş grubundaki bireyler sıvı tüketimine daha fazla özen göstermeli' şeklinde konuştu.</p><strong>TUZ VE AŞIRI PROTEİNE DİKKAT</strong><p>Böbrek sağlığının yalnızca sıvı tüketimiyle sınırlı olmadığını belirten Pelit, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıkların da böbrekleri olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.</p><p>Pelit, böbrek taşı oluşumuna yatkın kişilerin beslenmelerine özen göstermesi gerektiğini belirterek, 'Tuz tüketiminin azaltılması, aşırı kırmızı et ve protein ağırlıklı beslenmeden kaçınılması ve dengeli beslenilmesi böbrek sağlığının korunmasında önemlidir. Bel ve yan bölgede şiddetli ağrı, idrarda kan, idrar yaparken yanma veya idrarın bulanıklaşması gibi belirtilerin dikkate alınması gerekir. Böbrekler sessiz çalışan organlardır. Belirtiler ortaya çıkmadan önce koruyucu önlemler almak her zaman en doğru yaklaşımdır' diye konuştu. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sessiz-tehlikeye-karsi-dikkat-_1786536534_qvFeUR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sessiz tehlikeye karşı dikkat: Sıcak havada sıvı kaybı böbrekleri vuruyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sessiz-tehlikeye-karsi-dikkat-_1786536534_qvFeUR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İlk diş heyecanı: Bebeklerde diş çıkarma döneminde nelere dikkat edilmeli?]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/ilk-dis-heyecani-bebeklerde-dis-cikarma-doneminde-nelere-dikkat-edilmeli/124494/</link>
            <description><![CDATA[Bebeklerde ilk diş ne zaman çıkar? Diş çıkarma belirtileri nelerdir ve bebeği rahatlatmak için ne yapılabilir? Diş hekimi Alanur Kurşun, ebeveynlerin merak ettiği soruları yanıtladı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/ilk-dis-heyecani-bebeklerde-dis-cikarma-doneminde-nelere-dikkat-edilmeli/124494/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:26:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bebeklerde ilk dişin çıkması, anne babalar için hem heyecan verici hem de merak edilen bir dönem. <strong>Genellikle 6. ay civarında görülmeye başlayan süt dişleri, her bebekte farklı zamanda çıkabiliyor</strong>. Diş Hekimi Alanur Kurşun, bebeklerde diş çıkarma döneminde görülen belirtileri ve bebeği rahatlatmak için yapılabilecekleri anlattı.</p><p>İlk süt dişinin çıkması yalnızca bebeğin büyüdüğünü gösteren sevimli bir gelişme değil, aynı zamanda ömür boyu devam edecek ağız ve diş sağlığı alışkanlıklarının da başlangıcı olarak değerlendiriliyor.</p><p><strong>İLK SÜT DİŞLERİ GENELLİKLE 6. AYDA ÇIKIYOR</strong></p><p>İlk süt dişlerinin genellikle 6. ay civarında görülmeye başladığını belirten Dt. Alanur Kurşun, her bebeğin gelişim sürecinin farklı olduğuna dikkat çekti.</p><p>Bazı bebeklerde dişlerin daha erken, bazı bebeklerde ise daha geç çıkabileceğini belirten Kurşun, birkaç aylık farklılıkların çoğu zaman tek başına endişe nedeni olmadığını ifade etti.</p><p><strong>BEBEKLERDE DİŞ ÇIKARMA BELİRTİLERİ NELER?</strong></p><p>Diş çıkarma döneminde bebeklerde çeşitli belirtiler görülebiliyor. </p><p><strong>Diş etlerinde hassasiyet ve kızarıklık, artan salya, bir şeyleri ısırma ve çiğneme isteği, elleri ağza götürme ve huzursuzluk bu dönemde sık karşılaşılan belirtiler arasında yer alıyor.</strong></p><p>Dt. Alanur Kurşun, her bebeğin diş çıkarma sürecini farklı yaşayabileceğini belirterek, bazı bebeklerde dönemin oldukça rahat geçerken bazılarında huzursuzluğun daha belirgin olabileceğini söyledi.</p><p><strong>DİŞ ÇIKARAN BEBEK NASIL RAHATLATILIR ?</strong></p><p>Diş etleri hassaslaşan bebeğin rahatlaması için temiz ellerle nazik diş eti masajı yapılabileceğini belirten Alanur Kurşun,<strong> buzdolabında soğutulmuş ancak dondurulmamış uygun bir diş kaşıyıcının</strong> da bebeğin rahatlamasına yardımcı olabileceğini ifade etti.</p><p>Kullanılan diş kaşıyıcının güvenli ve bebeğin yaşına uygun olması gerektiğini vurgulayan diş hekimi Kurşun, ebeveynlere önemli bir uyarıda bulundu: <strong>'Herhangi bir diş çıkarma jeli veya ilaç vermeden önce mutlaka çocuk hekimi ya da diş hekiminin önerisi alınmalıdır.'</strong></p><p><strong>İLK DİŞLE BİRLİKTE AĞIZ BAKIMI BAŞLAMALI</strong></p><p>İlk dişin çıkmasının aynı zamanda ağız bakım alışkanlıklarının kazandırılması açısından önemli bir dönem olduğunu belirten Dt. Alanur Kurşun, ebeveynlerin diş çıkarma sürecini yalnızca geçici bir dönem olarak görmemesi gerektiğini söyledi.</p><p>Kurşun, sağlıklı bir ağız ve diş yapısının temelinin çocukluk döneminde atıldığını belirterek, ilk dişten itibaren doğru bakım alışkanlıklarının kazandırılmasının ilerleyen yıllarda çocukların ağız sağlığını korumada önemli rol oynadığını ifade etti.</p><p><strong>İLK DİŞ, SAĞLIKLI GÜLÜŞÜN BAŞLANGICI</strong></p><p>Bebeklerin ilk dişlerinin aileler için heyecan verici bir gelişme olduğunu belirten Kurşun, bu dönemin aynı zamanda çocukların ağız sağlığı açısından önemli bir başlangıç olduğunu vurguladı.</p><p>Dt. Alanur Kurşun, 'İlk diş aslında bir sonun değil, sağlıklı bir gülümsemenin başlangıcıdır. Ebeveynlerin bu dönemi doğru ağız bakım alışkanlıklarının kazandırılacağı ilk adım olarak değerlendirmesi büyük önem taşır' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ilk-dis-heyecani-bebeklerde-di_1786440389_Gaw7Me.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İlk diş heyecanı: Bebeklerde diş çıkarma döneminde nelere dikkat edilmeli? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ilk-dis-heyecani-bebeklerde-di_1786440389_Gaw7Me.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Göğüs ağrısı ne zaman tehlikeli? Uzmanı kalp krizi riskine karşı uyardı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/gogus-agrisi-ne-zaman-tehlikeli-uzmani-kalp-krizi-riskine-karsi-uyardi/124481/</link>
            <description><![CDATA[Göğüs ağrısının her zaman kalp hastalığı anlamına gelmediğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Zehra Akmaz, 15-20 dakikadan uzun süren, kola ve çeneye yayılan ağrılara dikkat çekerek uyardı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/gogus-agrisi-ne-zaman-tehlikeli-uzmani-kalp-krizi-riskine-karsi-uyardi/124481/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:55:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Göğüs ağrısının toplumda en sık endişe uyandıran şikayetlerin başında geldiğini belirten Pendik Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Zehra Akmaz, ağrılar ve belirtileriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Göğüs bölgesinde hissedilen her ağrının doğrudan kalp krizine işaret etmediğini söyleyen Uzm. Dr. Akmaz, 'Göğüs ağrılarının büyük kısmı kalp hastalığına bağlı olmasa da bazı ağrılar kalp krizi veya diğer ciddi damar hastalıklarının ilk belirtisi olabilir. Özellikle göğüste baskı hissi, kola veya çeneye yayılan ağrı, nefes darlığı ve soğuk terleme ile birlikte görülen şikayetler acil değerlendirme gerektirir. Erken tanı ve tedavi, kalp krizine bağlı kalıcı hasarların ve hayati risklerin önlenmesinde kritik öneme sahiptir' dedi.</p><strong>GÖĞÜS AĞRISINA BAŞKA BELİRTİLER EŞLİK EDİYORSA SEBEBİ KALP KAYNAKLI OLABİLİR</strong><p>Göğüs ağrılarının yaygın belirtilerini aktaran Uzm. Dr. Zehra Akmaz, bunun ötesindeki durumların daha ciddi olabileceğini vurgulayarak şunları söyledi:</p><p>'Göğüs ağrısının başlıca nedenleri kalp krizi, koroner arter hastalığı, kalp kası iltihabı (miyokardit), kalp zarı iltihabı (perikardit), aort damar hastalıkları, akciğer embolisi, zatürre, akciğer zarı hastalıkları, pnömotoraks (akciğer sönmesi), reflü, mide ülseri, yemek borusu spazmları, kas zorlanmaları, kaburga iltihapları, göğüs duvarı ağrıları ya da panik atak, anksiyete bozukluğu ve yoğun stres kaynaklı olabilir. Kalp hastalıklarına bağlı ağrılar genellikle göğüste baskı ve sıkışma hissiyle ortaya çıkar. Hastalar da bu ağrıyı sıklıkla, &#39;Göğsümün üzerine biri oturmuş gibi, göğsüm sıkılıyor, göğsümde baskı var&#39; şeklinde tarif eder. Bunun dışında göğüs ağrıları merdiven çıkarken, hızlı yürürken ve yokuş çıkarken efor sarf etmeye bağlı olarak başlayabilir ve dinlenince azalabilir. Göğüs ağrıları sol kola, her iki kola, omuzlara, boyuna, çeneye ve sırta yayılabilir. Beraberinde ortaya çıkabilen nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, kusma, baş dönmesi ve bayılma hissi gibi belirtiler ise kalp kaynaklı ağrı ihtimalini artırır.'</p><strong>'DİNLENMEKLE GEÇMEYEN AĞRILAR KALP KRİZİNİN BELİRTİSİ OLABİLİR'</strong><p>Uzm. Dr. Akmaz, acil müdahale gerektiren göğüs ağrısı durumlarını ve belirtilerini ise şu sözlerle aktardı:</p><p>'15-20 dakikadan uzun süren ve özellikle dinlenmekle geçmeyen ağrılar kalp krizinin belirtisi olabilir. Göğüste şiddetli baskı ve ezilme hissi kalp krizinin en tipik belirtilerinden biridir. Sol kola veya çeneye yayılan ağrı koroner damar tıkanıklığını düşündürebilir. Nefes darlığı ile birlikte olan ağrı kalp krizi, kalp yetmezliği veya akciğer embolisinin belirtisi olabilir. Soğuk terleme ve bulantı eşlik ediyorsa özellikle orta yaş ve üzerindeki bireylerde ciddi değerlendirilmelidir. Ani başlayan ve yırtılır tarzda; göğüsten sırta yayılan çok şiddetli ağrı, aort damar yırtılmasının belirtisi olabilir. Bayılma ile birlikte görülen ağrı hayati risk taşıyan ritim bozuklukları veya ciddi damar hastalıklarıyla ilişkili olabilir. Daha çok kalp dışı nedenleri düşündüren ağrılar ise parmakla gösterilebilen küçük bir noktada ağrı, hareketle artan ağrı, göğse bastırınca artan ağrı, derin nefes almakla değişen ağrı ve saniyeler süren batıcı ağrılar olarak değerlendirilebilir. Bu noktada kesin ayrım yalnızca doktor değerlendirmesiyle yapılabilir.</p><strong>'KADINLARDA GÖĞÜS AĞRISI FARKLI SEYREDEBİLİR'</strong><p>Kadınlarda kalp hastalığı belirtilerinin her zaman klasik şekilde ilerlemediğini dile getiren Uzm. Dr. Zehra Akmaz, 'Kadınlarda göğüs ağrısı farklı seyredebilir. Göğüs ağrısı yerine nefes darlığı, halsizlik, çene ağrısı, sırt ağrısı ve mide rahatsızlığı hissi ön planda olabilir. Özellikle 40 yaş üzeri bireyler, sigara kullananlar, diyabet hastaları, hipertansiyonu olanlar, yüksek kolesterolü bulunanlar, obez bireyler ve ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olanlar risk altındadır. Göğüs ağrısının kardiyolojik değerlendirmesi sırasında Elektrokardiyografi (EKG), kan testleri, troponin ölçümü, Ekokardiyografi (EKO), efor testi, koroner BT anjiyografi ve gerektiğinde koroner anjiyografi uygulanabilir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gogus-agrisi-ne-zaman-tehlikel_1786431310_kWCyUs.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Göğüs ağrısı ne zaman tehlikeli? Uzmanı kalp krizi riskine karşı uyardı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gogus-agrisi-ne-zaman-tehlikel_1786431310_kWCyUs.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya’da uzmanından yaz uyarısı: Yeterli su, dengeli beslenme ve hareket şart!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-uzmanindan-yaz-uyarisi-yeterli-su-dengeli-beslenme-ve-hareket-sart/124274/</link>
            <description><![CDATA[Yaz sıcaklarının artmasıyla birlikte uzmanlar beslenme ve sıvı tüketimine karşı uyardı. Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, sağlığı korumak için gün içinde yeterli su içilmesini, et ve balık gibi protein kaynaklarının dengeli tüketilmesini ve fiziksel aktivitelerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-uzmanindan-yaz-uyarisi-yeterli-su-dengeli-beslenme-ve-hareket-sart/124274/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 14:25:29 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında vücut dengesini korumada yeterli sıvı alımının ve doğru gıda seçiminin kritik role sahip olduğunu belirten <strong>Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı</strong>; gün içerisinde bol su içilmesini, kırmızı et ve balık gibi protein kaynaklarının dengeli bir şekilde öğünlere dahil edilmesini ve günlük fiziksel aktivitelerin aksatılmaması gerektiğini ifade etti. </p><p>Artan sıcaklarla beraber iştahın kapandığını ama daha çok fresh yiyecek ve içecekler tüketilmek istendiğini belirten Nazlı, 'Bunlar neler oluyor? Asitli gazlı içecekler, şekerli içecekler, soğuk kahveler, dondurma ya da sürekli bir atıştırma ihtiyacında oluyoruz. Bu da uzun vadede maalesef aldığımız kaloriyi arttırıp, kilo artışına yol açabiliyor. Burada beslenme bizim açımızdan çok çok kıymetli. Neye dikkat edeceğiz? Öncelikle su tüketimimiz bizim açımızdan çok önemli. Terle beraber sıvı kaybımız çok fazla oluyor. Sıvı kaybımıza ek olarak sadece su kaybı değil, aynı zamanda vücudumuzdaki mineraller, sodyum, potasyum, magnezyum da azalıyor. Bu yüzden suda ölçümüz günlük 10-12 bardak kadar olsun ve günlük mutlaka maden suları içmeye dikkat edelim. Özellikle sade maden suyunu gün içerisinde yayabilirsiniz. Günlük bir şişe yeterli olacaktır bizim açımızdan. Bunu isterseniz içtiğiniz bir şişenin içerisine koyabilirsiniz ya da direkt kendisini de içebilirsiniz. Bunun dışında beslenmede dikkat edeceğimiz şeyler protein alımımızı azaltmayalım. Burada ne tüketebiliriz? Izgara grupları, et grubu olabilir, balık mutlaka tercih edebiliriz ve artık yaz aylarıyla beraber mevsim salatalarını bol miktarda tüketelim. Yemeklerimizin yanında bol miktarda yapacağımız sebze grupları, fırında ya da buharda pişirdiğimiz sebzeleri de ilave etmeye çalışalım' diye konuştu.</p><strong>MEYVENİN FAZLASI ZARAR</strong><p>'Yaz aylarında soğuk içecekler içmek istediğimiz zaman şekerli içecekler tüketmek yerine evde kendi yapacağımız smoothieler olabilir. Sütümüzün içerisine meyve koyup blenderden geçirebiliriz. Evde kendi dondurmamızı kendimiz hazırlayabiliriz. Meyveyi püre haline getirip yoğurtla karıştırıp, hatta istersek bal koyup tatlandırarak dondurup daha sağlıklı alternatifler tercih edebiliriz. Yemek kısmımızda bunlara dikkat ederken, fiziksel aktiviteyi de ihmal etmememiz gerekiyor. Özellikle yaz akşamlarında mutlaka yürüyüşler ilave edebiliriz. Yüzme şansımız varsa mutlaka yüzelim. En azından yaz aylarında fiziksel aktivitemizi de arttırarak değerlendirelim. Soğuk bir şeyler tüketmek istediğimiz zaman meyve tüketimini de abartıyoruz. Meyvedir nasıl olsa sağlıklıdır diye düşünüp fazla miktarda tükettiğimizde bu da yağlanmalara yol açıyor. Çünkü meyvenin de kendi şekeri var. Günlük 2-3 porsiyon meyve tüketebiliriz ama bunu daha çok gün içerisinde tüketmeye çalışalım. Akşam yemek sonrasında çok yoğun miktarda meyve tabakları yapmamaya çalışalım. Yaz aylarında yine aynı zamanda mangal tüketimimiz de artıyor. Burada tabii ki mangal tüketebiliriz, sadece burada porsiyon kontrolümüze dikkat edelim. Ve yanında soğuk bir şey içmek istediğimiz zaman ayran ya da daha doğal probiyotik olması açısından şalgam suları da tercih edilebilir' sözlerini aktardı.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-uzmanindan-yaz-uyaris_1786015813_muERea.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya’da uzmanından yaz uyarısı: Yeterli su, dengeli beslenme ve hareket şart! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-uzmanindan-yaz-uyaris_1786015813_muERea.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diş eti kanaması normal mi? Uzmanından hayati uyarı: Görmezden gelmeyin]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/dis-eti-kanamasi-normal-mi-uzmanindan-hayati-uyari-gormezden-gelmeyin/124188/</link>
            <description><![CDATA[Diş fırçalarken oluşan kanamanın birçok kişi tarafından normal karşılandığını belirten Diş hekimi Alanur Kurşun, diş eti kanamasının çoğu zaman ağız sağlığında başlayan önemli sorunların ilk belirtisi olabileceğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/dis-eti-kanamasi-normal-mi-uzmanindan-hayati-uyari-gormezden-gelmeyin/124188/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 17:06:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Toplumda estetik kaygılar nedeniyle dişlerin beyazlığına ve düzgün görünümüne önem verilirken, dişleri ayakta tutan diş etlerinin sağlığı ise çoğu zaman ihmal ediliyor. Oysa sağlıklı diş etleri, güçlü dişlerin temelini oluşturuyor.</p><p><strong>SAĞLIKLI DİŞ ETİ NASIL OLMALI?</strong></p><p>Diş hekimi Alanur Kurşun, sağlıklı diş etlerinin açık pembe renkte, sıkı yapılı ve kanamasız olması gerektiğini belirterek, 'Şişlik, kızarıklık, ağız kokusu ve diş eti kanaması, ağız içerisinde bir sorun olduğunun önemli işaretleridir. Bu belirtiler ihmal edilmemeli ve mutlaka diş hekimi tarafından değerlendirilmelidir' dedi.</p><p><strong>DİŞ ETİ HASTALIKLARI DİŞ KAYBINA YOL AÇABİLİYOR</strong><br>Tedavi edilmeyen diş eti hastalıklarının yalnızca diş etlerini etkilemediğini ifade eden Kurşun, ilerleyen süreçte dişi destekleyen çene kemiğinde erime meydana gelebileceğini söyledi. </p><p>Kemik kaybının zamanla dişlerde sallanmaya ve diş kayıplarına neden olabileceğini belirten diş hekimi Kurşun, ileri yaşlarda görülen diş kayıplarının önemli nedenlerinden birinin diş eti hastalıkları olduğuna dikkat çekti.</p><p><strong>AĞIZ SAĞLIĞI İLE GENEL SAĞLIK BİRBİRİNDEN AYRILMAZ</strong></p><p>Bilimsel çalışmaların diş eti hastalıklarının yalnızca ağızla sınırlı kalmadığını gösterdiğini belirten Dt. Alanur Kurşun, özellikle kontrolsüz diyabet, kalp ve damar hastalıkları ile bazı kronik rahatsızlıklar arasında önemli ilişkiler bulunduğunu ifade etti. </p><p>Dt. Kurşun, 'Ağız sağlığına gösterilen özen aslında tüm vücut sağlığına yapılan bir yatırımdır. Düzenli ağız bakımı birçok sağlık sorununun önlenmesine katkı sağlayabilir.' diye konuştu.</p><p><strong>'KANIYORSA FIRÇALAMAYAYIM' DÜŞÜNCESİ YANLIŞ</strong></p><p>Toplumda en sık yapılan hatalardan birinin diş eti kanadığında diş fırçalamayı bırakmak olduğunu söyleyen Kurşun, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını vurguladı. </p><p>Alanur Kurşun, <strong>'Diş eti iltihabı bulunan bölgeler daha dikkatli temizlenmelidir. Ancak kanama uzun süre devam ediyorsa mutlaka profesyonel diş hekimi muayenesi yapılmalıdır.'</strong> ifadelerini kullandı.</p><p><strong>DİŞ ETİ SAĞLIĞI İÇİN BU ÖNERİLERE DİKKAT</strong><br>Uzmanlara göre diş eti hastalıklarından korunmak için;<br>Dişler günde en az iki kez ve iki dakika boyunca fırçalanmalı,<br>Diş ipi veya ara yüz fırçası günlük bakım rutinine eklenmeli,<br>Dil temizliği ihmal edilmemeli,<br>Yeterli su tüketilerek ağız kuruluğu önlenmeli,<br>C vitamini yönünden zengin ve dengeli beslenmeye özen gösterilmeli,<br>Sigara kullanımından uzak durulmalı,<br>Düzenli diş hekimi kontrolleri aksatılmamalıdır.</p><p><strong>ERKEN TEŞHİS TEDAVİYİ KOLAYLAŞTIRIYOR</strong></p><p>Sigara kullanan bireylerde diş eti hastalıklarının daha sinsi ilerleyebileceğini belirten Dt. Alanur Kurşun, kanamanın her zaman görülmeyebileceğini, bu nedenle düzenli diş hekimi kontrollerinin büyük önem taşıdığını söyledi.</p><p>Diş hekimi Kurşun, 'Diş etleriniz size bir mesaj veriyorsa bunu görmezden gelmeyin. Erken teşhis edilen diş eti hastalıkları hem daha kolay hem de daha başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir.' diyerek vatandaşları düzenli ağız ve diş sağlığı kontrollerini ihmal etmemeleri konusunda uyardı.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dis-eti-kanamasi-normal-mi-uzm_1785852388_2LIaCb.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diş eti kanaması normal mi? Uzmanından hayati uyarı: Görmezden gelmeyin ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dis-eti-kanamasi-normal-mi-uzm_1785852388_2LIaCb.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Seyahat ederken sakın bu pozisyonda durmayın! Uzman isimden kritik uyarı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/seyahat-ederken-sakin-bu-pozisyonda-durmayin-uzman-isimden-kritik-uyari/123995/</link>
            <description><![CDATA[Şehirler arası yolculuklarda saatlerce aynı pozisyonda kalmak ve yanlış oturmak omuz ile boyun bölgesinde ciddi ağrılara yol açabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Albayrak, tatil yolcularına hayat kurtaran önerilerde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/seyahat-ederken-sakin-bu-pozisyonda-durmayin-uzman-isimden-kritik-uyari/123995/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:45:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tatil dönemlerinde artan uzun yolculuklar, hareketsizliğe bağlı kas ve eklem rahatsızlıklarını da beraberinde getiriyor. Vücudun en hareketli eklemlerinden biri olan omuz, seyahat sırasında uzun süre sabit kalındığında hızla zorlanabiliyor.</p><p>Kasların sürekli gergin kalması, dolaşımın yavaşlaması ve hatalı duruşların omuzda ağrı, sertlik ve hareket kısıtlılığına neden olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Akif Albayrak, seyahat konforunu artıracak ve omuz sağlığını koruyacak pratik önlemleri sıraladı.</p><strong>DİREKSİYON BAŞINDA DOĞRU POZİSYON ŞART</strong><p>Sürücü koltuğunun mesafesinden tek kolu cam kenarına dayamaya kadar birçok alışkanlığın kaslara gereksiz yük bindirdiğini vurgulayan Albayrak, şu uyarılarda bulundu:</p><p><strong>Koltuk Ayarı:</strong> Koltuğun sırt kısmı dik ve beli destekleyecek şekilde ayarlanmalı. Direksiyon, dirsekler hafif bükülü kalacak mesafede tutulmalı.</p><p><strong>Yolcular İçin Duruş:</strong> Seyahat esnasında sürekli öne eğilerek telefona bakmak veya ters açılarda uyumak omuz ve boyun kaslarını zedeliyor.</p><strong>2 SAATTE BİR MOLA VERİN</strong><p>Uzmanlar, iki saati aşan yolculuklarda mutlaka 10-15 dakikalık molalar verilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Molalarda yapılacak kısa yürüyüşler, omuzları geriye doğru dairesel çevirme hareketleri ve hafif boyun esnetmeleri kan dolaşımını rahatlatıyor.</p><strong>AĞIR BAVULLARI TEK OMUZDA TAŞIMAYIN</strong><p>Havalimanı ve dinlenme tesislerinde valiz ile ağır çantaların tek omuzda taşınması kas dengesini bozuyor. Yükün iki kola eşit dağıtılması veya tekerlekli valiz tercih edilmesi öneriliyor. Yolculuk öncesi yapılacak 2-3 dakikalık ısınma egzersizleri de kas ağrılarını büyük oranda engelliyor.</p><strong>AĞRI BİRKAÇ GÜN SÜRERSE DİKKAT!</strong><p>Prof. Dr. Akif Albayrak, yolculuk sonrası geçmeyen ağrılar için uyardı: Seyahat bitiminde birkaç gün süren, gece uykudan uyandıran omuz ağrıları, kolda güç kaybı veya hareket kısıtlılığı yaşanması durumunda vakit kaybetmeden bir ortopedi veya fizik tedavi uzmanına başvurulması gerekiyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/seyahat-ederken-sakin-bu-pozis_1785491115_uZxM6h.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Seyahat ederken sakın bu pozisyonda durmayın! Uzman isimden kritik uyarı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/seyahat-ederken-sakin-bu-pozis_1785491115_uZxM6h.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ebeveynler dikkat! Yaz aylarında artıyor, suçiçeğiyle karıştırılıyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/ebeveynler-dikkat-yaz-aylarinda-artiyor-sucicegiyle-karistiriliyor/123957/</link>
            <description><![CDATA[Özellikle 5 yaş altı çocuklarda görülen el ayak ağız hastalığının yaz aylarında daha sık ortaya çıktığını belirten uzmanlar, hastalığın döküntülerinin suçiçeğiyle karışabildiğini ve yüksek bulaşıcılık nedeniyle hijyene dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/ebeveynler-dikkat-yaz-aylarinda-artiyor-sucicegiyle-karistiriliyor/123957/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 13:59:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında çocuklarda daha sık görülen <strong>el ayak ağız </strong>hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Beykent Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı <strong>Doktor Öğretim Üyesi Dr. Elif Öztürk</strong>, hastalığın virüs kaynaklı ve oldukça bulaşıcı olduğunu söyledi. Özellikle <strong>5 yaş altındaki çocuklarda</strong> görülen hastalığın temas yoluyla kolayca yayıldığını belirten Öztürk, kreşler, okullar, oyun alanları ve havuzların bulaş açısından risk oluşturduğunu ifade etti.</p><strong>'YAZ AYLARINDA BULAŞ RİSKİ ARTIYOR'</strong><p>El ayak ağız hastalığının genellikle temas yoluyla bulaştığını söyleyen Dr. Elif Öztürk, 'Yaz dönemlerinde çocukların oyun alanları, kreşler ve havuz gibi ortak kullanım alanlarında daha fazla vakayla karşılaşıyoruz. Çocukların yakın temas halinde olması nedeniyle hastalığın bulaşması oldukça kolay oluyor. Bu nedenle özellikle yaz aylarında vaka sayılarında artış görüyoruz' dedi.</p><strong>ATEŞ VE BOĞAZ AĞRISIYLA BAŞLIYOR</strong><p>Hastalığın ilk belirtilerine değinen Dr. Öztürk, 'Genellikle ateş, halsizlik ve boğaz ağrısıyla başlıyor. Ardından ağız içinde ağrılı yaralar oluşuyor. El avuçlarında, ayak tabanlarında, bazen kalça ve genital bölgede içi sıvı dolu kabarcıklar görülebiliyor. Döküntülerin şiddeti çocuktan çocuğa değişebiliyor. Özellikle küçük çocuklarda daha ağrılı seyredebiliyor' diye konuştu.</p><strong>'SIVI TÜKETİMİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR'</strong><p>Tedavide en önemli noktanın yeterli sıvı alımı olduğunu vurgulayan Dr. Öztürk, ''Özellikle sıvı alımı bu hastalıkta çok önemli. Eğer çocuk yeterli sıvı alamıyorsa, idrar miktarı azaldıysa, çocuk çok halsizleştiyse, genel durumu kötüleştiyse mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Aslında hastalığa baktığımızda çocukların büyük çoğunluğunda destekleyici tedaviyle geriliyor. Bu dönemde en önemli şey çocukların sıvı alımına dikkat etmek. Yeterli sıvı alımının desteklenmesi, biraz ağrılı olabiliyor ağız içindeki lezyonlar. Dolayısıyla daha soğuk, yumuşak, kolay yutulabilen gıdaları tercih etmek önemli. Mümkün olduğunca çok sıcak, baharatlı, çocukların yemek yerken canını yakabilecek gıdalardan kaçınmak aslında bu dönemde çok önemli. Çünkü ağız içi yaralar beslenmeyi ciddi derecede bozabiliyor ve hastane başvurularında en çok bu şikayetler oluşturuyor.'</p><strong>'EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ BULAŞICILIĞIN YÜKSEK OLMASI'</strong><p>Hastalığın bulaşma yolları hakkında bilgi veren Doktor Elif Öztürk şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Aslında basit seyreden bir hastalık ama en önemli özelliği bulaşıcılığın yüksek olması. Özellikle çocukların ağız ve burun salgıları, tükürük gibi salgılar, yakın temas, bu içi sıvı dolu kabarcıklarla temas etmekle çok rahat bulaşır. O yüzden bulaştırıcılığı çok yüksek diyebiliriz ve çocukların beraber oynadığı kreş alanları, havuz, buralarda yakın temas etmeleri hastalığı hemen kapmaları için yeterli.'</p><strong>'ANTİBİYOTİK BU HASTALIKTA KULLANILMIYOR'</strong><p>El ayak ağız hastalığının virüs kaynaklı olduğuna dikkat çeken Dr. Öztürk, antibiyotiklerin tedavide yeri olmadığını belirterek şunları söyledi:</p><p>Mümkün olduğunca antibiyotiklerden kaçınıyoruz. Çünkü bu aslında virüs enfeksiyonunun neden olduğu bir hastalık. Dolayısıyla destekleyici tedavi dediğimiz çocuğun ateşinin düşürülmesi, istirahat etmesinin sağlanması, beslenmesine dikkat edilmesi hastalığın kendi kendine iyileşmesi için yeterli. Bazı destekleyici vitaminlerden faydalandığımız zamanlar olabiliyor. Ağız içi yaralar için kullandığımız bazı lokal tedaviler olabiliyor. Ama antibiyotikler bu hastalık için tedavi dahilinde değil.'</p><strong>HİJYEN KURALLARI BULAŞIN ÖNLENMESİNDE KRİTİK ROL OYNUYOR</strong><p>Hastalığın yüksek bulaşıcılığı nedeniyle hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öztürk, 'Çocukların kullandığı bardak, tabak, kaşık ve havlu gibi eşyalar ortak kullanılmamalı. Oyuncaklar, sık temas edilen yüzeyler ve oyun alanları düzenli olarak temizlenmeli. Hastalık döneminde çocukların diğer çocuklarla yakın temasının sınırlandırılması bulaşın önlenmesi açısından büyük önem taşıyor' dedi.</p><strong>'ÇOĞU ÇOCUK 7-10 GÜNDE İYİLEŞİYOR'</strong><p>Hastalığın seyrinin çocuğun bağışıklık durumuna göre değişebileceğini belirten Dr. Öztürk, 'Çocukların büyük çoğunluğunda hastalık 7 ila 10 gün içinde geriliyor. Ateşi düşmüş, beslenmesi düzelmiş ve genel durumu iyi olan çocuklar doktor önerisi doğrultusunda yeniden okula ve günlük yaşamına dönebilir' ifadelerini kullandı.</p><strong>'YETİŞKİNLERDE DE GÖRÜLEBİLİYOR'</strong><p>El ayak ağız hastalığının yetişkinlerde de görülebildiğini belirten Dr.Elif Öztürk, 'Çocuklar kadar sık gördüğümüz ya da ağır seyreden bir durum değil. Hafif döküntüler bazen erişkinlerde de olabiliyor ama her zaman gördüğümüz, çocuklar kadar sık gördüğümüz bir durum değil' şeklinde konuştu.</p><strong>'DÖKÜNTÜLER SUÇİÇEĞİNE BEZEYEBİLİYOR'</strong><p>El ayak ağız hastalığındaki bazı döküntülerin suçiçeğine benzeyebildiğini belirten Dr. Elif Öztürk, 'Döküntüler suçiçeğinin bazı lezyonlarına benzeyebiliyor. Biz bunu muayenelerde ayırt edebiliyoruz, ayırt edemediğin iz yerde mutlaka hekim muayenesi gerekiyor diyebilirim' dedi.</p><p>Dr. Elif Öztürk, ailelere hijyen kurallarına özen göstermeleri ve hastalık döneminde çocukların diğer çocuklarla temasını mümkün olduğunca sınırlandırmaları çağrısında bulundu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ebeveynler-dikkat-yaz-aylarind_1785409183_Cphur6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ebeveynler dikkat! Yaz aylarında artıyor, suçiçeğiyle karıştırılıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ebeveynler-dikkat-yaz-aylarind_1785409183_Cphur6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diş beyazlatma diş minesine zarar verir mi? Uzmanından net açıklama]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/dis-beyazlatma-dis-minesine-zarar-verir-mi-uzmanindan-net-aciklama/123940/</link>
            <description><![CDATA[Diş Hekimi Aydan Gürcan, diş beyazlatma işleminin yalnızca hekim kontrolünde uygulanması gerektiğini belirterek, doğru yöntemlerle yapıldığında diş minesine zarar vermediğini, bilinçsiz ürün kullanımının ise kalıcı hasarlara neden olabileceğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/dis-beyazlatma-dis-minesine-zarar-verir-mi-uzmanindan-net-aciklama/123940/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 10:39:04 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında bronzlaşan ten ile birlikte daha beyaz ve parlak dişlere sahip olma isteği de artıyor. Gülüş estetiğinin önemli bir parçası haline gelen diş beyazlatma uygulamaları, hem estetik beklentilerin yükselmesi hem de güvenli tedavi yöntemlerinin gelişmesi sayesinde günümüzde en sık tercih edilen diş hekimliği işlemleri arasında yer alıyor. Liv Hospital Ulus Diş Hekimi Aydan Gürcan, diş beyazlatma işleminin mutlaka hekim kontrolünde uygulanması gerektiğini belirterek, doğru yöntemlerle gerçekleştirildiğinde işlemin diş sağlığı açısından güvenli olduğunu söyledi.</p><strong>DİŞ BEYAZLATMA NASIL ETKİ EDİYOR?</strong><p>Gürcan, 'Diş beyazlatma (bleaching), diş yapısında zamanla oluşan renklenmelerin kimyasal oksidasyon yöntemiyle giderilmesi esasına dayanır. İşlem sırasında kullanılan hidrojen peroksit ve karbamid peroksit içerikli ajanlar, diş içerisinde renk değişimine neden olan pigment moleküllerini parçalayarak daha küçük ve renksiz moleküllere dönüştürür. Böylece dişlerin doğal yapısı korunurken daha açık ve parlak bir görünüm elde edilir' dedi.</p><strong>'BİLİMSEL OLARAK ETKİNLİĞİ KANITLANMIŞ İKİ YÖNTEM BULUNUYOR'</strong><p>Diş Hekimi Aydan Gürcan, diş beyazlatmada etkinliği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış iki profesyonel yöntemin uygulandığını belirterek şöyle konuştu: 'Klinik ortamında, diş hekimi kontrolünde gerçekleştirilen bu yöntemde yüksek konsantrasyonlu beyazlatıcı ajanlar kullanılır. Uygulama genellikle 15-20 dakikalık seanslar halinde gerçekleştirilir ve çoğu hastada 2-3 seansta tamamlanır. İşlem sonrasında bazı hastalarda yaklaşık 24 saate kadar sürebilen hafif diş hassasiyeti görülebilir. Bu durum geçicidir ve dişlerde kalıcı bir hasara yol açmaz.'</p><strong>EV TİPİ BEYAZLATMA</strong><p>Ev tipi beyazlatmada hastaya özel hazırlanan şeffaf plakların kullanıldığını söyleyen Gürcan, 'Hekimin önerdiği konsantrasyona göre plaklar günde 2-8 saat ya da gece boyunca yaklaşık 1-2 hafta uygulanır. Bu yöntemde hassasiyet riski daha düşük olmakla birlikte, elde edilen renk açılması ofis tipi uygulamaya göre daha sınırlı olabilir.</p><p>Araştırmalar, ofis tipi beyazlatmanın ardından uygulanan ev tipi pekiştirme tedavisinin daha homojen, daha doğal ve daha uzun süre kalıcılığını koruyan sonuçlar sağladığını göstermektedir' ifadelerini kullandı.</p><strong>DİŞ BEYAZLATMA DİŞ MİNESİNE ZARAR VERİR Mİ?</strong><p>Toplumda en sık merak edilen konulardan birinin de diş beyazlatmanın diş minesine zarar verip vermediği olduğunu ifade eden Diş Hekimi Aydan Gürcan, bilimsel araştırmaların doğru konsantrasyonda ve hekim kontrolünde gerçekleştirilen beyazlatma işlemlerinin diş minesinin mikrosertliği ve yüzey yapısında kalıcı bir hasara neden olmadığını ortaya koyduğunu belirtti.</p><p>Buna karşılık marketlerde veya internet üzerinden temin edilen, hekim önerisi olmadan kullanılan beyazlatıcı kozmetik ürünlerin etkinliğinin bilimsel olarak yeterince kanıtlanmadığını vurgulayan Gürcan, bilinçsiz kullanımın diş ve diş eti dokularında geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabileceği konusunda uyardı.</p><strong>İŞLEM SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</strong><p>Beyazlatma işleminin başarısını artırmak ve elde edilen rengin daha uzun süre korunmasını sağlamak için ilk 10 gün boyunca çay, kahve, vişne suyu, kola, salça, baharatlı soslar gibi yoğun renk veren yiyecek ve içeceklerden uzak durulmasının önerildiğini söyleyen Gürcan, 'Sigara kullanımının sınırlandırılması da beyazlığın kalıcılığı açısından önem taşıyor' dedi.</p><strong>'YAN ETKİLER GEÇİCİ OLUYOR'</strong><p>Profesyonel diş beyazlatma uygulamalarında görülebilecek yan etkilerin genellikle hafif ve geçici olduğunu söyleyen Gürcan, 'En sık karşılaşılan durum diş hassasiyetidir. Bu hassasiyet, diş pulpasında oluşan geçici reaksiyona bağlı gelişir ve çoğunlukla 24 saat içerisinde tamamen kaybolur. Potasyum nitrat veya florür içeren duyarsızlaştırıcı ajanlar hassasiyetin azaltılmasına yardımcı olur. Diş eti hassasiyeti ise beyazlatıcı ajanın diş etiyle temas etmesi sonucu oluşabilir. Hekim tarafından uygulanan koruyucu bariyerler ve uygun hazırlanan plaklar sayesinde bu risk büyük ölçüde önlenebilir. Oluşması halinde ise genellikle 12 saat içinde kendiliğinden düzelir' dedi.</p><strong>'HER RENKLENME BEYAZLATMAYA AYNI YANITI VERMİYOR'</strong><p>Diş Hekimi Aydan Gürcan, her diş renklenmesinin beyazlatma tedavisine aynı oranda yanıt vermediğini belirterek, işlem öncesinde mutlaka ayrıntılı bir diş hekimi muayenesi yapılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca kompozit dolgular, porselen kaplamalar ve lamine veneerlerin beyazlatıcı ajanlardan etkilenmediğini hatırlatan Gürcan, beyazlatma işlemi sonrasında mevcut restorasyonların yeni diş rengine uyum sağlayabilmesi için yenilenmesinin gerekebileceğini söyledi.</p><p>Gürcan, 'Doğru hasta seçimi, uygun tedavi yöntemi ve hekim kontrolünde gerçekleştirilen diş beyazlatma uygulamaları; güvenli, etkili ve doğal görünümlü bir gülüş elde edilmesini sağlayan başarılı estetik diş hekimliği tedavilerinden biridir' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dis-beyazlatma-dis-minesine-za_1785397143_Xkst9E.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diş beyazlatma diş minesine zarar verir mi? Uzmanından net açıklama ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dis-beyazlatma-dis-minesine-za_1785397143_Xkst9E.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İmplant hakkında doğru bilinen yanlışlar! Yanlış bilgiler tedaviyi geciktiriyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/implant-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-yanlis-bilgiler-tedaviyi-geciktiriyor/123854/</link>
            <description><![CDATA[Diş kaybı yalnızca estetik bir problem olarak görülse de uzmanlara göre eksik dişler; çiğneme fonksiyonunun bozulması, konuşma güçlüğü ve çene kemiğinde erime gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/implant-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-yanlis-bilgiler-tedaviyi-geciktiriyor/123854/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 11:42:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Günümüzde diş kayıplarının tedavisinde en başarılı yöntemlerden biri olarak kabul edilen implant uygulamaları, doğal dişe en yakın çözümler arasında yer alıyor. Ancak implant tedavisiyle ilgili kulaktan dolma bilgiler, birçok kişinin bu tedaviden çekinmesine neden olabiliyor.</p><p>Diş Hekimi Dt. Alanur Kurşun, implant tedavisi hakkında toplumda doğru sanılan yanlışların hastaların tedaviyi gereksiz yere ertelemesine neden olduğunu belirterek önemli açıklamalarda bulundu.</p><p><strong>'İMPLANT HERKESE YAPILAMAZ' DÜŞÜNCESİ HER ZAMAN DOĞRU DEĞİL</strong></p><p>Dt. Alanur Kurşun, toplumda en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan birinin implantın herkese uygulanamayacağı düşüncesi olduğunu söyledi.</p><p>Kurşun, 'Ayrıntılı bir ağız muayenesi ve doğru tedavi planlaması yapıldığında birçok hasta implant tedavisinden başarıyla faydalanabilir. Elbette kontrol altına alınmamış sistemik hastalıklar veya yetersiz kemik hacmi gibi durumlar öncelikle değerlendirilmeli ve gerekli hazırlıklar yapılmalıdır' dedi.</p><p><strong>İMPLANT DA DOĞAL DİŞ GİBİ BAKIM İSTER</strong></p><p>İmplantların ömür boyu hiçbir bakım gerektirmediği yönündeki düşüncenin de doğru olmadığını vurgulayan Dt. Kurşun, implantların çürümediğini ancak çevresindeki diş eti dokularının hastalanabileceğine dikkat çekti.</p><p><strong>Yetersiz ağız hijyeninin implant çevresinde iltihap oluşumuna neden olabileceğini belirten Alanur Kurşun, bunun tedavinin başarısını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.</strong></p><p>Kurşun, implantların uzun yıllar sorunsuz kullanılabilmesi için düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı, ağız bakımının ihmal edilmemesi ve hekim kontrol randevularının aksatılmaması gerektiğini de vurguluyor.</p><p><strong>SİGARA, İMPLANT BAŞARISINI OLUMSUZ ETKİLİYOR</strong></p><p>Sigara kullanımının implant tedavisinin başarısını azaltan en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu belirten Diş Hekimi Alanur Kurşun, sigaranın iyileşme sürecini yavaşlattığını ve implantın çene kemiğiyle sağlıklı şekilde kaynaşmasını zorlaştırdığını söyledi.</p><p><strong>Kurşun, implant tedavisi öncesinde ve sonrasında sigaranın bırakılmasının ya da en azından azaltılmasının tedavi başarısını önemli ölçüde artıracağını ifade etti.</strong></p><p><strong>DÜZENLİ KONTROL SAĞLIKLI GÜLÜŞÜN ANAHTARI</strong></p><p>İmplant tedavisinin doğru planlama ve düzenli takip ile uzun yıllar güvenle kullanılabilecek başarılı sonuçlar sunduğunu belirten Diş hekimi Kurşun, ağız ve diş sağlığının korunmasında düzenli diş hekimi kontrollerinin büyük önem taşıdığını söyledi.</p><p>Dt. Alanur Kurşun, <strong>'İmplant tedavisi hakkında doğru bilgi sahibi olmak, hem tedavi sürecini hem de uzun vadeli başarıyı doğrudan etkiler. Sağlıklı ve estetik bir gülüş için ilk adım düzenli diş hekimi kontrolünden geçmektedir</strong>' ifadelerini kullandı.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/implant-hakkinda-dogru-bilinen_1785228135_LxKlcP.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İmplant hakkında doğru bilinen yanlışlar! Yanlış bilgiler tedaviyi geciktiriyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/implant-hakkinda-dogru-bilinen_1785228135_LxKlcP.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya'da 39 yıldır hizmet veren Sauna Gümüşkapı medya mensuplarını misafir etti]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-39-yildir-hizmet-veren-sauna-gumuskapi-medya-mensuplarini-misafir-etti/123806/</link>
            <description><![CDATA[Konya’da uzun yıllardır sağlığı hizmet veren Sauna Gümüşkapı geleneksel hale getirdiği basınla buluşma programlarına devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-39-yildir-hizmet-veren-sauna-gumuskapi-medya-mensuplarini-misafir-etti/123806/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 10:55:07 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sauna Gümüşkapı İşletmecisi Alparslan Emre Katırcı, iki bölümde düzenledikleri basınla buluşma programına katılan tüm basın mensuplarına teşekkür etti.</p><p>Katırcı, 'Konya&#39;nın ilk sauna işletmesi özelliği taşıyan ve Konya&#39;da işadamı ve babam Mehmet Katırcı tarafından kurulan tesisimiz Sauna Gümüşkapı, Sağlık Turizminde Konyalıların 39 yıldır sağlıklı yaşamasına katkı sunarken, verdiğimiz hizmetlerle rahatlama imknı da sunuyoruz. Bu hizmetlerimizden dolayı mutluyuz. Programımıza katıldığınız içinde sizlere teşekkür ediyorum' dedi. </p><p>Alparslan Emre Katırcı, sauna kültürünün dünya genelinde sağlık kaynağı olarak yaygın kullanıldığını belirterek, 'Finlandiya ve İsveç gibi kuzey ülkelerinde başlayan sauna kültürü günümüzde dünya genelinde sağlık kaynağı olarak yaygın bir şekilde kullanılıyor. Uzmanlar da yerinde ve gereği gibi kullanılmak şartı ile saunanın insan sağlığına büyük yararları olduğunu söylüyor. Saunanın yalnız belirli hastalıklara değil, sağlığı yerinde olan, fakat çalışma hayatının büyük kısmını büroda geçiren, işi dolayısı ile yeteri kadar hareket edemeyen, fiziki aktiviteden yoksun kimselere de büyük bir fayda sağlamaktadır. Haftada 2-3 defa yapılan sauna ile vücut yorgunluğu giderildiği gibi, zindelik kazanarak, uyku düzene girer. Bunun yanında, şişmanlık, selülit, fibrolit gibi yumuşak doku romatizmaları, eklem ve omurga rahatsızlıklarının yanı sıra, psiko-somatik hastalıklar ve nöro-sirkülatuvar bozukluklar gibi sağlık sorunları için de faydalı oluyor. Sauna ile yapılan tazyikli duş, havuzlu banyo ve masajların tedavi sürecini tamamlayarak, vücutta zararlı toksinlerin atılmasını sağladığı gibi, kan dolaşımını da hızlandırarak iç organların düzenli çalışmasını sağlıyor' dedi.</p><p><strong>KONYA&#39;NIN SEÇKİN MEKNLARINDAN BİRİSİYİZ</strong></p><p>Sauna Gümüşkapı&#39;nın Konya&#39;nın en seçkin meknlarından birisi olduğunu da ifade eden Alparslan Emre Katırcı, 'Müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışıyla hareket ediyoruz. Bunun yanında sektördeki gelişmeleri sürekli takip ederek, müşterilerimizin isteklerini ön planda tutuyoruz. 200 kişiye hizmet verebilen meknımız, 2 adet sauna, buhar odası, Türk hamamı, kese odası, masaj salonu, şok havuzu, fitness salonu, dinlenme odaları, eğlence salonu ve masa tenisi salonu gibi olanaklarla donatılmıştır. Ayrıca, 5 yıldızlı Vitamin Kafe&#39;de sağlıklı içecekler ve fastfood seçenekleri sunuyoruz. Deneyimli ve eğitimli personelimizle, konusunda uzman yönetici kadromuzla sektöre öncülük etmeye devam ediyoruz' diye konuştu. </p><p><strong>MÜŞTERİLERİMİZE ÖZEL İNDİRİMLER YAPIYORUZ</strong></p><p>Alparslan Emre Katırcı düzenledikleri kampanyalarla müşterilerine kolaylıklar sağladıklarını ve Konyalıları Sauna Gümüşkapı&#39;ya beklediklerini dile getirerek, 'Düzenlediğimiz kampanyalarla müşterilerimize kolaylıklar sağlıyoruz. Gruplara ve abonelerimize yüzde 30&#39;lara varan özel indirimler uyguluyoruz. Sauna Gümüş kapı Clup Kart gibi uygulamalarımızda vardır. Halen devam eden kampanyamızla da özel grup indirimleri yaparak, 5 kişi gel 4 kişi öde şeklinde hizmetimizde de, saunamıza gelen 5 kişilik gruptan 4 kişilik ücret alıyoruz. Tüm Konyalıları, sağlıklı yaşam için Sauna Gümüşkapı&#39; ya bekliyoruz. Hemşerilerimizi tesislerimizde misafir etmekten onur duyacağız' diye konuştu.</p><p>Sauna Gümüşkapı&#39;nın tesislerini gezdiren Sauna Gümüşkapı İşletmecisi Alparslan Emre Katırcı, basın mensuplarına Konya etli ekmeği ikramında bulundu.</p><p>                            </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-39-yildir-hizmet-vere_1785138905_amnli9.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya'da 39 yıldır hizmet veren Sauna Gümüşkapı medya mensuplarını misafir etti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-39-yildir-hizmet-vere_1785138905_amnli9.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzman uyardı: Ciltte alerji patlamasına yol açıyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/uzmani-uyardi-ciltte-alerji-patlamasina-yol-aciyor/123741/</link>
            <description><![CDATA[Güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarına karşı cildi korumaya yardımcı olan güneş kremleri yaz aylarında en çok tercih edilen cilt bakım ürünleri arasında yer alırken, sektör temsilcileri her ürünün her cilt tipine uygun olmayabileceğine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/uzmani-uyardi-ciltte-alerji-patlamasina-yol-aciyor/123741/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 17:20:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kırşehir&#39;de kozmetik işletmeciliği yapan Hüseyin Kılıçoğlu, insanların cilt yapılarının birbirinden farklı olduğunu vurgulayarak bilinçsiz kullanımın alerjik reaksiyonlara yol açabileceği konusunda vatandaşları uyardı. Yaz mevsiminde artan güneş ışınlarına karşı doğru ürün seçiminin önemine değinen Kılıçoğlu, bilinçsizce seçilen kremlerin fayda yerine cilde zarar verebileceğini belirterek herkesi kendi cilt tipine uygun kremleri tercih etmeye davet etti.</p><p>Birçok markanın farklı içeriklere sahip olduğunu ifade eden Kılıçoğlu; 'İnsanların bünyeleri değişkenlik gösterir. Her marka güneş kremi bütün cilt tiplerine uygun olmayabilir. Bazı ürünler bazı ciltlerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Ciltte kabarma, kaşıntı, renk değişikliği ve yanma gibi sorunlar yaşanabilir. Bu nedenle güneş kremini kullanmadan önce küçük bir bölgede test edilmesi faydalı olacaktır' diye konuştu.</p><p>Kılıçoğlu, güneş kreminin ilk kez kullanılacağı zaman yüzün küçük bir bölümüne sürülerek birkaç dakika beklenmesini önererek; 'Eğer herhangi bir olumsuz tepki oluşmuyorsa yüzünüze leblebi tanesi kadar ürün uygulayabilirsiniz' ifadelerini kullandı. Cilt temizliğinde de dikkat edilmesi gereken hususlar bulunduğunu belirten Kılıçoğlu, özellikle kuru cilde sahip kişilerin sabun kullanımından kaçınması gerektiğini aktardı. Kılıçoğlu; 'Sabun kuru ciltleri daha fazla kurutabilir. Karma ve yağlı ciltlerde ise daha iyi sonuç verebilir. Güneş kremlerinde yer alan 30 ve 50 SPF (koruma faktörü) seçenekleri kullanım süresiyle ilgilidir. Güneş kremlerinin yalnızca yaz aylarında değil, güneşe maruz kalınan her dönemde düzenli olarak kullanılması gerekir' sözlerini akardı.<br><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmani-uyardi-ciltte-alerji-pa_1784989200_4KYk5u.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzman uyardı: Ciltte alerji patlamasına yol açıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmani-uyardi-ciltte-alerji-pa_1784989200_4KYk5u.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında güvenli egzersizin şifresi: Uzmanı açıkladı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/yaz-sicaklarinda-guvenli-egzersizin-sifresi-uzmani-acikladi/123714/</link>
            <description><![CDATA[Sıcak havalarda spor yaparken zamanlamanın kritik olduğunu vurgulayan Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ağırman, yürüyüş için en güvenli saatleri paylaştı ve susamayı beklemeden su içilmesi gerektiği konusunda uyardı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/yaz-sicaklarinda-guvenli-egzersizin-sifresi-uzmani-acikladi/123714/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 09:38:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sıcak havalarla egzersiz alışkanlığını askıya almak yerine doğru zaman ve doğru yöntemle hareket etmeye devam edilmesi gerektiğini söyleyen Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ağırman, yaz aylarında yapılan bilinçli egzersizin hem kalp ve damar sağlığını koruduğunu hem de kronik hastalık riskini azalttığını belirtti. Prof. Dr. Ağırman, 'Yazın egzersizden vazgeçmeyin. Sabah ve akşam saatlerini tercih ederek güvenli şekilde hareket etmeye devam edin' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>&#39;YAZ AYLARINDA EGZERSİZ BIRAKILMAMALI&#39;</strong></p><p>Yaz sıcaklarının egzersiz yapmaya engel olmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ağırman, 'Sıcak hava nedeniyle egzersizi tamamen bırakmak doğru bir yaklaşım değil. Doğru planlama yapıldığında yaz aylarında da güvenli ve sağlıklı şekilde egzersiz yapılabilir. Haftanın beş günü, 20 ila 30 dakika sürecek hafif ve orta tempolu yürüyüşler hem kas-iskelet sistemi hem de kalp-damar sağlığı açısından önemli faydalar sağlar. Bu süreyi gün içinde iki ayrı seansa bölmek de mümkündür' dedi.</p><strong>&#39;SABAH VE AKŞAM SAATLERİNİ TERCİH EDİLMELİ&#39;</strong><p>Egzersiz için günün serin saatlerinin tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ağırman, 'Yürüyüşlerin özellikle sabah 08.00-10.00 ile akşamüstü 16.00-18.00 saatleri arasında yapılmasını öneriyoruz. Bunun yanında bisiklet, su içi egzersizleri, esneme ve kas güçlendirme çalışmaları da yaz aylarında rahatlıkla uygulanabilir. Haftada en az 150 dakikalık düzenli fiziksel aktivite; kalp ve damar sağlığını desteklerken diyabet, yüksek tansiyon ve obezite riskinin azaltılmasına da katkı sağlıyor. Ayrıca bilişsel fonksiyonların korunmasına ve ruh halinin iyileşmesine de destek oluyor' diye konuştu.</p><p>Yaz aylarında sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Ağırman, 'Susamayı beklemeden düzenli su içilmeli, özellikle yaşlılar, hamileler, kontrolsüz tansiyon hastaları, Parkinson ve inme öyküsü bulunan kişiler egzersizlerini mutlaka hekim önerisi doğrultusunda planlamalıdır. Egzersiz sırasında baş dönmesi, göğüs ağrısı, nefes darlığı, aşırı halsizlik veya şiddetli kas krampları gelişirse aktivite derhal sonlandırılmalı ve tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Ayrıca düşme riskini azaltmak için düz ve güvenli yürüyüş alanları tercih edilmeli, yatmadan en az iki saat önce egzersiz tamamlanmalıdır' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yaz-sicaklarinda-guvenli-egzer_1784961524_bnM5Ks.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaz sıcaklarında güvenli egzersizin şifresi: Uzmanı açıkladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yaz-sicaklarinda-guvenli-egzer_1784961524_bnM5Ks.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya'da sağlıklı yaşamın 39 yıllık adresi: Sauna Gümüşkapı medya mensuplarını ağırladı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-saglikli-yasamin-39-yillik-adresi-sauna-gumuskapi-medya-mensuplarini-agirladi/123639/</link>
            <description><![CDATA[Konya'da 39 yıldır sağlıklı yaşam ve Wellness alanında hizmet veren Sauna Gümüşkapı, geleneksel hale getirdiği basın buluşması programında medya mensuplarını ağırladı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-saglikli-yasamin-39-yillik-adresi-sauna-gumuskapi-medya-mensuplarini-agirladi/123639/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 13:44:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İşletmeci Alparslan Emre Katırcı, saunanın insan sağlığına katkılarını anlatarak, Konya&#39;da sağlık turizmine uzun yıllardır hizmet verdiklerini söyledi.</p><p><strong>'SAĞLIKLI YAŞAMA KATKI SUNUYORUZ'</strong></p><p>Programda konuşan Sauna Gümüşkapı İşletmecisi Alparslan Emre Katırcı, Konya&#39;nın ilk sauna işletmesi olma özelliğini taşıyan tesisin, babası Mehmet Katırcı tarafından kurulduğunu belirtti.</p><p>Katırcı, '39 yıldır Konyalılara sağlıklı yaşam alanında hizmet veriyoruz. Sağlık turizmine katkı sunarken, misafirlerimize dinlenme, rahatlama ve yaşam kalitesini artıran hizmetler sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz.' dedi.</p><p><strong>UZMANLAR DA ÖNERİYOR: SAUNA BİRÇOK AÇIDAN FAYDA SAĞLIYOR</strong></p><p>Sauna kültürünün Finlandiya ve İsveç başta olmak üzere birçok ülkede yıllardır sağlık amacıyla kullanıldığını ifade eden Alparslan Emre Katırcı, doğru ve bilinçli kullanıldığında saunanın insan sağlığına önemli katkılar sunduğunu söyledi.</p><p><br>Özellikle masa başında çalışan, hareketsiz yaşam süren kişiler için saunanın önemli bir destekleyici uygulama olduğunu belirten Sauna Gümüşkapı İşletmecisi Katırcı, haftada 2-3 kez yapılan sauna seanslarının vücuttaki yorgunluğu azalttığını, uyku düzenini desteklediğini ve zindelik hissini artırdığını kaydetti.</p><p><br>Alparslan Emre Katırcı ayrıca sauna, buhar odası, masaj ve soğuk su uygulamalarının kan dolaşımını desteklediğini, kas ve eklem rahatlamasına katkı sağladığını, vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olduğunu ifade etti.</p><p><strong>MODERN TESİSLERİYLE HİZMET VERİYOR</strong></p><p>Sauna Gümüşkapı&#39;nın Konya&#39;nın seçkin sağlık ve yaşam merkezlerinden biri olduğunu belirten Katırcı, tesiste iki sauna, buhar odası, Türk hamamı, kese odası, masaj salonu, şok havuzu, fitness salonu, dinlenme alanları, eğlence salonu ve masa tenisi salonunun bulunduğunu söyledi.</p><p>Sağlıklı yaşam anlayışını desteklemek amacıyla Vitamin Kafe&#39;de sağlıklı içecekler ve çeşitli yiyecek alternatifleri sunduklarını dile getiren Alparslan Emre Katırcı, deneyimli personel ve uzman kadroyla müşteri memnuniyetini ön planda tuttuklarını vurguladı.</p><p><strong>GRUP VE ABONELERE ÖZEL KAMPANYALAR</strong></p><p>Katılımcılara sunulan kampanyalar hakkında da bilgi veren Katırcı, grup ve abonelik sistemlerinde yüzde 30&#39;a varan indirimler uyguladıklarını belirtti. Devam eden kampanya kapsamında '5 kişi gel, 4 kişi öde' uygulamasının sürdüğünü ifade eden Alparslan Emre Katırcı, tüm Konyalıları sağlıklı yaşam için Sauna Gümüşkapı&#39;ya davet etti.</p><p>Programın sonunda Alparslan Emre Katırcı, basın mensuplarına tesisi gezdirerek hizmet alanlarını tanıttı. Etkinlik, gazetecilere geleneksel Konya etli ekmeği ikram edilmesiyle sona erdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-saglikli-yasamin-39-y_1784803476_JWaIAi.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya'da sağlıklı yaşamın 39 yıllık adresi: Sauna Gümüşkapı medya mensuplarını ağırladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-saglikli-yasamin-39-y_1784803476_JWaIAi.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Geçmeyen öksürük ve ses kısıklığını hafife almayın]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/gecmeyen-oksuruk-ve-ses-kisikligini-hafife-almayin/123619/</link>
            <description><![CDATA[Mide yanması olmadan da görülebilen sessiz reflü; boğazda takılma hissi, sürekli boğaz temizleme ihtiyacı, ses kısıklığı ve gıcık öksürükle kendini gösterebiliyor. Uzmanlar, erken tanı ile doğru beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin tedavide büyük önem taşıdığını vurguluyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/gecmeyen-oksuruk-ve-ses-kisikligini-hafife-almayin/123619/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 09:32:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Muhammed Ali Özçelik, klasik reflüden farklı seyreden sessiz reflünün çoğu zaman mide şikayeti oluşturmadan ilerlediğini belirterek, 'Boğazda yabancı cisim hissi, yutkunma güçlüğü ve kronik öksürük gibi yakınmalar sessiz reflünün en önemli belirtileri arasında yer alıyor' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;MİDE YANMASI OLMADAN DA GÖRÜLEBİLİYOR&#39;</strong><p>Sessiz reflünün, halk arasında boğaz reflüsü olarak bilinen laringofaringeal reflü hastalığı olduğunu belirten Dr. Özçelik, klasik mide reflüsünden farklı belirtilerle ortaya çıktığını söyledi. Dr. Özçelik, 'Hastalarda çoğu zaman mide yanması ya da ekşimesi görülmediği için şikayetlerin mide kaynaklı olabileceği düşünülmüyor. Bunun yerine boğazda takılma hissi, ses kalitesinde bozulma, sürekli boğaz temizleme ihtiyacı, gıcık öksürük ve yutkunurken yabancı cisim hissi gibi belirtiler ön plana çıkıyor. Bu nedenle hastalar uzun süre farklı polikliniklere başvurabiliyor' dedi.</p><strong>&#39;BOĞAZDAKİ DOKULARA ZARAR VEREBİLİYOR&#39;</strong><p>Sessiz reflünün oluşum mekanizmasını anlatan Dr. Özçelik, mide içeriğinde bulunan pepsin enziminin boğaza ulaşmasının önemli rol oynadığını ifade etti. Dr. Özçelik, 'Yemek borusunun üst kısmındaki kas yapısının gevşemesiyle mide içeriği ve pepsin enzimi boğaza kadar ulaşabiliyor. Özellikle asitli gıdalar tüketildiğinde bu enzim yeniden aktif hale gelerek boğaz dokusunda tahrişe neden olabiliyor. Endoskopik muayenede yemek borusunun girişindeki değişiklikleri değerlendirerek tanıyı koyabiliyoruz' diye konuştu.</p><strong>&#39;DOĞRU BESLENMEYLE HASTALARIN YAŞAM KALİTESİ İYİLEŞEBİLİYOR&#39;</strong><p>Sessiz reflü tedavisinde ilaçların yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Özçelik, 'Hazır ve paketli gıdalar, gazlı içecekler, kahve, çay, çikolata, turunçgiller ve turşu gibi asitli besinler şikayetleri artırabiliyor. Sigara ve alkol de hastalığın en önemli tetikleyicileri arasında yer alıyor. Ayrıca gece geç saatlerde yemek yememek ve tok karnına uyumamak gibi basit yaşam alışkanlıkları da tedavinin başarısını önemli ölçüde artırıyor. Doğru beslenme ve uygun tedaviyle hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileşebiliyor' diyerek sözlerini tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gecmeyen-oksuruk-ve-ses-kisikl_1784788367_2OblEK.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Geçmeyen öksürük ve ses kısıklığını hafife almayın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gecmeyen-oksuruk-ve-ses-kisikl_1784788367_2OblEK.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Migren yazın neden artıyor; ağrısız migren olur mu?]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/migren-yazin-neden-artiyor-agrisiz-migren-olur-mu/123604/</link>
            <description><![CDATA[Yaz sıcaklarının bastırmasıyla birlikte artan migren ve baş dönmesi şikayetlerine karşı uzmanlardan hayati uyarılar geldi. Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Nöroloji Uzmanları Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen ve Dr. Rahime Seren, aşırı sıcaklar, susuzluk ve rutin değişikliklerinin migren ataklarını tetiklediğini belirterek; baş ağrısı olmadan sadece baş dönmesiyle seyreden "vestibüler migren" tehlikesine karşı uyarılarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/migren-yazin-neden-artiyor-agrisiz-migren-olur-mu/123604/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 16:35:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarının gelişi ve termometrelerin hızla yükselmesi, kronik baş ağrılarından mustarip olan birçok kişi için zorlu bir dönemin kapılarını aralıyor. Toplumda sıradan bir sızı gibi algılansa da kişinin sosyal yaşamını, iş performansını ve genel yaşam kalitesini altüst edebilen migren, mevsimsel değişimlerden doğrudan etkileniyor. Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen migren ataklarını artıran etkiler üzerine değerlendirmelerde bulundu, Dr. Rahime Seren ise insanların bu rahatsızlığı daha çok baş ağrısı olarak tanıdığını fakat bazen baş ağrısı olmadan da migren atakları yaşanabileceğini belirtti.</p><strong>HAVA SICAKLIĞINDAKİ ANİ ARTIŞLAR MİGREN ATAĞINI KOLAYLAŞTIRIYOR</strong><p>Migrenin sadece şiddetli bir baş ağrısı olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, bu rahatsızlığın beynin çevresel değişikliklere karşı hassasiyetinin arttığı nörolojik bir hastalık olduğunu belirtiyor. Bazı migren hastalarında sıcak havanın önemli bir tetikleyici olabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, hava sıcaklığındaki ani artışların, yüksek nemin, yoğun güneş ışığının ve atmosferik değişikliklerin bazı hastalarda migren atağının ortaya çıkmasını oldukça kolaylaştırdığını aktarıyor.</p><p>Bireysel farklılıklara göre değişen tetikleyicilerin geniş bir yelpazeye yayıldığını dile getiren Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen; ruhsal gerginlik, uykusuzluk veya fazla uyuma, uzun süre aç kalma, yetersiz sıvı tüketimi, yoğun ve parlak ışıklar, keskin kokular, yüksek ses, hormonal değişiklikler ve hava koşullarındaki ani değişimlerin en sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında yer aldığını söylüyor. Beslenme cephesinde ise tütsülenmiş gıdalar, olgunlaştırılmış peynir türleri, çikolata, soğan ve sarımsak gibi keskin aromalı yiyecekler ile kontrolsüz kafein ve alkol tüketimi doğrudan atağı başlatan unsurlar arasında bulunuyor.</p><strong>YAZ AYLARINDA MİGRENİN EN BÜYÜK DÜŞMANI: SUSUZLUK</strong><p>Özellikle yaz aylarında aşırı sıcak, güneşe uzun süre maruz kalma ve sıvı kaybının migren ataklarını artırabileceğini ifade eden Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, sıcak havalarda terlemeyle birlikte sıvı kaybının yükseldiğini vurguluyor. Susamayı beklemenin bazen geç kalmak anlamına gelebileceğini belirten Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, migren hastalarının gün boyunca düzenli aralıklarla su içmesini öneriyor: Özellikle açık havada çalışanların, spor yapanların, yoğun terleyen kişilerin, gebelerin ve yaşlı bireylerin sıvı tüketimine daha fazla dikkat etmesi gerektiğinin altını çiziyor.<br>Diğer taraftan, parlak güneş ışığına doğrudan maruz kalmanın da göz sinirleri üzerinden ağrı merkezlerini harekete geçirebildiğini söyleyen Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, migren hastalarında ışığa hassasiyetin oldukça sık görüldüğünü ifade ediyor. Parlak ve yoğun güneş ışığının bazı kişilerde atağı tetikleyebileceğini belirten Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, kaliteli bir güneş gözlüğü ve şapka kullanmanın basit ama etkili önlemler arasında yer aldığını, ayrıca mümkünse güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde uzun süre doğrudan güneş altında kalınmamasını tavsiye ettiğini dile getiriyor.</p><strong>MİGREN BEYNİ DÜZENİ SEVER, TATİL RUTİNİ AĞRIYI TETİKLEYEBİLİR</strong><p>Tatile çıkınca migrenin bazen daha sık gelmesinin temel nedeninin migren beyninin düzeni sevmesi olduğunu açıklayan Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen; sıcaklık, susuzluk ve yoğun güneşin bu düzeni bozabildiğini aktarıyor. Tatilde geç yatıldığını, geç kalkıldığını, öğün atlandığını ve bazen normalden daha fazla kafein ya da alkol tüketildiğini ifade eden Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, ilginç bir şekilde yoğun bir çalışma döneminin ardından başlayan tatilin ilk günlerinde de migren atağı görülebildiğini söylüyor. Bu durumun halk arasında hafta sonu migreni olarak bilinen tabloyla benzer bir mekanizmaya sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, günlük rutindeki ani değişikliklerin migren eşiğini düşürebileceğine dikkat çekiyor.</p><p>Migren hastaları için yaz reçetesinin aslında oldukça basit olduğunu söyleyen Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen; su, uyku, düzenli beslenme ve güneşten korunma formülünü öne çıkarıyor. Hastalarına susamayı beklemeden su içmelerini, öğün atlamamalarını, uyku düzenlerini mümkün olduğunca korumalarını ve uzun süre aşırı sıcakta kalmamalarını öneren Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, özellikle baş ağrısı günlüğü tutulmasını tavsiye ediyor. Her migren hastasının tetikleyicisinin farklı olduğunu belirten Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, kişinin kendi migreninin dilini öğrenmesinin atakları kontrol etmenin en önemli adımlarından biri olduğunu vurguluyor.</p><strong>HER BAŞ AĞRISI MİGREN MİDİR? </strong><p>Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunan Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, özellikle hayatta ilk kez yaşanan, ani ve çok şiddetli başlayan bir baş ağrısı varsa ya da baş ağrısına konuşma bozukluğu, görme kaybı, bilinç değişikliği veya kol ve bacakta güçsüzlük eşlik ediyorsa beklenmemesi gerektiğini ifade ediyor. Doç. Dr. Meltem Karacan Gölen, bu durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirterek, hava sıcaklığını değiştiremesek de migren eşiğimizi koruyabileceğimizi, yazın migrenle mücadelede en güçlü silahın kendi tetikleyicilerimizi tanıyarak önlemlerimizi almak olduğunu sözlerine ekliyor.</p><strong>BAŞ AĞRINIZ YOK DİYE MİGRENİ ELEMEYİN</strong><p>Nöroloji Polikliniği uzmanlarından Dr. Rahime Seren ise insanların bu rahatsızlığı daha çok baş ağrısı olarak tanıdığını fakat bazen baş ağrısı olmadan da migren atakları yaşanabileceğini belirtti. En sık görülen şekliyle, migren hastalarının yaklaşık yüzde 30&#39;unda sürecin baş dönmesi ataklarıyla gittiğini söyleyen Dr. Seren, bu baş dönmesi ataklarının çoğu zaman baş ağrısına eşlik etmediği için hastaların tanı almasında büyük güçlükler yaşandığını aktararak migrenin ağrısız bir çeşidi olan vestibüler migrene dair önemli uyarılarda bulundu.</p><strong>BAŞ DÖNMELERİN SEBEBİ AĞRISIZ MİGREN ATAKLARI OLABİLİR!</strong><p>Dr. Rahime Seren, bu baş dönmesi ataklarının daha çok baş ve göz hareketleriyle ortaya çıkan, kendinin dönmesi ya da etrafın dönmesi hissi şeklinde olabildiğini vurguladı. Bunun yanı sıra aniden asansörden düşüyormuş gibi bir boşluk hissi, kendini sağa ya da sola doğru ittirme şeklinde bir baş dönmesi algısı oluşabileceğini belirten Dr. Seren, dengesizlik ve algıda azalma şeklinde atakların da ortaya çıkabileceğini ekledi. Dr. Seren, bazen bu tabloya bulantı ve kusma eşlik edebilirken; ışık ile ses hassasiyetinin de sıklıkla eşlik eden bulgular arasında yer aldığını paylaştı.</p><strong>BAŞ DÖNMELERİNİ KALABALIK ORTAMLAR VE FAZLA KAHVE TÜKETİMİ ATAKLARI ARTIRILABİLİR</strong><p>Vestibüler migren ataklarının artmasına zemin hazırlayan pek çok çevresel etken bulunduğuna dikkat çeken Dr. Rahime Seren; uyku düzenindeki bozukluklar, özellikle yaz dönemlerinde susuz kalma, kafeini çok tüketip suyu az tüketme, Çin tuzunun kullanıldığı paketli gıdalar ve hava basıncı değişikliklerinin bu durumların başında geldiğini ifade etti. Fırtınalı havalar ya da uçak seyahatleri gibi uzun yol seyahatlerinin de atakları artırabildiğini söyleyen Dr. Seren, kalabalık ortamlarda bulunmanın, insanın ve eşyanın çok fazla olduğu, fazlaca hareketli cisimlerin yer aldığı alanlara girmenin süreci hızlandırdığını dile getirdi. Özellikle bir markete girildiğinde, bir düğünde ya da kalabalık bir ortamda bulunulduğunda bu şikayetlerin tetiklenebildiğini belirten Dr. Seren, bilgisayar ekranına uzun süre bakmanın, özellikle bilgisayar oyunu oynayanlarda ya da hareketli cisimleri takip eden insanlarda da vestibüler migren ataklarını artırabildiğini aktardı.</p><p>Çok yoğun ve stresli olunan dönemler, kadınlarda adet dönemleri ve menopoz öncesi süreçlerin de atakların sıklığını etkilediğini vurgulayan Dr. Rahime Seren, özellikle yaz dönemlerinde düğünlerin çok artmış olması ve kalabalık ortamlarda fazla bulunulması, yanıp sönen parlak ışıklar, lunaparka gitmek gibi dönen veya hareketli cisimlerin olduğu alanlar ile yoldan sürekli geçen araçların bulunmasının tetikleyici faktörler olarak öne çıktığını bildirdi. Son dönemlerde çok fazla kahve tüketimi alışkanlığı başladığına değinen Dr. Seren, günde 1-2 fincan kahvenin migreni ve vestibüler migreni korurken, tüketimin 5-6 fincana çıkmasının bunların tetikleyicisi haline geldiğini ve bu yüzden kahve miktarına mutlaka dikkat etmek gerektiğini hatırlattı.</p><strong>BAŞ DÖNMELERİ İÇİN YAPILAN TETKİKLER NORMAL ÇIKTIĞI İÇİN KAYGI BOZUKLUĞU SANILABİLİYOR</strong><p>Migren hastası olunmasına rağmen hayatın belli dönemlerinde baş dönmesi olup baş ağrısı olmayabileceğini söyleyen Dr. Rahime Seren, bu durumdaki kişilerin çoğunun vestibüler migren tanısı almakta çok büyük güçlük çektiğini açıkladı. Baş ağrısı olmadığı, sadece bir baş dönmesi yaşandığı için bu baş dönmesini tespit edecek özel bir tetkikin de bulunmadığını belirten Dr. Seren; beynin MR sonuçlarının normal çıktığını, yapılan muayenelerin normal sonuçlandığını, kulak kristal muayenesi denilen manevraların da tamamen normal çıktığını aktardı.</p><p>Somut bir bulgu elde edilemeyince hastaların kendilerinde hep çok kötü bir hastalık olduğundan şüphelenip çoğu zaman anksiyete, yani kaygı bozukluğu ve stres bozukluğu tanısı aldıklarını ifade eden Dr. Rahime Seren, halbuki bu hastalar iyice dinlendiği ve iyi bir anamnez, yani hasta öyküsü alındığı zaman gerçeklerin ortaya çıktığını belirtti. Gün içerisinde saniyeler süren ve tekrarlayan baş dönmesi ataklarının bazen üç güne kadar sürebildiğini, ondan sonrasında ise hastada bir durulma ve dinginlik dönemi ortaya çıktığını söyleyen Dr. Seren, hastayı iyice dinlediklerinde bunun aslında baş ağrısız gelişen bir migren atağı olduğunu anladıklarını ve tedaviyi de buna uygun şekilde planladıklarını dile getirdi.</p><strong>KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU KENDİ SINIRLARINI TANIMAK</strong><p>Bu hastalığın en önemli tedavi yönteminin, atakları tetikleyen faktörlerden mümkün olduğunca uzak durmak olduğunu belirten Dr. Rahime Seren, sadece tetikleyicilerden kaçınmanın bile tek başına yeterli bir çözüm sunabildiğini ifade etti. Günlük düzenli egzersiz yapmanın ve sıvı alımına dikkat etmenin bile baş dönmesi ataklarından korunmayı sağlayabildiğini vurgulayan Dr. Seren, eğer bu ataklar nadir ve arada bir oluyorsa, öncelikle tanının konulması gerektiğini söyledi. Doğru tanı konulduğu zaman hastanın artık kendi vücudunu ve hastalığını tanır hale geldiğini ve süreci bilmenin bile insanı psikolojik olarak çok ciddi bir şekilde rahatlattığını ekledi. Ancak bu ataklar günlük yaşamı etkileyecek kadar şiddetliyse, özellikle fiziksel aktiviteler sırasında dengesizlik yaratıyor ve kişinin kendini kontrol etmesini güçleştiriyorsa tıbbi tedavinin devreye alındığını açıklayan Dr. Rahime Seren, tıpkı klasik migreni tedavi ettikleri gibi vestibüler migren ataklarında uygun hastalarda ilaç tedavisinin uygulanabildiğini söyledi. Buradaki asıl amacın, uygulanan ilaç tedavisiyle hastaya bu hastalıkla doğru şekilde yaşamayı öğretmek olduğunun altını çizen Dr. Seren, düzgün, düzenli bir yaşam tarzı benimsendiğinde ve ilaç kontrolleri aksatılmadan düzenli yapıldığında, bu durumun kişiyi rahatsız etmeyecek seviyede şikayetlerin kontrol altına alınmasına yardımcı olabildiğini sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/migren-yazin-neden-artiyor-agr_1784727326_nphIja.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Migren yazın neden artıyor; ağrısız migren olur mu? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/migren-yazin-neden-artiyor-agr_1784727326_nphIja.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yirmilik dişler gerçekten çekilmeli mi? Gömülü yirmilik diş hangi sorunlara yol açar? İşte Uzman tavsiyeleri]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/yirmilik-disler-gercekten-cekilmeli-mi-gomulu-yirmilik-dis-hangi-sorunlara-yol-acar-iste-uzman-tavsiyeleri/123554/</link>
            <description><![CDATA[Toplumda yirmilik dişler denildiğinde akla ilk gelen işlem genellikle diş çekimi oluyor. Ancak uzmanlar, her yirmilik dişin çekilmesinin gerekli olmadığını belirtiyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/yirmilik-disler-gercekten-cekilmeli-mi-gomulu-yirmilik-dis-hangi-sorunlara-yol-acar-iste-uzman-tavsiyeleri/123554/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 15:39:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, yirmilik dişlerin ne zaman sorun oluşturduğunu, çekim sürecinin nasıl geçtiğini ve çekim sonrası dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.</p><p><strong>Yirmilik dişler, ağızda en son süren dişler olup genellikle 17-25 yaş arasında çıkıyor.</strong> Çene yapısında yeterli alan bulunduğu takdirde diğer dişler gibi sağlıklı şekilde sürebilen bu dişler, ağız fonksiyonlarına katkı sağlayabiliyor. Ancak günümüzde çene yapısının daha dar olması nedeniyle birçok yirmilik diş gömülü kalıyor veya yanlış pozisyonda sürüyor.</p><p><strong>ASIL SORUN GÖMÜLÜ DİŞLERDE BAŞLIYOR</strong></p><p>Dt. Alanur Kurşun, '<strong>Yirmilik dişlerin çevresinde oluşan bakteri birikimi diş eti iltihabına, ağız kokusuna ve çürüğe neden olabilir. Ayrıca komşu dişlere zarar verebilir. Bazı durumlarda ise hiçbir belirti vermeden çene kemiği içerisinde kist oluşumuna yol açabilir.</strong>' </p><p>Bu nedenle yirmilik dişlerin düzenli diş hekimi kontrolleriyle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan diş hekimi Kurşun, erken teşhisin olası komplikasyonları önlediğini ifade etti.</p><p><strong>YİRMİLİK DİŞ ÇEKİMİ AĞRILI BİR İŞLEM Mİ?</strong></p><p>Toplumdaki en büyük endişelerden birinin çekim sırasında ağrı hissedileceği düşüncesi olduğunu belirten Dt. Alanur Kurşun, modern diş hekimliğinde uygulanan lokal anestezi sayesinde işlem sırasında ağrı hissedilmediğini söyledi. </p><p>Kurşun, <strong>'Hastalar yalnızca hafif bir basınç hissedebilir. Gömülü dişlerde cerrahi işlem gerekse bile günümüzde kullanılan modern tekniklerle güvenli ve kontrollü şekilde tedavi gerçekleştirilmektedir'</strong> dedi.</p><p><strong>ÇEKİM SONRASI NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</strong></p><p>Yirmilik diş çekimi sonrasında hafif şişlik, birkaç gün sürebilen ağrı ve ağız açmada zorlanmanın normal olduğunu ifade eden Alanur Kurşun, iyileşme sürecini hızlandırmak için hekimin önerilerine eksiksiz uyulması gerektiğini belirtti. </p><p><strong>İlk 24 saat boyunca soğuk uygulama yapılmasının önemine dikkat çeken Dt. Kurşun, sigara, alkol, sıcak yiyecek ve içeceklerden uzak durulmasını önerdi. </strong></p><p>Kurşun, ayrıca ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılması, yumuşak ve ılık gıdaların tercih edilmesi, bol su tüketilmesi ve ağız hijyeninin korunmasının iyileşmeye önemli katkı sağladığını söyledi. </p><p>Diş hekimi Alanur Kurşun, <strong>'İlk 24 saat tükürme hareketi yapılmamalı ve içecekler pipet kullanılmadan tüketilmelidir. Bu sayede yara bölgesinde oluşan pıhtı korunur ve iyileşme süreci daha sağlıklı ilerler.'</strong> dedi.</p><p><strong>BU BELİRTİLER VARSA BEKLEMEYİN</strong></p><p>Çekim sonrası hafif ağrı ve şişliğin normal olduğunu belirten Dt. Kurşun, şiddetli kanama, kötü ağız kokusu, giderek artan ağrı veya yüksek ateş görülmesi halinde vakit kaybetmeden diş hekimine başvurulması gerektiğini ifade etti.</p><p><strong>'HER YİRMİLİK DİŞ ÇEKİLECEK DİYE BİR KURAL YOK'</strong></p><p>Dt. Alanur Kurşun, yirmilik dişlerin gereksiz yere korkulan dişler olmadığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı: 'Her yirmilik diş çekilmek zorunda değildir. Karar, dişin konumu, çevre dokulara etkisi ve hastanın ağız sağlığı değerlendirilerek verilmelidir. Başarılı bir tedavi yalnızca çekim işlemiyle değil, sonrasında gösterilen özenle tamamlanır. Hekimin önerilerine uyulması hızlı ve konforlu bir iyileşmenin anahtarıdır.'<br></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yirmilik-disler-gercekten-ceki_1784637568_vu9G8C.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yirmilik dişler gerçekten çekilmeli mi? Gömülü yirmilik diş hangi sorunlara yol açar? İşte Uzman tavsiyeleri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yirmilik-disler-gercekten-ceki_1784637568_vu9G8C.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya'da sıcak havalarda ne yenmeli? İşte uzmanından serinleten beslenme rehberi!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-sicak-havalarda-ne-yenmeli-iste-uzmanindan-serinleten-beslenme-rehberi/123480/</link>
            <description><![CDATA[Konya'da etkisini gösteren sıcak havalarda serinlemek için içilen soğuk kahve ve çaylar aslında vücuda daha çok su kaybettiriyor! Medicana Konya Hastanesi’nden Dyt. Beyza Vural Öten, yaz aylarında yapılan beslenme hatalarını ve mutlaka değiştirilmesi gereken 3 kritik kuralı açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-sicak-havalarda-ne-yenmeli-iste-uzmanindan-serinleten-beslenme-rehberi/123480/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 10:51:23 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-sicak-havalarda-ne-ye_1784533879_AfHYvM.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya'da sıcak havalarda ne yenmeli? İşte uzmanından serinleten beslenme rehberi! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-sicak-havalarda-ne-ye_1784533879_AfHYvM.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hareketli Protez nasıl temizlenmeli? Dt. Alanur Kurşun'dan altın değerinde tavsiyeler]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/hareketli-protez-nasil-temizlenmeli-dt-alanur-kursun-dan-altin-degerinde-tavsiyeler/123259/</link>
            <description><![CDATA[Diş Hekimi Dt. Alanur Kurşun, protez kullanıcılarının yaptığı basit hataların hem ağız sağlığını olumsuz etkilediğini hem de protezin kullanım ömrünü kısalttığını söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/hareketli-protez-nasil-temizlenmeli-dt-alanur-kursun-dan-altin-degerinde-tavsiyeler/123259/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 17:55:39 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hareketli diş protezlerinin uzun ömürlü kullanılabilmesi için doğru bakım ve düzenli temizliğin büyük önem taşıdığı belirtildi. <strong>Yaşın ilerlemesi, diş kayıpları veya çeşitli sağlık nedenleriyle kullanılan hareketli protezler; estetik görünümün yanı sıra konuşma, çiğneme fonksiyonu ve yaşam kalitesinin korunmasında önemli rol oynuyor</strong>. </p><p>Ancak uzmanlara göre, protezin doğru kullanılmaması ve bakımının ihmal edilmesi birçok sağlık sorununu beraberinde getirebiliyor.</p><p><strong>YENİ PROTEZE ALIŞMAK ZAMAN ALABİLİR</strong></p><p>Dt. Alanur Kurşun, yeni yapılan hareketli protezlere alışma sürecinin kişiden kişiye değişmekle birlikte birkaç hafta sürebileceğini belirterek, <strong>'İlk günlerde hafif vuruklar, konuşmada zorlanma veya çiğneme güçlüğü yaşanması normaldir. Bu süreçte protezin düzenli kullanılması alışmayı kolaylaştırır. Hastalar kesinlikle protez üzerinde kendi başlarına törpüleme veya düzeltme yapmamalıdır. Herhangi bir rahatsızlık hissedildiğinde mutlaka diş hekimine başvurulmalıdır'</strong> dedi.</p><p><strong>GECE AĞIZDA BIRAKMAYIN</strong><br>Protez kullanıcılarının en sık yaptığı yanlışlardan birinin protezi gece boyunca ağızda bırakmak olduğunu ifade eden Alanur Kurşun, ağız dokularının dinlenebilmesi için protezin gece çıkarılması gerektiğini söyledi. </p><p>Dt. Kurşun, <strong>'Protezler temizlendikten sonra temiz su içerisinde veya diş hekiminizin önerdiği özel temizleme solüsyonunda bekletilmelidir. Bu uygulama hem protezin formunu korur hem de ağız dokularının sağlıklı kalmasına katkı sağlar'</strong> ifadelerini kullandı.</p><p><strong>GÜNLÜK TEMİZLİK BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR</strong></p><p>Hareketli protezlerin yalnızca geceleri değil, yemeklerden sonra da mümkün olduğunca su altında durulanması gerektiğini vurgulayan Dt. Alanur Kurşun, günde en az bir kez protez fırçası ve proteze özel temizleyicilerle temizlik yapılmasını önerdi. </p><p>Normal diş macunlarının aşındırıcı özellikleri nedeniyle protez yüzeyinde çiziklere neden olabileceğini belirten Kurşun, bu çiziklerin zamanla bakteri ve mantar oluşumuna zemin hazırlayabileceğine dikkat çekti.</p><p><strong>İLK GÜNLERDE SERT GIDALARDAN KAÇININ</strong></p><p>Yeni protez kullanan hastaların ilk günlerde sert yiyeceklerden uzak durması gerektiğini söyleyen Diş hekimi Alanur Kurşun, besinlerin küçük lokmalar halinde ve her iki taraf birlikte kullanılarak çiğnenmesinin protezin dengede kalmasını kolaylaştıracağını ifade etti. </p><p>Çene kemiğinde zaman içerisinde doğal değişiklikler meydana geldiğini hatırlatan Dt. Kurşun, bu nedenle hareketli protezlerin belirli aralıklarla diş hekimi tarafından kontrol edilmesi ve ihtiyaç halinde uyumlandırılması gerektiğini belirtti.</p><p>Diş hekimi Kurşun, 'İyi hazırlanmış bir protezin başarısı yalnızca hekimin uygulamasına değil, hastanın günlük bakım alışkanlıklarına da bağlıdır. Doğru kullanılan ve düzenli temizlenen hareketli protezler uzun yıllar güvenle kullanılabilir.' diyerek protez bakımının önemini bir kez daha vurguladı.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/hareketli-protez-nasil-temizle_1784040937_IMwxZt.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hareketli Protez nasıl temizlenmeli? Dt. Alanur Kurşun'dan altın değerinde tavsiyeler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/hareketli-protez-nasil-temizle_1784040937_IMwxZt.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yorgunluk sanıyordu, beyninden çıkan şoke etti!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/yorgunluk-saniyordu-beyninden-cikan-soke-etti/123098/</link>
            <description><![CDATA[alışırken aniden bayılan ve yaşadıklarını düzensiz mesai saatlerine bağlayan Serhat Yıldırım’ın beyninde ölümcül damar yumağı (AVM) tespit edildi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/yorgunluk-saniyordu-beyninden-cikan-soke-etti/123098/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 10:25:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;nde yaşayan ve şoförlük yapan 39 yaşındaki Serhat Yıldırım, yaklaşık 5 ay önce çalışırken aniden bayıldı. Gözlerini hastanede açan Yıldırım, yaşadıklarını iş yoğunluğu ve düzensiz çalışma saatlerine bağlayarak üzerinde durmadı. Yaklaşık bir ay önce ikinci kez bayılması üzerine yapılan incelemelerde beynindeki damarlarda anormal bir yapı tespit edildi. Kıbrıs&#39;ta tedavisinin mümkün olmadığının belirtilmesi üzerine İstanbul&#39;a gelen Yıldırım&#39;a, Memorial Ataşehir Hastanesi&#39;nde yapılan ileri tetkikler sonucunda beyinde damar yumağı olarak bilinen arteriovenöz malformasyon (AVM) tanısı konuldu. Prof. Dr. Zafer Toktaş, Doç. Dr. Murat Atar ve ekibi tarafından uygulanan iki aşamalı tedavinin ardından Yıldırım sağlığına kavuştu.</p><strong>&#39;İLK BAŞTA YAŞADIKLARIMI YORGUNLUĞA BAĞLADIM&#39;</strong><p>Hastalık sürecini anlatan Serhat Yıldırım, 'Hastalığımın ilk belirtisi yaklaşık beş ay önce, bir işte çalışırken ortaya çıktı. Hiç beklemediğim bir anda aniden bayıldım. Gözlerimi açtığımda ise Kıbrıs&#39;ta bir hastanedeydim. Ancak hastaneye gittiğimde hiçbir şey hatırlamıyordum. Nasıl bayıldığımı, neler yaşandığını bilmiyordum. Oradaki insanlar ambulans çağırmışlar ve hastaneye kaldırılmışım. Kendime geldim ama yaşananlara dair hiçbir anım yoktu. İlk başta bunu iş yoğunluğuna ve yorgunluğa bağladım. Çok üzerinde durmadım ve geçici bir durum olduğunu düşündüm. Ancak yaklaşık bir ay önce aynı durumu tekrar yaşadım. Bir arkadaşımla birlikte bir yere gitmiştik ve onun arabasındaydık. Bir anda yine bayıldım. Gözlerimi açtığımda bu kez hastanede, MR cihazının içindeydim. Yine hiçbir şey hatırlamıyordum. Arkadaşıma ne olduğunu sorduğumda bana, aniden gözlerimin kapandığını, ağzımdan köpük gibi sıvı geldiğini ve titremeye başladığımı söyledi. Buna rağmen ben yine yaşadıklarımı yoğun tempoya ve yorgunluğa bağladım. Çünkü işlerimiz oldukça yoğun ve çalışma saatlerimiz de düzenli değil' diye konuştu.</p><strong>&#39;KIBRIS&#39;TA TEDAVİ OLAMAYACAĞIMI SÖYLEDİLER&#39;</strong><p>Yapılan değerlendirmelerin ardından beynindeki damarlarla ilgili ciddi bir problem tespit edildiğini söyleyen Yıldırım, 'Daha sonra Kıbrıs&#39;ta yaşayan ve belediyede çalışan manevi ablama bu durumu anlattım. Ona aniden bayıldığımı söyledim. Sağ olsun, beni hemen hastaneye götürdü ve oradaki doktorlarla görüştük. Doktorumuz, beynimde damarlarla ilgili bir problem olduğunu ancak bunun tedavisinin Kıbrıs&#39;ta yapılamayacağını söyledi. Ameliyatın ve tedavinin burada gerçekleştirilemeyeceğini ifade etti. Çekilen MR görüntülerini aldık ve manevi ablam, bir aracı vasıtasıyla bunları Türkiye&#39;deki hastaneye, Zafer Hoca&#39;ya gönderdi. Zafer Hoca görüntüleri inceledikten sonra, bu MR sonuçlarıyla kesin bir değerlendirme yapamayacağını ve benim İstanbul&#39;a gelmem gerektiğini söylemiş. Kendi tetkiklerini yaparak teşhisi bizzat koyması gerektiğini belirtmiş. Sağ olsunlar, iki gün içinde hemen biletim alındı ve İstanbul&#39;a geldim. Zafer Hoca beni gelir gelmez karşıladı. Burada üç kez MR, iki kez de tomografi çekildi. Yapılan tetkiklerin ardından Zafer Hoca beni yanına çağırdı ve beynimdeki damarlardan birinde genişleme olduğunu söyledi. Bu genişlemenin diğer damarları etkilediğini ve damarların yumak şeklinde bir yapı oluşturmasına neden olduğunu anlattı' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;BÜYÜK BİR ŞOK YAŞADIM&#39;</strong><p>Doktorların söz konusu damarsal yapının mutlaka çıkarılması gerektiğini söylediğini aktaran Yıldırım, 'Hocamız, bu damarın mutlaka alınması gerektiğini söyledi. Aksi halde patlama riski bulunduğunu, bunun sonucunda görme kaybı yaşayabileceğimi hatta hayatımı kaybedebileceğimi ifade etti. Bunları duyduğumda büyük bir şok yaşadım. Bu nedenle Zafer Hoca&#39;dan düşünmek için üç dört gün süre istedim. Çünkü gerçekten çok zor bir karardı. Bu süreçte hocalarım her gün yanıma gelip benimle konuştular ve moral verdiler. Bana bunun yapılması gereken bir ameliyat olduğunu, korkmamam gerektiğini söylediler. Ameliyat sonrasında bu sorundan tamamen kurtulacağımı ve artık böyle sıkıntılar yaşamayacağımı anlattılar. Onların desteği ve motivasyonuyla sonunda ameliyat olmaya karar verdim. Bugün geriye dönüp baktığımda, iyi ki bu kararı vermişim diyorum. Çünkü şu an, ilk yaşadığım dönemlere göre çok daha iyiyim. O zamanlar kendimi son derece yorgun, bitkin ve hiçbir şey yapmak istemeyecek kadar halsiz hissediyordum. Şimdi ise belki de o günlere göre yüz kat daha iyiyim' diye konuştu.</p><strong>&#39;KİMSE YAŞADIĞI SAĞLIK SORUNLARINI İHMAL ETMESİN&#39;</strong><p>Sağlık sorunlarının ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyen Yıldırım, 'Özellikle şunu söylemek istiyorum; benim yaptığım hatayı kimse yapmasın. Bir sağlık sorunu yaşandığında bunu yorgunluğa ya da strese bağlayıp geçiştirmesin. İnsanlar kendi kendilerine teşhis koymamalı. En kısa sürede bir hastaneye başvurmalı ve güvenilir doktorlara görünmeli. Çünkü bazen verilen yanlış kararlar çok ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Ben aynı hatayı yaptım ama çok şükür geç oldu, kötü olmadı. Bugün hayattaysam bunda Zafer Hoca&#39;nın ve emeği geçen tüm doktorlarımızın büyük payı var. Bu nedenle herkese tavsiyem, en küçük sağlık sorununda bile vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalarıdır' dedi.</p><strong>&#39;HASTAMIZ BİZE AVM TANISIYLA YÖNLENDİRİLDİ&#39;</strong><p>Yıldırım&#39;ın tedavi sürecini anlatan Memorial Ataşehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Zafer Toktaş ise 'Beynindeki bazı bulgular; baygınlık, baş ağrısı, nöbet geçirme ve epilepsi benzeri şikayetlerle ortaya çıkabilen bir rahatsızlığı vardı. Ancak tanısı büyük ölçüde konulmuş ve gerekli görüntülemeleri yapılmış olduğu için hastamızı beyinde damar yumağı, yani arteriovenöz malformasyon (AVM) tanısıyla kabul ettik. Sinir sistemini besleyen damarlarımız vardır. Bunlar atardamarlar ve toplardamarlar olarak ikiye ayrılır. Bazı kişilerde, daha doğru ifadeyle bazı hastalarda, vücudun herhangi bir bölgesinde atardamar ile toplardamar birleşerek büyük bir kuş yuvasını andıran damar yumağı oluşturur. Bu yumağın temel problemi, yüksek basınçlı atardamar kanının burada hızlı bir türbülans oluşturarak dolaşmasıdır. Bu durum birçok soruna yol açabilir. Hem çevresindeki dokuları etkileyerek epilepsi, bayılma, görme bozuklukları ve hareket bozuklukları gibi şikayetlere neden olabilir hem de daha önemlisi, yüksek basınçlı kanın damar yapısını bozması sonucu ciddi beyin kanamalarına yol açabilir' diye konuştu.</p><strong>&#39;BİRÇOK HASTA TANIYI BEYİN KANAMASINDAN SONRA ALIYOR&#39;</strong><p>AVM&#39;nin belirti vermediği sürece tespit edilmesinin oldukça güç olduğunu söyleyen Prof. Dr. Toktaş, 'Ne yazık ki birçok hasta tanıyı ancak beyin kanaması geçirdikten sonra alıyor. Çünkü birçok ülkede beyin kanaması gelişmeden önce bu hastalığı ortaya çıkarabilecek rutin tarama programları bulunmuyor. Dolayısıyla hastalık belirti vermediği sürece tespit edilmesi oldukça güç oluyor. Bizim uyguladığımız tedavi iki büyük aşamadan oluştu. İlk aşamada girişimsel radyoloji ekibimiz büyük bir özveriyle çalıştı. Birkaç saat süren bir işlemle damarın ana besleyicilerini bizim için belirlediler. Bu işlem hem bir işaretleme hem de ana besleyici damarların doldurulması yöntemini içeriyordu. Bu sayede cerrahi sırasında navigasyon açısından önemli bir kolaylık sağlandı. Birkaç gün sonra gerçekleştirdiğimiz ameliyatta, beyin içerisinde yön bulmamızı sağlayan navigasyon teknolojisini daha etkin kullanabildik. Aynı zamanda mikrocerrahi sırasında damarlarla çalışırken oluşabilecek kanamaların çok daha kontrollü şekilde yönetilmesini sağladı' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;TEDAVİYİ İKİ AŞAMALI OLARAK PLANLADIK&#39;</strong><p>Tedavi sürecinin iki temel aşamadan oluştuğunu anlatan Prof. Dr. Toktaş, 'İkinci aşamada ise navigasyon teknolojisini kullanarak mikrocerrahi operasyonunu başarıyla tamamladık. Bizim en çok gurur duyduğumuz noktalardan biri, hastamızda hiçbir fonksiyon kaybının gelişmemiş olmasıdır. Çünkü bu büyüklükteki damar yumağı ameliyatlarında en çok korkulan durum fonksiyon kayıplarıdır. Ancak tıp teknolojilerinin sunduğu imknlar sayesinde hem hastamızın fonksiyonlarını hem de görme fonksiyonlarını korumayı başardık. Bu nedenle bizim için oldukça gurur verici bir sonuç ortaya çıktı ve hastamızı sağlıklı bir şekilde taburcu edeceğiz. Sağlık durumu neredeyse mükemmel denilebilecek kadar iyi. Bu süreç boyunca hiçbir sorun yaşamadık. Kendisi de son derece olumlu, pozitif ve iyileşmeye odaklı bir insan. Bu yaklaşım da, her hastada olduğu gibi, iyileşme sürecini hızlandıran önemli faktörlerden biri oldu' dedi.</p><strong>&#39;DÜZENLİ SAĞLIK KONTROLLERİ İHMAL EDİLMEMELİ&#39;</strong><p>Vatandaşların yılda bir veya iki yılda bir düzenli hekim kontrolünden geçmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Zafer Toktaş ve Doç. Dr. Murat Atar, erken teşhisin hayat kurtardığını ifade etti.</p><p>Prof. Dr. Toktaş, 'Burada unutulmaması gereken önemli bir nokta var. Bu tür işlemlerde yoğun teknoloji kullanımı artık bir zorunluluktur ve biz de bunu hastalarımızın güvenliği ve hızlı iyileşmesi için kullanıyoruz. Özellikle kendisini sağlıklı hisseden bireylere seslenmek istiyorum. Nasıl aracınızı düzenli olarak muayeneye götürüyorsanız, nasıl evinizdeki elektronik cihazların bakımını yaptırıyorsanız, lütfen sağlığınız için de kendinize zaman ayırın. Yılda bir ya da iki yılda bir düzenli hekim kontrollerinizi yaptırın. Bugün kullandığımız teknolojiler sayesinde, özellikle beyin cerrahisinde kullanılan ileri tıp teknolojileriyle, bu operasyonlar yalnızca bireysel başarılar olmaktan çıkıyor. Bu süreç tam anlamıyla bir ekip çalışmasıdır. Teknoloji ile deneyimli ekiplerin bir araya gelmesi sayesinde uluslararası alanda örnek olmaya devam ediyoruz. Ülkemizi bu alanda temsil etmekten gurur duyuyoruz. Yurt dışından gelen hastalara en ileri teknolojileri sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Elbette aynı imkanlar kendi vatandaşlarımız için de geçerlidir. Bu nedenle tekrar hatırlatmak istiyorum; sağlık hizmetleri açısından Türkiye oldukça iyi bir ülkedir' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yorgunluk-saniyordu-beyninden-_1783754726_eruR4O.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yorgunluk sanıyordu, beyninden çıkan şoke etti! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yorgunluk-saniyordu-beyninden-_1783754726_eruR4O.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bağırsak kanserine ameliyatsız çözüm!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/bagirsak-kanserine-ameliyatsiz-cozum/123021/</link>
            <description><![CDATA[Kalın bağırsak kanseri, dünyada ve Türkiye'de en sık görülen kanser türleri arasında yer almasına rağmen, erken teşhisle tamamen önlenebiliyor. Medicana Konya Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, konu hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/bagirsak-kanserine-ameliyatsiz-cozum/123021/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 12:16:23 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Medicana Konya Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, kalın bağırsak kanserinin modern endoskopik yöntemlerle ameliyatsız önlenebildiğini açıkladı. Kalın bağırsak kanserlerinin büyük bir bölümünün yıllar içerisinde 'polip' adı verilen öncü lezyonlardan geliştiğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, kolonoskopi taramalarının hayati önem taşıdığını söyledi. Toka, gelişmiş endoskopik görüntüleme ve girişimsel tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastanın cerrahi operasyona ihtiyaç duymadan sağlığına kavuşabildiğini ifade etti.</p><p><strong>50 YAŞ ÜSTÜNDE POLİP GÖRÜLME SIKLIĞI ARTIYOR</strong><br>Poliplerin bağırsak iç yüzeyinde oluşan anormal doku büyümeleri olduğunu ve genellikle hiçbir belirti vermediğini ifade eden Doç. Dr. Bilal Toka, 'Polipler çoğunlukla kolonoskopi sırasında tesadüfen saptanır. Ancak bazı hastalarda makattan kanama, dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, uzun süren kabızlık veya ishal dönemleri, karın ağrısı ya da demir eksikliği anemisi gibi belirtilerle de ortaya çıkabilir' dedi.Özellikle 50 yaşın üzerindeki bireylerde polip tespit edilme oranının belirgin şekilde yükseldiğini kaydeden Toka, iyi huylu olan bu oluşumların zamanla genetik değişiklikler geçirerek kansere dönüşebileceği uyarısında bulundu.</p><p><strong>20 MİLİMETREDEN BÜYÜK POLİPLER AMELİYATSIZ ALINIYOR</strong><br>Girişimsel endoskopide yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte, tedavi yöntemlerinin polibin boyutuna ve yerleşim yerine göre belirlendiğini söyleyen Doç. Dr. Bilal Toka, organ koruyucu modern tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri verdi:<br>'Küçük polipler polipektomi yöntemiyle güvenle çıkarılırken, daha büyük ve yüzeyel lezyonlarda Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR) tercih ediliyor. Son yılların en önemli gelişmelerinden biri olan Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD) yöntemi ise özellikle 20 milimetreden büyük, geniş tabanlı ve erken evre kanser şüphesi taşıyan lezyonlarda hayat kurtarıyor. Bu teknikle, özel endoskopik bıçaklar kullanılarak lezyon tek parça halinde sağlam dokuyla birlikte tamamen kazınarak çıkarılıyor. Böylece hastalar büyük cerrahi ameliyatlara gerek kalmadan sağlığına kavuşuyor.'</p><p><strong>TARAMA YAŞI 45&#39;E DÜŞÜRÜLDÜ</strong><br>Uluslararası kılavuzların, ortalama risk grubundaki bireylerde kalın bağırsak kanseri taramalarına 45 yaşından itibaren başlanmasını önerdiğini hatırlatan Doç. Dr. Bilal Toka, ailesinde kanser veya polip öyküsü olanların ise bu taramalara daha erken yaşta başlaması gerektiğini belirtti. Toka, poliplerin zamanında tespit edilip uygun teknikle tamamen çıkarılmasının, kalın bağırsak kanserini henüz gelişmeden önlemenin en etkili yolu olduğunu sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bagirsak-kanserine-ameliyatsiz_1783588581_NavfUK.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bağırsak kanserine ameliyatsız çözüm! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bagirsak-kanserine-ameliyatsiz_1783588581_NavfUK.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Etil alkol öldürür mü? Etil alkol içilir mi? Alkol zehirlenmesi nedir? Etil alkol zehirler mi?]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/etil-alkol-oldurur-mu-etil-alkol-icilir-mi-alkol-zehirlenmesi-nedir-etil-alkol-zehirler-mi/123002/</link>
            <description><![CDATA[Ünlü oyuncu Ece İrtem'in ölüm nedeninin alkol zehirlenmesi olduğu belirlendi. Bunun üzerine etil alkolün risk oranı ve nasıl bir alkol türü olduğu merak edilmeye başlandı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/etil-alkol-oldurur-mu-etil-alkol-icilir-mi-alkol-zehirlenmesi-nedir-etil-alkol-zehirler-mi/123002/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 22:31:53 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p class='' data-start='235' data-end='579'><strong data-start='235' data-end='579'>Aşırı miktarda tüketilen etil alkol ciddi sağlık sorunlarına ve ölümcül sonuçlara yol açabilir. Ancak uzmanlar, sahte içkilerde bulunan metil alkolün çok daha büyük bir tehlike oluşturduğunu vurguluyor. Peki, etil alkol öldürür mü, metil alkol neden daha tehlikelidir ve alkol zehirlenmesi nasıl anlaşılır? İşte merak edilen tüm ayrıntılar…</strong></p><strong data-start='584' data-end='610'>ETİL ALKOL ÖLDÜRÜR MÜ?</strong><p data-start='612' data-end='917'><strong data-start='612' data-end='626'>Etil alkol</strong>, alkollü içeceklerin temel bileşenidir. Sağlıklı bir bireyde düşük ve kontrollü miktarlarda tüketildiğinde vücut tarafından belirli ölçüde metabolize edilebilir. Ancak <strong data-start='795' data-end='838'>çok yüksek miktarda etil alkol tüketimi</strong>, merkezi sinir sistemini baskılayarak <strong data-start='877' data-end='901'>alkol zehirlenmesine</strong> neden olabilir.</p><p data-start='919' data-end='1166'>Uzmanlara göre kandaki alkol seviyesinin aşırı yükselmesi; solunumun yavaşlaması, reflekslerin kaybolması, bilinç kaybı ve koma gibi hayati riskler oluşturabilir. Müdahale edilmediği takdirde ağır <strong data-start='1116' data-end='1143'>etil alkol zehirlenmesi</strong> ölümle sonuçlanabilir.</p><p data-start='1168' data-end='1301'>Bu nedenle 'etil alkol zararsızdır' düşüncesi doğru değildir. Aşırı tüketim her yaş grubunda ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.</p><strong data-start='1306' data-end='1335'>ALKOL ZEHİRLENMESİ NEDİR?</strong><p data-start='1337' data-end='1541'><strong data-start='1337' data-end='1359'>Alkol zehirlenmesi</strong>, kısa sürede yüksek miktarda alkol alınması sonucu vücudun alkolü parçalayamaması ve kandaki alkol düzeyinin tehlikeli seviyelere ulaşmasıyla ortaya çıkan acil bir sağlık durumudur.</p><p data-start='1543' data-end='1720'>Alkol zehirlenmesi sırasında beyin, kalp ve solunum sistemi normal işlevlerini yerine getiremez. Özellikle bilinç kaybı yaşayan kişilerde kusma sırasında boğulma riski de artar.</p><p data-start='1722' data-end='1821'>Uzmanlar, alkol zehirlenmesinin zaman kaybetmeden hastanede tedavi edilmesi gerektiğini belirtiyor.</p><strong data-start='1826' data-end='1873'>ALKOL ZEHİRLENMESİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong><p data-start='1875' data-end='1974'><strong data-start='1875' data-end='1909'>Alkol zehirlenmesi belirtileri</strong> kişiden kişiye değişebilse de en sık görülen bulgular şunlardır:</p><strong data-start='1978' data-end='2000'>Bilinç bulanıklığı</strong><strong data-start='2003' data-end='2024'>Konuşma bozukluğu</strong><strong data-start='2027' data-end='2045'>Şiddetli kusma</strong><strong data-start='2048' data-end='2080'>Nefes alıp vermede yavaşlama</strong><strong data-start='2083' data-end='2115'>Kalp atışlarının zayıflaması</strong><strong data-start='2118' data-end='2156'>Vücut ısısının düşmesi (hipotermi)</strong><strong data-start='2159' data-end='2177'>Havale geçirme</strong><strong data-start='2180' data-end='2204'>Bilinç kaybı ve koma</strong><p data-start='2206' data-end='2309'>Bu belirtilerden biri veya birkaçının görülmesi halinde acil sağlık desteği alınması hayati önem taşır.</p><strong data-start='2314' data-end='2356'>ETİL ALKOL MÜ, METİL ALKOL MÜ ÖLDÜRÜR?</strong><p data-start='2358' data-end='2464'>Toplumda en çok merak edilen sorulardan biri de <strong data-start='2406' data-end='2449'>'Etil alkol mü metil alkol mü öldürür?'</strong> sorusu oluyor.</p><p data-start='2466' data-end='2568'>Her iki madde de yanlış kullanımda ölüm riski taşısa da <strong data-start='2522' data-end='2547'>metil alkol (metanol)</strong> çok daha zehirlidir.</p><p data-start='2570' data-end='2824'><strong data-start='2570' data-end='2585'>Metil alkol</strong>, boya, çözücü, antifriz ve çeşitli sanayi ürünlerinde kullanılan endüstriyel bir kimyasaldır. İnsan tüketimine uygun değildir. Vücuda girdikten sonra formaldehit ve formik aside dönüşerek sinir sistemi ile organlarda ağır hasar oluşturur.</p><p data-start='2826' data-end='2865'>Çok küçük miktarlarda bile tüketilmesi; <strong>k</strong><strong data-start='2869' data-end='2886'>alıcı körlük, b</strong><strong data-start='2889' data-end='2905'>eyin hasarı, b</strong><strong data-start='2908' data-end='2929'>öbrek yetmezliği, k</strong><strong data-start='2932' data-end='2952'>araciğer hasarı, s</strong><strong data-start='2955' data-end='2977'>olunum yetmezliği ve ö</strong><strong data-start='2980' data-end='2988'>lüm </strong>gibi ağır sonuçlara neden olabilir.</p><p data-start='3027' data-end='3142'>Türkiye&#39;de sahte içki kaynaklı ölümlerin büyük bölümü de <strong data-start='3084' data-end='3123'>metil alkol içeren kaçak ürünlerden</strong> kaynaklanmaktadır.</p><strong data-start='3147' data-end='3172'>ETİL ALKOL İÇİLİR Mİ?</strong><p data-start='3174' data-end='3230'>Bu sorunun yanıtı kullanılan ürünün türüne göre değişir.</p><p data-start='3232' data-end='3527'>Alkollü içeceklerde bulunan <strong data-start='3260' data-end='3286'>gıda sınıfı etil alkol</strong>, üretim standartlarına uygun şekilde kullanılır. Ancak laboratuvar, temizlik veya sanayi amacıyla satılan etil alkoller insan tüketimi için üretilmez. Bu ürünlerin içinde denatüre edici kimyasallar veya sağlığa zararlı katkılar bulunabilir.</p><p data-start='3529' data-end='3647'>Bu nedenle kaynağı belli olmayan, etiket bilgisi bulunmayan veya içeriği doğrulanamayan hiçbir alkol tüketilmemelidir.</p><strong data-start='3652' data-end='3703'>METİL ALKOL NEDEN SAHTE İÇKİLERDE KULLANILIYOR?</strong><p data-start='3705' data-end='3859'>Uzmanlar, <strong data-start='3715' data-end='3732'>metil alkolün</strong> etil alkole göre çok daha ucuz olması nedeniyle yasa dışı üreticiler tarafından sahte içkilerde kullanılabildiğini belirtiyor.</p><p data-start='3861' data-end='4029'>Ancak metil alkolün tadı ve kokusu etil alkole benzediği için tüketiciler çoğu zaman farkı anlayamıyor. Bu durum sahte içki vakalarını daha da tehlikeli hale getiriyor.</p><strong data-start='4034' data-end='4073'>ALKOL ZEHİRLENMESİNDE NE YAPILMALI?</strong><p data-start='4075' data-end='4171'>Alkol zehirlenmesi şüphesi bulunan bir kişide zaman kaybetmeden <strong data-start='4139' data-end='4158'>112 Acil Sağlık</strong> aranmalıdır.</p><p data-start='4173' data-end='4453'>Kişi bilinçsizse yalnız bırakılmamalı, kusma ihtimaline karşı yan yatırılmalı ve solunumu takip edilmelidir. Bilinci kapalı kişiye su, kahve veya farklı içecekler vermeye çalışmak doğru değildir. Erken tıbbi müdahale, ölüm ve kalıcı organ hasarı riskini önemli ölçüde azaltabilir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/etil-alkol-oldurur-mu-etil-alk_1783539298_97qx3F.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Etil alkol öldürür mü? Etil alkol içilir mi? Alkol zehirlenmesi nedir? Etil alkol zehirler mi? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/etil-alkol-oldurur-mu-etil-alk_1783539298_97qx3F.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanından ailelere uyarı: “Süt dişleri geçici değil, geleceğin habercisidir”]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/uzmanindan-ailelere-uyari-sut-disleri-gecici-degil-gelecegin-habercisidir/122922/</link>
            <description><![CDATA[Diş Hekimi Alanur Kurşun, toplumda yaygın olan “Nasıl olsa süt dişi” anlayışının büyük bir yanılgı olduğunu belirterek, aileler için önemli bilgiler verdi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/uzmanindan-ailelere-uyari-sut-disleri-gecici-degil-gelecegin-habercisidir/122922/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:07:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, toplumda yaygın olan<strong> 'Nasıl olsa süt dişi'</strong> anlayışının büyük bir yanılgı olduğunu belirterek, süt dişlerine gösterilen özenin çocukların ileride sahip olacağı kalıcı dişlerin sağlığını doğrudan etkilediğini söyledi.</p><p>Çocuklarda ağız ve diş sağlığının yalnızca mevcut süt dişleriyle sınırlı olmadığını ifade eden Dt. Alanur Kurşun, süt dişlerinin çiğneme fonksiyonunun yanı sıra konuşma gelişimi ve çene yapısının şekillenmesinde de önemli görev üstlendiğini belirtti. </p><p>Erken kaybedilen süt dişlerinin ilerleyen yıllarda çapraşık dişler ve ortodontik problemlere zemin hazırlayabileceğini vurgulayan Dt. Kurşun, ailelerin bu konuda daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini dile getirdi.</p><p><strong>Süt dişlerinde oluşan çürük, iltihap veya travmaların yalnızca geçici dişleri etkilemediğine dikkat çeken Diş hekimi Alanur Kurşun, bu durumun alttan gelecek kalıcı dişlerde de kalıcı hasarlara neden olabileceğini söyledi.</strong> </p><p>Özellikle diş minesinde yapısal bozuklukların oluşabileceğini belirten Dt. Kurşun, çocuklarda yaşanan diş problemlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p><p><strong>İLK DİŞ HEKİMİ KONTROLÜ BİR YAŞINI GEÇMEMELİ</strong></p><p>Bebeklerde ilk dişlerin genellikle altıncı aydan itibaren sürmeye başladığını hatırlatan Dt. Alanur Kurşun,<strong> ilk diş hekimi muayenesinin bu dönemde ya da ilk diş çıktıktan sonraki altı ay içerisinde, en geç çocuk bir yaşına geldiğinde</strong> yapılmasını önerdi. </p><p>Dt. Kurşun, erken yaşta gerçekleştirilen kontroller sayesinde hem olası problemlerin önüne geçilebildiğini hem de ailelerin doğru ağız bakım alışkanlıkları konusunda bilgilendirildiğini kaydetti.</p><p>Bebeklik döneminde diş temizliğine temiz ve nemli bir gazlı bezle başlanabileceğini belirten Diş hekimi Kurşun, iki yaşından itibaren ise yumuşak kıllı ve küçükbaşlı diş fırçalarının ebeveyn gözetiminde kullanılmasının ağız bakım alışkanlığının kazanılması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.</p><p><strong>'BUGÜN GÖSTERİLEN ÖZEN, YARININ SAĞLIKLI GÜLÜŞLERİNİ OLUŞTURUR'</strong></p><p>Çocukluk döneminde kazanılan doğru ağız ve diş bakım alışkanlıklarının yaşam boyu sağlıklı dişlerin temelini oluşturduğunu vurgulayan Dt. Alanur Kurşun, <strong>'Süt dişlerine gösterilen özen, ileride kalıcı dişlerde büyük bir teşekkür olarak geri döner. Bu nedenle aileler, süt dişlerini geçici olarak değil, çocuklarının gelecekteki ağız ve diş sağlığının en önemli yapı taşlarından biri olarak görmelidir' </strong>ifadelerini kullandı.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmanindan-ailelere-uyari-sut-_1783415234_wiXntL.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanından ailelere uyarı: “Süt dişleri geçici değil, geleceğin habercisidir” ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmanindan-ailelere-uyari-sut-_1783415234_wiXntL.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya'da uzman isim açıkladı: havuzlar ne kadar güvenli? İşte enfeksiyon riskinden korunmanın yolları]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-uzman-isim-acikladi-havuzlar-ne-kadar-guvenli-iste-enfeksiyon-riskinden-korunmanin-yollari/122869/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında havuz kullanımının artmasıyla birlikte enfeksiyon riskine karşı uyarıda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Mehtap Yücel, yetersiz dezenfeksiyon ve kişisel hijyen eksikliğinin bağırsak, kulak, göz ve cilt hastalıklarına yol açabileceğini belirterek risk gruplarını uyardı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-uzman-isim-acikladi-havuzlar-ne-kadar-guvenli-iste-enfeksiyon-riskinden-korunmanin-yollari/122869/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:28:13 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-uzman-isim-acikladi-h_1783319292_ApfSec.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya'da uzman isim açıkladı: havuzlar ne kadar güvenli? İşte enfeksiyon riskinden korunmanın yolları ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-uzman-isim-acikladi-h_1783319292_ApfSec.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ölümcül sıcaklar Türkiye'de! Risk grubundakiler için kritik açıklama]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/olumcul-sicaklar-turkiye-de-risk-grubundakiler-icin-kritik-aciklama/122660/</link>
            <description><![CDATA[Avrupa'da 1300'den fazla kişinin ölümüne neden olan aşırı sıcaklar Türkiye'yi de etkisi altına aldı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, sıcak çarpmasına karşı günde 3 litre sıvı tüketilmesini isterken, "Sadece su içmek yeterli değil" diyerek kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/olumcul-sicaklar-turkiye-de-risk-grubundakiler-icin-kritik-aciklama/122660/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:00:56 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/olumcul-sicaklar-turkiye-de-ri_1782889254_Cl2U8z.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ölümcül sıcaklar Türkiye'de! Risk grubundakiler için kritik açıklama ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/olumcul-sicaklar-turkiye-de-ri_1782889254_Cl2U8z.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ağız kokusu vücudun verdiği güçlü bir mesajdır]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/agiz-kokusu-vucudun-verdigi-guclu-bir-mesajdir/122647/</link>
            <description><![CDATA[Diş hekimi Alanur Kurşun, Ağız kokusunun geçici çözümlerde değil, sorunun temeline inerek çözülebileceğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/agiz-kokusu-vucudun-verdigi-guclu-bir-mesajdir/122647/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 18:40:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diş hekimi Alanur Kurşun, Ağız kokusu yaşayan pek çok hastanın, çözümü geçici yöntemlerde aradığını ifade ederek, ' <strong>Sakız, sprey ya da naneli şekerler…Oysa bu ürünler sadece kokuyu kısa süreli bastırır, nedeni ortadan kaldırmaz</strong>' dedi.</p><p>'Sigara, yoğun kahve tüketimi, uzun süreli açlık ve yetersiz su içmek, ağız kokusunu artıran faktörler arasındadır' diyen diş hekimi Alanur Kurşun, ' Günlük alışkanlıklarımız, ağız sağlığımız üzerinde sandığımızdan çok daha etkilidir. <strong> Ağız kokusuna çoğu zaman yetersiz ağız bakımı da neden olur.</strong> Diş fırçalamak kadar diş ipi kullanmak ve dili temizlemek de önemlidir. Dil yüzeyi, bakterilerin en yoğun olduğu bölgelerden biridir ve ihmal edildiğinde koku kaçınılmaz hale gelir. <strong>Diş taşları da ağız kokusuna sebep olabilir.</strong> Diş taşı temizliği ve ağız bakımına rağmen geçmeyen ağız kokuları ise; bademcik taşları, sinüs enfeksiyonları, reflü ya da ağız kuruluğu ile ilişkili olabilir. Özellikle ağız kuruluğu, tükürüğün koruyucu etkisini azaltarak bakterilerin hızla çoğalmasına neden olur ve çürük oluşumuna yatkınlığı arttırır' diye konuştu.</p><p><strong>AĞIZ KOKUSU, VÜCUDUN VERDİĞİ GÜÇLÜ BİR MESAJDIR</strong></p><p><strong>Diş hekimi Alanur Kurşun, </strong>Ağız kokusu&#39;nun, vücudun verdiği güçlü bir mesaj olduğunu vurguladı ve '<strong>Bu mesajı doğru okumak, hem ağız sağlığını hem de genel sağlığı korumanın anahtarıdır</strong>' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/agiz-kokusu-vucudun-verdigi-gu_1782834000_dlvDzE.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ağız kokusu vücudun verdiği güçlü bir mesajdır ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/agiz-kokusu-vucudun-verdigi-gu_1782834000_dlvDzE.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya'dan kritik uyarı! Bu hata hayati organları tehdit ediyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-dan-kritik-uyari-bu-hata-hayati-organlari-tehdit-ediyor/122569/</link>
            <description><![CDATA[Konya’da Prof. Dr. Halil Zeki Tonbul, sıcak yaz aylarının beraberinde getirdiği sıvı kaybının böbrek, kalp ve beyin gibi hayati organları olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-dan-kritik-uyari-bu-hata-hayati-organlari-tehdit-ediyor/122569/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:39:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında aşırı terlemeyle birlikte vücuttan ciddi miktarda sıvı kaybedildiğini ifade eden <strong>Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Zeki Tonbul</strong>, 'Terleme aslında vücudun soğuma mekanizmasıdır. Normalde günde yarım litre kadar terleme olurken, aşırı sıcaklarda bu miktar 2-3 litreye kadar çıkabilir. Sıvı kaybının miktarı belirtileri belirleyen ana etken ne kadar fazla sıvı kaybedilmiş ise belirtiler de o kadar fazla, ağır olmaktadır. Aşırı sıvı kayıplarında böbrek, kalp, beyin gibi hayati organlarda fonksiyonlar olumsuz etkilenir. Sindirim, dolaşım, metabolizma yavaşlar. Özellikle hafif sıvı kayıplarında sadece ağız kuruluğu ve susama hissi olurken orta derecedeki sıvı kayıplarında ise halsizlik, ayağa kalktığı zaman baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu, dikkatte azalma, sersemlik, idrarın azalması ve idrarın renginin koyulaşması gibi belirtiler ortaya çıkar' dedi.</p><strong>'ASİTLİ İÇECEKLER SUYUN YERİNİ ASLA TUTMAZ'</strong><p>Asitli içeceklerin özellikle sıcak havalarda su yerine tüketilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Halil Zeki Tonbul, 'Asitli içecekler içerisinde erimiş karbondioksit, çözülmüş karbondioksit gazı bulunan çoğu zaman da şeker ve katkı maddeleri içeren kola, gazoz gibi içeceklerdir. Bunlar su yerine asla geçmezler, fazla miktarda sık tüketilmesi asit özelliğinden dolayı diş minesinde tahribata ve ağız diş çürümelerine neden olabilir. Mide asiditesini arttırır. Mide şikayetlerine ve reflüye neden olabilir. Kemik problemlerine neden olabilir. Ayrıca enerji içecekleri ve kolada bulunan aşırı miktardaki kafein, idrar miktarını artırıcı etkiye sahiptir. Yeterince su açığını yerine koymaz. Çarpıntı yapabilir, alışkanlık yapabilir. Bu şekilde çay ise kafein miktarı daha azdır. Soğuk çay olarak evde yapılanı içilebilir ama sıvı kaybı çok fazlaysa o zaman sadece suyun yanında mineral içeren maden suları, ayran gibi içeceklerle de takviye edilmesi gerekir' şeklinde konuştu.</p><strong>GÜNDE 5 LİTRE SU GEREKEBİLİR</strong><p>Sıcak havalarda düzenli sıvı tüketim alışkanlığı kazanılması gerektiğini dile getiren Tonbul, 'Düzenli sıvı tüketim alışkanlığı elde etmemiz gerekiyor. Günlük 2-3 litre kadar normalde su alıyoruz ama aşırı sıcaklarda almamız gereken su miktarı 4-5 litreye kadar çıkabilir. Mesela tarlada çalışan, fırında çalışan bir insan günde 5 litreye kadar su içmesi gerekir. Güneş altında uzun süre kalmamalıyız. Klimalı odalarda, gölgede mümkünse durmalıyız. Hamile ve emziren annelerin daha fazla suya ihtiyaçları vardır. Suyu bir anda değil, günün içinde bölerek değişik farklı zamanlarda sabah iki bardak, kuşluk vakti iki bardak, öğle iki bardak, günde 8-10 bardak bu şekilde su tüketmemiz öneriliyor. Yine sadece suyuyla değil ihtiyaç kavun, salatalık portakal gibi yüzde 90&#39;dan fazla su içeriyor bu sebze ve meyvelerin. Bir kısmını hem de enerji sağlaması açısından su ihtiyacının bir kısmını da bunlarla karşılamakta fayda vardır' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-dan-kritik-uyari-bu-hata_1782722339_xjw8Td.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya'dan kritik uyarı! Bu hata hayati organları tehdit ediyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-dan-kritik-uyari-bu-hata_1782722339_xjw8Td.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya’da çocukları bekleyen yaz tehlikesi]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-cocuklari-bekleyen-yaz-tehlikesi/122326/</link>
            <description><![CDATA[Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Osman Vural, yaz aylarında çocuklarda ishal, güneş çarpması ve havuz kaynaklı enfeksiyonların arttığını belirterek önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-cocuklari-bekleyen-yaz-tehlikesi/122326/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:47:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-cocuklari-bekleyen-ya_1782200851_C6qcIz.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya’da çocukları bekleyen yaz tehlikesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-cocuklari-bekleyen-ya_1782200851_C6qcIz.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[10 yıllık bekleyiş mucizeyle sonuçlandı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/10-yillik-bekleyis-mucizeyle-sonuclandi/122270/</link>
            <description><![CDATA[Yıllarca çocuk özlemi çeken Sultan ve Şeref Kazcı çifti, başvurdukları hastanede uygulanan tüp bebek tedavisinin ilk denemesinde üçüz bebek sahibi oldu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/10-yillik-bekleyis-mucizeyle-sonuclandi/122270/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 17:43:08 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocuk sahibi olabilmek için yıllarca farklı sağlık merkezlerinde tedavi gören Sultan ve Şeref Kazcı çifti, son olarak Özel Sular Akademi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Ferah Kazancı&#39;ya başvurdu. Yapılan değerlendirmelerin ardından tüp bebek tedavisine alınan çift, ilk denemede üçüz bebek sahibi oldu. Gebelik süreci riskli geçmesine rağmen doktorların yakın takibi sayesinde bebekler sağlıklı şekilde dünyaya geldi. 30 yaşındaki Sultan Kazcı, yıllardır çocuk sahibi olabilmek için mücadele ettiklerini belirterek, 'Biz Allah&#39;tan bir tane istiyorduk, üç tane oldu. Farklı hastanelere gittik, çeşitli doktorlara göründük. Son olarak Ferah hocamızla görüştük ve tüp bebek tedavisine başladık. Hastanemizden ve doktorumuzdan çok memnunuz' dedi.</p><p>10 yıl sonra baba olmanın tarifsiz bir duygu olduğunu ifade eden Şeref Kazcı ise, 'Rabbim bize üç evladı birden nasip etti. Belki üç çocukla birlikte süreç biraz zor olacak ama elimizden geldiğince onlara en iyi şekilde bakmaya çalışacağız. Çocuklarımızın isimlerini Mustafa Ali, Uras Pekir ve Ayşe Hüma koyduk. Cumhurbaşkanımızın nüfus artışı yönündeki çağrısına da bir anlamda karşılık vermiş olduk. Rabbime şükrediyoruz. İnşallah vatanına ve milletine hayırlı evlatlar olarak yetişecekler' diye konuştu.</p><strong>'İKİ EMBRİYO TRANSFER EDİLDİ, GEBELİK ÜÇÜZ OLARAK GELİŞTİ'</strong><p>Tedavi süreci hakkında bilgi veren Opr. Dr. Ferah Kazancı, çiftin yaklaşık 10 yıldır çocuk özlemi çektiğini belirterek, 'Hastalarımız bize çocuk sahibi olma isteğiyle başvurdu. Daha önce çeşitli merkezlerde tedavi görmüşlerdi. Gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra tüp bebek tedavisine başladık. İlk denememizde gebelik elde ettik. Normalde iki embriyo transfer etmiştik ancak embriyolardan birinin kendi içinde bölünmesi sonucu üçüz gebelik oluştu' dedi.<br>Gebeliğin yakından takip edildiğini ifade eden Kazancı, 'Bu süreçte halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen tablo gelişti. Hastamızda protein kaçağı ve bazı enzim değerlerinde yükselmeler meydana geldi. Ancak gerekli tedbirleri aldık, bebeklerin akciğer gelişimleri için tedaviler uyguladık. Gebelik 33 hafta 5 güne ulaştığında doğumu gerçekleştirdik. Üçüz gebelikler açısından bu oldukça iyi bir süreydi. Çok şükür anne ve bebekler sağlıklı şekilde birbirlerine kavuştu' ifadelerini kullandı.</p><strong>'TÜP BEBEK BİRÇOK FARKLI NEDENLE UYGULANABİLİYOR'</strong><p>Tüp bebek tedavisinin yalnızca kadın kaynaklı sorunlarda değil, erkek faktörüne bağlı durumlarda da uygulanabildiğini belirten Kazancı, 'Sperm sayısının düşük olması, tüplerde tıkanıklık bulunması, yumurtlama problemleri ya da nedeni açıklanamayan kısırlık vakalarında çeşitli tedavi yöntemleri uygulanıyor. Öncelikle ilaç tedavileri ve aşılama yöntemleri değerlendiriliyor. Bu yöntemlerden sonuç alınamazsa tüp bebek tedavisine başvuruluyor. Süreç sabır ve uyum gerektiriyor. Ayrıca kanser tedavisi gören kadın ve erkek hastalarda yumurta ve sperm dondurma işlemleri yaparak ileride çocuk sahibi olmalarına da imkan sağlayabiliyoruz' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/10-yillik-bekleyis-mucizeyle-s_1782052987_kMEBXN.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 10 yıllık bekleyiş mucizeyle sonuçlandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/10-yillik-bekleyis-mucizeyle-s_1782052987_kMEBXN.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmandan hayati uyarı: Kene tutunursa sakın bunu yapmayın!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/uzmandan-hayati-uyari-kene-tutunursa-sakin-bunu-yapmayin/122267/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında artan kene vakalarına karşı uzmanlar vatandaşları uyardı. Kene ısırıklarının KKKA başta olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açabileceğini belirten uzmanlar, yanlış müdahalenin riskleri artırdığını vurguladı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/uzmandan-hayati-uyari-kene-tutunursa-sakin-bunu-yapmayin/122267/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 17:30:57 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte kenelerin aktif hale geldiğini ve bu dönemde <strong>kene ısırmalarına </strong>karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi<strong> Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reşit Mıstık</strong>, insan vücuduna tutunarak kan emen dış parazitler olarak tanımlanan keneler ciddi hastalıklara neden olabildiğini söyledi. Ağrı ve kaşıntı hissi oluşturmadıkları için fark edilmeleri zor olan keneler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere, Lyme hastalığı, Akdeniz Benekli Ateşi, Q Ateşi ve babezyoz gibi birçok virüs, bakteri ve paraziti insanlara taşıyabildiğini ifade eden Prof. Dr. Reşit Mıstık, '2002 yılında Tokat&#39;ta başlayan KKKA salgınının zamanla İç Karadeniz&#39;in büyük bölümüne yayıldı. Kene tutunmasından sonraki 10 gün boyunca kişi ateş, halsizlik, baş ağrısı, bulantı gibi belirtiler açısından kendini izlemeli ve herhangi bir belirti durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır' dedi.</p><p>Kene ısırması durumunda yapılması gerekenleri ise Mıstık şöyle sıraladı:<br>'Kene ezilmeden, penset yardımıyla vücuda tutunduğu yerden çıkarılmalı. Üzerine herhangi bir madde sürülmemeli. Çıplak elle temas edilmemeli. Çıkarıldıktan sonra kene çamaşır suyuna atılarak imha edilmeli. Kişi mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı. Sonraki 10 gün boyunca ateş, halsizlik, bulantı gibi belirtiler izlenmeli.Kene mümkünse ince uçlu bir pensetle, ezmeden çıkarılmalı. Üzerine kolonya, yağ, deterjan gibi maddeler kesinlikle sürülmemeli. Korunmak için ise, uzun kollu kıyafet ve pantolon giyilmeli. Pantolon paçaları çorap içine sokulmalı. Açık renk kıyafetler tercih edilmeli. Doğadan dönüşte tüm vücut kene açısından kontrol edilmeli.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmandan-hayati-uyari-kene-tut_1782052256_gy61oH.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmandan hayati uyarı: Kene tutunursa sakın bunu yapmayın! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmandan-hayati-uyari-kene-tut_1782052256_gy61oH.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yazın en büyük hatası! Bunu yapanlar dikkat]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/yazin-en-buyuk-hatasi-bunu-yapanlar-dikkat/122164/</link>
            <description><![CDATA[Güneşten korunurken farkında olmadan yapılan yanlışlar cilt sağlığını riske atabiliyor. Uzmanlar, en sık yapılan hataları tek tek sıraladı. İşte detaylar...]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/yazin-en-buyuk-hatasi-bunu-yapanlar-dikkat/122164/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:19:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yazin-en-buyuk-hatasi-bunu-yap_1781853571_erCBTk.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yazın en büyük hatası! Bunu yapanlar dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yazin-en-buyuk-hatasi-bunu-yap_1781853571_erCBTk.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanı uyardı! Eğlenceyle başlıyor, bağırsakları deliyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/uzmani-uyardi-eglenceyle-basliyor-bagirsaklari-deliyor/122075/</link>
            <description><![CDATA[Prof. Dr. Mahir İğde, ağız ve burundan duman çıkarmasıyla popüler hale gelen “Ejderha Nefesi” adlı atıştırmalıklar hakkında kritik uyarılarda bulunarak, bu atıştırmalıkların bağırsak delinmesine ve ölümcül sorunlara yol açabileceğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/uzmani-uyardi-eglenceyle-basliyor-bagirsaklari-deliyor/122075/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:44:07 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Son dönemde Türkiye ve dünyada konuşulan <strong>'Ejderha Nefesi' </strong>olarak isimlendirilerek satılan sıvı azotlu atıştırmalıklara karşı uzmanlar uyarılarda bulundu. <strong>Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Mahir İğde</strong>, görünüşüyle özellikle çocukları cezbeden dondurma gibi çeşitli ürünlerde kullanılan, tüketildiğinde ağız ve burundan beyaz duman çıkmasını sağlayan atıştırmalıkların oluşturabileceği tehlikelere dikkat çekti.</p><strong>'SAĞLIK AÇISINDAN SON DERECE SIKINTILI BİR DURUM'</strong><p>&#39;Sıvı azotu alıyorlar, her türlü abur cuburun içine gömüyorlar&#39; diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Mahir İğde, 'Sonra hava ile temas ettiğinde; sıvı hali eksi 196 derecedir, bir anda buharlaşmaya başlıyor. Tüketirken ağzınızdan burnunuzdan buharlar çıkıyor, o görüntü insanların hoşuna gidiyor. O yüzden ejderha nefesi deniyor ama sağlık açısından son derece sıkıntılı bir durum. Düşünün, eksi 196 derecede tutulması gereken bir madde, bir anda oda sıcaklığıyla karşılaşınca anında buharlaşmaya başlıyor, yani çok soğuk bir maddeye maruz kalıyorsunuz. Tamamen buharlaşmadan bağırsaklara ve mideye giderse aniden genleşerek bağırsağı delebiliyor. Delmese bile çok yüksek basınç yaptığı için çok ciddi karın ağrısı yapabiliyor. Oradaki bakterilerin bağırsak yoluyla kana karışmasına sebep olarak sepsis dediğimiz çok ciddi enfeksiyonları yapabiliyor. Özellikle alerjik kişilerde hem alerjiyi tetikleyebiliyor, astım atağı, ürtiker gibi hem de alerjik olmayan kişilerde alerji gelişmesine neden olabiliyor' dedi.</p><strong>'HİÇBİR ŞEKİLDE TÜKETİLMEMESİ GEREKEN BİR ÜRÜN'</strong><p>Sözlerini sürdüren Prof. Dr. İğde, 'En iyi şartlarda alınması bile çok soğuk bir maddeye maruziyet oluşturduğu için ağızda, yemek borusunda çok ciddi soğuk yanıklarına neden olabiliyor. Çocuğa anormal şartlarda abur cubur veriyorsunuz, abur cuburun kendisi bile zaten çocuklarda çok ciddi alerjik reaksiyonlara, anafilaksi ve benzer problemlere neden olabiliyor. Hiçbir şekilde kullanılmaması, tüketilmemesi gereken bir ürün. Ciddi karın ağrısı, ishal, kusmalara neden olabiliyor, bunlardan bir tanesini bile görseniz direkt acile gitmeniz gerekiyor. Ağzınızdan buhar çıksın diye böyle bir riske girmeye değer mi, kesinlikle değmez. Lütfen hem kendinizi hem çocuklarınızı korumaya çalışın' şeklinde konuştu.</p><strong>'ÖLÜMCÜL DURUMLARA SEBEP OLABİLİYOR'</strong><p>Başvurulara ilişkin konuşan Prof. Dr. İğde, 'Geliyorlar, bir kusma başladığı zaman zaten 8-12 saat gözlemliyoruz. Sıvı vermemiz gerekiyor, yanında enfeksiyon var mı, onu bulmaya çalışıyoruz. Gerekirse koruyucu antibiyotik veriyoruz. Şükür ki şimdiye kadar hiçbir bağırsak delinmesiyle karşılaşmadık ama ciddi enfeksiyonlarla karşılaştık. Bağırsak delinmesi ihtimali olduğu için de çocukları 3-4 gün hatta 5 gün takip etmemiz gerekti. Mümkün mertebe çocuklarımızı içerisinde katkı maddesi olmayan doğal besinlerle büyütmeye çalışalım. Ejderha nefesi çok ciddi oranda ölümcül durumlara sebep olabiliyor. Nasıl; bağırsakta aşağı inen buharlaşmamış azotun neden olduğu ani genleşme bağırsak delinmesi yapıp hayatı tehdit edebiliyor. Çok ciddi enfeksiyona ve buna bağlı ölümcül duruma sebep olabiliyor' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmani-uyardi-eglenceyle-basli_1781682246_jgH8Zu.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanı uyardı! Eğlenceyle başlıyor, bağırsakları deliyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmani-uyardi-eglenceyle-basli_1781682246_jgH8Zu.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Belirtileri griple karıştırılıyor, komaya bile neden olabiliyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/belirtileri-griple-karistiriliyor-komaya-bile-neden-olabiliyor/122066/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında serinlemek için kullanılan klimalar, yeterli bakım yapılmadığında ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, halk arasında “klima hastalığı” olarak bilinen lejyoner hastalığının yüksek ateş, kas ağrıları ve sindirim sistemi şikâyetlerinin yanı sıra ileri vakalarda konsantrasyon bozukluğu, ajitasyon ve hatta komaya kadar varabilen ağır tablolara yol açabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/belirtileri-griple-karistiriliyor-komaya-bile-neden-olabiliyor/122066/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 17:48:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sıcak havalarda konforlu yaşamak ve verimli çalışabilmek için kullanılan klimalar sağlık açısından ciddi sorunlara neden olabiliyor. Klima yoluyla bulaşan en tehlikeli hastalıkların başında ise klima hastalığı olarak da adlandırılan &#39;lejyoner hastalığı&#39; geliyor. Liv Hospital Samsun Dahiliye (İç Hastalıkları) Kliniği&#39;nden Uzm. Dr. Özkan Akyol, ilk olarak 1976 yılında ABD&#39;nin Pensilvanya eyaletinde lejyonerlerin yaptığı bir toplantıda bulunan kişilerde görülen klima hastalığının toplantı salonundaki havalandırma sisteminden kaynaklandığının tespit edildiğini aktardı.</p><strong>KOMAYA BİLE NEDEN OLABİLİYOR</strong><p>Lejyoner hastalığının aslında &#39;legionelle pneumophilia&#39; adlı bir bakterinin sebep olduğu bir tür zatürre olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Özkan Akyol, 'Legionelle pneumophilia adlı bakteri klimaların filtre sistemlerinde uygun nem ve ısıda çoğalıp ortam havasına dağılmaktadır. Salgınlar sıklıkla otel ve hastanelerde olmakla birlikte, tek tek vakalar da bildirilmiştir. Klima hastalığının insandan insana bulaştığı görülmemiştir. Akciğerlere girişi için saptanan en önemli yollar solunum cihazları, havalandırma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarına uygulanan birtakım işlemlerdir. Dolayısıyla, klimaların bulunduğu büyük otel ve işyerlerinde çalışan kişiler ve sağlık personeli riskli gruplardır' dedi.</p><strong>SİGARA İÇENLER DAHA KOLAY YAKALANIYOR</strong><p>Bakteriyi alan kişinin vücut direncinin de hastalığın oluşmasında önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Özkan Akyol, şöyle devam etti: 'Şeker hastaları, alkol bağımlıları, kemoterapi hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişiler hastalığa daha kolay yakalanır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör ise sigara içilmesidir. Bu hastalarda tipik zatürreden farklı olarak akciğere ait şikyetler ön planda değildir. Yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateş ön plandadır. Bunun yanı sıra, başlangıçta kuru öksürük hastaların önemli kısmında görülür. Bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi bulguları da yaygındır. Bunlara ek olarak ajitasyon, konsantrasyon bozukluğu ve hatta koma bile görülebilir.'</p><strong>GRİBAL ENFEKSİYONA BENZEYEBİLİR</strong><p>Hastalığın teşhisinde birtakım serolojik laboratuvar bulgularının yardımcı olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Özkan Akyol, tedavi konusunda ise şu bilgileri aktardı: 'Hastalığın tedavisi uygun doz ve sürede uygulanacak antibiyotiklerle yapılır. Klimaları yoğun kullandığımız şu günlerde, bahsettiğimiz bulguları basit bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirmemeli, bunun klimaya bağlı bir zatürre olabileceğini akılda bulundurup tetkikler için uzman bir doktora başvurmakta fayda vardır. Bu hastalık dışında, özellikle iyi temizlenmeyen klimalarda üreyebilecek küf mantarlarının alerjik rinit ve alerjik astıma sebep olabileceğini de unutulmamalıyız. Araçlardaki klimaların doğru kullanılmaması da sinüzit, kulak iltihapları ve yüz felci gibi sorunlara neden olabilmektedir. Bu yüzden araçlarda klima kullanırken havanın direkt yüze ve göğse değil, ön cama doğru yönlendirilmesi bu sorunların oluşmasını engelleyecektir.'<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/belirtileri-griple-karistirili_1781621306_yVcQDG.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Belirtileri griple karıştırılıyor, komaya bile neden olabiliyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/belirtileri-griple-karistirili_1781621306_yVcQDG.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yazın en büyük tehlikesi! Kalbi sessizce zorluyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/yazin-en-buyuk-tehlikesi-kalbi-sessizce-zorluyor/122001/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, kalp krizi ve tansiyon sorunlarını tetikleyebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ender Özal, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerin acil müdahale gerektirebileceğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/yazin-en-buyuk-tehlikesi-kalbi-sessizce-zorluyor/122001/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 09:53:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte hava sıcaklıklarının yükseldiğini belirten Medical Park TEM Hastanesi<strong> Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ender Özal</strong>, sıcak havaların yalnızca günlük yaşam konforunu değil, <strong>kalp sağlığını </strong>da doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Özellikle sıcaklık ve nem oranındaki artışın <strong>kalp krizi</strong>, tansiyon problemleri ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların görülme sıklığını artırabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özal, yaz aylarında kalp hastalarının daha dikkatli davranması gerektiğini ifade etti.</p><strong>&#39;YAZ AYLARINDA KALP KRİZİ VAKALARINDA ARTIŞ GÖRÜLÜYOR&#39;</strong><p>Yapılan araştırmaların yaz döneminde kalp krizi vakalarının arttığını gösterdiğine değinen Uzm. Dr. Özal, 'Sıcak havalarda vücut ısısını dengelemek amacıyla terleme artar. Terleme ile birlikte su, tuz ve elektrolit kaybı meydana gelir. Bu durum damarlarda dolaşan sıvı hacminin azalmasına neden olur. Kanın yoğunluğu arttıkça pıhtılaşma eğilimi yükselir ve kalp krizi riski ortaya çıkabilir' diye konuştu.</p><p>Sıvı kaybının yalnızca kalbi değil, böbrekleri de etkilediğini ifade eden Uzm. Dr. Özal, 'Vücuttaki sıvı miktarının azalması böbreklere giden kan akımını düşürebilir. Organizma bunu telafi etmek için bazı hormonları devreye sokar. Ancak bu mekanizma damarların büzüşmesine ve ani tansiyon yükselmelerine yol açabilir. Tüm bu süreçler kalp-damar sistemi üzerinde ciddi yük oluşturur' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;KALBİN İŞ YÜKÜ ARTIYOR&#39;</strong><p>Sıcak havalarda damarların genişleyerek vücut sıcaklığını düşürmeye çalıştığını söyleyen Uzm. Dr. Özal, 'Vücut ısısını dengeleyen en önemli sistemlerden biri kan dolaşımıdır. Sıcaklık arttığında damarlar genişler ve kalbin daha fazla çalışması gerekir. Kalbin pompaladığı kanın büyük kısmı cilde yönelirken diğer organların dolaşımı etkilenebilir. Bu durum özellikle kalp yetmezliği bulunan kişiler için risk oluşturabilir' dedi.</p><strong>&#39;HİPERTANSİYON HASTALARI DAHA DİKKATLİ OLMALI&#39;</strong><p>Hipertansiyon hastalarının yaz aylarında tansiyon değişiklikleri açısından daha yakından takip edilmesi gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Özal, şu bilgileri paylaştı:</p><p>'Özellikle idrar söktürücü ilaç kullanan hastalarda sıvı kaybı daha belirgin hale gelebilir. Sıvı kaybı arttığında vücut tansiyonu yükselten mekanizmaları devreye sokabilir. Bunun yanında kullanılan bazı tansiyon ilaçları nedeniyle ani tansiyon düşmeleri de görülebilir. Bu nedenle tansiyon değerlerinde ciddi dalgalanmalar yaşanabilir. Yüksek tansiyonu olan kişilerin yazın gelmesiyle doktor kontrollerini yaptırmaları ve kullandıkları ilaçların sıcak hava koşullarına göre yeniden düzenlenip düzenlenmeyeceğinin değerlendirilmesi önemlidir. Yaz aylarında kalp yetmezliği bulunan bireyler de risk grubunda yer alır. Vücut sıcaklığını düşürmek için dolaşım sistemi daha yoğun çalışır. Kalbin iş yükü artarken sıvı kaybı da eklenince kalp yetmezliği olan hastalarda şikyetler ağırlaşabilir. Bu nedenle sıcak havalarda dikkatli olunmalı ve sıvı dengesi korunmalıdır.'</p>&#39;<strong>KLİMALI ORTAMA ANİ GEÇİŞ TEHLİKELİ OLABİLİR&#39;</strong><p>Aşırı sıcak bir ortamdan aniden çok soğuk ve klimalı bir ortama geçmenin de risk oluşturabileceğini belirten Uzm. Dr. Özal, 'Ani sıcaklık değişiklikleri damarların hızla büzüşmesine neden olabilir. Bu durum tansiyon yükselmesi, ritim bozuklukları ve kalp krizi açısından tetikleyici rol oynayabilir. Özellikle kalp hastalarının bu konuda dikkatli olması gerekir' dedi.</p><strong>&#39;SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU İÇİN&#39;</strong><p>Sıcak havalarda yeterli sıvı tüketiminin hayati önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Özal, 'Su içmek için susamayı beklememek gerekir. Özellikle yaz aylarında günlük en az 2,5 litre su tüketilmesini öneriyoruz. Kaybedilen sıvının yerine konulması kalp krizi riskini azaltan en önemli önlemlerden biridir' diye konuştu.</p><strong>&#39;YAZ AYLARINDA KALBİ KORUMAK İÇİN ÖNERİLER&#39;</strong><p>Kalp ve tansiyon hastalarının yaz aylarında bazı basit önlemlerle risklerini azaltabileceklerini belirten Özal, şu önerilerde bulundu:</p><p>'Su ihtiyacı öncelikle su ile karşılanmalıdır. Alkol ve kafeinli içecekler suyun yerini tutmaz. Günün en sıcak saatleri olan öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Açık havada bulunulacaksa şapka, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu kullanılmalıdır. Açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Beslenmede aşırı yağlı, kızartılmış ve tuzlu yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Düzenli tansiyon takibi yapılmalı, ilaçlar hekim önerisine uygun şekilde kullanılmalı ve mümkün olduğunca serin, iyi havalandırılan ortamlarda bulunulmalıdır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yazin-en-buyuk-tehlikesi-kalbi_1781506425_rDL0f8.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yazın en büyük tehlikesi! Kalbi sessizce zorluyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yazin-en-buyuk-tehlikesi-kalbi_1781506425_rDL0f8.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya’da doğumda yeni yöntem: Daha az müdahale, daha doğal süreç]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-dogumda-yeni-yontem-daha-az-mudahale-daha-dogal-surec/121975/</link>
            <description><![CDATA[Konya’daki Medicana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Tuğba Sekmenli Tursun, dikey doğumun anne adayına daha aktif katılım sağladığını, süreci hızlandırdığını ve klasik yöntemlere göre daha az müdahale ile daha konforlu bir doğum deneyimi sunduğunu söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-dogumda-yeni-yontem-daha-az-mudahale-daha-dogal-surec/121975/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 10:17:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-dogumda-yeni-yontem-d_1781421464_NOhu80.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya’da doğumda yeni yöntem: Daha az müdahale, daha doğal süreç ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-dogumda-yeni-yontem-d_1781421464_NOhu80.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sağlığınız sizin için ne kadar önemli ?]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/sagliginiz-sizin-icin-ne-kadar-onemli/121952/</link>
            <description><![CDATA[Geleneksel Çin Tıbbı ve bütüncül sağlık yaklaşımına ilgi duyan vatandaşlar için Konya’da meridyen terapi tanıtım etkinliği düzenlenecek. Ücretsiz etkinlik, 16 Haziran Salı günü saat 15.00 ile 20.00 arasında Nun Otel’de gerçekleştirilecek.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/sagliginiz-sizin-icin-ne-kadar-onemli/121952/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:57:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Psikolojik Danışman ve Geleneksel Çin Tıbbı Uzmanı Ferit Durak&#39;ın katılımıyla gerçekleştirilecek programda, katılımcılara Fohow Meridyen Terapi sistemi hakkında bilgilendirme yapılacak ve ücretsiz deneyim fırsatı sunulacak.</p><p><strong>Etkinlik, 16 Haziran Pazartesi günü saat 15.00 ile 20.00 arasında Karatay ilçesindeki Nun Otel&#39;de gerçekleştirilecek. </strong></p><p>Organizasyonda, meridyen terapinin temel prensipleri ve Geleneksel Çin Tıbbı&#39;nın bütüncül sağlık yaklaşımı hakkında bilgi paylaşılırken, katılımcılar uygulamayı yakından tanıma ve ücretsiz deneyimleme imknı bulacak.</p><p><strong>MERİDYEN TERAPİ NEDİR?</strong></p><p>Meridyen terapi, kökeni binlerce yıl öncesine dayanan Geleneksel Çin Tıbbı&#39;na dayalı tamamlayıcı uygulamalardan biri olarak biliniyor. </p><p>Bu yaklaşıma göre insan vücudunda 'meridyen' adı verilen enerji kanalları bulunuyor ve bu kanallardaki dengenin korunmasının genel sağlık üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceği öne sürülüyor.</p><p>Uygulamalarda enerji akışını desteklemeye yönelik farklı teknik ve cihazlardan yararlanılabiliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sagliginiz-sizin-icin-ne-kadar_1781355546_a1BTPA.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sağlığınız sizin için ne kadar önemli ? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sagliginiz-sizin-icin-ne-kadar_1781355546_a1BTPA.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya'da o tehlike yeniden ortaya çıktı! Uzmanlar peş peşe uyardı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-o-tehlike-yeniden-ortaya-cikti-uzmanlar-pes-pese-uyardi/121926/</link>
            <description><![CDATA[Konya'da yaz aylarıyla birlikte kene vakalarına karşı uyarılar peş peşe geldi. Uzmanlar, vücuda tutunan kenenin kesinlikle bilinçsizce çıkarılmaması gerektiğini belirterek, ihmal edilen vakaların Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nedeniyle organ yetmezliği ve ölüme kadar uzanabilecek ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-o-tehlike-yeniden-ortaya-cikti-uzmanlar-pes-pese-uyardi/121926/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:30:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Havaların ısınmasıyla birlikte park, bahçe ve yeşil alanlarda <strong>kene</strong> yoğunluğunun arttığını belirten uzmanlar, vatandaşların özellikle <strong>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı</strong> konusunda dikkatli olması gerektiğini ifade etti. </p><p><strong>Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan</strong>, 'Kırım Kongo Kanamalı Ateşi kanamalarla seyrediyor, daha sonra organ yetmezliğine gidebiliyor, ciddi kanamaya neden olabiliyor hatta ölümcül seyredebiliyor. Özellikle erişkinlerde daha ağır seyretme eğiliminde. Çocuklarda da tabii uyanık olmamız gerekiyor. Ciddi kan transfüzyonlara takipte ihtiyaç olabiliyor. Organ tutunmaları olabiliyor, organ yetmezlikleri gelişebiliyor. Maalesef ülkemizde de ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak görülmekte' dedi.</p><strong>'BELİRTİ GÖRÜLDÜĞÜ ANDA SAĞLIK KURULUŞUNA HEMEN BAŞVURMALI'</strong><p>Yaz geldiğini kenelerin mevsiminin başladığına dikkat çeken Doç. Dr. Özge Metin Akcan, 'Parklar, bahçeler artık dolup taşmaya başladı ve keneler hepimizin korkulu rüyası olmaya yakında başlayacak. Bir kere eğer vücudumuzda kene fark ettiğimiz anda kendimiz çıkartmaya çalışmayacağız, en yakın sağlık kurumuna başvurup kenenin bir uzman tarafından çıkartılması gerekiyor. Kenenin bir kısmı vücutta kalabilir. Kenenin eğer şişmişse kene, kenenin kan emdiği anlamına gelmekte ve sağlık kuruluşunda düzgünce çıkartılması gerekmekte. Kene ile ilgili en çok korktuğumuz hastalık ülkemizde de görülen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi. Bu nedenle de kene tutunan vakaları takip etmemiz gerekiyor. Bunun için ilk sağlık kuruluşuna başvurduğu anda bir tam kan sayımı yapıyoruz. Daha önceden elimizde bir veri olsun diye yapıyoruz. Daha sonra hastaya 9 gün boyunca herhangi bir semptomu olup olmadığını takip etmesini istiyoruz. Ateş, karın ağrısı, kramp, vücutta döküntü, yanaklarda kızarıklık, kusma, halsizlik, karın ağrısı, benek benek noktalar, bunlar görüldüğü anda sağlık kuruluşuna hemen başvurmasını söylüyoruz' ifadelerini kullandı.</p><strong>'BİZ HASTAYI TAKİP EDİYORUZ'</strong><p>Hastanın eve geldiğinde kurallara uyması gerektiğine değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, 'Herhangi bir ateş, karın ağrısı, kas ağrısı, yüzde kızarıklık, vücutta döküntü, kusma, halsizlik, ateş bunlardan biri olursa hastaneye gelmesini söyleyeceğiz. O zaman hastanede daha ayrıntılı tetkikler alıyoruz. Bu ayrıntılı tetkiklerde bir bozulma varsa bizim halk sağlığı merkezimize örnek gönderiyoruz. Normalde daha önceden keneyi eğer zehirli kene mi diye örnek gönderiyoruz artık onu yapmıyoruz, biz hastayı takip ediyoruz artık' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-o-tehlike-yeniden-ort_1781332241_mc7ra9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya'da o tehlike yeniden ortaya çıktı! Uzmanlar peş peşe uyardı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-o-tehlike-yeniden-ort_1781332241_mc7ra9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya'da burun cerrahisine yeni soluk: Önce sağlık, sonra estetik]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-burun-cerrahisine-yeni-soluk-once-saglik-sonra-estetik/121910/</link>
            <description><![CDATA[Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi uzmanlarından burun estetiği yaptırmayı düşünenlere uyarı: Doğru nefes alamadığınız bir burnun estetik görünümü yaşam kalitenizi artırmaz! KBB hekimleri, modern cerrahi teknikler sayesinde horlama ve tıkanıklık gibi solunum problemleri ile şekil bozukluklarının eş zamanlı ve konforlu bir iyileşme süreciyle çözülebildiğini vurguluyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-burun-cerrahisine-yeni-soluk-once-saglik-sonra-estetik/121910/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 15:29:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yüzün merkezinde yer alan burun, dış görünüşü doğrudan etkilerken solunum sisteminin sağlıklı işleyişi adına da hayati bir rol oynuyor. <strong>Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanları Prof. Dr. Özgül Topal ve Doç. Dr. Mehmet Volkan Akdoğan</strong>, modern burun cerrahisinde temel önceliğin sadece görsel düzeltme olmadığını, aynı zamanda sağlıklı nefes alan bir yapı oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Günümüzde en sık uygulanan cerrahilerden olan septoplasti ve septorinoplasti ameliyatları, burun içi eğriliklerden kaynaklanan solunum problemlerini giderirken yüz yapısıyla uyumlu, doğal bir dış görünümü hedefliyor.</p><strong>BURUN OPERASYONLARINDA 'FONKSİYONEL ESTETİK' YAKLAŞIMI</strong><p>Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Volkan Akdoğan, modern burun cerrahisinde temel prensibin sadece görsel iyileştirme değil, aynı zamanda sağlıklı nefes alabilen bir yapı oluşturmak olduğunu belirtti. 2003 yılında Prof. Dr. Mehmet Haberal tarafından kurulan ve üçüncü basamak sağlık hizmeti sunan Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi bünyesinde, KBB kliniği olarak geniş bir spektrumda tedavi sunduklarını ifade eden Doç. Dr. Akdoğan; baş dönmesinden baş boyun kanserlerine kadar tüm cerrahi işlemlerin kliniğinde Prof. Dr. Özgül Topal ile birlikte gerçekleştirildiğini kaydetti.</p><strong>BURUN SADECE GÖRSEL BİR YAPI DEĞİL FONKSİYONEL BİR ORGANDIR</strong><p>Son yıllarda cerrahi taleplerin odak noktasında bulunan burun operasyonlarına dair bilgilendirmede bulunan Akdoğan, burunun sadece estetik kaygılarla ele alınacak görsel bir yapı olmadığını, KBB uzmanlığı açısından hayati öneme sahip fonksiyonel bir organ olduğunu vurguladı. Operasyonlardaki iyileştirmek olduğunu aktaran Akdoğan, septorinoplasti işlemleriyle hem burun orta duvarındaki eğrilikleri giderdiklerini hem de yüz yapısına uygun bir dış görünüm hedeflediklerini ifade etti.</p><strong>STANDART KALIPLAR YERİNE KİŞİYE ÖZEL PLANLAMA ÖN PLANDA</strong><p>Her hastanın yüz yapısının ve beklentisinin farklı olduğunu, bu nedenle standart bir cerrahi yerine tamamen kişiye özel planlama yapıldığını vurgulayan Doç. Dr. Mehmet Volkan Akdoğan, ameliyat öncesinde hastanın tıbbi durumunun, beklentilerinin ve tedavi süreçlerinin detaylıca konuşulduğunu belirtti.</p><strong>OPERASYON VE ALTI AYLIK TAKİP SÜRECİ</strong><p>Operasyon ve sonraki iyileşme safhalarına dair teknik detayları da paylaşan Doç. Dr. Akdoğan, ameliyat öncesinde hastanın genel sağlık durumunun anestezi konsültasyonu ve gerekli tetkiklerle değerlendirildiğini söyledi. Yapılan işlemin niteliğine göre cerrahi sürenin 1 ile 3 saat arasında değiştiğini ifade eden Akdoğan, hastaların operasyon sonrası bir gün süreyle tek kişilik odalarda misafir edilerek takibinin yapıldığını ve ertesi gün pansumanla taburcu edildiğini aktardı. İlk haftada burun sırtındaki koruyucu alçının alındığını belirten Akdoğan, iyileşme sürecinin tam takibi için hastaların birinci, üçüncü ve altıncı aylarda rutin kontrollere davet edildiğini sözlerine ekledi.</p><strong>NEFES PROBLEMİ YAŞAYANLARA SEPTOPLASTİ ÖNERİLİYOR</strong><p>Sağlıklı bir yaşamın anahtarının doğru nefes almaktan geçtiğini belirten Kulak Burun Boğaz Polikliniği uzmanı Prof. Dr. Özgül Topal, burun içi eğriliklerinin (septum deviasyonu) yaşam kalitesini doğrudan düşürdüğünü vurguladı. Septoplasti ve septorinoplasti operasyonları hakkında önemli bilgiler veren Prof. Dr. Topal, modern cerrahi teknikler sayesinde iyileşme döneminin artık çok daha rahat atlatıldığını söyledi. </p><p>Burnun solunum sisteminin giriş kapısı olduğunu ve sağlıklı nefes almada kritik bir rol oynadığını hatırlatan Prof. Dr. Özgül Topal, burun içindeki iki hava yolunu ayıran 'septum' yapısındaki eğriliklerin tıkanıklığa yol açtığını belirtti. Sadece fonksiyonel sorunları çözmeyi amaçlayan septoplasti ameliyatının hangi durumlarda gerekli olduğunu açıklayan Topal; sürekli tekrarlayan burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma, horlama, uyku kalitesinde bozulma, ve efor esnasında nefes darlığı olan hastalara bu operasyonu önerdiklerini dile getirdi. </p><strong>HEM SAĞLIK HEM ESTETİK BİR ARADA: SEPTORİNOPLASTİ</strong><p>Nefes alma güçlüğünün yanı sıra burun dış görünümünden de memnun olmayan hastalar için septorinoplasti yönteminin uygulandığını aktaran Prof. Dr. Topal, bu cerrahinin hem fonksiyonel hem de estetik kaygıları eş zamanlı çözdüğünü söyledi. Doğğuştan gelen veya darbelere bağlı şekil bozukluğu yaşayanların, burun kemeri veya ucuyla ilgili memnuniyetsizliği olanların bu ameliyata başvurduğunu belirten KBB Uzmanı, daha önce başarısız burun operasyonu geçirmiş ve sorunları devam eden hastalar için de septorinoplastinin kurtarıcı bir seçenek olabileceğini kaydetti.</p><strong>AMELİYAT İZLERİ ZAMANLA SİLİNİYOR</strong><p>Cerrahi sürecin ayrıntılı bir KBB ve endoskopik havayolu muayenesiyle başladığını ifade eden Prof. Dr. Özgül Topal, operasyonların genellikle genel anestezi altında yapıldığını ve işlemin kapsamına göre 1 ila 3 saat sürdüğünü belirtti. Septoplastinin tamamen burun içinden yapılması sebebiyle dışarıda hiçbir iz bırakmadığına dikkat çeken Topal, septorinoplastide ise cerrahi tekniğe bağlı olarak burun tabanında kalan çok küçük kesi izinin zamanla tamamen belirsizleştiğini belirtti.</p><strong>TAM İYİLEŞME İÇİN SABIR ŞART</strong><p>Modern cerrahi teknikler sayesinde iyileşme döneminin artık çok daha rahat atlatıldığını söyleyen Prof. Dr. Topal, ameliyat sonrası süreçle ilgili hastaları bilgilendirdi. İlk hafta ödem nedeniyle burun tıkanıklığı, hafif ağrı, basınç hissi ve kabuklanmanın normal kabul edildiğini; septorinoplasti sonrasında ise göz çevresinde morluk ve şişlikler oluşabileceğini belirtti.</p><p>Başarılı bir operasyonun temel amacının yüz yapısıyla uyumlu, doğal görünümlü ve sağlıklı nefes alan bir burun elde etmek olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özgül Topal, hastaların beklentilerinin gerçekçi olması gerektiğinin altını çizdi. Burun içi iyileşmenin tamamlanarak nefes kalitesinin artmasının haftalar alabildiğini ifade eden Topal, dış görünümdeki nihai sonucun ise ödemlerin tamamen dağılmasıyla birlikte 6 ila 12 ay arasında netleştiğini sözlerine ekledi.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-burun-cerrahisine-yen_1781267338_PjhcVX.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya'da burun cerrahisine yeni soluk: Önce sağlık, sonra estetik ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-burun-cerrahisine-yen_1781267338_PjhcVX.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Geçmişin izlerini silmek mümkün mü? Konyalı uzman açıkladı!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/gecmisin-izlerini-silmek-mumkun-mu-konyali-uzman-acikladi/121752/</link>
            <description><![CDATA[Medicana Konya Hastanesi Psikoloji Uzmanı Klinik Psikolog Kübra Adam, çocukluk döneminin yalnızca geçmişte kalan bir anı olmadığını; yetişkinlikteki duygu, düşünce ve davranışlarımızın temelini oluşturduğunu vurguladı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/gecmisin-izlerini-silmek-mumkun-mu-konyali-uzman-acikladi/121752/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:56:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İnsan, hayatı boyunca ilişkiler, hayaller kuruyor, kararlar alıyor ve çeşitli zorluklarla mücadele ediyor. <strong>Çocukluk döneminin</strong> yalnızca geçmişte kalan bir hayatın evresinden ibaret olmayıp yetişkinlikte sahip olduğumuz duygu, düşünce ve davranışlarımızın temelini oluşturan bir dönem olduğunu belirten <strong>Medicana Konya Hastanesi Psikoloji Uzmanı Klinik Psikolog Kübra Adam</strong>, 'Çünkü çocukluk, yalnızca geçmişte kalan bir hayatın evresinden ibaret olmayıp yetişkinlikte sahip olduğumuz duygu, düşünce ve davranışlarımızın temelini oluşturan da bir dönemdir' dedi. Kübra Adam, bir çocuğun dünyayı algılama şeklinin, kendisi ile ilgili geliştirdiği düşüncelerin ve kurduğu ilişkilerin büyük ölçüde yaşamının ilk yıllarında şekillendiğine dikkat çekti.</p><strong>BEYİN, KENDİ İLE İLGİLİ ALGILARI ÇOCUKKEN BELİRLİYOR</strong><p>Çocukluk döneminde alınan mesajların, görülen ilgi ve hissedilen güven duygusunun, bireyin kendi ile ilgili geliştireceği algının temelini oluşturduğunu, sevildiğini fark ederek büyüyen bir çocuk ile sürekli eleştirilerek büyüyen bir çocuğun kendisine bakışında farklılıklar oluştuğunu ifade eden Klinik Psikolog Kübra Adam, 'Duygularına ve düşüncelerine değer verilen, ilgilenilen bir çocuk ile duyguları ve düşünceleri görmezden gelinen, ilgi gösterilmeyen bir çocuğun ilerleyen yıllarda kuracağı ilişkiler de farklılık gösterebilir. Çocukluk döneminde yaşanan bu olumsuz deneyimler geçmişteki hatıralardan ziyade kişinin kendisine ve çevresine bakışını etkileyerek bu gününü şekillendirmektedir. Çocukluk döneminde sadece yaşadığımız olaylar değil, bu olayları nasıl anlamlandırdığımız da önemlidir. Aynı evde büyüyen iki kardeş bile aynı olay veya durumlardan farklı etkilenebilir. Çünkü çocuk zihni, çevresinde yaşananları kendi gelişim düzeyine göre yorumlar. Anne ve babasının yaşadığı bir tartışmayı kendisinden kaynaklanıyormuş gibi algılayabilir ya da yeterince ilgi görmediğinde bunun nedenini kendi değersizliğiyle açıklayabilir. Bu yorumlar zamanla bireyin kendisi hakkındaki temel inançlarına dönüşebilir. Bu da dolaylı olarak gelecekte oluşan düşüncelerin temel çekirdek inancını oluşturabilir' dedi.</p><strong>'İNSAN ZİHNİ YAŞADIĞI DENEYİMLERDEN ANLAMLAR ÇIKARIR'</strong><p>Çocuklukta sıklıkla eleştirilen bir kişinin, yetişkinlikte ne kadar başarılı olursa olsun kendisini yeterli hissetmekte zorlanabileceğini, sürekli kıyaslanan çocukların, yıllar sonra da kendisini başkalarıyla karşılaştırmaya yönelebileceğini belirten Klinik Psikolog Kübra Adam, &#39;&#39;Duygusal olarak ihmal edilen bir kişi yetişkinlikte kabul edilmek ve değer görmek için yoğun bir çaba içerisinde olabilir. İnsan zihni yaşadığı deneyimlerden anlamlar çıkarır. Özellikle çocukluk döneminde öğrenilen deneyimler, kişinin kendisi ve dünya hakkında bazı temel inançlar geliştirmesine neden olur. Çoğu zaman yaşamın ilk yıllarında ben değersizim, ben yetersizim, insanlar güvenilmez, her an terk edilebilirim ya da bunların tam tersi yeterliyim, değerliyim gibi düşünceler şekillenmeye başlar. Bu inançlar zamanla bireylerin olayları yorumlama biçimini etkileyerek birçok davranışının arkasındaki görünmez güç haline gelir' ifadelerini kullandı.</p><strong>ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE ŞEKİLLENEN KİŞİLİK ZAMANLA GELİŞTİRİLEBİLİR</strong><p>Hayat boyunca geçmişin hep geride bırakılmasının söylendiğini ifade eden Klinik Psikolog Kübra Adam, 'Geçmiş geçmişte kaldı, unut gitsin ya da bunları düşünmenin faydası yok gibi ifadeler sıkça kullanıldı ve kullanılmaya da devam ediliyor. Psikolojik açıdan bakıldığında geçmişi yok saymak, onun etkilerinden kurtulmak anlamına gelmez. Sadece o an sorunu öteleyerek üzerinin kapatıldığı anlamına gelir. Aslında kişiler bunun çoğu zaman farkındadır. Çünkü bunu söylemek kolay ama bunu nasıl yapacağım sorusu hep akıllarındadır. Güzel haber ise insan zihninin değişime açık olmasıdır. Geçmiş yaşantılarımızın hayatımızı etkilemesi talihimizi etkileyeceği anlamına gelmez. Kişi kendisini tanıdıkça, duygularının temelini anlamaya başladıkça ve geçmiş yaşantısını farklı bir gözle değerlendirebildikçe yaşamında önemli değişimler meydana gelebilir. Farkındalık, değişimin ilk adımıdır. İnsan neden böyle hissettiğini ve neden bu şekilde davrandığını fark ettiğinde, kendi hayatı üzerinde daha fazla söz sahibi olmaya başlar. Bu yüzden çocukluk, bugünkü kişiliğimizin yazıldığı ilk taslaktır diyebiliriz. O taslak zamanla değiştirilebilir, geliştirilebilir. Bunun ilk adımı ise geçmişi ve geçmişteki insanları suçlamak değil, geçmişi anlamaktır. Ve belki de bazen geçmişi affetmektir. İnsan bazen kendi hayatına dışarıdan bakabilmeyi öğrendiğinde iyileşmeye başlar. Geçmişin sessizce bıraktığı izleri fark etmek, bugünü daha anlamlı kılar. Çünkü insan, kendi hikayesini anladığı ölçüde kendine yaklaşır. Ve bazen en büyük değişim, tam da o yaklaşma anında başlar' diye konuştu.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gecmisin-izlerini-silmek-mumku_1780909109_fXguH3.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Geçmişin izlerini silmek mümkün mü? Konyalı uzman açıkladı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gecmisin-izlerini-silmek-mumku_1780909109_fXguH3.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çekyat üstünde geçen 15 yıl sona erdi! Dev kitle ameliyatla temizlendi]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/cekyat-ustunde-gecen-15-yil-sona-erdi-dev-kitle-ameliyatla-temizlendi/121697/</link>
            <description><![CDATA[Aydın Efeler'de Kuyucular-Kanyaşı arasındaki bağ evinde yaşayan 67 yaşındaki Leyla Demirkafa, 15 yıl çekyat üzerinde sürdürdüğü yaşamdan sonra hastaneye kaldırıldı. Karnından 40 kilogram kitle çıkarıldı, tedavisi sürüyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/cekyat-ustunde-gecen-15-yil-sona-erdi-dev-kitle-ameliyatla-temizlendi/121697/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 17:04:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Edinilen bilgiye göre, <strong>Aydın&#39;ın Efeler Kanyaşı</strong> Mahallesi ile Kuyucular Mahallesi arasında kalan bir bağ evinde yokluk ve zorluklar içinde yaşamak zorunda kalan <strong>Leyla Demirkafa</strong>&#39;nın karnı 1993 yılında 2. kez anne olduktan sonra şişmeye başladı. 35 yaşında iken başlayan karın şişliği ve oluşan kitle her geçen gün büyüdü. O dönemlerde gerek ekonomik nedenler gerekse bilinçsizlik nedeniyle aldırış edilmeyen kitle her geçen gün büyümeye devam etti. Karnında oluşan dev kitle nedeniyle hareket edemeyen ve yatakta bile yatamayan talihsiz kadının yaşadığı zorluklar 2 hafta önce haberlere konu olması ile durumdan bilgi sahibi olan Aydın Valisi Dr. Osman Varol&#39;un talimatı ile İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Leyla Demirkafa hastaneye kaldırıldı.</p><p>Atatürk Devlet Hastanesi&#39;nde önce yaraları iyileştirilip enfeksiyonu giderilen talihsiz kadın daha sonra Dr. Çağrı Coşkun ve ekibi tarafından ameliyata alındı.</p><strong>'KARNINDAN 40 KİLOGRAM KİTLE ÇIKARILDI'</strong><p>Aydın Atatürk Devlet Hastanesi&#39;nde yapılan ameliyat ile Leyla Demirkafa&#39;nın vücudundan eşine ender rastlanır bir şekilde tam 40 kilograma ulaşan kitle başarılı bir şekilde alındı. Ameliyat ve yoğun bakım süreçlerini başarı ile atlatan Demirkafa, servise alındı.</p><strong>'HERKESE TEŞEKKÜR ETTİ'</strong><p>Ameliyattan sonraki durumunu kendisi bile inanamayan Leyla Demirkafa, adeta yeniden doğmuş gibi olurken kendisine el uzatan başta Aydın Valisi Dr. Osman Varol olmak üzere, refakatçi hizmeti sunan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu&#39;na, İl Sağlık Müdürü Eser Şenkul&#39;a Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Niyazi Kocakplan&#39;a ve ameliyatı gerçekleştiren Dr. Çağrı Coşkun ve ekibine teşekkür etti.</p><strong>'DURUMU İYİ, TEDAVİSİNE DEVAM EDİYORUZ'</strong><p>Leyla Demirkafa ile yakından ilgilenen ve hastanın sağlık durumunun her geçen iyiye gittiğini belirten Aydın Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Niyazi Kocakaplan, hastanın geçen hafta evde sağlık birimi ekiplerince hastaneye getirildiğini ve ameliyatının başarı ile gerçekleştirildiğini belirterek 'Karnından yaklaşık 40 kilogramlık bir kitle çıktı. Bu kitle başarı ile alındı. Leyla teyzemizin tedavisi devam ediyor' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cekyat-ustunde-gecen-15-yil-so_1780754649_3nv6ER.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çekyat üstünde geçen 15 yıl sona erdi! Dev kitle ameliyatla temizlendi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cekyat-ustunde-gecen-15-yil-so_1780754649_3nv6ER.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fazla kilolarla mücadele edenler dikkat! Bu hatayı yapan kilo veremiyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/fazla-kilolarla-mucadele-edenler-dikkat-bu-hatayi-yapan-kilo-veremiyor/121677/</link>
            <description><![CDATA[Diyetisyen Fatma Betül Çelebi, internetten alınan hazır diyet listelerinin herkese uygun olmadığını belirterek, bilinçsiz beslenmenin kilo verme sürecini zorlaştırabileceğini ve sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Kişiye özel beslenmenin önemine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/fazla-kilolarla-mucadele-edenler-dikkat-bu-hatayi-yapan-kilo-veremiyor/121677/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 10:45:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>6 Haziran Diyetisyenler Günü</strong> dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi&#39;nden <strong>Diyetisyen Fatma Betül Çelebi</strong>, kişiye özel planlanması gereken beslenme programlarının ciddi bir uzmanlık gerektirdiğine dikkat çekerek; diyetisyenlerin hastalıkların yönetiminden sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılmasına kadar hayatın her evresinde kritik bir rol üstlendiğini ifade etti.</p><strong>&#39;BESLENMEYİ PARMAK İZİ GİBİ DÜŞÜNMEK GEREKİR&#39;</strong><p>Her bireyin farklı ihtiyaçlara sahip olduğunu belirten Çelebi, 'Beslenme programı kişiye özel olmalıdır. Adeta bir beslenme parmak izi gibi düşünmek gerekir. Günümüzde birçok platformda kalori ve protein ihtiyacı hesaplanabiliyor ya da çeşitli diyet listelerine ulaşılabiliyor. Ancak bu bilgilerin doğru yorumlanması ve kişiye uygun hale getirilmesi uzmanlık gerektirir. Diyetisyenler, bireyin sağlık durumunu, kan bulgularını, yaşam tarzını ve ihtiyaçlarını değerlendirerek en doğru beslenme planını oluşturur' dedi.</p><strong>&#39;DİYETİSYENLER SADECE KİLO VERDİRMİYOR&#39;</strong><p>Diyetisyenlerin farklı alanlarda uzmanlaşabildiğine dikkat çeken Çelebi, 'Sporcu beslenmesi, çocuk beslenmesi, yaşlı beslenmesi ve kanser hastalarının beslenmesi gibi birçok özel alan bulunuyor. Bazen kişiler yalnızca kilo vermek amacıyla başvursa da değerlendirmeler sonucunda altta yatan farklı beslenme sorunlarıyla karşılaşabiliyoruz. Kimi zaman bireye özgü bazı besinlerin ödem ya da kilo verme direncine neden olduğunu görebiliyoruz. Bu nedenle kişiye özel planlama büyük önem taşıyor' diye konuştu.</p><strong>&#39;ÖZELLİKLE HASTA VE YAŞLI BİREYLER DİKKAT ETMELİ&#39;</strong><p>Sağlıklı kilo verme sürecinin mutlaka uzman kontrolünde yürütülmesi gerektiğini belirten Çelebi, 'Özellikle yaşlı bireylerde kas kaybının önlenmesi çok önemlidir. Çocuklarda ise büyüme ve gelişmenin etkilenmeyeceği bir beslenme programı oluşturulmalıdır. Hastalığı bulunan bireylerde de beslenme tedavisi sürecin önemli bir parçasıdır. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kişilerin diyetisyen desteği alması gerekir' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;SAĞLIKLI BESLENME BİR YAŞAM BİÇİMİDİR&#39;</strong><p>6 Haziran Diyetisyenler Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Çelebi son olarak şöyle konuştu:</p><p>'Diyetisyenler, bireylerin sağlıklı beslenmeyi bir yaşam alışkanlığı haline getirmesine yardımcı olur. Amacımız yalnızca kilo vermek değil, yaşam kalitesini artırmak ve bireylerin sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamaktır. Sağlıklı beslenme kısa süreli bir diyet değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimidir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/fazla-kilolarla-mucadele-edenl_1780731910_ZiIl25.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fazla kilolarla mücadele edenler dikkat! Bu hatayı yapan kilo veremiyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/fazla-kilolarla-mucadele-edenl_1780731910_ZiIl25.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diş Hekimi Kurşun uyardı: Beyaz diş takıntısı sağlığınızı tehdit edebilir]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/dis-hekimi-kursun-uyardi-beyaz-dis-takintisi-sagliginizi-tehdit-edebilir/121657/</link>
            <description><![CDATA[Diş beyazlatma işlemlerine yönelik ilginin her geçen gün arttığını belirten Diş Hekimi Alanur Kurşun, sosyal medyada yayılan bilinçsiz uygulamaların diş minesine kalıcı zarar verebileceğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/dis-hekimi-kursun-uyardi-beyaz-dis-takintisi-sagliginizi-tehdit-edebilir/121657/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:44:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Son yıllarda estetik kaygıların artmasıyla birlikte diş beyazlatma işlemleri de büyük ilgi görüyor. Özellikle sosyal medya ve dijital platformlarda öne çıkan <strong>'kusursuz beyaz gülüş'</strong> algısı, birçok kişiyi hızlı sonuç vaat eden yöntemlere yönlendiriyor. </p><p><strong>Ancak uzmanlar, bilinçsiz uygulamaların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</strong></p><p>Diş Hekimi Dt. Alanur Kurşun, dişlerin doğuştan tamamen beyaz olmadığını ve her bireyin kendine özgü doğal bir diş rengine sahip olduğunu belirtti. </p><p>Kurşun, diş rengindeki değişimlerin çay, kahve, sigara kullanımı ve ağız bakımındaki eksiklikler gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanabileceğini ifade etti.</p><p><strong>'DİŞ SAĞLIĞI, BEYAZLIK YARIŞININ ÖNÜNE GEÇMELİ'</strong></p><p>Günümüzde diş beyazlatmanın estetik bir ihtiyaç olmaktan çıkarak adeta bir yarışa dönüştüğünü vurgulayan Alanur Kurşun, 'Daha beyaz dişlere sahip olma isteği, çoğu zaman dişlerin sağlıklı olup olmadığı sorusunun önüne geçiyor. Oysa diş beyazlatma işlemleri yalnızca estetik açıdan değil, sağlık açısından da dikkatle değerlendirilmelidir' dedi.</p><p><strong>EVDE UYGULANAN YÖNTEMLER RİSK TAŞIYOR</strong></p><p>Sosyal medyada sıkça karşılaşılan limon, karbonat ve benzeri doğal yöntemlerin kısa vadede beyazlık hissi oluşturabileceğini ancak uzun vadede diş minesine zarar verebileceğini belirten Diş hekimi Kurşun, şu uyarıda bulundu: '<strong>Dişin en dış tabakası olan mine dokusu aşındığında kendini yenileyemez. Kontrolsüz uygulamalar hassasiyete, lekelenmelere ve kalıcı hasarlara neden olabilir. Geçici beyazlık uğruna diş sağlığını riske atmamak gerekiyor.</strong>'</p><p><strong>PROFESYONEL BEYAZLATMADA ÖNCELİK SAĞLIK</strong></p><p>Profesyonel diş beyazlatma uygulamalarında önceliğin diş sağlığı olduğunu vurgulayan Alanur Kurşun, her birey için aynı beyazlık tonunun hedeflenmediğini söyledi. Doğal görünümün kişiye özel olduğunu ifade eden Diş hekimi Kurşun, aşırı beyaz bir gülüşün çoğu zaman estetik müdahaleyi ön plana çıkardığını kaydetti.</p><p><strong>'DOĞAL GÜLÜŞLER DAHA DEĞERLİ'</strong></p><p>Dt. Alanur Kurşun, doğru şekilde uygulandığında diş beyazlatmanın güvenli bir estetik işlem olduğunu ancak bilinçsiz müdahalelerin kalıcı sorunlar bırakabileceğini belirterek, 'Gülüşünüzün başkalarınınkine benzemesi gerekmiyor. Temiz, sağlıklı ve doğal bir gülüş, geçici trendlerden çok daha değerlidir' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dis-hekimi-kursun-uyardi-beyaz_1780667078_mAPTbs.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diş Hekimi Kurşun uyardı: Beyaz diş takıntısı sağlığınızı tehdit edebilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dis-hekimi-kursun-uyardi-beyaz_1780667078_mAPTbs.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konyalı uzmandan büyüme çağındaki çocuklar için kilit tavsiye]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konyali-uzmandan-buyume-cagindaki-cocuklar-icin-kilit-tavsiye/121656/</link>
            <description><![CDATA[Konyalı Uzman Çocuk Doktoru Nuriye Ayrancı, zengin protein ve mineral içeriğiyle dikkat çeken yumurtanın, içindeki 'kolin' maddesi sayesinde çocukların hafıza ve beyin gelişiminde kilit bir rol oynadığını belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konyali-uzmandan-buyume-cagindaki-cocuklar-icin-kilit-tavsiye/121656/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:26:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme süreçlerinde doğru beslenme alışkanlıkları hayati önem taşımaya devam ediyor. <strong>Konyalı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nuriye Ayrancı</strong>, çocuk beslenme programlarının vazgeçilmez unsurlarından biri olan <strong>yumurtanın faydalarına</strong> dikkat çekerek ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu. Ayrancı, yumurtanın özellikle zihinsel fonksiyonlar ve hafıza üzerindeki güçlü etkisini vurguladı.</p><p>Yumurtanın yüksek kaliteli protein içeriğine sahip olduğunu, kas ve doku gelişimine katkı sağladığını ve uzun süre tok tuttuğunu belirten çocuk doktoru Nuriye Ayrancı, yumurtanın günlük beslenmeye kolayca eklenebileceğini ifade etti. Ayrıca yumurtanın, D, B12 vitaminleri ile demir, çinko ve selenyum gibi mineraller açısından zenginliğine dikkat çekti.  </p><p><strong>YUMURTA ÇOCUKLARDA BEYİN GELİŞİMİNİ DESTEKLİYOR  </strong></p><p>İçeriğindeki besin ögesi kolin sayesinde beyin gelişimi ve hafıza süreçlerini desteklediğini ifade eden Uzm. Dr. Nuriye Ayrancı, yumurtanın bu nedenle özellikle büyüme çağındaki çocukların beslenmesinde önemli bir yer tuttuğunu kaydetti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konyali-uzmandan-buyume-cagind_1780666359_uaPTx1.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konyalı uzmandan büyüme çağındaki çocuklar için kilit tavsiye ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konyali-uzmandan-buyume-cagind_1780666359_uaPTx1.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fenilketonüri taraması 81 ilde ücretsiz uygulanıyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/fenilketonuri-taramasi-81-ilde-ucretsiz-uygulaniyor/121513/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından Yenidoğan Tarama Programı kapsamında gerçekleştirilen Fenilketonüri Taraması, Türkiye’de 81 ilde uygulanıyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/fenilketonuri-taramasi-81-ilde-ucretsiz-uygulaniyor/121513/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 16:52:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yenidoğanların sağlıklı gelişimi için bilimsel temellere dayalı olarak yürütülen uygulama sayesinde, yenidoğandan alınan birkaç damla kan örneğiyle hastalık şüphesi erken dönemde saptanabiliyor.</p><p>Tarama testleri sonucu hastalık şüphesi taşıyan yenidoğanlar ilgili kliniklere yönlendirilirken kesin tanı ileri tetkikler sonucu konuluyor.</p><strong>FENİLKETONÜRİ (PKU) NEDİR?</strong><p>PKU olarak da bilinen Fenilketonüri, metabolizmayı etkileyen kalıtsal bir hastalık. Vücutta fenilalanin adı verilen aminoasidin işlenmesini sağlayan enzimin eksikliği veya yokluğu nedeniyle ortaya çıkan hastalıkta, fenilalanin kanda ve dokularda birikerek beyin gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Beyin hücrelerini doğrudan etkileyen bu hastalık, erken yaşta tedavi edilmezse çocuklarda kalıcı zihinsel gelişim bozukluklarına neden olabiliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/fenilketonuri-taramasi-81-ilde_1780321945_6Oo2v8.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fenilketonüri taraması 81 ilde ücretsiz uygulanıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/fenilketonuri-taramasi-81-ilde_1780321945_6Oo2v8.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>