<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Hakimiyet Gazetesi - Konya Haber - Son Dakika Haberleri</title>
      <link>https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>KONYA HABER | Konya haber ve son dakika gelişmelerini, güncel Konya haberlerini ve Konya gündemine dair köşe yazılarını Konya Hakimiyet Gazetesi ile takip edin.</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Fri, 06 Nov 2026 01:00:12 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.hakimiyet.com/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Ağrıyı kestiğini sandığınız ilaçlar, baş ağrınızın sebebi olabilir!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/agriyi-kestigini-sandiginiz-ilaclar-bas-agrinizin-sebebi-olabilir/128773/</link>
            <description><![CDATA[Baş ağrısından kurtulmak için sık sık ağrı kesici kullanmak, zamanla ağrıların daha da sıklaşmasına neden olabiliyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Ersel Dağ, ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısına karşı uyardı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/agriyi-kestigini-sandiginiz-ilaclar-bas-agrinizin-sebebi-olabilir/128773/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:09:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sık sık ağrı kesici kullanmanın zamanla baş ağrılarının daha sık yaşanmasına neden olabileceğini belirten Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Ersel Dağ, 'Baş ağrısı yaşayan kişilerin ağrı kesici ihtiyacı giderek artıyorsa veya ağrıları daha sık hle geliyorsa bu durum ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısının işareti olabilir. Migren tedavisinde yalnızca atak sırasında ağrıyı gidermeye değil, gerektiğinde atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaya yönelik koruyucu tedavilere de odaklanmak gerekir' dedi.</p><p>Migren, yalnızca baş ağrısıyla sınırlı kalmayıp bulantı, ışık ve ses hassasiyeti gibi belirtilerle günlük yaşamı da etkileyebiliyor. Bazı kişilerde atak öncesinde farklı belirtiler görülebilirken, baş ağrısının türünü doğru belirlemek ve tedaviyi kişiye özel planlamak önem taşıyor.</p><strong>'MİGREN ATAĞI BAŞLAMADAN SAATLER ÖNCE SİNYAL VEREBİLİR'</strong><p>Migren atağından saatler, bazen günler önce yorgunluk, sık esneme, dikkat dağınıklığı, ruh hli değişiklikleri ve boyun tutulması gibi belirtiler görülebileceğini dile getiren Medical Park Bahçelievler Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Ersel Dağ, 'Bu öncü belirtiler herkeste görülmez ve tek başına migren tanısı koydurmaz. Bazı kişilerde ışık çakmaları ve uyuşma gibi aura belirtileri de yaşanabilir. Kişinin bu belirtileri tanıması, ataklarını yönetmesine yardımcı olabilir' diye konuştu.</p><strong>'HER BAŞ AĞRISI MİGREN DEĞİLDİR'</strong><p>Baş ağrısının farklı nedenlerden kaynaklanabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Dağ, 'Migren genellikle orta veya şiddetli, zonklayıcı ve sıklıkla başın bir tarafında hissedilen bir ağrıyla seyreder. Bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyeti eşlik edebilir; yürüme gibi olağan fiziksel hareketler ağrıyı artırabilir. Gerilim tipi baş ağrısı ise çoğunlukla başın iki tarafında baskı veya sıkışma şeklinde hissedilir. Baş ağrısının türünü belirlemek için hastanın öyküsü, ağrının özellikleri ve nörolojik muayene birlikte değerlendirilir. Her hastada görüntüleme yapılması gerekmeyebilir' ifadelerini kullandı.</p><strong>'UYKU DÜZENSİZLİĞİ, STRES VE AÇLIK MİGREN ATAKLARINI TETİKLEYEBİLİR'</strong><p>Migren ataklarını tetikleyen etkenlerin kişiden kişiye değişebildiğini belirten Doç. Dr. Dağ, 'Yetersiz uyku, uyku saatlerinin değişmesi, uzun süre aç kalmak, susuzluk, stres ve stres sonrasındaki gevşeme bazı kişilerde migren atağını tetikleyebilir. Hormonal dalgalanmalar ve hava değişimleri de etkili olabilir. Ancak tetikleyiciler kişiye özeldir; bu nedenle belirli yiyecekleri herkese yasaklamak doğru değildir. Baş ağrısı günlüğü tutarak ağrı günlerini, uyku düzenini, öğünleri ve kullanılan ilaçları kaydetmek, kişiye özgü tetikleyicileri belirlemeye yardımcı olabilir' dedi.</p><strong>'SIK BAŞ AĞRISI YAŞAYANLAR NÖROLOJİ UZMANINA BAŞVURMALI'</strong><p>Baş ağrılarının sıklığının ve günlük yaşama etkisinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Dağ, 'Kronik migren, genellikle üç aydan uzun süre boyunca ayda en az 15 gün baş ağrısı yaşanması ve bu günlerin en az 8&#39;inde migren özelliklerinin bulunması durumunda düşünülmelidir. Baş ağrıları sıklaşıyor, iş ve aile yaşamını aksatıyor veya ilaç ihtiyacı giderek artıyorsa nöroloji uzmanına başvurulmalıdır. Baş ağrısı günlüğü, tanı sürecinde ve tedavinin etkinliğini değerlendirmede önemli bir yardımcıdır' şeklinde konuştu.</p><strong>'SIK AĞRI KESİCİ KULLANIMI BAŞ AĞRISINI KRONİKLEŞTİREBİLİR'</strong><p>Ağrı kesicilerin sık kullanımının baş ağrılarını artırabileceğini kaydeden Doç. Dr. Dağ, 'Basit ağrı kesicilerin ayda 15 gün veya daha fazla, triptanların ya da bazı kombine ilaçların ise ayda 10 gün veya daha fazla kullanılması risk oluşturabilir. Bu durumun üç aydan uzun sürmesi, ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısına yol açabilir. İlaç kullanımını kendi kendine artırmak yerine hekime danışmak ve gerektiğinde koruyucu tedavileri değerlendirmek önemlidir' dedi.</p><strong>'MİGREN TEDAVİSİNDE YENİ NESİL KORUYUCU YÖNTEMLER KULLANILABİLİYOR'</strong><p>Migren tedavisinde klasik ilaçların yanı sıra hastalığın biyolojik mekanizmasını hedefleyen yeni nesil seçeneklerin de bulunduğunu söyleyen Doç. Dr. Dağ, 'CGRP (Kalsitonin Gen İlişkili Peptit) yolunu hedefleyen tedaviler, migren ataklarını önlemek amacıyla kullanılabilen koruyucu tedavi seçenekleri arasındadır. Özellikle sık atak yaşayan, yaşam kalitesi belirgin şekilde etkilenen veya klasik koruyucu tedavilerden yeterli yarar görmeyen uygun hastalarda değerlendirilebilir. Atak tedavisi ağrı başladığında belirtileri azaltmayı amaçlarken koruyucu tedavi atakların sıklığını ve şiddetini düşürmeyi hedefler. Tedavi seçimi hastanın sağlık durumu, atak sıklığı ve önceki tedavilere yanıtına göre kişiselleştirilmelidir' dedi.</p><strong>'ANİ VE ŞİDDETLİ BAŞ AĞRISI İHMAL EDİLMEMELİ'</strong><p>Bazı baş ağrılarının acil değerlendirme gerektiren sağlık sorunlarının belirtisi olabileceğini belirten Doç. Dr. Dağ, 'Saniyeler veya dakikalar içinde en şiddetli düzeye ulaşan, kişinin alışık olduğu ağrılardan belirgin şekilde farklı olan baş ağrıları acil olarak değerlendirilmelidir. Baş ağrısına güç kaybı, yüzde kayma, konuşma bozukluğu, bilinç değişikliği, nöbet, ateş ve ense sertliği ya da görme kaybı eşlik etmesi de önemli uyarı işaretleridir. Bu tür belirtilerde yalnızca ağrı kesici almak yerine acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır' açıklamasında bulundu.</p><strong>'DÜZENLİ UYKU VE BESLENME MİGREN YÖNETİMİNİ DESTEKLİYOR'</strong><p>Migren yönetiminde sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Dağ, 'Her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak, düzenli beslenmek, yeterli su içmek ve kişiye uygun fiziksel aktivite yapmak migren ataklarının yönetilmesine yardımcı olabilir. Kafein tüketiminde aşırıya kaçmamak, stres yönetimine zaman ayırmak ve baş ağrısı günlüğü tutmak da yararlı olabilir. Bu kayıtlar hem olası tetikleyicileri fark etmeye hem de tedavinin işe yarayıp yaramadığını değerlendirmeye yardımcı olur' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/agriyi-kestigini-sandiginiz-il_1793779739_y45npE.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ağrıyı kestiğini sandığınız ilaçlar, baş ağrınızın sebebi olabilir! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/agriyi-kestigini-sandiginiz-il_1793779739_y45npE.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocukların dişlerini çürüten gizli tehlike! Diş Hekimi Alanur Kurşun'dan ailelere önemli uyarı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/cocuklarin-dislerini-curuten-gizli-tehlike-dis-hekimi-alanur-kursun-dan-ailelere-onemli-uyari/128742/</link>
            <description><![CDATA[Çocuklarda diş çürüklerinin oluşmasında yalnızca tüketilen şeker miktarı değil, şekerli yiyeceklerin gün içerisinde ne sıklıkla tüketildiği de büyük önem taşıyor. Diş Hekimi Kurşun'a göre, gün boyu sık sık şeker tüketmek diş minesinin kendini toparlamasını zorlaştırarak çürük riskini artırabiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/cocuklarin-dislerini-curuten-gizli-tehlike-dis-hekimi-alanur-kursun-dan-ailelere-onemli-uyari/128742/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 15:48:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocukların ağız ve diş sağlığını korumak isteyen ebeveynlerin, beslenme alışkanlıklarında gözden kaçırdığı önemli bir ayrıntı bulunuyor. Şeker tüketiminin miktarı kadar sıklığı da diş çürüklerinin oluşmasında etkili oluyor. Özellikle gün boyunca şekerleme yemek ve şekerli içecekleri sık sık tüketmek, çocukların dişlerini tekrarlanan asit saldırılarına maruz bırakabiliyor.</p><p><strong>HER ŞEKER TÜKETİMİNDE DİŞLER YENİDEN ASİTLE KARŞILAŞIYOR</strong></p><p>Ağız içerisinde bulunan bakteriler, tüketilen şekerlerden yararlanarak asit üretiyor. Ortaya çıkan bu asitler, diş minesindeki minerallerin kaybına neden olabiliyor.</p><p>Tükürük ise ağız ortamındaki asitlerin etkisini azaltarak diş minesinin yeniden mineral kazanmasına yardımcı oluyor. Ancak çocukların gün içerisinde sık sık şekerli besin tüketmesi, bu doğal koruma sürecine yeterince zaman bırakmayabiliyor.</p><p><strong>AZ ŞEKER TÜKETMEK HER ZAMAN DAHA AZ RİSK ANLAMINA GELMİYOR</strong></p><p>Örneğin öğle yemeğinin ardından bir porsiyon tatlı yiyen çocukla gün boyunca küçük miktarlarda şekerleme tüketen çocuğun dişleri aynı koşullara maruz kalmıyor.</p><p>Gün boyunca sık aralıklarla şekerli besin tüketen çocuk, toplamda daha az şeker alsa bile dişlerini daha fazla asit saldırısına maruz bırakabiliyor.</p><p>Bu nedenle diş çürüklerini önlemek için hem toplam şeker tüketiminin azaltılması hem de şekerli atıştırmalıkların gün içerisine yayılmaması önem taşıyor.</p><p>Özellikle yapışkan şekerlemeler, karamelli ürünler ve uzun süre yudumlanarak tüketilen şekerli içecekler, diş sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken ürünler arasında yer alıyor.</p><p><strong>ÇOCUKLARIN DİŞLERİNİ KORUMAK İÇİN 6 ÖNEMLİ ÖNERİ</strong></p><p>Diş hekimi Alanur Kurşun, Çocuklarda diş çürüğü riskinin azaltılması için ailelerin şu alışkanlıklara dikkat etmesini öneriyor:</p><strong>Şekerli yiyeceklerin tüketimini sınırlandırmak ve bunları gün boyunca sık sık vermemek.</strong><strong>Tatlı tüketilecekse ara öğünler yerine ana öğünlerle birlikte tercih etmek.</strong><strong>Şekerli ve asitli içecekler yerine su tüketimini teşvik etmek.</strong><strong>Dişleri yaşa uygun miktarda florürlü diş macunuyla günde iki kez fırçalamak.</strong><strong>Özellikle gece yatmadan önce diş fırçalamayı ihmal etmemek.</strong><strong>Çocukları düzenli diş hekimi kontrolüne götürmek.</strong><p><strong>ÖNEMLİ OLAN SAĞLIKLI ALIŞKANLIKLAR KAZANDIRMAK</strong></p><p>Çocukların diş sağlığını korumada amaç, yalnızca şekerli yiyecekleri kısıtlamak değil, sürdürülebilir ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazandırmak. Şeker tüketiminin miktarının ve sıklığının kontrol altında tutulması, düzenli diş fırçalama ve koruyucu diş hekimliği uygulamalarıyla birlikte çocukların ağız ve diş sağlığının korunmasına önemli katkı sağlayabiliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarin-dislerini-curuten-g_1793710127_kAUtjx.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocukların dişlerini çürüten gizli tehlike! Diş Hekimi Alanur Kurşun'dan ailelere önemli uyarı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocuklarin-dislerini-curuten-g_1793710127_kAUtjx.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bel ve boyun ağrılarına ‘ellerle’ gelen şifa: Manuel terapi nedir, kimlere uygulanır?]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/bel-ve-boyun-agrilarina-ellerle-gelen-sifa-manuel-terapi-nedir-kimlere-uygulanir/128601/</link>
            <description><![CDATA[Masa başı çalışma, yanlış duruş ve hareketsizlik nedeniyle artan bel, boyun ve eklem ağrılarına karşı manuel terapi etkili bir çözüm sunuyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/bel-ve-boyun-agrilarina-ellerle-gelen-sifa-manuel-terapi-nedir-kimlere-uygulanir/128601/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 01 Nov 2026 10:13:59 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Günümüzün getirdiği hareketsiz yaşam tarzı, yanlış duruş alışkanlıkları ve yoğun iş temposu; bel, boyun ve eklem ağrılarının toplum genelinde hızla artmasına yol açıyor. Medicana Bursa Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Büşra Yeşil, kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarında sıklıkla başvurulan manuel terapinin bilimsel temelleri ve kullanım alanları hakkında kritik uyarılarda bulundu.</p><p>Manuel terapinin halk arasında bilinen masaj ya da geleneksel kırık-çıkık müdahaleleriyle karıştırılmaması gerektiğine vurgu yapan Uzm. Dr. Büşra Yeşil, yöntemin tamamen hekim muayenesine dayanan tıbbi bir süreç olduğunu belirtti. Yeşil, 'Manuel terapi, alanında özel eğitim almış hekim ve fizyoterapistler tarafından herhangi bir cihaz kullanılmadan, yalnızca ellerle uygulanan özel bir tedavi yöntemidir. Mobilizasyon, manipülasyon ve yumuşak doku teknikleriyle eklem, kas ve sinir dokularındaki kısıtlılıkları gidermeyi ve vücudun doğal hareket kabiliyetini yeniden kazandırmayı amaçlıyoruz' dedi.</p><strong>BEL VE BOYUN FITIKLARINDA ETKİLİ ÇÖZÜM</strong><p>Yöntemin kullanım alanlarına ilişkin bilgi veren Yeşil; bel ve boyun fıtıkları, duruş bozukluğuna bağlı ağrılar, boyun kaynaklı baş ağrıları, donuk omuz ve spor yaralanmaları gibi pek çok rahatsızlıkta manuel terapiden faydalanıldığını ifade etti.</p><p>Kalıcı başarı için bütüncül bir yaklaşımın şart olduğunu aktaran Yeşil, 'Ağrıyı azaltmak ve eklem hareket açıklığını artırmak ilk hedefimiz. Ancak bu uygulamanın kalıcı olması için hastalarımıza kişiye özel egzersiz programları hazırlıyoruz. Günlük yaşamda doğru duruş ve ergonomik alışkanlıkların kazanılması, ağrıların tekrarlamaması açısından büyük önem taşıyor' diye konuştu.</p><strong>'HER HASTAYA UYGULANMAZ, UZMAN KONTROLÜ ŞART'</strong><p>Manuel terapinin her hasta için uygun olmayabileceği uyarısında bulunan Uzm. Dr. Büşra Yeşil, işlem öncesinde ayrıntılı bir hekim değerlendirmesinin şart olduğunu söyledi.</p><p>Terapinin uygulanamayacağı durumları sıralayan Yeşil, 'Kırık, ileri derecede kemik erimesi ve aktif iltihaplı romatizmal hastalıklar gibi durumlarda manuel terapi uygulanamayabilir ya da sınırlandırılabilir. Bu nedenle süreç mutlaka uzman hekim denetiminde yürütülmelidir' ifadelerini kullandı. Yeşil, kliniğinde uygulamaların uzman hekim takibinde ve sertifikalı fizyoterapistler eşliğinde güvenle gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bel-ve-boyun-agrilarina-ellerl_1793517238_NzI57Q.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bel ve boyun ağrılarına ‘ellerle’ gelen şifa: Manuel terapi nedir, kimlere uygulanır? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bel-ve-boyun-agrilarina-ellerl_1793517238_NzI57Q.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[En çok kadınları etkiliyor! Konya’da uzman doktor uyardı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/en-cok-kadinlari-etkiliyor-konya-da-uzman-doktor-uyardi/128396/</link>
            <description><![CDATA[Kemik erimesi yıllarca belirti vermeden ilerleyebiliyor. Özellikle menopoz sonrası kadınlarda risk artarken, Medicana Konya Hastanesi Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, hastalığın nedenlerini ve korunma yollarını anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/en-cok-kadinlari-etkiliyor-konya-da-uzman-doktor-uyardi/128396/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 28 Oct 2026 11:04:26 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Osteoporoz; halk arasında bilinen adıyla kemik erimesinin, kemik mineral yoğunluğunun azalması ve bu mikro yapının bozulması sonucunda kemiklerin zayıflayıp kırılgan hale geldiği sistemik bir iskelet hastalığı olduğunu belirten Konya Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, osteoporozun çoğu zaman herhangi bir belirti vermeden yıllarca ilerlediğini ve genellikle ilk bulgunun bir kırık meydana geldiğinde ortaya çıktığını söyledi.</p><p>En sık omurgada, kalçada ve el bileğinde kırıklar görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, bu kırıkların bel ile sırt ağrıları, boyda kısalma ve duruş bozukluğuna sebep olduğunu belirtti. Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, 50 yaş üstü ve menopoz sonrası dönemde olan kadınların en yüksek risk grubunda olduğunun da altını çizdi.</p><strong>KEMİK ERİMESİNİN BAŞLICA NEDENLERİ VE RİSK FAKTÖRLERİ</strong><p>Hormonal değişimlerin kadınlarda birçok değişikliğe sebep olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, 'Menopozla birlikte östrojen hormonu seviyesinin düşmesi kemik yıkımını hızlandırır. İlerleyen yaşla birlikte kemik yapım hızı yavaşlar, yıkım hızı artar. Beslenme eksiklikleri yani yetersiz kalsiyum ve D vitamini alımı kemik kalitesini olumsuz etkiler. Yaşa uygun günlük kalsiyum ve D vitamini ihtiyacının karşılanması gerekir. Yaşam tarzının hareketsiz olması, sigara ve aşırı alkol tüketimi olumsuz etkiyi artırırken ince, zayıf ve küçük kemik yapısına sahip bireylerde de kemik erimesine yatkınlık olmaktadır' dedi.</p><strong>YAŞLANMA VE MENOPOZ DIŞINDA KEMİK ERİMESİNE SEBEP OLAN DURUMLAR</strong><p>İlaç kullanımına bağlı nedenlerin kemik erimesine sebebiyet verebileceğini belirten Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, '3 aydan uzun süreli kortizon kullanımı, aşırı tiroid hormonu tedavisi, meme ve prostat kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, uzun süreli mide koruyucu ilaçlar, bazı epilepsi ilaçları ve kan sulandırıcı ilaçlar bu etkiyi artırır. Hormonal hastalıklar yani diyabet, tiroid ve paratiroid bezlerinin aşırı çalışması, cushing hastalığı, hipogonadizm açıklamak gerekirse erkeklerde testesteron, kadınlarda erken menopoza bağlı östrojen hormonunun genç yaşta yetersiz olması etkendir. Bunlara ek olarak sindirim sistemi ve beslenme bozuklukları da kemik erimesine sebep olan durumlar arasındadır. Çölyak hastalığı, crohn hastalığı ve ülseratif kolit, obezite cerrahisi mide küçültme ameliyatları sonrasında besin emiliminin azalması, kronik karaciğer hastalıkları örnek olarak verilebilir. Ayrıca kronik böbrek yetmezliğinde böbrekler D vitaminini aktifleştirme ve vücuttaki kalsiyum fosfor dengesini sağlama görevini yapamadığında kemik metabolizması ciddi şekilde bozulur. Romatoid Artrit ve Ankilozan Spondilit gibi romatizmal hastalıklar da kemik yıkımını arttırır. Multipl myelom, lösemi ve lenfoma gibi hematolojik ve onkolojik hastalıklar da kemik erimesine sebep olabilir. Hareketsizlik, felç, uzun süre yatağa bağımlılık nedeniyle kemiklere yük binmemesi kemik yapım mekanizmasını durdurarak hızlı bir erimeye yol açan etkenler arasındadır&#39;&#39; ifadelerini kullandı.</p><strong>KEMİK ERİMESİNDE DORUK KEMİK KÜTLESİNİ YÜKSEK TUTMAK ÇOK ÖNEMLİ</strong><p>'Kemik erimesini önlemek, özellikle 30&#39;lu yaşların başında ulaşılan doruk kemik kütlesini ne kadar yüksek tuttuğunuz ve sonraki yaşlarda bu kütleyi nasıl koruduğunuz ile doğrudan ilgilidir' diyen Tekkurt, şunları ekledi:</p><p>&#39;&#39;Güçlü kemiklere sahip olmak ve ilerleyen yaşlarda kırık riskini minimuma indirmek için bütüncül bir yaşam tarzı değişikliği şarttır. Beslenme kalsiyum dengesine dikkat edilmelidir. Kemiklerin ana yapı taşı olan kalsiyumun günlük ihtiyaca uygun olarak besinlerle alınması hayati önem taşır. Süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler zengin kalsiyum kaynaklarıdır. Günlük 1000 mg ile bin 200 mg kalsiyum alımı önerilir. Buna ek olarak D vitamini ve güneş ışığı alımı bir diğer etkendir. Kalsiyumun bağırsaklardan emilebilmesi ve kemik dokusuna bağlanabilmesi için yeterli D vitamini bulunmalıdır. Günlük D vitamini ihtiyacının en doğal kaynağı güneştir. Cildin doğrudan günde 10-15 dakika güneş ışığı alması oldukça faydalıdır. Diyetle yeterli D vitamini alınamadığı durumlarda, hekim kontrolünde yılda en az bir kez D vitamini seviyelerine baktırılmalı ve gerekiyorsa takviye de kullanılmalıdır. Kemikler canlı dokulardır; üzerlerine yük bindikçe güçlenir ve kendilerini yenilerler. Yürüyüş, tempolu koşu, tenis ve dans gibi yer çekimine karşı vücut ağırlığını taşıyarak yapılan aktiviteler kemik yoğunluğunu arttırır. Haftada 3-4 gün en az 30 dakika tempolu yürüyüş başlangıç için idealdir. Hafif ağırlıklar, direnç bantları ile yapılan direnç ve güç antrenmanları kasları güçlendirirken kemik kütlesini korur. Sürekli tekrarlanan bir diğer husus ise zararlı alışkanlıklardan uzak durmaktır. Sigara ve alkol kemik erimesi üzerine olumsuz etki yapar. Aşırı kahve tüketimi kalsiyumun böbrekler yoluyla vücuttan atılmasına neden olur. Günlük kahve tüketimini sınırlamak kemik sağlığını korur. Özellikle risk altındaki bireylerin, menopoz sonrası kırık riski yüksek olan kadınların uzmanlar tarafından kemik taraması yaptırması önerilir. Sonuç olarak osteoporozdan korunmak erken yaşlarda başlayan yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirilmesi ile mümkündür.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/en-cok-kadinlari-etkiliyor-kon_1793174662_ztjYQb.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ En çok kadınları etkiliyor! Konya’da uzman doktor uyardı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/en-cok-kadinlari-etkiliyor-kon_1793174662_ztjYQb.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Aman dikkat! Diş eti kanaması kalp hastalığının habercisi mi?]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/aman-dikkat-dis-eti-kanamasi-kalp-hastaliginin-habercisi-mi/128373/</link>
            <description><![CDATA[Diş fırçalarken görülen diş eti kanaması, yalnızca ağız sağlığıyla ilgili bir sorun olmayabilir. Diş Hekimi Alanur Kurşun, diş eti hastalıkları ile kalp ve damar sağlığı arasındaki ilişkiye dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/aman-dikkat-dis-eti-kanamasi-kalp-hastaliginin-habercisi-mi/128373/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 16:22:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diş hekimi Alanur Kurşun, diş eti kanamasının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Diş fırçalarken ortaya çıkan birkaç damla kan, birçok kişi tarafından önemsenmiyor. Ancak diş eti kanaması, ağızda gelişen iltihabi hastalıkların erken belirtilerinden biri olabiliyor.</p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, diş eti sağlığının yalnızca ağız ve dişlerle sınırlı olmadığını belirterek, bilimsel araştırmalarda diş eti hastalıkları ile kalp ve damar hastalıkları arasında dikkat çekici ilişkiler bulunduğunu ifade etti.</p><p><strong>DİŞ ETİ KANAMASINI HAFİFE ALMAYIN!</strong></p><p>Diş eti kanamasının çoğunlukla dişlerde biriken bakteri plağının neden olduğu iltihaplanmayla ilişkili olduğunu belirten Kurşun, bu durumun diş etlerinde kızarıklık, şişlik ve kanamaya yol açabildiğini söyledi. Erken dönemde fark edilen diş eti sorunlarının doğru ağız bakımı ve diş hekimi kontrolüyle tedavi edilebildiğine dikkat çeken Dt. Alanur Kurşun, ihmal edilen hastalıkların dişleri destekleyen daha derin dokulara ilerleyebileceğini vurguladı.</p><p><strong>DİŞ ETİ HASTALIKLARI KALBİ ETKİLER Mİ?</strong></p><p>Diş eti hastalıkları ile kalp ve damar sağlığı arasındaki ilişkinin uzun yıllardır bilimsel araştırmalara konu olduğunu ifade eden Kurşun, özellikle periodontitis hastalarında kalp ve damar hastalıklarının daha sık görülebildiğini aktardı. </p><p>Dt. Alanur Kurşun, bu ilişkinin olası nedenlerinden birinin, iltihaplı diş eti dokularından bakterilerin ve iltihapla ilişkili maddelerin kan dolaşımına ulaşabilmesi olduğunu belirterek, önemli bir ayrıntıya dikkat çekti. </p><p>Kurşun, diş eti hastalığı ile kalp hastalığının birlikte görülmesinin, birinin doğrudan diğerine neden olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.</p><p><br>Kurşun, diş eti kanaması yaşayan herkesin kalp hastası olmadığını, diş eti tedavisinin kalp krizini önlediğinin de kesin olarak kanıtlanmadığını da ifade etti.</p><p><strong>SAĞLIKLI DİŞ ETLERİ İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</strong></p><p>Diş eti sağlığını korumak için günlük ağız bakımının büyük önem taşıdığını belirten Diş Hekimi Alanur Kurşun, dişlerin doğru teknikle fırçalanmasını, diş aralarının düzenli temizlenmesini ve diş hekimi kontrollerinin aksatılmamasını önerdi. Kurşun, sigara kullanımının bırakılması ve diyabet hastalarında kan şekeri kontrolünün sağlanmasının da ağız sağlığını korumada önemli olduğunu dile getirdi.<br><strong>Diş hekimi Kurşun, Kalp ve damar sağlığı açısından ise tansiyon, kolesterol ve kan şekeri takibinin yanı sıra dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin önemini hatırlattı.</strong></p><p><strong>'DİŞ ETİNİZ KANIYORSA DİŞ HEKİMİNE DANIŞIN'</strong></p><p>Diş eti kanamasının yalnızca sert diş fırçasından kaynaklandığının düşünülmemesi gerektiğini belirten Kurşun, özellikle tekrarlayan kanamalarda uzman değerlendirmesinin önemine dikkat çekti.</p><p>Sağlıklı bir gülüşün yalnızca güzel görünen dişlerden ibaret olmadığını vurgulayan Kurşun, ağız sağlığının korunmasında erken farkındalık ve bilinçli alışkanlıkların belirleyici olduğunu ifade etti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/aman-dikkat-dis-eti-kanamasi-k_1793107363_koxY6Q.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Aman dikkat! Diş eti kanaması kalp hastalığının habercisi mi? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/aman-dikkat-dis-eti-kanamasi-k_1793107363_koxY6Q.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Omurganız kaç yaşında? Yaşlanma etkilerini silen 6 kritik alışkanlık]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/omurganiz-kac-yasinda-yaslanma-etkilerini-silen-6-kritik-aliskanlik/128347/</link>
            <description><![CDATA[Yaşın ilerlemesiyle birlikte omurgada meydana gelen aşınma ve deformasyonlar günlük yaşam kalitesini düşürüyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Turan Uslu, doğru egzersiz, ergonomik duruş ve beslenme alışkanlıklarıyla omurga sağlığını korumanın ve yaşa bağlı hasarları önlemenin püf noktalarını sıraladı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/omurganiz-kac-yasinda-yaslanma-etkilerini-silen-6-kritik-aliskanlik/128347/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 10:08:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/omurganiz-kac-yasinda-yaslanma_1793085258_EyqUIt.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Omurganız kaç yaşında? Yaşlanma etkilerini silen 6 kritik alışkanlık ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/omurganiz-kac-yasinda-yaslanma_1793085258_EyqUIt.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kızamık yeniden alarm veriyor! Çocuklarda beyin hasarı riski]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/kizamik-yeniden-alarm-veriyor-cocuklarda-beyin-hasari-riski/128135/</link>
            <description><![CDATA[Çocuklarda kızamık vakalarındaki artış, hastalığın ağır sonuçlarını yeniden gündeme taşıdı. Uzman Dr. Nurullah Dikmen, kızamığın ardından gelişebilen SSPE'nin beyin işlevlerini bozabildiğini belirterek aileleri aşı konusunda uyardı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/kizamik-yeniden-alarm-veriyor-cocuklarda-beyin-hasari-riski/128135/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 10:08:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kızamık, bir dönem dünyadaki en ölümcül virüs salgınlarından biri olarak öne çıkıyordu. Birçok ölüme ve kalıcı hasara neden olan kızamık, aşılar sayesinde kontrol altına alınmıştı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve uzman verilerine göre, 2026 yılının sonbaharı itibarıyla vaka sayıları binleri aştı. Son dönemde artan kızamık vakalarına dikkat çeken Enfeksiyon Kliniğinden Uzm. Dr. Nurullah Dikmen, kızamıkla birlikte subakut sklerozan panensefalit (SSPE) komplikasyonu görülen çocuklarda beynin devre dışı kaldığını ve geri dönülmez hasarların oluştuğunu ifade ederek önemli uyarılarda bulundu.</p><p>Aşı karşıtlığı nedeniyle son dönemde kızamık vakalarında artış yaşandığına dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurullah Dikmen, 'Kızamığın artması, aşılama durumunda sıkıntıların olduğunu göstermekte. Çünkü eskiden biz kızamıkta aşıları tam yaptık. Çok güzel kampanyalar yaptık ve bunun kökünün kazınabileceğini düşündük ama son zamanlarda aşı karşıtlıkları, özellikle aşı reddi dediğimiz durumlar, vatandaşların &#39;Biz aşı yaptırmak istemiyoruz&#39; diyerek aşıyı reddetmesi sıkıntılara yol açmakta' dedi.</p><strong>'KIZAMIK SONRASI BEYİN DEVRE DIŞI KALABİLİR, KALICI HASARLARA NEDEN OLABİLİR'</strong><p>Hastalığın basit bir döküntü olarak görülmemesi ve kalıcı hasarlara yol açabileceğinin bilinmesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Nurullah Dikmen, 'Kızamık tabii ki şu anda çok hızlı bulaşan bir enfeksiyon. Aynı anda yüzlerce kişiye yayılabilen, odaya girip çıkmayla, yanında bulunmakla hemen bulaşabilen, bulaştırıcılığı çok yüksek bir enfeksiyon. Bunun tabii ki normalde 1 yaşında ve okul zamanında olmak üzere iki kere aşılanması gerekiyor insanların ama aşı karşıtlıkları bizi bu duruma getirdi. Şu an için herkese aşı olmasını öneriyoruz ama bunların tabii sıkıntıları da var. Bu kızamık tek başına bulaşır, çabuk da geçebilen bir enfeksiyon ama tabii bunun komplikasyonları var. Bunun en korkulan komplikasyonu subakut sklerozan panensefalit (SSPE) dediğimiz tablo. Bu tabii ki çok mağduriyetlere yol açan, hastalığa yakalanıldığında oluşabilecek komplikasyonların en kötüsü. Bu, beynin işlevlerini kaybettiğini, beynin devre dışı kaldığını gösterebilen bir tablo. Çok dramatik bir tablo. Bundan en azından bunun için bile aşı olmamız lazım diye düşünüyorum. SSPE, kızamığın komplikasyonları arasında geçiyor. Beynin iltihaplanması gibi ensefalite neden oluyor. Subakut sklerozan panensefalitte beyin dokusu kötü etkileniyor ve maalesef çocuklarda normal gelişimlerinin dışında gelişme geriliği ve fiziksel gelişim geriliği görülüyor. Beyin devre dışı kalıyor' diye konuştu.</p><strong>'KIZAMIKLI BİRİNİN ODASINA GİRMEYLE BİLE BULAŞABİLİR'</strong><p>Virüsün, kızamıklı birinin odasına girip çıkmayla bile bulaşabileceğini belirten Uzm. Dr. Dikmen, 'Aşı ile birlikte SSPE&#39;den kurtulunabilir. Bundan korunmamız lazım. Biz çok başarılara imza attık. Hastalık bir zamanlar yok denecek kadar azdı ama şu anda aşı karşıtları sayesinde maalesef kötü duruma gelebiliyoruz. Çok hızlı bulaşıyor. Çünkü kızamık dediğiniz, kızamıklı birinin yanına bir anlık girmenizle bile bulaşmaya yetebilen bir tablo. Kızamığın kötü durumlarının da farkında olmak lazım. Çocukların kızamıktan korunmak için 1 yaşında, bir de ilkokula başladığı zamanda iki kere aşı olması gerekiyor. Aşılarımızla çocuklarımızı kontrol altına almamız lazım. Ondan sonra yapılabilecek çok fazla bir şey olmuyor. Kızamık, tamam, geçirilebilir, döküntülü bir hastalıktır. Geçer gider ama komplikasyonları görülürse sıkıntı orada başlıyor. Kızamık geçiren çocukta SSPE gelişirse maalesef beklemediğimiz bir tablo oluşabiliyor. Bunun için bile çocuklarımıza aşı yapmamız lazım' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kizamik-yeniden-alarm-veriyor-_1792739331_9cnKmu.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kızamık yeniden alarm veriyor! Çocuklarda beyin hasarı riski ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kizamik-yeniden-alarm-veriyor-_1792739331_9cnKmu.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaşlandıkça dişler neden sararır? Diş hekimi Alanur Kurşun anlattı.]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/yaslandikca-disler-neden-sararir-dis-hekimi-alanur-kursun-anlatti/128000/</link>
            <description><![CDATA[Diş Hekimi Alanur Kurşun, yaş ilerledikçe dişlerde görülen sararma, aşınma ve diş eti çekilmesinin nedenlerini anlattı. Diş sağlığını korumanın yolları haberimizde..]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/yaslandikca-disler-neden-sararir-dis-hekimi-alanur-kursun-anlatti/128000/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 15:18:51 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaşlanmayla birlikte dişlerde renk değişimi, aşınma, diş eti çekilmesi ve hassasiyet görülebiliyor. Diş Hekimi Alanur Kurşun, yaş ilerlemesinin mutlaka diş kaybı anlamına gelmediğini belirterek, doğru ağız bakımı ve düzenli kontrollerle doğal dişlerin uzun yıllar korunabileceğine dikkat çekti.</p><p>Yaşlanma süreci yalnızca ciltte ve saçlarda değil, ağız ve diş sağlığında da çeşitli değişikliklere yol açıyor. Diş Hekimi Alanur Kurşun, yıllar içinde çiğneme kuvvetleri, sıcak-soğuk değişimleri ve günlük alışkanlıkların dişler üzerinde etkili olduğunu belirterek önemli bilgiler paylaştı.</p><p><strong>DİŞLER NEDEN SARARIR VE AŞINIR?</strong></p><p>Yaş ilerledikçe dişlerin daha sarı veya koyu görünebildiğini ifade eden Kurşun, bunun nedenlerinden birinin diş minesinin zamanla aşınarak altındaki sarı renkli dentin tabakasının daha belirgin hle gelmesi olduğunu söyledi.</p><p>Çay, kahve ve tütün kullanımının da renk değişimlerini artırabildiğini belirten Diş hekimi Alanur Kurşun, diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlıklarının aşınmayı hızlandırabileceğine dikkat çekti.</p><p>Kurşun, dişlerde meydana gelen kısalma ve yüzey kayıplarının yalnızca estetik görünümü değil, çiğneme fonksiyonunu da etkileyebileceğini vurguladı.</p><p><strong>DİŞ ETİ ÇEKİLMESİNE DİKKAT!</strong></p><p>İlerleyen yaşlarda diş eti çekilmesinin daha sık görülebildiğini belirten Alanur Kurşun, bu durumun yalnızca yaşlanmaya bağlanmaması gerektiğini ifade etti.</p><p>Diş eti hastalıkları ve sert fırçalama gibi etkenlerin de çekilmeye neden olabildiğini aktaran Kurşun, açığa çıkan diş köklerinin çürüğe ve sıcak-soğuk hassasiyetine karşı daha savunmasız olduğunu kaydetti.</p><p><strong>KANAL TEDAVİSİ YAŞLA BİRLİKTE ZORLAŞABİLİR</strong></p><p>Yaşla birlikte dişin iç kısmındaki pulpa boşluğunun ve kök kanallarının daralabildiğini belirten Kurşun, bu değişimlerin dişlerin uyaranlara verdiği tepkileri etkileyebileceğini ve kanal tedavisini teknik açıdan güçleştirebileceğini söyledi.</p><p><strong>'YAŞ ALMAK, DİŞ KAYBETMEK DEMEK DEĞİL'</strong></p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, sağlıklı dişlerin ileri yaşlarda da korunabileceğini vurgulayarak düzenli diş hekimi kontrollerinin, doğru ağız bakımının ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.</p><p>Dt. Alanur Kurşun, '<strong>Önemli olan yalnızca dişlerimizin kaç yaşında olduğu değil, onları ne kadar sağlıklı tutabildiğimizdir. Çünkü sağlıklı bir gülüş, yaşamın her döneminde mümkündür.</strong>' ifadeleriyle sözlerini tamamladı.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yaslandikca-disler-neden-sarar_1792498729_QM0BLF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaşlandıkça dişler neden sararır? Diş hekimi Alanur Kurşun anlattı. ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yaslandikca-disler-neden-sarar_1792498729_QM0BLF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kanser belirti vermeden tespit edilebilir mi? Konya’da uzmanından kritik uyarı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/kanser-belirti-vermeden-tespit-edilebilir-mi-konya-da-uzmanindan-kritik-uyari/127755/</link>
            <description><![CDATA[Konya Medicana Hastanesi Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Nesrin Atcı, meme kanserinin erken tanısında mamografinin hayati rolüne dikkat çekerek, Konya'daki kadınlara rutin kontrollerini ve taramalarını asla ertelememeleri çağrısında bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/kanser-belirti-vermeden-tespit-edilebilir-mi-konya-da-uzmanindan-kritik-uyari/127755/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 11:11:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Meme kanserinin erken tanısında mamografi, temel görüntüleme yöntemlerinden biri olurken, mamografi sayesinde elle hissedilemeyen, herhangi bir belirtiye neden olmayan meme değişiklikleri tespit edilebiliyor. Medicana Konya Hastanesi Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Nesrin Atcı, özellikle şüpheli mikrokalsifikasyonların erken dönemde tespit edilmesinin, duktal karsinoma insitu adı verilen meme kanserinin erken bir formunun belirlenmesine katkı sağlayabileceğini belirterek, her mikrokalsifikasyonun kanser anlamına gelmediğini fakat şüpheli bulguların zamanında değerlendirilmesinin de çok önemli olduğunu ifade etti.</p><strong>UYGUN ARALIKLARLA TARAMA YAPILMALI</strong><p>X ışınları kullanılarak gerçekleştirilen ve düşük dozda radyasyon içeren bir görüntüleme yöntemi olan mamografide, tarama sırasında elde edilen görüntüler, meme dokusundaki muhtemel anormalliklerin belirlenmesini sağlıyor. Mamografinin yararları ve muhtemel risklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Nesrin Atcı, 'Yaşa ve kişisel risk durumuna uygun aralıklarla yapılan taramalar, meme kanserinin erken evrede tespit edilmesine yardımcı olabilir. Mamografi sırasında meme dokusuna kısa süreli basınç uygulanır. Bu işlem, dokunun daha iyi görüntülenmesini ve görüntü kalitesinin artırılmasını sağlar. Bazı kişilerde geçici rahatsızlık veya ağrı hissedilebilir. Adet gören kişilerde meme hassasiyetinin daha az olduğu günlerin tercih edilmesi rahatsızlığı azaltabilir. Ayrıca çekim günü meme ve koltuk altı bölgesine deodorant, roll-on veya pudra gibi kozmetik ürünlerin uygulanmaması önerilir; bu ürünler görüntülerde kalsifikasyonlara benzeyen izler oluşturabilir. Mamografi genellikle 10-15 dakika süren bir incelemedir. Çekim sırasında her iki meme uygun pozisyonlarda görüntülenir ve elde edilen görüntüler radyoloji uzmanı tarafından değerlendirilir. Şüpheli bir bulgu tespit edildiğinde ek mamografik görüntüler, ultrasonografi veya gerekli durumlarda biyopsi gibi ileri değerlendirmeler yapılabilir. Görüntüleme yöntemlerinin seçimi, tespit edilen bulgunun özelliklerine ve kişinin klinik durumuna göre belirlenir. Meme implantı bulunan kişilerde de gerekli durumlarda mamografi uygulanabilir. Bu kişilerde meme dokusunun daha iyi değerlendirilebilmesi için özel çekim teknikleri ve pozisyonları kullanılabilir. Erkeklerde meme kanseri kadınlara kıyasla daha nadir görülmekle birlikte, memede kitle veya meme başında değişiklik gibi şüpheli bulguların değerlendirilmesinde mamografi ve gerektiğinde diğer görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir. Erkeklerde rutin mamografi taraması ise genellikle uygulanmaz' dedi.</p><strong>RUTİN KONTROLLERİ ERTELEMEMEK ÖNEMLİ BİR ADIM</strong><p>Meme kanseri farkındalık ayında, erken tanının öneminin yanı sıra görüntüleme yöntemlerinin hastalığın belirlenmesindeki rolünün de vurgulanması gerektiğini aktaran Uzm. Dr. Nesrin Atcı, 'Mamografi, henüz belirti vermeyen meme değişikliklerinin tespit edilmesine yardımcı olarak erken tanı sürecinde önemli bir yer tutar. Bununla birlikte her şüpheli bulgu kanser anlamına gelmez ve gerekli değerlendirmelerin zamanında yapılması önem taşır. Yaşa, kişisel risk durumuna ve sağlık uzmanlarının önerilerine uygun taramaların aksatılmaması, meme sağlığının korunması açısından önemli bir adımdır. Elbette ki radyoloji uzmanları, tüm hastalarına güzel haberler vermek ister. Ancak hekimler için asıl mutluluk, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce şüpheli bir bulguyu fark ederek hastanın erken tanı almasına katkıda bulunmaktır. Mamografide tespit edilen her şüpheli bulgu kanser değildir. Fakat gerekli değerlendirmelerin zamanında yapılması, kanser varsa erken tanı konulması açısından büyük önem taşır. Bu nedenle hastalar yaşına, kişisel risk durumuna ve doktorunun tavsiyelerine uygun meme kanseri taramalarını ihmal etmemelidir. Korkmadan, ertelemeden ve doğru bilgiyle hareket ederek sağlık için önemli bir adım atılmalıdır' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kanser-belirti-vermeden-tespit_1792138291_uTkKVv.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kanser belirti vermeden tespit edilebilir mi? Konya’da uzmanından kritik uyarı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kanser-belirti-vermeden-tespit_1792138291_uTkKVv.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gözlükten tamamen kurtulmak mümkün mü? Uzmanı anlattı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/gozlukten-tamamen-kurtulmak-mumkun-mu-uzmani-anlatti/127750/</link>
            <description><![CDATA[Halka arasında "akıllı lens" olarak bilinen özellikli göz içi mercekleri, katarakt ve presbiyopi hastalarına gözlüksüz bir yaşam vadediyor. Peki bu mercekler nasıl çalışıyor, kimlere uygulanıyor ve beyin bu yeni sisteme nasıl uyum sağlıyor? Op. Dr. Diclehan Ali Dicle, modern göz cerrahisinin merak edilenlerini anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/gozlukten-tamamen-kurtulmak-mumkun-mu-uzmani-anlatti/127750/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 10:10:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İlerleyen yaşla birlikte ortaya çıkan görme kusurları ve katarakt problemi, günümüzde cerrahi teknolojilerdeki gelişmeler sayesinde tek bir operasyonla geride bırakılabiliyor. Özellikle gözlük ve lens bağımlılığından tamamen kurtulmak isteyen bireyler için göz içi mercek tedavileri modern tıbbın sunduğu en önemli alternatifler arasında yer alıyor. Göz Hastalıkları Op. Dr. Diclehan Ali Dicle, halk arasında akıllı lens olarak bilinen özellikli (premium) göz içi merceklerinin yapısı, kimlere uygulanabileceği ve dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında önemli bilgiler verdi.</p><strong>GERÇEK 'AKILLI LENS' DOĞAL MERCEĞİMİZDİR</strong><p>Op. Dr. Diclehan Ali Dicle 'Tıp dünyasında 'akıllı lens' şeklinde bir tanım bulunmamaktadır; bu durum tamamen toplumumuzda kullanılan ve halk arasında yerleşmiş bir benzetmeden ibarettir. Dünyada gerçekten 'akıllı' bir lensten bahsedilecekse, o da gençlik döneminde yaklaşık 40-45 yaşlarımıza kadar gözümüzün içinde doğuştan var olan kendi doğal lensimizdir. Biyolojik lensimiz mükemmel bir dinamizme sahiptir; bakılmak istenen nesneyi anında netlemekiçin şeklini değiştirir, kırıcılığını, kırma gücünü ve kalınlığını ayarlar. İster ufuktaki bir dağa ister eldeki kitabın küçücük bir harfine bakılsın, göz saniyenin kesirlerinde uyum yaparak objenin net bir şekilde görülmesini sağlar'dedi.</p><strong>AMELİYATLARDA 'ÖZELLİKLİ LENSLER' KULLANILIYOR</strong><p>Op. Dr. Diclehan Ali Dicle 'Katarakt ya da şeffaf lens cerrahisinde göz içine yerleştirilen mercekler, tıbbi adıyla 'Premium Lensler' yani 'Özellikli Lensler'dir. Geleneksel katarakt cerrahisinde kullanılan standart, tek odaklı (monofokal) lensler hastanın yalnızca uzağı net görmesini sağlamakta; hasta yakın ve orta mesafeler için ömür boyu gözlük kullanmaya devam etmektedir. Özellikli mercekler ise hastanın uzak, orta ve yakın mesafeyi, hatta bu mesafeler arasındaki geçişleri kesintisiz olarak görmesini amaçlar. Günümüz sınıflamasında göz içi lenslerinin 6 farklı çeşidi bulunmakla birlikte, özellikle iki tanesi hastaları günlük hayatta gözlük bağımlılığından büyük oranda kurtarır.</p><p>Trifokal Lensler (Üç Odaklı): Uzak, orta (bilgisayar mesafesi) ve yakın (okuma mesafesi) olmak üzere üç temel odağı hedefler.</p><p>EDOF Lensler (Odak Derinliği Artırılmış Mercekler): Özellikle uzak ve orta mesafede kesintisiz, akıcı bir görüş sunar; fonksiyonel bir yakın görüş sağlar.<br>Bu merceklerin torik modelleri sayesinde hastada mevcut olan astigmatizma kusurunu da aynı cerrahi seansta başarıyla düzeltmek mümkündür' dedi.</p><strong>'ÖZELLİKLİ LENSLER KİME UYGULANIR'</strong><p>Op. Dr. Diclehan Ali Dicle bu cerrahinin gerçekleştirebilmesi ve lenslerin göz içine güvenle yerleştirebilmesi için belirli kriterleri sıraladı.<br>'Yaş ve Görme İhtiyacı: Hastada katarakt yoksa; 45 yaş üzerinde hem uzak hem de yakın görüşte belirgin gözlük ihtiyacı olan ve artık doğal lensinin esnekliğini yitirdiği (presbiyopi) hasta grubunda değerlendirilir.</p><p>Göz Dokularının Sağlığı: Lens dışında kalan tüm göz dokularının özellikle kornea tabakasının ve retinanın (sarı nokta ve sinir tabakası) bu merceklerin optik yapısına engel teşkil edecek herhangi bir hastalığa sahip olmaması gerekir.<br>Katarakt Hastaları: Zaten katarakt ameliyatı olması gereken ve ameliyat sonrasında hayatına gözlüksüz devam etmek isteyen uygun adaylarda bu mercekler başarıyla tercih edilir.</p><p>45 yaşından sonra gözlük bağımlılığından kurtulmak isteyen ya da kataraktı gelişmiş, göz dokuları sağlıklı olan seçilmiş hastalara bu mercekler uygulanabilmektedir' şeklinde konuştu.</p><strong>GÖRME KALİTESİ VE YAŞAM KONFORUNU ARTIRIYOR</strong><p>Op. Dr. Diclehan Ali Dicle 'Doğal lens esneyerek, hareket ederek ve kalınlığını değiştirerek netleme yaparken; göz içine yerleştirilen yapay lenslerin böyle biyomekanik bir hareket kabiliyeti yoktur, şekil veya form değiştiremezler. Bu lensler netliği sağlamak için yüzeylerinde bulunan özel optik halkalardan, kırıcı basamaklardan ve mikro yapılardan yararlanırlar. Göze gelen ışığı belirli oranlarda bölerler; ışığın bir kısmı uzağa, bir kısmı orta mesafeye, bir kısmı ise yakın mesafeye yönlendirilir. Bu çalışma prensibi bazı optik özellikleri beraberinde getirir:<br>Kontrast Değişimi: Toplam ışık yüzdeler halinde farklı odaklara paylaştırıldığı için, tek odaklı bir lense kıyasla özellikle loş ışıkta uzağa bakarken hafif bir kontrast (canlılık/keskinlik) kaybı yaşanabilir.</p><p>Işık Fenomenleri (Halo, Glare, Starburst): Lens yüzeyindeki kırıcı halkalar, özellikle karanlık ortamlarda ışığın bir kısmının dağılmasına yol açabilir. Bu durum geceleri araba kullanırken karşıdan gelen farların etrafında hareler (halo), parlama ve ışık saçılmaları (starburst) şeklinde algılanabilir' dedi.</p><strong>NÖROADAPTASYON: BEYNİN YENİ GÖRÜŞE ALIŞMA SÜRECİ</strong><p>Op. Dr. Diclehan Ali Dicle 'Hastaların neredeyse tamamında bu optik fenomenler geçicidir. Göz bu ışıkları lense bağlı olarak saçılmış halde alsa da insan beyni filtreleme ve öğrenme kapasitesine sahiptir; bu durum tıpta 'Nöroadaptasyon' (zihinsel uyum) olarak adlandırılır. Sabah giyilen bir çorabın tenle temasının gün içinde beyin tarafından önemsiz kabul edilerek unutulması gibi; ilk aylarda gece farlarında fark edilen saçılma veya hareler de ortalama 3 ila 6 ay içerisinde beyin tarafından normalize edilir, görüntü ayıklanır ve hastaların çoğunluğunda kalıcı bir rahatsızlık oluşturmaz' dedi.</p><p>Op. Dr. Diclehan Ali Dicle 'Uygulamanın temel amacı hastanın yaşam kalitesini ve konforunu artırmaktır. Hastanın cerrahi öncesindeki görme kalitesi ve yaşam konforu bu lenslerle sunulacak seviyenin gerisindeyse, yapılan işlem fonksiyonel olarak doğru bir adımdır. Doğru planlama ile yapılan bu cerrahi uygulamalar sayesinde hasta sabah uyandığında saate bakabilmekte, telefondaki mesajı gözlüksüz okuyabilmekte, arabasını kullanıp bilgisayarda çalışırken hayatını çerçeveye bağlı kalmadan sürdürebilmektedir' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gozlukten-tamamen-kurtulmak-mu_1792134644_w50o82.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gözlükten tamamen kurtulmak mümkün mü? Uzmanı anlattı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gozlukten-tamamen-kurtulmak-mu_1792134644_w50o82.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya’da talasemi hastaları için iş birliği gündemde]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-talasemi-hastalari-icin-is-birligi-gundemde/127721/</link>
            <description><![CDATA[Talasemi hastalarının sağlık hizmetlerine ulaşımını kolaylaştırmak ve tedavi süreçlerini iyileştirmek amacıyla Konya’da önemli bir görüşme gerçekleştirildi. Talasemi Yaşam Derneği yöneticileri ile Konya İl Sağlık Müdürlüğü arasında yapılan toplantıda, hastaların yaşam kalitesini yükseltecek çalışmalar ve kurumlar arası iş birliği imkânları değerlendirildi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-talasemi-hastalari-icin-is-birligi-gundemde/127721/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 15:54:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Konya&#39;da talasemi hastalarının yaşadığı sorunların çözümüne yönelik çalışmalar gündeme geldi. Talasemi Yaşam Derneği Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sinan Demircioğlu ile Dernek Başkanı Mustafa Dolu, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz&#39;u makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmede, talasemi hastalarının tanı ve tedavi aşamalarında karşılaştıkları güçlükler, sağlık hizmetlerine erişim imknları ve bakım süreçlerinin geliştirilmesi ele alındı. Hastaların ihtiyaçlarına yönelik çözüm önerilerinin değerlendirildiği ziyarette, sağlık kuruluşları ile ilgili kurumlar arasında kurulabilecek ortaklıkların önemi üzerinde duruldu.</p><strong>HASTALARIN İHTİYAÇLARI MASAYA YATIRILDI</strong><p>Görüşmenin öne çıkan başlıklarından biri, talasemi hastalarının günlük yaşamlarında ve tedavi süreçlerinde karşılaştıkları sorunlar oldu. Hastaların sağlık hizmetlerinden daha kolay yararlanabilmesi ve tedavi süreçlerinin daha verimli yürütülebilmesi için atılabilecek adımlar değerlendirildi. Hastaların yaşam kalitesinin artırılması amacıyla yürütülebilecek çalışmaların da gündeme geldiği görüşmede, mevcut ihtiyaçların doğru belirlenmesi ve çözüm sürecinde kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Talasemi hastalarının düzenli sağlık hizmetlerine duyduğu ihtiyaç göz önünde bulundurularak, hizmet kalitesinin geliştirilmesine yönelik ortak çalışmaların önem taşıdığı vurgulandı.</p><strong>DERNEKTEN İŞ BİRLİĞİ MESAJI</strong><p>Ziyaretin sonunda değerlendirmelerde bulunan Talasemi Yaşam Derneği temsilcileri, hastaların ve ailelerinin karşılaştığı sorunların giderilmesi için üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye hazır olduklarını belirtti. Dernek temsilcileri, talasemi hastalarının yaşam koşullarının iyileştirilmesine katkı sağlayacak çalışmalarda yer almaya ve ilgili kurumlarla iş birliği yapmaya açık olduklarını ifade etti. Talasemi Yaşam Derneği yönetimi, görüşme sırasında gösterdiği ilgi ve misafirperverlik dolayısıyla Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz&#39;a teşekkür etti. Ziyaret, talasemi hastalarının ihtiyaçlarına yönelik çözüm arayışları ve ortak çalışma olanaklarının değerlendirilmesi açısından önem taşıdı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-talasemi-hastalari-ic_1792068844_93R2ok.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya’da talasemi hastaları için iş birliği gündemde ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-talasemi-hastalari-ic_1792068844_93R2ok.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya’da hastaneye gidemeyenler için ezber bozan uygulama]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-hastaneye-gidemeyenler-icin-ezber-bozan-uygulama/127669/</link>
            <description><![CDATA[Konya’nın Beyşehir ilçesinde hastaneye ulaşmakta zorlanan vatandaşlar için yeni bir dönem başlıyor. Muhtarların desteğiyle hastalar, evlerinden görüntülü bağlantıyla doktor değerlendirmesine ulaşabilecek.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-hastaneye-gidemeyenler-icin-ezber-bozan-uygulama/127669/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 17:59:08 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Beyşehir Devlet Hastanesi ile Beyşehir Birlik Muhtarlar Derneği iş birliğinde hazırlanan 'Muhtarlarımızla El Ele, Dijital Hastane Evinizde' projesi, özellikle yatağa bağımlı ve hastaneye gitmekte güçlük çeken vatandaşlara ulaşmayı hedefliyor. Proje kapsamında, hastaneye ulaşamayan ve hekim değerlendirmesine ihtiyaç duyan hastaların uzaktan bağlantı yoluyla doktorlarla görüştürülmesi planlanıyor.</p><p>Sistemin işleyişine ilişkin bilgi veren Beyşehir Devlet Hastanesi Başhekimi Kutay Güven, mahalle muhtarlarının ihtiyaç sahibi hastalara ulaşılmasında aktif rol üstleneceğini belirtti. Bir mahallede psikiyatri uzmanının değerlendirmesine ihtiyaç duyan bir hasta için muhtarın hastanın evine gitmesi, hastanın da hastanede oluşturulan Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi üzerinden hekimle görüntülü görüşmesinin sağlanması öngörülüyor. Bu görüşmeler sonucunda hastanın ihtiyacının değerlendirilmesi, gerekli durumlarda rapor ve tedavi süreçlerinin yürütülmesi amaçlanıyor. Tıbbi kararlar ise hekimler tarafından verilecek.</p><p>Beyşehir Devlet Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. İbrahim Fuat Kayıhan Kaya, yaklaşık dört yıldır bu görevde bulunduğunu belirterek evde sağlık hizmetleri kapsamında yaklaşık 750 hastaya ulaştıklarını ifade etti. Beyşehir&#39;in 68 mahallesinin bulunması ve bazı yerleşim yerlerinin hastaneye uzak olması nedeniyle hastaların ihtiyaçlarına her zaman istenen hızda cevap vermenin güçleşebildiğini aktaran Kaya, Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi aracılığıyla muhtarların desteğinden yararlanılacağını söyledi.</p><p>Konuşmaların ardından proje mahalle muhtarlarına tanıtılırken, uzaktan hasta değerlendirme sisteminin nasıl işleyeceğine dair bilgiler aktarıldı.<br>Programın sonunda Başhekim Dr. Kutay Güven ile Beyşehir Birlik Muhtarlar Derneği Başkanı Ahmet Erol arasında projeye ilişkin protokol imzalandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-hastaneye-gidemeyenle_1791989947_f26FiN.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya’da hastaneye gidemeyenler için ezber bozan uygulama ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-hastaneye-gidemeyenle_1791989947_f26FiN.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Lamine Veneer nedir, kimlere uygulanır, ömrü ne kadar? Doğal bir gülüş için dikkat edilmesi gerekenler]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/lamine-veneer-nedir-kimlere-uygulanir-omru-ne-kadar-dogal-bir-gulus-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler/127604/</link>
            <description><![CDATA[Estetik diş hekimliğinde sıkça tercih edilen lamine veneerler, dişlerdeki renklenme, şekil bozukluğu ve küçük boşlukların giderilmesinde kullanılabiliyor. Diş Hekimi Alanur Kurşun, lamine veneer tedavisinin herkese uygun olmadığını belirterek uygulama öncesinde dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/lamine-veneer-nedir-kimlere-uygulanir-omru-ne-kadar-dogal-bir-gulus-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler/127604/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 13 Oct 2026 16:09:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>LAMİNE VENEER TEDAVİSİ HERKESE UYGUN MU?</strong></p><p>Sosyal medyada sıklıkla karşılaşılan kusursuz gülüşler, estetik diş tedavilerine ilgiyi artırıyor. Özellikle dişlerinin renginden, şeklinden veya aralarındaki boşluklardan memnun olmayan kişiler, daha doğal ve estetik bir görünüm elde etmek için lamine veneer tedavisine yöneliyor.</p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, dişlerin ön yüzeyine uygulanan ince restorasyonlar olarak bilinen lamine veneerlerin her hasta için uygun olmayabileceğine dikkat çekti.</p><p><strong>LAMİNE VENEER NEDİR, NASIL UYGULANIR?</strong></p><p>Lamine veneerler, dişlerin ön yüzeylerine uygulanan ince restorasyonlarla diş rengini ve şeklini iyileştirmeyi amaçlayan estetik diş hekimliği uygulamaları arasında yer alıyor. </p><p>Tedavi öncesinde hastanın diş ve diş eti sağlığı, kapanış ilişkisi ve estetik beklentileri ayrıntılı şekilde değerlendiriliyor. Fotoğraflar ve ölçüler yardımıyla dijital planlama yapılabiliyor. </p><p>Uygun hastalarda diş dokusunu korumak amacıyla minimal aşındırmalı veya aşındırmasız yöntemler tercih edilebiliyor. Ancak bu seçeneklerin her hasta için uygun olmadığı belirtiliyor.</p><p><strong>DİŞ SIKMA ALIŞKANLIĞI OLANLAR DİKKAT!</strong></p><p>Diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlıkları, lamine veneerlerin kırılması veya diş yüzeyinden ayrılması riskini artırabiliyor. Bu nedenle tedavi öncesinde söz konusu alışkanlıkların değerlendirilmesi ve gerekli koruyucu önlemlerin alınması önem taşıyor. Diş Hekimi Alanur Kurşun, özellikle ileri derecede diş çapraşıklığı, ciddi kapanış bozuklukları ve yoğun diş sıkma alışkanlığı bulunan kişilerde farklı tedavi yöntemlerinin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><p><strong>LAMİNE VENEERLER ÖMÜR BOYU KULLANILABİLİR Mİ?</strong></p><p>Porselen lamine veneerler dayanıklı restorasyonlar arasında yer alsa da ömür boyu sorunsuz kullanılacakları garanti edilemiyor. </p><p>Restorasyonların kullanım süresi; ağız hijyeni, diş sıkma alışkanlıkları, kapanış ilişkisi, uygulamanın niteliği ve düzenli diş hekimi kontrollerine bağlı olarak değişebiliyor. <strong>Ayrıca tırnak yemek, kalem ısırmak veya dişlerle sert cisimleri kırmaya çalışmak gibi alışkanlıklar, restorasyonlarda çatlama ve kırılmalara neden olabiliyor.</strong></p><p><strong>ESTETİK GÖRÜNÜM AĞIZ SAĞLIĞININ ÖNÜNE GEÇMEMELİ</strong></p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, lamine veneer yaptırma kararının yalnızca sosyal medyada görülen fotoğraflara bakılarak verilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Tedavinin bazı durumlarda sağlıklı diş dokusunda geri dönüşü olmayan değişiklikler gerektirebileceğini hatırlatan Kurşun, hastaların beklentilerine ve ağız sağlığına uygun tedavi planının belirlenmesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Bazı kişilerde lamine veneer yerine ortodontik tedavi, diş beyazlatma veya farklı restoratif yöntemler daha uygun bir seçenek olabiliyor. </p><p>Kurşun, güzel bir gülüş elde etmek kadar onu korumanın da önemli olduğunu belirterek sağlıklı dişler, düzenli ağız bakımı ve kişiye özel tedavi planlamasının uzun vadeli memnuniyet açısından önem taşıdığını vurguladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/lamine-veneer-nedir-kimlere-uy_1791896963_ILPeRD.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Lamine Veneer nedir, kimlere uygulanır, ömrü ne kadar? Doğal bir gülüş için dikkat edilmesi gerekenler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/lamine-veneer-nedir-kimlere-uy_1791896963_ILPeRD.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Raporlu ilaç kullananlar dikkat! Bakanlık harekete geçti]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/raporlu-ilac-kullananlar-dikkat-bakanlik-harekete-gecti/127423/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, raporlu ilaç kullanan hastaların her ay yeniden reçete çıkarmadan ilaçlarını eczaneden temin edebilmesi için yeni bir sistem üzerinde çalışıyor. Planlanan düzenlemeyle özellikle kronik hastalar ve yaşlıların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/raporlu-ilac-kullananlar-dikkat-bakanlik-harekete-gecti/127423/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 16:26:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Raporlu ilaç kullanan vatandaşların her ilaç alımında yeniden doktora başvurmasının önüne geçilmesi için çalışma başlatıldı. Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı&#39;nın birlikte yürüttüğü çalışma kapsamında, geçerli ilaç raporu bulunan hastaların ilaçlarını aylık dozlar halinde doğrudan eczaneden alabilmesi planlanıyor.</p><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, düzenlemeye ilişkin açıklamasında, ilaç raporunun geçerliliği devam ettiği ve tedavide değişiklik olmadığı sürece hastaların yeniden reçete yazdırmak için doktora gitmesine gerek kalmamasının amaçlandığını belirtti.</p><strong>SİSTEM NASIL İŞLEYECEK?</strong><p>Planlanan uygulamada, doktor tarafından düzenlenen ilaç raporu belirli bir süre boyunca geçerli olacak. Örneğin altı aylık ilaç raporu bulunan bir hasta, tedavisinde veya kullanılan ilaçta değişiklik olmadığı sürece her ay yeniden reçete yazdırmak için doktora başvurmak zorunda kalmadan ilacını eczaneden temin edebilecek.</p><p>Memişoğlu, ilaç raporunun geçerli olduğu dönem boyunca aylık dozların eczanelerden alınabilmesini sağlayacak sistem üzerinde çalışıldığını ve düzenlemenin yakın zamanda vatandaşların hizmetine sunulmasının hedeflendiğini ifade etti.</p><strong>KRONİK HASTALAR VE YAŞLILAR İÇİN KOLAYLIK HEDEFLENİYOR</strong><p>Düzenlemenin özellikle uzun süreli tedavi gören, birden fazla raporlu ilaç kullanan ve ilaçlarını farklı zamanlarda reçete ettirmek durumunda kalan hastaların işlerini kolaylaştırması bekleniyor.</p><p>Sağlık Bakanı Memişoğlu, sağlık hizmetlerini vatandaşların ayağına götürmeyi amaçladıklarını belirterek özellikle yaşlıların hastaneye gitmek zorunda kalmadan sağlık hizmetlerine erişebilmesi için çalışmalar yürüttüklerini vurguladı.</p><p>Yeni sistemin hayata geçirilmesiyle birlikte raporlu ilaç kullanan hastaların hastane ziyaretlerinin ve reçete işlemleri için harcadıkları zamanın azaltılması amaçlanıyor. Ancak uygulamanın kesin başlangıç tarihi ve kapsamına ilişkin ayrıntılar henüz netleşmedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/raporlu-ilac-kullananlar-dikka_1791638762_N4QvWz.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Raporlu ilaç kullananlar dikkat! Bakanlık harekete geçti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/raporlu-ilac-kullananlar-dikka_1791638762_N4QvWz.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Şifa niyetine tüketiliyor ama fazlası zarar! Uzmanı uyardı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/sifa-niyetine-tuketiliyor-ama-fazlasi-zarar-uzmani-uyardi/127224/</link>
            <description><![CDATA[Havaların soğumasıyla grip ve nezle vakalarının arttığını belirten Prof. Dr. Tuna Demirdal, bitki çaylarının fazla tüketilmesinin toksik etkilere yol açabileceğini belirterek maske ve dinlenme uyarısında bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/sifa-niyetine-tuketiliyor-ama-fazlasi-zarar-uzmani-uyardi/127224/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 11:27:04 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sifa-niyetine-tuketiliyor-ama-_1791361623_FRCbyq.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Şifa niyetine tüketiliyor ama fazlası zarar! Uzmanı uyardı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sifa-niyetine-tuketiliyor-ama-_1791361623_FRCbyq.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir sigaranın ardından ağızda neler oluyor? İşte Uzmanından cevaplar]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/bir-sigaranin-ardindan-agizda-neler-oluyor-iste-uzmanindan-cevaplar/127175/</link>
            <description><![CDATA[Diş Hekimi Alanur Kurşun, sigara kullanımının yalnızca dişlerde renklenmeye değil, diş eti hastalıkları, ağız kokusu ve implant çevresindeki dokuların sağlığı açısından da önemli risklere yol açabileceğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/bir-sigaranin-ardindan-agizda-neler-oluyor-iste-uzmanindan-cevaplar/127175/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 14:06:44 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diş hekimi Kurşun, sigara kullananlarda diş eti kanamasının daha az görülmesinin her zaman sağlıklı diş etine işaret etmediğini vurguladı.</p><p>Sigaranın zararları denildiğinde çoğunlukla akciğer sağlığı akla gelse de sigara dumanının ilk temas ettiği bölgelerden biri ağız oluyor. Dişler, diş etleri, dil ve ağız içerisindeki diğer dokular, sigara dumanındaki çok sayıda kimyasal maddeye doğrudan maruz kalıyor. </p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, sigaranın ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkilerinin yalnızca estetik sorunlarla sınırlı olmadığını belirterek, düzenli ağız bakımına rağmen sigara kullanımının önemli bir risk faktörü olmaya devam ettiğine dikkat çekti.</p><p><strong>SİGARA DİŞLERDE SARARMAYA NEDEN OLUYOR</strong></p><p>Sigara kullananlarda en kolay fark edilen değişikliklerden biri dişlerde meydana gelen renklenmeler. Sigara dumanındaki katran ve diğer maddeler diş yüzeylerinde birikerek zaman içerisinde sarı ve kahverengi lekelenmelere yol açabiliyor. Bu renklenmeler diş taşıyla birleştiğinde daha belirgin hale gelebiliyor. Bu nedenle bazı kişiler düzenli olarak diş taşı temizliği yaptırsa bile sigara kullanmaya devam ettiği sürece kısa süre içerisinde yeniden renklenme yaşayabiliyor.</p><p><strong>DİŞ ETİ KANAMASI YOKSA SAĞLIKLI OLDUĞU DÜŞÜNÜLMEMELİ</strong></p><p>Sigara kullanımının periodontal hastalıkların gelişimi ve ilerlemesi açısından önemli bir risk faktörü olduğunu belirten diş hekimi Alanur Kurşun, sigaranın diş etlerinin kanlanmasını ve dokuların savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebileceğini söyledi. </p><p><strong>Alanur Kurşun, önemli bir yanılgıya da dikkat çekerek sigara kullanan kişilerde diş eti kanamasının daha az görülebileceğini belirtti.</strong> </p><p>Bunun her zaman diş etlerinin sağlıklı olduğu anlamına gelmediğini ifade eden Kurşun, sigaranın damarlar üzerindeki etkisinin kanama bulgusunu maskeleyebileceğini vurguladı.<br>Diş hekimi Kurşun, bu nedenle sigara kullanan kişilerin diş eti sağlığının yalnızca '<strong>Diş etlerim kanamıyor</strong>' şeklindeki bir değerlendirmeyle belirlenmemesi gerekiyor diye konuştu.</p><p><strong>SİGARA İMPLANT TEDAVİSİNİ DE ETKİLEYEBİLİR</strong></p><p>Sigara kullanımının implant çevresindeki dokuların iyileşmesini olumsuz etkileyebileceğini ve implant çevresinde hastalık gelişmesi açısından riski artırabileceğini belirten Kurşun, hastanın sigara kullanımının tedavi planlamasında mutlaka dikkate alınması gerektiğini ifade etti.</p><p>Bu nedenle diş hekiminin hastaya <strong>'Günde kaç tane sigara içiyorsunuz?'</strong> sorusunun yalnızca alışkanlık sorgulaması olmadığına dikkat çeken Kurşun, bu bilginin uygulanacak tedavinin planlanması açısından da önem taşıdığını söyledi.</p><p><strong>AĞIZ KOKUSUNUN NEDENLERİNDEN BİRİ DE SİGARA</strong></p><p>Sigara, ağız kokusunun önemli nedenleri arasında da yer alıyor. Sigara dumanının ağızda hoş olmayan bir koku bırakmasının yanı sıra, ağız kuruluğu ve ağız içerisindeki bakteri dengesindeki değişiklikler de kokunun kalıcı hale gelmesine katkıda bulunabiliyor. Bu nedenle ağız kokusu yaşayan kişilerin yalnızca ağız bakım ürünlerine yönelmek yerine, kokunun altında diş ve diş eti hastalığı gibi başka bir problemin bulunup bulunmadığını da değerlendirmesi önem taşıyor.</p><p>Dişleri düzenli fırçalamak, diş aralarını temizlemek ve diş hekimi kontrollerini aksatmamak ağız sağlığının temelini oluşturuyor. Ancak sigara kullanımı devam ettiği sürece ağız ve diş sağlığı açısından önemli bir risk faktörü de varlığını sürdürüyor.</p><p>Dt. Alanur Kurşun, sigaranın bırakılmasının yalnızca dişlerin daha temiz görünmesi açısından değil, diş eti ve ağız sağlığının korunması bakımından da önemli bir kazanım olduğunu belirtti. </p><p>Kurşun, <strong>'</strong><strong>Gülüşümüz yalnızca estetik bir görüntü değildir; genel sağlığımızın da bir parçasıdır. Ona ne kadar erken sahip çıkarsak, gelecekte o kadar az tedaviye ihtiyaç duyarız'</strong> ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bir-sigaranin-ardindan-agizda-_1791284799_15NTCg.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir sigaranın ardından ağızda neler oluyor? İşte Uzmanından cevaplar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bir-sigaranin-ardindan-agizda-_1791284799_15NTCg.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya’da diş tedavisi öncesi bunu mutlaka sorun! Uzman isim tek tek açıkladı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-dis-tedavisi-oncesi-bunu-mutlaka-sorun-uzman-isim-tek-tek-acikladi/127173/</link>
            <description><![CDATA[Konya’da düzenlenen 4. Uluslararası Diş Hekimliği Kongresi’nde dental fotoğrafçılığın tedavi sürecindeki rolü ele alındı. Dr. Dt. Kürşat Yılmaz, hastaların karar vermeden önce sorması gereken 5 kritik soruyu açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-dis-tedavisi-oncesi-bunu-mutlaka-sorun-uzman-isim-tek-tek-acikladi/127173/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 13:18:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-dis-tedavisi-oncesi-b_1791281899_9wG8Zi.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya’da diş tedavisi öncesi bunu mutlaka sorun! Uzman isim tek tek açıkladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-dis-tedavisi-oncesi-b_1791281899_9wG8Zi.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yurt dışından gelen heyet Konya'daki hastanede incelemelerde bulundu!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/yurt-disindan-gelen-heyet-konya-daki-hastanede-incelemelerde-bulundu/127068/</link>
            <description><![CDATA[Özbekistan’dan Türkiye’ye gelen 15 kişilik üst düzey sağlık heyeti, Başkent Üniversitesi Konya Hastanesinde düzenlenen dört günlük özel program kapsamında sağlık altyapısını ve hizmet süreçlerini inceleme imkanı buldu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/yurt-disindan-gelen-heyet-konya-daki-hastanede-incelemelerde-bulundu/127068/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 04 Oct 2026 11:57:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p> Doktorlar, hastane yöneticileri ve sektör temsilcilerinden oluşan konuk heyet, tıp alanındaki güncel uygulamaları ve teknolojik altyapıyı yerinde gözlemledi. Mesleki bilgilendirme oturumlarının yanı sıra Konya&#39;nın köklü tarihi ve zengin kültürel mirası da konuklara detaylı şekilde aktarıldı.</p><strong>&#39;SAĞLIK TURİZMİNDE ŞEHRİMİZİ ÖN PLANA ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ&#39;</strong><p>Programın açılış ve değerlendirme aşamasında konuşan Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Merkez Müdürü Doç. Dr. M. Volkan Akdoğan, uluslararası ölçekte Özbekistan özelinde yürütülen bu temasların büyük değer taşıdığını vurguladı. Türkiye&#39;nin sağlık alanındaki yüksek standartlarını anlatmak ve karşılıklı bilgi paylaşımını artırmak amacıyla konuk ekibi konuk ettiklerini belirten Doç. Dr. Akdoğan, verimli sunumlar ve saha incelemeleri gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Ülkenin ve Konya&#39;nın küresel sağlık alanındaki potansiyelini daha ileriye taşımak için kurumsal düzeyde çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini kaydetti.</p><strong>&#39;TÜRKİYE İLE İŞ BİRLİĞİ TIP GELİŞİMİMİZE CİDDİ KATKI SAĞLIYOR&#39;</strong><p>Ziyaretçiler adına söz alan Taşkent Sağlık Personeli Mesleki Gelişim Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Miralimov Mir Muhiddin Mir Tursunovich, iki ülke arasında uzun yıllara dayanan mesleki dayanışmanın önemine dikkat çekti. Türkiye&#39;den gelen uzmanların ve gerçekleştirilen ortak projelerin Özbekistan&#39;daki tıp uygulamalarının gelişmesinde kritik bir rol oynadığını ifade eden Tursunovich, hastanedeki teknolojik donanımdan ve uzman kadronun yaklaşımından son derece memnun kaldıklarını aktardı. Gelecekte bu tür tecrübe paylaşımlarını artırarak karşılıklı başarıları çoğaltmayı hedeflediklerini belirten Tursunovich, iş birliği bağlarının büyüyerek devam edeceğini vurguladı.</p><strong>&#39;BEŞ AYLIK TİTİZ BİR ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜNÜ HAYATA GEÇİRDİK&#39;</strong><p>Organizasyonun arka planındaki süreçlere değinen Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Müdür Yardımcısı Ercan Zeki Gedik, bu uluslararası buluşmanın arkasında beş ay süren yoğun bir hazırlık döneminin yer aldığını açıkladı. Yürüttükleri küresel tanıtım faaliyetlerinin meyvelerini verdiğini belirten Gedik, Ticaret Bakanlığı&#39;nın sağladığı teşvik ve desteklerin yanı sıra organizasyonda emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür etti. Farklı coğrafyalardan gelen taleplerin memnuniyet verici düzeyde olduğunu vurgulayan Gedik, yakın dönemde Mali ve Cezayir&#39;den gelecek uluslararası sağlık temsilcilerini de Konya&#39;da ağırlayacaklarını duyurdu.</p><strong>&#39;KARŞILIKLI DEĞER ÜRETEN BÜTÜNCÜL BİR BULUŞMAYA İMZA ATTIK&#39;</strong><p>Ziyaretin vizyoner boyutunu değerlendiren Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Uluslararası Hasta Direktörü Roa&#39;a Sa&#39;ad Aldin de bu tür heyet kabullerinin arkasında insan ve bilim odaklı hizmet anlayışının bulunduğunu belirtti. Sağlık hizmeti standartlarını uluslararası alana aktarırken aynı zamanda farklı sağlık sistemlerini tanıma olanağı yakaladıklarını ifade eden Sa&#39;ad Aldin, gerçekleştirilen temasların tek taraflı bir tanıtım faaliyeti olmanın ötesine geçtiğini kaydetti. Süreci her iki taraf için de değer üreten ortak bir platform olarak gördüklerini söyleyen Sa&#39;ad Aldin, küresel ölçekte tecrübe paylaşımını sürdüreceklerini ifade etti.</p><strong>PROF. DR. HABERAL, ÖZBEKİSTAN SAĞLIK HEYETİNİ ANKARA&#39;DA AĞIRLADI</strong><p>Özbekistan&#39;dan gelen sağlık heyetinin Konya&#39;daki programının ardından Ankara&#39;da gerçekleştirilen ziyaretin ev sahipliğini, Başkent Üniversitesi Kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal yaptı. Heyeti Ankara&#39;da karşılayan Prof. Dr. Haberal, ziyaret boyunca Başkent Üniversitesi&#39;nin farklı tesislerini yakından tanıtılması kapsamındaki programa öncülük etti. Ziyaret kapsamında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi başta olmak üzere üniversitenin farklı birimleri ve üretim tesisleri gezilerek yürütülen çalışmalar hakkında heyete bilgi verildi. Hastanede görev yapan hekimlerle gerçekleştirilen görüşmelerde sağlık hizmetleri ve tıbbi uygulamalar üzerine karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımında bulunuldu. Prof. Dr. Mehmet Haberal&#39;ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda ise sağlık alanındaki deneyimler, akademik çalışmalar ve farklı sağlık sistemlerine ilişkin görüşler paylaşıldı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşma, karşılıklı fikir alışverişi ve bilgi paylaşımıyla tamamlandı.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yurt-disindan-gelen-heyet-kony_1791104247_QW6hg1.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yurt dışından gelen heyet Konya'daki hastanede incelemelerde bulundu! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yurt-disindan-gelen-heyet-kony_1791104247_QW6hg1.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir lokması yetiyor! Ölümcül tehlike saatler sonra başlıyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/bir-lokmasi-yetiyor-olumcul-tehlike-saatler-sonra-basliyor/127043/</link>
            <description><![CDATA[Doğada yetişen mantarların tüketilmemesi gerektiğini belirten Dr. Yasin Yılmaz, bazı zehirlenme belirtilerinin mantar tüketildikten saatler sonra ortaya çıkabildiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/bir-lokmasi-yetiyor-olumcul-tehlike-saatler-sonra-basliyor/127043/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 15:11:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz&#39;da mantar zehirlenmelerine karşı vatandaşları bilgilendirdi. </p><p>Doğal ortamlarda yetişen ve yapısında zehir bulunan mantarların yenilmesi neticesinde ölümle sonuçlanabilen ciddi zehirlenmeler görülebileceğini işaret eden Dr. Yılmaz, 'Doğal ortamlarda yetişen mantarlar vatandaşlar tarafından çokça rağbet görüyor. Mantar zehirlenmeleri, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yağışların bol olduğu mevsimlerde görülüyor. Rengi, kokusu ve tadı ile bir mantarın zehirli olup olmadığı anlaşılamaz. Doğal alanlarda yetişen zehirli mantarların da bulunduğu unutulmamalı' ifadelerinde bulundu.</p><p>Yılmaz, mantarda bulunan zehrin 2 ile 6 saat içinde ortaya çıktığını bildirerek 'Mantarın yenmesini takiben 2 saat içinde sersemlik, uyku hali, tansiyon düşüklüğü, bulanık görme, yüzde ve boyunda kızarma, ağızda metal tat duyusu, bulantı, kusma, terleme; bazı türlerin yenmesinden 6 saat sonra ise bulantı, kusma, ishal, ateş, çarpıntı, karın ağrısı, karaciğer, böbrek fonksiyon bozuklukları ve ölümle sonuçlanan zehirlenme belirtileri görülebiliyor. Doğada yetişen mantarları kesinlikle tüketmemeli, doğal alanlarda yetişen mantarlar yerine bandrollü kültür mantarları tercih edilmelidir' ifadelerinde bulundu.</p><p>Yılmaz son olarak ise; Ulusal Zehir Danışma Merkezi zehirlenme konusunda 7/24 kesintisiz hizmet sunduğunu ihtiyaç halinde bilgi almak isteyen vatandaşların 114 numaralı Ulusal Zehir Danışma Merkezini arayabileceklerini bildirdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bir-lokmasi-yetiyor-olumcul-te_1791029491_7NrKgM.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir lokması yetiyor! Ölümcül tehlike saatler sonra başlıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bir-lokmasi-yetiyor-olumcul-te_1791029491_7NrKgM.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erken teşhis hayat kurtardı: 21 bin vatandaş kanseri ilk evrede yendi]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/erken-teshis-hayat-kurtardi-21-bin-vatandas-kanseri-ilk-evrede-yendi/127008/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Temmuz 2024’ten bu yana Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 17,4 milyon tarama gerçekleştirildiğini açıkladı. Taramalar sayesinde 21 bin vatandaşın erken evrede tanı almasının sağlandığını belirten Bakan Memişoğlu, vatandaşları ücretsiz taramalara davet etti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/erken-teshis-hayat-kurtardi-21-bin-vatandas-kanseri-ilk-evrede-yendi/127008/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 17:26:42 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Ulusal Kanser Tarama Programı&#39;nın güncel verilerini kamuoyuyla paylaştı. Erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne dikkat çeken Bakan Memişoğlu, yürütülen çalışmaların detaylarını aktardı.</p><strong>'21 BİN VATANDAŞIMIZA ERKEN EVREDE TANI KOYULDU'</strong><p>Bakanlık olarak tarama kapasitesini önemli ölçüde artırdıklarını vurgulayan Bakan Memişoğlu, 'Erken teşhis hayat kurtarır. Temmuz 2024&#39;ten bu yana Ulusal Kanser Tarama Programımızla 17,4 milyon tarama gerçekleştirdik. Tarama merkezi sayımızı 493&#39;e, mobil KETEM sayımızı 60&#39;a çıkardık. Bu süreçte; 5,1 milyon vatandaşımızın meme kanseri taramasını gerçekleştirdik. 300 bin şüpheli bulguyu tespit ederek 21 bin vatandaşımızın erken evrede tanı almasına katkı sağladık' dedi.</p><strong>MOBİL KETEM&#39;LERLE YERİNDE HİZMET</strong><p>Saha çalışmalarına ve farkındalık mesajlarına da değinen Memişoğlu, 'Mobil KETEM araçlarımızla 570 bin vatandaşımıza yerinde hizmet sunduk. 99 milyon hatırlatma SMS&#39;i ile vatandaşlarımızı taramalara davet ettik. Sağlığınız bizim için kıymetli; en yakın Sağlıklı Hayat Merkezine, KETEM&#39;e veya Mobil KETEM araçlarımıza başvurarak ücretsiz taramanızı yaptırmayı unutmayın' ifadelerini kullandı.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/erken-teshis-hayat-kurtardi-21_1790951201_zAeRSG.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erken teşhis hayat kurtardı: 21 bin vatandaş kanseri ilk evrede yendi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/erken-teshis-hayat-kurtardi-21_1790951201_zAeRSG.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sürekli halsizlik hissediyorsanız dikkat: Vücudunuzun bu sinyalini göz ardı etmeyin!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/surekli-halsizlik-hissediyorsaniz-dikkat-vucudunuzun-bu-sinyalini-goz-ardi-etmeyin/127002/</link>
            <description><![CDATA[Günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve uykuyla geçmeyen halsizlik şikayetlerinin yalnızca yoğun tempodan kaynaklanmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Ümit Çınkır, vücudun verdiği sinyallerin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/surekli-halsizlik-hissediyorsaniz-dikkat-vucudunuzun-bu-sinyalini-goz-ardi-etmeyin/127002/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 16:30:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/surekli-halsizlik-hissediyorsa_1790947849_ZU2lsB.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sürekli halsizlik hissediyorsanız dikkat: Vücudunuzun bu sinyalini göz ardı etmeyin! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/surekli-halsizlik-hissediyorsa_1790947849_ZU2lsB.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Boğazdaki o hisse dikkat: Uzman isim kronik faranjit hakkında uyardı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/bogazdaki-o-hisse-dikkat-uzman-isim-kronik-faranjit-hakkinda-uyardi/126998/</link>
            <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Sevilay Aynacı, toplumda sıklıkla enfeksiyonla karıştırılan kronik faranjit hakkında uyarılarda bulundu. Aynacı, hastalığın antibiyotikle geçmeyeceğini belirterek asıl sebebin ortadan kaldırılması gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/bogazdaki-o-hisse-dikkat-uzman-isim-kronik-faranjit-hakkinda-uyardi/126998/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 16:03:48 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Toplumda son dönemde sıkça karşılaşılan kronik faranjit hakkında doğru bilinen yanlışlar, hem gereksiz ilaç kullanımına yol açıyor hem de hastaların şikyetlerinin uzamasına neden oluyor. Konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Sevilay Aynacı, hastalığın çoğu zaman bakteriyel bir enfeksiyondan kaynaklanmadığını vurguladı.</p><strong>'ANTİBİYOTİK KULLANIMI FAYDA SAĞLAMIYOR'</strong><p>Kronik faranjitte yapılan en büyük hatalardan birinin hemen antibiyotiğe başvurmak olduğunu aktaran Op. Dr. Aynacı, 'Hastalık çoğu zaman bakteriyel bir enfeksiyona bağlı değildir. Bu nedenle antibiyotik kullanımı genellikle fayda sağlamaz. Asıl önemli olan, hastalığa neden olan faktörlerin ortadan kaldırılmasıdır' ifadelerini kullandı.</p><strong>REFLÜ, SİGARA VE ALERJİ BOĞAZI TAHRİŞ EDİYOR</strong><p>Aynacı; sigara kullanımı, hava kirliliği, mide reflüsü, alerjiler, kronik sinüzite bağlı geniz akıntısı ve ağızdan nefes alma gibi çevresel ve fiziksel etkenlerin boğazı sürekli tahriş ederek hastalığa zemin hazırladığını belirtti.</p><strong>BOĞAZDA GICIK VE KURULUK HİSSİNE DİKKAT</strong><p>Hastalığın belirtilerine değinen Dr. Sevilay Aynacı; boğazda yanma, kuruluk, gıcık hissi ve sürekli boğaz temizleme ihtiyacının kronik faranjitin başlıca göstergeleri olduğunu kaydetti. Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulması gerektiğini belirten Aynacı, yaşam tarzı değişiklikleri ve kaynağa yönelik tedavilerle kalıcı iyileşme sağlanabileceğini sözlerine ekledi.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bogazdaki-o-hisse-dikkat-uzman_1790946227_m3VtRs.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Boğazdaki o hisse dikkat: Uzman isim kronik faranjit hakkında uyardı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bogazdaki-o-hisse-dikkat-uzman_1790946227_m3VtRs.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Her 8 kadından biri risk altında]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/uzmani-uyardi-her-8-kadindan-biri-risk-altinda/126926/</link>
            <description><![CDATA[Her 8 kadından birinin meme kanseri riski taşıdığına dikkat çeken Op. Dr. Fuat Şentürk, memede veya koltuk altında ele gelen ağrısız kitle, cilt değişiklikleri ve meme başı akıntısının dikkate alınması gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/uzmani-uyardi-her-8-kadindan-biri-risk-altinda/126926/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 09:27:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinin başında gelen meme kanseri, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Erzurum Şehir Hastanesi uzmanları tarafından mercek altına alındı. Cerrahi Onkoloji Kliniği&#39;nden Dr. Fuat Şentürk, hastalığın belirtileri, risk faktörleri, teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında toplumu bilgilendiren kritik uyarılarda bulundu.</p><strong>'HER 8 KADINDAN BİRİ RİSK ALTINDA'</strong><p>Meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu ortaya çıkan hastalığın erken evrede yakalandığında tedavi başarısının son derece yüksek olduğunu belirten Dr. Fuat Şentürk, 'Meme kanseri dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Her 8 kadından biri meme kanseri riski taşımaktadır. Nadir de olsa erkekleri de etkileyebilen bu hastalıkta risk faktörlerini bilmek, erken belirtileri tanımak ve zamanında hekime başvurmak hastalığın seyrini belirleyen en temel unsurdur' dedi.</p><p>Hastalığın gelişiminde genetik, hormonal ve çevresel faktörlerin bir arada rol oynadığını ifade eden Şentürk; ileri yaş, ailede kanser öyküsü, erken adet görme, geç menopoz, hiç doğum yapmamış olmak, uzun süreli hormon tedavisi, obezite ve hareketsiz yaşamın başlıca risk faktörleri arasında yer aldığını kaydetti.</p><strong>BU BELİRTİLERE DİKKAT</strong><p>Meme kanserinin erken evrede hiçbir belirti vermeyebileceğine işaret eden Cerrahi Onkoloji Uzmanı Dr. Şentürk, hastalığın en sık görülen şikayetlerini şöyle sıraladı:</p><p>'Memede veya koltuk altında ele gelen sert, ağrısız kitle, Memenin şekil veya boyutunda meydana gelen değişiklikler, ciltte kızarıklık, çöküntü veya portakal kabuğu görünümü, meme başında içe çekilme, özellikle kanlı akıntı ve geçmeyen yaralar. Kitlelerin en sık meme dokusunun yoğun olduğu üst dış (koltuk altına yakın) bölgede görüldüğünü belirten Şentürk, 'Kitleler genellikle sert, düzensiz sınırlı ve ağrısızdır. Ancak bazı durumlarda kitle ele gelmeden yalnızca cilt veya meme başı değişiklikleriyle de hastalık kendini gösterebilir.'</p><strong>ERKEN TEŞHİSTE 3 TEMEL ADIM: MUAYENE, GÖRÜNTÜLEME VE BİYOPSİ</strong><p>Teşhis sürecinin klinik muayene, mamografi, meme ultrasonografisi, meme MR&#39;ı ve kesin tanı için biyopsi aşamalarından oluştuğunu belirten Op. Dr. Fuat Şentürk, kendi kendine yapılan muayenenin önemine de değindi:</p><p>'Kendi kendine meme muayenesi tek başına teşhis koydurmaz ancak kişinin kendi dokusunu tanıması ve olağan dışı değişiklikleri erken fark etmesi açısından hayati bir adımdır. Ayna karşısında simetri incelemesi, sırtüstü yatarken doku ve koltuk altı kontrolü ile meme başı akıntısının değerlendirilmesi düzenli olarak yapılmalıdır.'</p><strong>KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ VE KORUNMA YOLLARI</strong><p>Meme kanseri tedavisinin evreye ve hastanın genel durumuna göre planlandığını ifade eden Op. Dr. Şentürk; cerrahi müdahale, radyoterapi (ışın tedavisi), kemoterapi, hormon tedavisi ve hedefe yönelik akıllı ilaç uygulamalarının başarıyla yürütüldüğünü aktardı. Hastalıktan korunma ve riskleri azaltma konusunda vatandaşlara çağrıda bulunan Şentürk, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'İdeal kiloyu korumak, düzenli egzersiz yapmak, sebze ve lif ağırlıklı beslenmek, alkol ve tütünden uzak durmak kanser riskini önemli ölçüde azaltır. Ancak korunmada ve ertelememede en önemli unsur farkındalıktır. Aile öyküsü olanların taramalarını aksatmaması, her kadının düzenli mamografi ve hekim kontrollerini yaptırması hayat kurtarır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmani-uyardi-her-8-kadindan-b_1790836072_SWdTHQ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanı uyardı: Her 8 kadından biri risk altında ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmani-uyardi-her-8-kadindan-b_1790836072_SWdTHQ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya’daki o hastanede robotik cerrahi gücü ikiye katlandı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-daki-o-hastanede-robotik-cerrahi-gucu-ikiye-katlandi/126898/</link>
            <description><![CDATA[Konya’da robotik cerrahinin kullanımında öncü olan Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, ikinci sistemin de hizmete alınmasıyla operasyon kapasitesini artırdı. Hastanede 300’den fazla ameliyat gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-daki-o-hastanede-robotik-cerrahi-gucu-ikiye-katlandi/126898/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 13:50:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Konya&#39;da robotik cerrahi alanında önemli bir adım daha atıldı. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, yaklaşık 1,5 yıl önce hizmete aldığı ilk robotik cerrahi sisteminin ardından ikinci cihazı da bünyesine kazandırdı.</p><p>İlk sistemin hizmete girmesinden bu yana 300&#39;den fazla ameliyatın başarıyla gerçekleştirildiği hastanede, ikinci robotik cerrahi sisteminin devreye alınmasıyla operasyon kapasitesi daha da güçlendirildi.</p><strong>TÜRKİYE&#39;DE İKİ ÜNİVERSİTE HASTANESİNDEN BİRİ</strong><p>Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, bünyesinde iki ayrı robotik cerrahi sistemine sahip Türkiye&#39;deki iki üniversite hastanesinden biri konumunda bulunuyor.</p><p>Robotik cerrahi sistemi; genel cerrahi, üroloji, göğüs cerrahisi ile kadın hastalıkları ve doğum branşlarında kullanılabiliyor. Sistem sayesinde operasyonların yüksek doğrulukla gerçekleştirilmesine imkan sağlanıyor.</p><p>Küçük kesilerle yapılabilen ameliyatlar ise hastalara daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme imkanı sunuyor.</p><strong>'TEKNOLOJİK ALTYAPIMIZI SÜREKLİ GELİŞTİRİYORUZ'</strong><p>Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, nitelikli sağlık hizmetinin fiziki altyapı, cihaz donanımı ve uzman insan gücünün oluşturduğu bütünlükle sağlandığını belirtti.</p><p>Üniversite olarak tıp dünyasındaki yenilikleri yakından takip ettiklerini ifade eden Yılmaz, hastalara en iyi sağlık hizmetini sunabilmek amacıyla teknolojik altyapıyı sürekli geliştirdiklerini söyledi.</p><p>Sağlıkta fırsat eşitliğini önceleyen bir kamu hastanesi misyonuyla hareket ettiklerinin altını çizen Yılmaz, robotik cerrahi gibi üst düzey ve maliyetli bir tedavide, ameliyatın alanı ne olursa olsun hastalardan ücret farkı alınmadığını belirtti.</p><p>Yılmaz, amaçlarının dünya standartlarındaki bu sağlık hizmetini hastalar için ulaşılabilir kılmak olduğunu ifade etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-daki-o-hastanede-robotik_1790765441_0a8yIh.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya’daki o hastanede robotik cerrahi gücü ikiye katlandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-daki-o-hastanede-robotik_1790765441_0a8yIh.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gece diş ağrısı: Vücudun sessiz uyarısı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/gece-dis-agrisi-vucudun-sessiz-uyarisi/126840/</link>
            <description><![CDATA[Diş Hekimi Alanur Kurşun, geceleri uykudan uyandıracak kadar şiddetlenen diş ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/gece-dis-agrisi-vucudun-sessiz-uyarisi/126840/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 14:22:55 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gecenin sessizliğinde başlayan ve uykudan uyandıracak kadar şiddetlenen diş ağrısı, çoğu zaman basit bir hassasiyet olarak değerlendirilmemeli. <strong>'Sabah geçer'</strong> düşüncesiyle ertelenen ağrı, dişin iç dokularında ilerleyen bir problemin işareti olabilir.</p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, gece diş ağrısının tek bir nedeni olmadığını belirterek, ağrının şekli ve ortaya çıkış zamanının teşhis açısından önemli ipuçları verdiğini ifade etti. </p><p>Derin çürüklerin gece ağrısının önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Kurşun, ancak her gece ağrıyan dişin çürük olmayabileceğini söyledi. </p><p>Diş çatlakları, eski dolguların altında gelişen problemler, diş kökü çevresindeki enfeksiyonlar ve diş eti hastalıkları da ağrıya neden olabildiğini belirten Kurşun, '<strong>Bunun yanında gece diş sıkma veya gıcırdatma alışkanlığı da özellikle gece ve sabah saatlerinde ağrıya yol açabiliyor. Sabahları çene kaslarında yorgunluk, çene ekleminde rahatsızlık veya baş ağrısı hissedilmesinin de diş sıkma açısından değerlendirilmesi gerekir</strong>' dedi.</p><p><strong>AĞRININ ŞEKLİ ÖNEMLİ İPUÇLARI VERİYOR</strong></p><p>Kısa süreli ve yalnızca soğukla ortaya çıkan hassasiyet ile kendiliğinden başlayan, uzun süren ve zonklayıcı ağrının aynı anlama gelmeyebileceğini belirten Dt. Alanur Kurşun, sıcakla artan, gece uykudan uyandıran ve kendiliğinden başlayan ağrıların dişin iç dokularının ileri düzeyde etkilenmiş olabileceğini düşündürebileceğini ifade etti. </p><p>Çiğneme sırasında ortaya çıkan ağrıların ise dişin kendisinin veya çevresindeki dokuların değerlendirilmesini gerektirebileceğini belirten Kurşun, hastaların ağrının özelliklerini diş hekimine ayrıntılı şekilde anlatmasının önem taşıdığını söyledi.</p><p><strong>DİŞ AĞRISINDA YANLIŞ UYGULAMALARDAN KAÇININ</strong></p><p>Gece diş ağrısı yaşayanların öncelikle ağrıyan bölgeyi tahriş edebilecek çok sıcak veya çok soğuk yiyecek ve içeceklerden kaçınması gerekiyor. </p><p><strong>Ağız hijyeninin ihmal edilmemesi ve dişlerin nazikçe fırçalanması da önem taşıyor. Dişin üzerine aspirin, alkol veya çeşitli kimyasal maddelerin doğrudan uygulanması ise önerilmiyor.</strong> </p><p>Bu tür uygulamalar diş eti ve ağız dokularında tahriş veya yanıklara neden olabilir. Gece diş ağrısına yüz veya diş eti şişliği, ateş, ağız açmada güçlük ya da yutma problemi eşlik ediyorsa profesyonel değerlendirme geciktirilmemeli. </p><p>Özellikle yüzde hızla artan şişlik veya nefes alma ve yutma güçlüğü gibi belirtilerin acil değerlendirme gerektirebileceğine dikkat çeken Alanur Kurşun, bu tür durumlarda beklemenin doğru olmadığını vurguladı.</p><p><strong>AĞRIYI DEĞİL, NEDENİNİ TEDAVİ ETMEK GEREKİYOR</strong></p><p>Diş ağrısının tamamen ortadan kaldırılması için öncelikle ağrının kaynağının belirlenmesi gerektiğini belirten Dt. Alanur Kurşun, bazen birkaç saat süren bir ağrının uzun süredir ilerleyen bir problemin ilk belirgin işareti olabileceğini söyledi. </p><p>Kurşun, '<strong>Gece dişiniz ağrıyorsa, bedeninizin sesini duyun. Ağrıyı susturmak yerine nedenini bulmak, dişinizi korumanın en önemli adımlarından biridir.</strong>' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gece-dis-agrisi-vucudun-sessiz_1790680970_DEhxVv.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gece diş ağrısı: Vücudun sessiz uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gece-dis-agrisi-vucudun-sessiz_1790680970_DEhxVv.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Saatlerce oturanlar dikkat! Kalp sağlığınız tehdit altında olabilir]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/saatlerce-oturanlar-dikkat-kalp-sagliginiz-tehdit-altinda-olabilir/126828/</link>
            <description><![CDATA[Masa başında ve ekran karşısında uzun süre hareketsiz kalmanın kalp-damar hastalıkları riskini artırabileceğini belirten Prof. Dr. Okay Abacı, gün içinde hareket molalarının önemine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/saatlerce-oturanlar-dikkat-kalp-sagliginiz-tehdit-altinda-olabilir/126828/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 10:33:59 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Günlük yaşamda masa başında geçirilen sürenin artması, araç kullanımı ve ekran karşısında uzun süre hareketsiz kalmanın kalp sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirten Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi&#39;nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Okay Abacı, fiziksel aktivitenin yalnızca düzenli egzersizden ibaret olmadığını dile getirdi.</p><p>Uzun süre oturmanın kilo artışı, insülin direnci, yüksek tansiyon ve kolesterol gibi kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleriyle ilişkili olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Abacı, 'Günün büyük bölümünü hareketsiz geçirmek metabolik sağlığı olumsuz etkileyebilir. Bu tablo zaman içerisinde kalp ve damar hastalıkları açısından riski artırabilir' dedi.</p><p>Kalp krizi riskinin tek bir nedene bağlı olmadığını aktaran Abacı, sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, fazla kilo, aile öyküsü ve hareketsiz yaşamın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p><strong>&#39;UZUN OTURMA SÜRELERİNİ HAREKET MOLALARIYLA BÖLÜN&#39;</strong><p>Özellikle masa başında çalışanların saatlerce aynı pozisyonda kalmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Abacı, 'Çalışma sırasında belirli aralıklarla ayağa kalkmak, birkaç dakika yürümek, merdiven kullanmak veya telefon görüşmelerini ayakta yapmak gibi küçük değişiklikler bile gün içerisinde hareket miktarını artırabilir. Önemli olan uzun süre kesintisiz oturmamaktır' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;SADECE SPOR YAPMAK YETERLİ DEĞİL&#39;</strong><p>Düzenli egzersiz yapan kişilerin de günün geri kalanında hareketsiz kalmamaya dikkat etmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Abacı, 'Haftada birkaç gün spor yapmak çok değerli ancak günün geri kalanında saatlerce oturmak doğru bir yaklaşım değil. Kalp sağlığı için hareketi günlük yaşamın tamamına yaymak gerekiyor' diye konuştu.</p><strong>&#39;KALP SAĞLIĞI İÇİN HAREKETİ GÜNLÜK YAŞAMIN PARÇASI HALİNE GETİRİN&#39;</strong><p>Kalp ve damar hastalıklarından korunmada yaşam tarzı değişikliklerinin önemli olduğuna dikkati çeken Abacı, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma, tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerinin kontrol altında tutulması kalp sağlığının temel unsurlarıdır. Özellikle masa başında çalışan kişiler, uzun süreli hareketsizliği günlük yaşamın doğal bir parçası olarak görmemeli. Küçük ama düzenli hareket alışkanlıkları kalp sağlığını korumaya katkı sağlayabilir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/saatlerce-oturanlar-dikkat-kal_1790667323_Gmf8Zy.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Saatlerce oturanlar dikkat! Kalp sağlığınız tehdit altında olabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/saatlerce-oturanlar-dikkat-kal_1790667323_Gmf8Zy.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya'dan dünya standartlarında tedavi: Endoürolojide lazer ve robotik dönemi]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-dan-dunya-standartlarinda-tedavi-endourolojide-lazer-ve-robotik-donemi/126644/</link>
            <description><![CDATA[Medicana Konya Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Kocaaslan, kesiksiz ve ağrısız ameliyat imkanı sunan endoürolojik yeniliklerin böbrek taşı ve prostat tedavisinde çığır açtığını belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-dan-dunya-standartlarinda-tedavi-endourolojide-lazer-ve-robotik-donemi/126644/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:03:42 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Medicana Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Kocaaslan, endoürolojik tedavinin böbrek ve mesane taşları, idrar yolları tıkanıklıkları, prostat büyümesi, nedbe dokuları ile böbrek veya üreterdeki bazı tümörlerinin tedavisi için kullanıldığını ve hastalarda birçok fayda sağladığını belirtti.</p><p>İdrar sisteminin içindeki sorunları küçük aletlerle tedavi eden bir ürolojik yan dal olan endoürolojide, büyük bir cerrahi kesim yapmak yerine, genellikle ince bir kamera ve minyatür aletler üretradan (idrarın vücudu terk ettiği doğal kanal) veya ciltteki küçük bir açıklıktan geçiriliyor. Ciltte çok az veya hiç kesik olmadığı için, birçok hasta açık cerrahiden sonra olacağından daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı bir iyileşme süreci yaşıyor. Medicana Konya Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Kocaaslan, endoürolojik tedavideki yeniliklerin hastalarda hızlı iyileşme, düşük risk ve estetik görünüm açısından da birçok fayda sağladığının altını çizdi.</p><strong>TEDAVİDE DAHA KÜÇÜK ALETLER VE DAHA NET GÖRÜNTÜLER</strong><p>En önemli değişikliklerden birinin kamerayı taşıyan dar tüp olan endoskopun geliştirilmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Ramazan Kocaaslan, 'Modern esnek endoskoplar daha incedir, yönlendirilmesi daha kolaydır ve böbreğin derinliklerine ulaşabilmektedir. Hastalar için dijital kameralar daha keskin görüntüler sağlamakla birlikte cerrahın küçük taşları veya anormal dokuları daha doğru bir şekilde tanımlamasına da yardımcı olmaktadır. Genelde tek kullanımlık endoskoplar kullanılsa da çok kullanımlı (re-use) endoskoplarla da aynı işlemler başarıyla yapılabilmektedir. Bu ilerlemeler, bir endoskopun mesane (idrar torbası) ve üreterden (böbrek ile idrar torbası arasındaki yol) böbreğe geçtiği üreteroskopi sırasında özellikle faydalıdır. Daha iyi hareket ve görüş, doktorun bir taşı kesi yapmadan tedavi etmesine imkan tanır. Hastalar için bu, genelde aynı gün eve dönmek anlamına gelir, ancak bazen stent adı verilen geçici bir iç drenaj tüpü gerekebilir ve bu gibi durumlarda yatış süresi 1-2 gün uzayabilir. Buna ek olarak da daha hassas çalışan lazerlerin tedavi sürecini olumlu yönde değiştirdiğini de söylemeliyiz. Lazerler, idrar taşlarının tedavisini radikal bir şekilde değiştirmiştir. İnce bir lazer fiberi bir endoskop aracılığıyla geçirilip doğrudan bir taşın üzerine yerleştirilebilir. Lazer daha sonra taşı çıkarılabilir parçalara ayırır veya idrarda doğal olarak geçebilecek toz benzeri parçacıklara dönüştürür. Bu lazerlerden en başarılı olan holmium lazer uzun yıllardır yaygın olarak kullanılmaktadır, ancak daha yeni sistemler bu enerjiyi daha kontrollü darbeler halinde iletebilir. Çok küçük lifler aracılığıyla ve yüksek frekansta (atış hızı) çalışabilir, bu da cerrahların ince taş tozu oluşturmasına ve bazı ortamlarda istenmeyen taş hareketini azaltmasına imkan tanır. Araştırmacılar lazer sistemlerini karşılaştırmaya devam ediyor, çünkü en iyi seçim taşın boyutuna, konumuna, sertliğine ve tedavi merkezindeki ekipman ve deneyime bağlı' dedi.</p><strong>BÜYÜK BÖBREK TAŞLARINA DAHA GÜVENLİ MÜDAHALE</strong><p>Çok büyük veya karmaşık böbrek taşlarının, sırtın küçük bir kanalı aracılığıyla gerçekleştirilen perkütan nefrolitotomi (PNL) gerektirebileceğini, yeni 'mini' versiyonların, geleneksel yaklaşımlardan daha dar aletler kullandığını ifade eden Prof. Dr. Ramazan Kocaaslan, sözlerine şöyle devam etti:</p><p>'Cerrahlar ayrıca taşlar kırıldıkça parçaları çıkaran emme destekli tüpler kullanır. Amaç, böbrek içindeki basıncı sınırlarken daha fazla materyali verimli bir şekilde temizlemektir. Basınç önemlidir çünkü sıvı, cerrahın görüşünü net tutmak için kullanılır. Eğer basınç çok yüksek olursa, enfekte sıvı veya bakteriler kan dolaşımına itilebilir. Sıvıyı daha güvenli seviyelerde tutmak için yeni basınç izleme ve emme sistemlerinin tasarlandığını da biliyoruz. Ultrason rehberliği, doktorların seçilen vakalarda X ışınlarının kullanımını azaltırken veya önlerken böbreğe ulaşmalarına da yardımcı olabilir. Erken araştırmalar umut verici, ancak her teknik her hastanede mevcut değil, bu nedenle tedavi merkezi özenle seçilmeli ve her hasta için en güvenli yaklaşım ona göre planlanmalıdır.'</p><strong>PROSTAT TEDAVİSİNDE LAZER DÖNEMİ</strong><p>Endoürolojik yeniliklerin böbrek taşlarıyla sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Ramazan Kocaaslan, 'Holmiyum lazer prostat enükleasyonu, yaygın olarak HoLEP olarak adlandırılır. İdrar akışını engelleyen kanserli olmayan büyümüş prostatı tedavi eder. Cerrah, aleti üretradan geçirir ve idrar akışını engelleyen prostat dokusunu ayırmak için bir lazer kullanır. Doku daha sonra aynı doğal geçiş yoluyla çıkarılır. HoLEP, birçok boyuttaki prostatları tedavi edebilir ve genellikle az bir süre hastanede kalmayı gerektirir. Daha invaziv cerrahilerle karşılaştırıldığında, genellikle daha az kanama ve daha hızlı bir iyileşme süreci vardır. Ancak, bu hala bir ameliyat ve bu konu uzmanlık gerektirmektedir. HoLEP sonrasında geçici olarak idrar yaparken yanma, kanama veya idrar kaçırma görülebilir. Ayrıca meninin dışarı çıkmak yerine mesaneye geri gitmesiyle oluşan &#39;kuru boşalma&#39; (retrograd ejakülasyon) sık karşılaşılan bir durumdur' dedi.</p><strong>ENDOÜROLOJİNİN GELECEĞİ ROBOTİK VE YAPAY ZEKADA</strong><p>Yakın zamanda robotik yardım ve yapay zekanın endoüroloji alanında da kullanılmaya başladığını, robotik sistemlerin, uzun veya teknik açıdan zor prosedürler sırasında esnek aletlerin stabilize edilmesine ve yönlendirilmesine önemli katkı sağladığını belirten Prof. Dr. Ramazan Kocaaslan, 'Yapay zeka; doktorların taramaları değerlendirmesine, bir taşa hangi yöntemle müdahale edileceğinin belirlenmesine, tedavinin başarılı olup olmayacağının öngörülmesine ve ameliyat sırasında anatomik yapıların tanınmasına yardımcı olabilecek bir sistem. Bu gelişmeler heyecan verici. Ancak yapay zeka araçlarının çoğu hala araştırma veya erken klinik kullanım aşamasında. Buradaki amaç, eğitimli bir cerrahın yargısını ve becerisini desteklemek, ancak onun yerini almak değil. Endoürolojinin bu konuda yeniliklere açık olması hem hastaların tedavilerini hem de hekimlerin işlerini kolaylaştırıyor. Daha küçük aletler, daha iyi görüntüler, daha hassas enerji kullanımı ve bireye özel tedavi imknları sunuluyor. Bunun sonucunda daha güvenli işlemler ve normal yaşama daha hızlı dönüş mümkün olabilir. Ancak yeni olan, her kişi için otomatik olarak daha iyi anlamına gelmez. Doğru tedavi; hastalığın durumuna, taşın boyutuna ve konumuna, hastanın genel sağlık durumuna ve tıbbi ekibin deneyimine bağlıdır' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-dan-dunya-standartlarind_1790327020_nNVcKS.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya'dan dünya standartlarında tedavi: Endoürolojide lazer ve robotik dönemi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-dan-dunya-standartlarind_1790327020_nNVcKS.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda diş travmasına dikkat! İlk dakikalar dişin geleceğini belirleyebilir]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/cocuklarda-dis-travmasina-dikkat-ilk-dakikalar-disin-gelecegini-belirleyebilir/126503/</link>
            <description><![CDATA[Çocuklarda düşme ve çarpma sonucu meydana gelen diş travmalarında doğru müdahale büyük önem taşıyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/cocuklarda-dis-travmasina-dikkat-ilk-dakikalar-disin-gelecegini-belirleyebilir/126503/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 14:09:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, dişin sallanması, kırılması veya tamamen yerinden çıkması durumunda ebeveynlerin panikle yanlış müdahalede bulunmaması gerektiğini belirterek, özellikle süt dişi ile kalıcı diş arasındaki ayrımın hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p><p>Çocukluk döneminde düşme ve çarpmalar nedeniyle yaşanan diş travmaları, ebeveynlerin karşılaştığı önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Yürümeyi yeni öğrenen çocuklardan okul çağındaki hareketli çocuklara kadar her yaş grubunda görülebilen bu durumlarda, ilk dakikalarda atılan doğru adımlar dişin geleceğini etkileyebiliyor. </p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, çocuklarda diş travması sonrasında ebeveynlerin panikle yanlış müdahalede bulunmasının veya durumu önemsiz görerek diş hekimi kontrolünü ertelemesinin istenmeyen sonuçlara yol açabileceğini belirtti. </p><p>Kurşun, travmanın türüne göre doğru ilk yardım uygulamalarının bilinmesi gerektiğini vurguladı.</p><p><strong>SALLANAN VEYA KIRILAN DİŞE MÜDAHALE EDERKEN DİKKAT!</strong></p><p>Dişin kırılması halinde ise kırılan parçanın bulunabiliyorsa saklanması öneriliyor. Diş hekimi, kırığın derinliğini ve dişin canlı dokusunun etkilenip etkilenmediğini değerlendirerek uygun tedaviyi planlıyor. </p><p>Travma sonrasında dişin sallanması durumunda dişi sürekli kontrol etmenin, parmakla oynatmanın veya çocuğa sert yiyecekler çiğnetmenin doğru olmadığını belirten diş hekimi Alanur Kurşun, dişin durumunun diş hekimi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p><strong>YERİNDEN ÇIKAN DİŞTE SÜT DİŞİ VE KALICI DİŞ AYRIMI ÖNEMLİ</strong></p><p>Çocuklarda diş travmalarında en kritik durumlardan biri, dişin tamamen yerinden çıkması olarak öne çıkıyor. </p><p>Dt. Alanur Kurşun, bu durumda öncelikle dişin süt dişi mi yoksa kalıcı diş mi olduğunun belirlenmesi gerektiğine dikkat çekti. </p><p>Kurşun, '<strong>Yerinden çıkan süt dişleri kesinlikle yeniden yerine yerleştirilmemeli. Kalıcı dişin tamamen yerinden çıkması durumunda ise hızlı hareket edilmesi gerekiyor. Dişin görünen kron kısmından tutulması, kök yüzeyine mümkün olduğunca dokunulmaması ve diş hekimine ulaştırılana kadar uygun koşullarda korunması önem taşıyor</strong>' dedi.</p><p><strong>KANAMA VE ŞİŞLİKTE DOĞRU İLK YARDIM</strong></p><p>Diş travması sonrasında kanama meydana gelirse temiz bir gazlı bezle bölgeye hafif basınç uygulanabiliyor. Şişlik oluşması durumunda ise yüzün dış kısmına soğuk uygulama yapılabiliyor. Ancak kanamanın durmaması, travmanın ciddi görünmesi veya çocuğun durumunda endişe verici belirtilerin bulunması halinde profesyonel değerlendirme geciktirilmemeli.</p><p>Diş travmalarında sorunların her zaman olayın hemen ardından ortaya çıkmadığını belirten Alanur Kurşun, bazı komplikasyonların ilerleyen günlerde veya daha sonraki dönemlerde fark edilebileceğini ifade etti. </p><p>Kurşun, '<strong>Travma sonrasında dişte renk değişikliği, artan hareketlilik, ağrı, şişlik veya diş etinde farklılık görülmesi halinde yeniden diş hekimi değerlendirmesi gerekebiliyor. Bu nedenle travma sonrasında önerilen takip randevularının aksatılmaması önem taşıyor</strong>' diye konuştu.</p><p><strong>'CİDDİ GÖRÜNMEYEN TRAVMALAR DA DEĞERLENDİRİLMELİ'</strong></p><p>Çocuğun dişine gelen her darbenin ciddi hasar oluşturmayabileceğini ancak dışarıdan önemsiz görünen travmaların da değerlendirilmesi gerekebileceğini belirten Dt. Alanur Kurşun, ebeveynlerin sakin kalarak doğru ilk adımları atmasının önemine dikkat çekti.</p><p>Dt. Kurşun, çocuklarda diş travmalarında amacın yalnızca o anki ağrıyı gidermek olmadığını, gelecekte oluşabilecek sorunların da önlenmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Diş hekimi Alanur Kurşun, '<strong>Çocuklarda diş travması yaşandığında doğru ilk yardım, zamanında diş hekimi değerlendirmesi ve düzenli takip, diş sağlığının korunmasında önemli rol oynuyor</strong>' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-dis-travmasina-dikk_1790075487_i2nYbW.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda diş travmasına dikkat! İlk dakikalar dişin geleceğini belirleyebilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-dis-travmasina-dikk_1790075487_i2nYbW.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Trabzonspor ile Galatasaray 144. randevuda]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/trabzonspor-ile-galatasaray-144-randevuda/126353/</link>
            <description><![CDATA[Trabzonspor ile Galatasaray, Trendyol Süper Lig'in 6. haftasında yarın Trabzon'da oynayacağı maçla birlikte 144. kez mücadele edecek.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/trabzonspor-ile-galatasaray-144-randevuda/126353/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 14:05:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Trendyol Süper Lig&#39;in 6. haftasında Trabzonspor ile Galatasaray yarın saat 20.00&#39;de Trabzon&#39;da karşılaşacak. Ligde sarı-kırmızılılar 4 galibiyet ve 1 beraberlikle aldığı 13 puanla liderlik koltuğunda bulunuyor. Bordo-mavililer ise 2 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 mağlubiyet sonucunda topladığı 7 puan ve averajla 9. sırada yer alıyor.</p><strong>144. RANDEVU</strong><p>Trabzonspor ile Galatasaray, bugüne kadar Süper Lig, Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı Kupası, Başbakanlık Kupası, TSYD Kupası ve özel müsabakalar olmak üzere toplam 143 kez karşı karşıya geldi. Söz konusu maçlarda sarı-kırmızılılar 66, bordo-mavililer ise 45 defa rakibini mağlup etti. 32 maçta ise taraflar birbirine üstünlük sağlayamadı. Bu mücadelelerde Aslan 197, Karadeniz ekibi ise 159 kez rakip fileleri havalandırdı.</p><strong>LİGDE DE GALATASARAY ÜSTÜN</strong><p>Galatasaray ile Trabzonspor, Süper Lig&#39;de 106 defa rakip oldu. Bu müsabakaların 47&#39;sini sarı-kırmızılılar kazanırken, 33&#39;ünde de bordo-mavililer galip ayrıldı. 26 mücadele de berabere sonuçlandı. Lig karşılaşmalarında Galatasaray 143, Trabzonspor ise 121 gol attı.<br>İki takım, 2025-2026 sezonunda Süper Lig&#39;de 2 ve Turkcell Süper Kupa&#39;da da 1 kez olmak üzere toplam 3 defa oynadı. Ligde İstanbul&#39;daki müsabaka 0-0 berabere sona ererken, Trabzonspor evinde rakibini 2-1 mağlup etti. Gaziantep&#39;te oynanan Süper Kupa yarı finalini ise Galatasaray, 4-1&#39;lik skorla kazandı.</p><strong>SON 10 MAÇIN 7&#39;SİNİ GALATASARAY KAZANDI</strong><p>Trabzonspor ile Galatasaray arasında oynanan son 10 mücadelede sarı-kırmızılıların üstünlüğü bulunuyor. Ligde 8, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa&#39;da da 1&#39;er olmak üzere oynanan son 10 maçta sarı-kırmızılılar 7, Trabzon da 1 kez kazandı. 2 karşılaşma ise berabere tamamlandı.</p><strong>OKAN BURUK İLE THOMAS REİS 4. KEZ RAKİP</strong><p>Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ile Trabzonspor Teknik Direktörü Thomas Reis, resmi maçlarda 3 kez rakip oldu. Bu müsabakalarda Buruk, Galatasaray&#39;ı çalıştırırken, Reis de Samsunspor&#39;un başındaydı. Geride kalan 3 karşılaşmayı da Okan Buruk&#39;un ekibi kazandı.</p><strong>BATUHAN KOLAK DÜDÜK ÇALACAK</strong><p>Trabzonspor ile Galatasaray arasında oynanacak karşılaşmayı hakem Batuhan Kolak yönetecek. Kolak&#39;ın yardımcılıklarını İbrahim Çağlar Uyarcan ile Candaş Elbil yapacak. Maçın dördündü hakemi ise Gürcan Hasova olacak.</p><p><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/trabzonspor-ile-galatasaray-14_1789815918_XUVh2e.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Trabzonspor ile Galatasaray 144. randevuda ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/trabzonspor-ile-galatasaray-14_1789815918_XUVh2e.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sonbahar geldi, salgın kapıda: Bu hataya sakın düşmeyin!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/sonbahar-geldi-salgin-kapida-bu-hataya-sakin-dusmeyin/126328/</link>
            <description><![CDATA[Havaların soğumasıyla artan viral enfeksiyonlara dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Çokiçli, özellikle kronik hastaların grip aşısını geciktirmemesi gerektiğini belirtti. Rastgele vitamin kullanımına karşı uyaran Çokiçli, takviyelerin mutlaka hekim kontrolünde ve eczaneden temin edilmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/sonbahar-geldi-salgin-kapida-bu-hataya-sakin-dusmeyin/126328/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 10:02:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi&#39;nden İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Çokiçli, 'Havaların serinlemesiyle birlikte kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması, grip ve diğer viral enfeksiyonların daha sık görülmesine zemin hazırlıyor. Bu dönemde bağışıklık sistemini desteklemek isteyenler ise C ve D vitamini, çinko ve multivitamin takviyelerine yöneliyor. Ancak her vitaminin herkese aynı dozda ve sürekli kullanılması gerekmiyor; özellikle yüksek doz takviyelerde kişinin sağlık durumu ve kan değerleri önem taşıyor' diye konuştu. Doç. Dr. Çokiçli, sonbahar ve kış aylarında bağışıklığı desteklemenin yalnızca vitamin takviyelerinden ibaret olmadığını belirterek önemli uyarılarda bulundu.</p><p>Sonbahar aylarında özellikle kronik hastalığı bulunan kişilerin influenza aşılarını yaptırmalarının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Çokiçli, bağışıklığın güçlü tutulması için beslenme ve yaşam alışkanlıklarının da önem taşıdığını söyledi. Doç. Dr. Çokiçli, 'Özellikle sonbahara girdiğimiz bu günlerde mutlaka kronik hastalarımızın influenza dediğimiz grip aşılarını olmalarını istiyoruz' dedi.</p><strong>&#39;D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNE GÖRE DOZ DEĞİŞİYOR&#39;</strong><p>D vitamininin bağışıklık sistemi açısından önemli bir role sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Çokiçli, 'D vitamini eksikliğimiz varsa tedavi dozumuz daha yüksek olmalı. D vitamini eksikliğimiz yoksa da takviye edici dozda kullanmayı önerebiliyoruz' dedi. C vitamininin vücutta depolanmadığını belirten Doç. Dr. Çokiçli, çinko ve C vitamini gibi takviyelerin özellikle kişinin kendisini halsiz, yorgun ve kırgın hissettiği dönemlerde gündeme gelebileceğini söyledi. Doç. Dr. Çokiçli, 'Böyle zamanlarda mukozal bağışıklık dediğimiz ağız ve burun mukozasındaki hücrelerin bağışıklığını arttırabilmek amaçlı C vitamini ve çinko takviyeleri almanızı öneriyorum' diye konuştu.</p><p><strong>&#39;TAKVİYELERDE GÜVENİLİR ÜRÜN SEÇİMİ ÖNEMLİ&#39;</strong></p><p>Multivitaminlerin içeriğinde farklı vitamin ve minerallerin düşük miktarlarda bulunabildiğini belirten Doç. Dr. Çokiçli, yüksek doz vitamin ve mineral kullanımının ise kişinin kan değerleri ve sağlık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Takviyelerin güvenilir kaynaklardan temin edilmesinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Çokiçli, 'Biz fiyattan ziyade güvenilir markalardan almanızı öneriyoruz. Özellikle internet satışlarını kesinlikle önermiyoruz. Çünkü internet satışlarında ürünün güvenliğinden emin olamıyoruz' dedi. Takviyelerin eczanelerden ve güvenilir markalardan temin edilmesini öneren Doç. Dr. Çokiçli, ürünlerin içeriklerinin güvenilir olması gerektiğini belirtti.</p><strong>&#39;İYİ BESLENME, UYKU VE SU TÜKETİMİ İHMAL EDİLMEMELİ&#39;</strong><p>Bağışıklığın desteklenmesinde vitamin takviyelerinin tek başına yeterli olmadığını belirten Doç. Dr. Çokiçli, sağlıklı beslenme, kaliteli uyku, dinlenme ve yeterli su tüketiminin de önemli olduğunu söyledi. Özellikle yoğun çalışma, stres ve uykusuzluk dönemlerinde bağışıklığın olumsuz etkilenebildiğini belirten Doç. Dr.Çokiçli, 'Güzel beslenmek bizim için çok önemli, elzem. Biz tabii ki sağlıklı besleneceğiz ama buna rağmen hastalanabiliriz. Günde en az 2-2,5 litre su içmeyi öneriyoruz. Bunların hepsi hekim önerisinde olmalı. Kronik hastalığı olanlarda durum farklıdır. Eğer siz böyle bir takviye almayı planlıyorsanız mutlaka hekiminize danışmalısınız' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sonbahar-geldi-salgin-kapida-b_1789801321_wBIASF.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sonbahar geldi, salgın kapıda: Bu hataya sakın düşmeyin! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sonbahar-geldi-salgin-kapida-b_1789801321_wBIASF.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kahve kokusunun şaşırtan etkisi ortaya çıktı!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/kahve-kokusunun-sasirtan-etkisi-ortaya-cikti/126240/</link>
            <description><![CDATA[Japonya’da yapılan araştırma, kahve içmeden yalnızca taze demlenmiş kahve kokusunu 5 dakika solumanın kaygı, yorgunluk ve moral bozukluğunu azaltırken beyin dalgalarında rahatlama sağladığını ortaya koydu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/kahve-kokusunun-sasirtan-etkisi-ortaya-cikti/126240/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:47:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Japonya&#39;da yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, vücuda henüz tek bir damla kafein girmese dahi yalnızca taze demlenmiş kahve kokusunu solumanın dakikalar içinde olumsuz duyguları hafiflettiğini ve beyinde gevşeme dalgalarını tetiklediğini ortaya koydu.</p><p>Showa Eczacılık Üniversitesi&#39;nden bilim insanlarının çalışmasında, 20 ila 29 yaş arasındaki gönüllülerin kahve içmeden sadece ortamdaki kahve aromasına maruz kaldıkları anlardaki beyin aktivitesi, kalp ritmi ve psikolojik durumları izlendi.</p><strong>&#39;OLUMSUZ DUYGULARI BASTIRIYOR&#39;</strong><p>Analizlerde, taze kahve kokusu eşliğinde geçirilen beş dakikanın ardından katılımcıların kaygı, yorgunluk, kafa karışıklığı ve moral bozukluğu puanlarında belirgin bir düşüş saptandı. Araştırmacılar, aromanın kişide ani bir enerji patlaması yaratmaktan ziyade, biriken negatif ruh halini ve stres seviyesini hızla aşağı çektiğini belirledi.</p><strong>&#39;BEYİN DALGALARINDA RAHATLAMA SAPTANDI&#39;</strong><p>Taşınabilir cihazlarla yapılan ölçümlerde, kahve kokusunun beyin dalgalarındaki rahatlama endeksini yukarı taşıdığı; buna karşın katılımcıların kalp atış hızında veya nabız değişkenliğinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı tespit edildi.</p><p>Uzmanlar, bu tablonun fiziksel bir kafein uyarımından çok, koku duyusunun hafıza ve duygu merkezleriyle kurduğu güçlü bağdan kaynaklanabileceğini vurguladı. Kahve kokusunun zihinde dinlenme, sabah rutini ve mola hissi gibi olumlu çağrışımları tetikleyerek psikolojik bir rahatlama sağladığı kaydedildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kahve-kokusunun-sasirtan-etkis_1789652873_OidFnl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kahve kokusunun şaşırtan etkisi ortaya çıktı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kahve-kokusunun-sasirtan-etkis_1789652873_OidFnl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya’da aileler dikkat! Çocuğun okul başarısındaki düşüşün nedeni bu olabilir]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-aileler-dikkat-cocugun-okul-basarisindaki-dususun-nedeni-bu-olabilir/126218/</link>
            <description><![CDATA[Konya’da KBB Uzmanı Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, çocuklarda işitme kaybı, burun tıkanıklığı, geniz eti ve uyku sorunlarının okul başarısını etkileyebileceğini belirterek aileleri uyardı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-aileler-dikkat-cocugun-okul-basarisindaki-dususun-nedeni-bu-olabilir/126218/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:03:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocuğun sağlıklı işitebilmesi, rahat nefes alabilmesi ve kaliteli uyuyabilmesi de öğrenme sürecinin önemli parçaları arasında yer alıyor. Özellikle okul çağındaki çocuklarda görülen KKB rahatsızlıklarından işitme kayıpları, orta kulakta sıvı birikmesi, geniz eti ve bademcik hastalıkları, burun tıkanıklığı ve uyku sırasında solunum bozuklukları okul performansı açısından önem taşıyor. Medicana Konya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, çocukların okul ve sınıf içerisinde gösterdikleri uyumun, derslere olan ilgi ve ilgisizliklerinin incelenerek, altta yatan bir KBB sorunun olup olmadığının dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguladı.</p><strong>BAZEN DUYAN, BAZEN DE DUYMAYAN ÇOCUKLARA DİKKAT EDİLMELİ</strong><p>Çocukluk çağında okul başarısını etkileyebilecek en önemli KBB problemlerinden birinin işitme kaybı olduğunu belirten Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, 'İşitme kaybının her zaman ileri derecede olması gerekmez. Hafif düzeyde veya tek taraflı bir işitme kaybı bile özellikle gürültülü sınıf ortamında çocukların, öğretmenin söylediklerini takip etmekte zorlanmasına sebep olabilir. Çocuk öğretmenin anlattıklarının bir bölümünü kaçırabilir, söylenenleri tekrar ettirebilir veya sınıfta dikkati çabuk dağılıyormuş gibi görünebilir. Bu durum bazen aile veya öğretmen tarafından dersleri dinlemiyor, dikkatini vermiyor ya da söylediğimizi duyduğu halde yapmıyor şeklinde yorumlanabilir. Oysa altta yatan nedenlerden biri işitme problemi olabilir. Özellikle sık orta kulak enfeksiyonu geçiren veya orta kulakta sıvı birikimi bulunan çocuklarda bu konu daha da önem kazanmaktadır&#39;&#39; dedi.</p><strong>ORTA KULAKTA SIVI BİRİKMESİ SESSİZ İLERLEYEBİLİR</strong><p>Çocukluk çağında sık karşılaştıkları sorunlardan birinin efüzyonlu otitis media, yani halk arasında bilinen şekliyle orta kulakta sıvı birikmesi olduğunu ifade eden Op. Dr. Yalçın, 'Bu durumda çocukta kulak ağrısı veya ateş görülmez. Bu nedenle aile tarafından uzun süre fark edilmez. Çocuk televizyonun sesini yükseltmeye başlayabilir, konuşulanları tekrar ettirebilir, öğretmenini daha iyi duymak için ön sıralarda oturma ihtiyacı hissedebilir veya özellikle kalabalık ortamlarda konuşmaları anlamakta zorlanabilir. Öğrenmenin büyük ölçüde dinleme ve sözel iletişim üzerinden gerçekleştiği okul döneminde uzun süren işitme azalması çocuğun eğitim sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle öğretmenlerin de çocuklardaki muhtemel işitme sorunlarının fark edilmesinde önemli bir rolü vardır&#39;&#39; şeklinde konuştu.</p><strong>GENİZ ETİ VE BADEMCİK BÜYÜKLÜĞÜ YALNIZCA HORLAMAYA NEDEN OLMAZ</strong><p>Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, okul başarısını etkileyebilecek diğer önemli KBB sorunlarının geniz eti büyüklüğü ve bademcik enfeksiyon sıklığı ve büyüklüğü olduğunu söyledi. Op. Dr. Yalçın şöyle devam etti:</p><p>'Bu çocuklarda burundan nefes almakta güçlük, ağız açık uyuma, horlama ve huzursuz uyku görülebilir. Burada özellikle üzerinde durulması gereken konu uykunun kalitesidir. Çocuk yeterli süre uyusa bile gece boyunca rahat nefes alamıyorsa dinlendirici bir uyku uyuyamayabilir. Bazı çocuklarda uyku sırasında nefesin kısa sürelerle durduğu obstrüktif uyku apnesi de gelişebilir. Kalitesiz uyku sonrasında çocuk sabahları zor uyanabilir, gün içerisinde yorgunluk yaşayabilir ve derslere odaklanmakta güçlük çekebilir. Çocuklarda erişkinlerden farklı olarak uyku bozuklukları her zaman yalnızca gündüz uykululuğuyla kendini göstermez. Bazı çocuklarda hareketlilik, huzursuzluk, dikkat sorunları ve davranış değişiklikleri de görülebilir. Bu nedenle özellikle her gece horlayan, ağzı açık uyuyan, uykuda nefesinin durduğu fark edilen veya çok huzursuz uyuyan çocukların değerlendirilmesi önemlidir. Sürekli burun tıkanıklığı da göz ardı edilmemelidir. Alerjik rinit, geniz eti büyüklüğü veya burundaki diğer sorunlara bağlı kronik burun tıkanıklığı da çocukların yaşam kalitesini etkileyebilir. Sürekli burun tıkanıklığı yaşayan çocuklarda ağızdan nefes alma, uyku kalitesinde bozulma ve gün içerisinde yorgunluk görülebilir. Özellikle mevsimsel veya yıl boyunca devam eden burun tıkanıklığına hapşırma, burun kaşıntısı ve akıntı eşlik ediyorsa alerjik hastalıklar açısından değerlendirme gerekebilir.&#39;&#39;</p><strong>OKUL BAŞARISINDA BİR DÜŞÜŞ VARSA BUNUN NEDENİ HER ZAMAN DERS ÇALIŞMAMAK OLMAYABİLİR</strong><p>Op. Dr. Yalçın, 'Ailelerin ve öğretmenlerin dikkat etmesi gereken en önemli noktalardan biri, çocuğun okul performansındaki değişiklikleri yalnızca isteksizlik veya çalışma alışkanlığı üzerinden değerlendirmemektir. Çocukta son dönemde televizyonun sesini yükseltme, sık sık &#39;ne&#39; diye sorma, öğretmenini duymakta zorlanma, kulak enfeksiyonlarının tekrarlaması, sürekli burun tıkanıklığı, ağızdan nefes alma, horlama, huzursuz uyku, sabah yorgun uyanma veya ders sırasında dikkatini sürdürmekte zorlanma gibi belirtiler bulunuyorsa altta yatan bir KBB problemi olup olmadığı araştırılmalıdır. Buradaki amaç her okul başarısızlığını bir KBB hastalığına bağlamak değildir. Okul performansı; çocuğun gelişimsel özelliklerinden psikososyal şartlara, uyku düzeninden öğrenme güçlüklerine kadar çok sayıda faktörden etkilenebilir. İşitme ve uyku ile ilişkili sorunlar, değerlendirmenin gözden kaçırılmaması gereken parçalarıdır. Çocukların öğrenebilmesi için yalnızca iyi bir eğitim ortamına değil, öğretmenini net duyabilmeye, rahat nefes alabilmeye ve kaliteli uyuyabilmeye de ihtiyacı vardır. Erken fark edilen ve uygun şekilde tedavi edilen KBB hastalıkları, çocuğun yalnızca fiziksel sağlığına değil; günlük yaşamına, sınıf içindeki katılımına ve eğitim sürecine de olumlu katkı sağlayabilir&#39;&#39; diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-aileler-dikkat-cocugu_1789632181_3spwkf.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya’da aileler dikkat! Çocuğun okul başarısındaki düşüşün nedeni bu olabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-aileler-dikkat-cocugu_1789632181_3spwkf.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kas kaybı beyni tehdit ediyor: Demans riskini yüzde 42 artırıyor]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/kas-kaybi-beyni-tehdit-ediyor-demans-riskini-yuzde-42-artiriyor/126185/</link>
            <description><![CDATA[Avustralya öncülüğünde 5 ülkeden bilim insanlarının yürüttüğü kapsamlı analiz, yaşlanmayla ortaya çıkan kas erimesinin (sarkopeni) bunama riskini tam yüzde 42 artırdığını ortaya çıkardı. Uzmanlar, tek başına kilonun değil, kas gücünün beyni korumadaki kritik rolüne dikkat çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/kas-kaybi-beyni-tehdit-ediyor-demans-riskini-yuzde-42-artiriyor/126185/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:39:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Avustralya&#39;daki Curtin Üniversitesi tarafından yapılan açıklamada, vücut ağırlığı, vücut yağı, kas sağlığı ve bunama arasındaki bağlantıları inceleyen 80&#39;den fazla araştırmanın analiz edildiği bildirildi. Yayımlanan çalışmada, yaş ilerledikçe kas kütlesi, gücü ve fiziksel işlevlerin kaybı olarak tanımlanan sarkopeni rahatsızlığı bulunan bireylerin bunama riskinin yüzde 42 daha yüksek olduğu kaydedildi.</p><strong>&#39;OBEZİTE VE BUNAMA İLİŞKİSİ YAŞA GÖRE DEĞİŞİYOR&#39;</strong><p>Araştırmada obezite ile bunama arasındaki ilişkinin yaşa bağlı olarak farklılık gösterdiği tespit edildi. 65 yaş altındaki orta yaşlı obez bireylerde bunama riskinin yüzde 9 oranında arttığı belirlenirken, 65 yaş ve üzerindeki obez kişilerde ise bu riskin yüzde 17 daha düşük olduğu aktarıldı. Ancak araştırmacılar, bu bulgunun kilo almanın bir fayda sağladığı şeklinde yorumlanmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.</p><strong>&#39;KAS GÜCÜ VE İŞLEVİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR&#39;</strong><p>Curtin Üniversitesi&#39;nden Prof. Mario Siervo, vücut ağırlığı, yaşlanma ve bunama arasında karmaşık bir ilişki bulunduğunu belirterek, düşük kas kütlesi ile fazla vücut yağının birlikte bunama riskini artırıp artırmadığını anlamak için daha uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.</p><p>Tayland Burapha Üniversitesi&#39;nden araştırmacı Uraiporn Booranasuksakul ise tek başına vücut ağırlığının bunama riskini tam olarak yansıtmadığını, yaşlandıkça kas gücü ve işlevinin de büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Avustralya, İngiltere, Kanada, Tayland ve İtalya&#39;dan bilim insanlarının katılımıyla gerçekleştirilen çalışmada, yaş ilerledikçe kas gücü ile işlevinin korunmasını da içeren yaşam boyu sağlıklı bir vücut yapısının sürdürülmesinin önemine dikkat çekildi.</p><p> <br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kas-kaybi-beyni-tehdit-ediyor-_1789555150_NHItJl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kas kaybı beyni tehdit ediyor: Demans riskini yüzde 42 artırıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kas-kaybi-beyni-tehdit-ediyor-_1789555150_NHItJl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sıcak ve soğukta dişleriniz sızlıyor mu? Nedeni sandığınız gibi olmayabilir]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/sicak-ve-sogukta-disleriniz-sizliyor-mu-nedeni-sandiginiz-gibi-olmayabilir/126140/</link>
            <description><![CDATA[Sıcak, soğuk, tatlı veya ekşi yiyecek ve içecekler tüketildiğinde ortaya çıkan kısa süreli diş ağrıları çoğu kişi tarafından “diş hassasiyeti” olarak değerlendiriliyor. Ancak Diş Hekimi Alanur Kurşun, her hassasiyetin aynı anlama gelmediğine dikkat çekti. İşte detaylar.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/sicak-ve-sogukta-disleriniz-sizliyor-mu-nedeni-sandiginiz-gibi-olmayabilir/126140/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 16:26:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diş hassasiyeti, toplumda sık görülen ağız ve diş sağlığı sorunlarının başında geliyor. Özellikle soğuk su içerken, sıcak bir yiyecek tüketirken ya da tatlı ve ekşi gıdalarla temas sonrasında ortaya çıkan kısa süreli sızlamalar, günlük yaşamda rahatsızlık oluşturabiliyor.</p><p>Ancak bu şikyetin altında yalnızca basit bir hassasiyet bulunmayabileceğine dikkat çeken Diş Hekimi Alanur Kurşun, dişlerde meydana gelen sızlamaların nedeninin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p><strong>DİŞ HASSASİYETİNİN BİRÇOK NEDENİ OLABİLİR</strong></p><p>Diş hassasiyetinin tek bir nedene bağlı olmadığını belirten Dt. Kurşun, diş eti çekilmesi, diş minesindeki aşınmalar, yanlış diş fırçalama alışkanlıkları ve asitli beslenmenin hassasiyete yol açabileceğini söyledi. </p><p>Özellikle diş eti çekilmesi sonucunda dişlerin kök yüzeylerinin açığa çıkmasının hassasiyeti artırabileceğini belirten Kurşun, kök yüzeylerinin dış etkilere karşı daha duyarlı olması nedeniyle sıcak ve soğuk tüketiminde sızlama meydana gelebileceğini ifade etti.</p><p><strong>HER DİŞ AĞRISI 'HASSASİYET' OLMAYABİLİR</strong></p><p>Diş hassasiyetinin yanı sıra çürükler ve diş çatlakları da sıcak ve soğuk uyaranlara karşı ağrıya neden olabiliyor. Bu nedenle <strong>'Dişlerim zaten hassas'</strong> diyerek ortaya çıkan her ağrının aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten diş hekimi Alanur Kurşun, ağrının süresi, şiddeti ve hangi dişte ortaya çıktığının önemli ipuçları verdiğini vurguladı.</p><p>Kurşun, birkaç dişte genel olarak hissedilen ve uyaran ortadan kalktıktan kısa süre sonra geçen hassasiyet ile yalnızca tek bir dişte ortaya çıkan, şiddetli veya uzun süren ağrının aynı olmayabileceğine dikkat çekti.</p><p><strong>SOĞUK VEYA SICAK SONRASI AĞRI DEVAM EDİYORSA DİKKAT</strong></p><p>Özellikle sıcak veya soğuk uyaran ortadan kalktıktan sonra ağrının devam etmesi, gece kendiliğinden başlayan ağrıların görülmesi ya da ağrının giderek şiddetlenmesi durumunda diş hekimi muayenesinin geciktirilmemesi gerekiyor. </p><p>Bu tür belirtilerin altında farklı diş ve ağız sağlığı problemleri bulunabileceğini belirten Alanur Kurşun, doğru tedavinin uygulanabilmesi için öncelikle ağrının nedeninin belirlenmesi gerektiğini söyledi.</p><p><strong>HASSAS DİŞLER NASIL KORUNMALI?</strong></p><p>Diş hassasiyeti yaşayan kişilerin daha güçlü ve sert şekilde dişlerini fırçalamasının doğru olmadığına dikkat çeken Dt. Alanur Kurşun, doğru diş fırçalama tekniğinin önemine vurgu yaptı. </p><p>Sert kıllı diş fırçalarının ve aşırı basınç uygulanmasının diş yüzeylerinde aşınmaya ve diş eti çekilmesine katkıda bulunabileceğini belirten Kurşun, hassasiyet yaşayan kişilere uygun diş macunlarının önerilebileceğini ifade etti. Ancak yalnızca hassasiyeti azaltmanın yeterli olmadığını vurgulayan Alanur Kurşun, asıl önemli olanın hassasiyete neden olan faktörün belirlenerek ortadan kaldırılması olduğunu söyledi.</p><p><strong>ASİTLİ YİYECEK VE İÇECEKLERİN TÜKETİMİNE DİKKAT</strong></p><p>Diş hassasiyetinin önlenmesinde günlük beslenme alışkanlıklarının da önemli olduğunu belirten diş hekimi Alanur Kurşun, asitli yiyecek ve içeceklerin sık tüketilmesinin sınırlandırılmasını önerdi. </p><p>Diş hekimi Kurşun, düzenli ağız bakımının sürdürülmesi ve rutin diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmemesinin de diş sağlığının korunmasında önemli rol oynadığına dikkat çekti. </p><p>Diş hassasiyetinin çoğu zaman tedavi edilebilir bir problem olduğunu belirten Dt. Alanur Kurşun, ancak doğru tedavinin uygulanabilmesi için öncelikle doğru teşhis konulması gerektiğini vurguladı. </p><p>Kurşun, özellikle tekrarlayan veya giderek artan diş hassasiyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek şu uyarıda bulundu:<br>'<strong>Bir sonraki soğuk su yudumunda dişiniz sızladığında kendinize &#39;Dişim neden hassas?&#39; sorusunu sorun. Çünkü bazen birkaç saniyelik bir sızı, ağız ve diş sağlığımızla ilgili uzun zamandır fark etmediğimiz bir sorunun ilk işareti olabilir.</strong>'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sicak-ve-sogukta-disleriniz-si_1789478758_zBi2uV.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sıcak ve soğukta dişleriniz sızlıyor mu? Nedeni sandığınız gibi olmayabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sicak-ve-sogukta-disleriniz-si_1789478758_zBi2uV.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Güneş Lab Konya’da hizmete açıldı: Majistral eczacılığa modern dokunuş]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/gunes-lab-konya-da-hizmete-acildi-majistral-eczaciliga-modern-dokunus/126001/</link>
            <description><![CDATA[Konya’da Güneş Eczanesi bünyesinde hazırlanan Güneş Lab, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Majistral preparatların modern cihazlar ve bilimsel hassasiyetle hazırlanmasının amaçlandığı laboratuvarın açılışına sağlık ve eczacılık camiasından çok sayıda isim katıldı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/gunes-lab-konya-da-hizmete-acildi-majistral-eczaciliga-modern-dokunus/126001/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 19:17:33 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Güneş Eczanesi&#39;nin yeni yatırımı olan Güneş Lab, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, Majistral Eczacıları Derneği Başkanı Uzm. Ecz. Ahmet Nezihi Pekcan, eczacılar ve davetlilerin katıldığı törenle hizmete girdi.<br>Açılışta konuşan Uzm. Ecz. Büşra Toptaş, eczacılığın yalnızca hazır ürünleri hastaya sunmaktan ibaret olmadığını belirterek, ihtiyaç halinde kişiye özel çözümler üretebilmenin mesleğin önemli yönlerinden biri olduğunu ifade etti.</p><strong>'BİLİMSEL HASSASİYETLE ÇALIŞAN ÖZEL BİR ALAN OLUŞTURDUK'</strong><p>Güneş Lab&#39;ı kurarken temel hedefinin majistral preparatların uygun koşullarda ve modern teknolojik imkanlarla hazırlanabileceği bir çalışma ortamı oluşturmak olduğunu belirten Toptaş, şöyle konuştu:<br>'Eczacılığın benim için en güzel taraflarından biri, hastaya yalnızca hazır bir ürünü sunmak değil; gerektiğinde onun ihtiyacına özel bir çözüm üretebilmek. Majistral eczacılık da mesleğimizin bu çok kıymetli yönlerinden biri.'<br>Toptaş, Güneş Lab&#39;ın hayata geçirilmesinde emeği bulunanlara teşekkür ederek, yeni yatırımın hastalara, eczacılık mesleğine ve Güneş Eczanesi&#39;ne hayırlı olmasını diledi.</p><strong>'BİLGİ VE EMEK SOMUT BİR YATIRIMA DÖNÜŞTÜ'</strong><p>Majistral Eczacıları Derneği Başkanı Uzm. Ecz. Ahmet Nezihi Pekcan da açılışta yaptığı konuşmada Büşra Toptaş&#39;ı mesleğine yaptığı yatırımdan dolayı tebrik etti. Majistral eczacılığın hastaya özel tedavi, bilimsel yaklaşım ve eczacılık mesleğinin önemli unsurlarını bir araya getirdiğini belirten Pekcan, nitelikli ve bilimsel yatırımların desteklenmeye devam edeceğini söyledi. Pekcan, Güneş Lab&#39;ın Konya&#39;ya kazandırılmasından dolayı Toptaş&#39;ı kutlayarak yeni merkezin hayırlı olmasını temenni etti.</p><strong>İL SAĞLIK MÜDÜRÜ YAVUZ&#39;DAN İŞ BİRLİĞİ VURGUSU</strong><p>Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz ise Güneş Eczanesi&#39;nin gerçekleştirdiği yatırımı takdir ettiğini ifade etti. Hekim ve eczacı iş birliğinin hasta sağlığı açısından önemine dikkat çeken Yavuz, eczacıların hekim ile hasta arasında önemli bir görev üstlendiğini vurguladı. Güneş Lab&#39;ın modern yapısıyla sunacağı hizmetin değerli olduğunu belirten Yavuz, yatırım dolayısıyla Büşra Toptaş&#39;ı tebrik etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gunes-lab-konya-da-hizmete-aci_1789229851_0jxs2R.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Güneş Lab Konya’da hizmete açıldı: Majistral eczacılığa modern dokunuş ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gunes-lab-konya-da-hizmete-aci_1789229851_0jxs2R.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Raflardaki ‘Şekersiz’ tuzağı: Paketin ön yüzü değil arka etiketi önemli!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/raflardaki-sekersiz-tuzagi-paketin-on-yuzu-degil-arka-etiketi-onemli/125965/</link>
            <description><![CDATA[Paketinde ‘şekersiz’ yazan ürünler gerçekten sağlıklı mı? Diyetisyen Nazlı Aydın, reyonlardaki diyet ürünlerde saklanan gizli şeker, fruktoz şurubu kullanılabileceğine dikkat çekerek, alışveriş yaparken mutlaka arka etiketin incelenmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/raflardaki-sekersiz-tuzagi-paketin-on-yuzu-degil-arka-etiketi-onemli/125965/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 09:51:59 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Medipol Koşuyolu Hastanesi&#39;nden Diyetisyen Nazlı Aydın, bu ürünlerin arka etiketinde glikoz şurubu, rafine karbonhidrat ve farklı katkı maddelerinin bulunabileceğini belirterek, tüketicilere seçimlerinde dikkatli olmaları uyarısında bulundu.</p><strong>&#39;ÖN YÜZÜNE DEĞİL, ARKA ETİKETE BAKIN&#39;</strong><p>Diyetisyen Aydın, düşük kalorili veya şekersiz olarak pazarlanan ürünlerin mutlaka içerik listesine bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini aktararak 'Bir ürünün gerçekten sağlıklı olup olmadığını anlamak için paketin ön yüzüne değil, arka kısmındaki içerik listesine bakmamız gerekiyor. İçeriğin mümkün olduğunca sade olması, 5-6 maddeden fazla bileşen içermemesi önemli. İsmini bilmediğiniz, anlamını bilmediğiniz çok sayıda katkı maddesi varsa o ürünü tekrar değerlendirmek gerekir' dedi.</p><p>&#39;Şekersiz&#39; ibaresinin her zaman güvenli anlamına gelmediğini ifade eden Aydın, bazı ürünlerde glikoz şurubu, fruktoz şurubu, nişasta türevleri ve rafine karbonhidratların kullanılabildiğini söyledi. Aydın, 'Tamam, ürün &#39;şekersiz&#39; olarak geçiyor olabilir ancak içerisine farklı şeker türevleri eklenmiş olabilir. Bu da kan şekerinde ani dalgalanmalara, insülin artışına ve hızlı acıkmaya neden olabilir. Kişi gün içinde ihtiyacından fazla ve daha sağlıksız kaynaklardan kalori almaya başlayabilir' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;SAĞLIKLI SANDIĞINIZ HURMA BİLE RİSKLİ OLABİLİR&#39;</strong><p>Doğal olduğu düşünülen bazı ürünlerde bile işleme sırasında ilave şeker kullanılabildiğini belirten Aydın, 'Örneğin hurma alıyorsunuz ve sağlıklı bir tercih yaptığınızı düşünüyorsunuz. Ancak arka etiketi okuduğunuzda glikoz şurubuyla yıkandığını görebiliyorsunuz. Bu durumda ürün, faydadan çok zarar getirebilir' dedi.</p><p>Poliklinikte sık karşılaşılan bir hataya da değinen Aydın, 'Ekmek yemiyorum ama diyet ürün tüketiyorum' yaklaşımının doğru olmadığını vurguladı. Aydın, 'Diyet bir ürünü seçmek değildir. Diyet bir ölçüdür. Karbonhidrat, protein ve yağ dengesinin doğru kurulması gerekir. Sıfır kalorili ya da light olarak satılan hiçbir ürün tek başına sağlıklı anlamına gelmez' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/raflardaki-sekersiz-tuzagi-pak_1789195918_I5Q12g.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Raflardaki ‘Şekersiz’ tuzağı: Paketin ön yüzü değil arka etiketi önemli! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/raflardaki-sekersiz-tuzagi-pak_1789195918_I5Q12g.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya'da kansere karşı dev adım atıldı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-kansere-karsi-dev-adim-atildi/125865/</link>
            <description><![CDATA[Karatay İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinasyonuyla Konya Şehir Hastanesinde KETEM Temas Noktası hizmete açıldı. Yeni merkezde 30-65 yaş arası kadınlara rahim ağzı, 50-70 yaş arası vatandaşlara ise kalın bağırsak kanseri taramaları ücretsiz ve randevusuz olarak uygulanacak.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-kansere-karsi-dev-adim-atildi/125865/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 11:59:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Konya İl Sağlık Müdürlüğü </strong>tarafından düzenlenen <strong>Halk Sağlığı Haftası </strong>etkinliklerinin son gününde, kentte sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracak önemli bir adım atıldı. Karatay İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda <strong>Konya Şehir Hastanesinde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) Temas Noktası açıldı.</strong></p><strong>'ERKEN TEŞHİS EN ETKİLİ YÖNTEM'</strong><p>Açılışın ardından merkezde incelemelerde bulunan <strong>Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz</strong>, kanserle mücadelede erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı. Taramaların kanser kaynaklı ölümleri azaltmadaki rolüne dikkat çeken Yavuz, tüm vatandaşları düzenli tarama yaptırmaya davet etti.</p><p>Açılış programına Doç. Dr. Yusuf Yavuz&#39;un yanı sıra Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hasan Çiftçi, Konya Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Cüneyt Çiçek, Karatay İlçe Sağlık Müdürü Dr. Murat Mutlu ve hastane yöneticileri katıldı.</p><strong>TARAMALAR ÜCRETSİZ VE RANDEVUSUZ</strong><p>Konya Şehir Hastanesi <strong>KETEM </strong>Temas Noktasında yürütülecek hizmetlerin detayları da paylaşıldı. Bu kapsamda; <strong>30-65 yaş </strong>arası <strong>kadınlar </strong>için <strong>rahim ağzı kanseri (HPV) taraması, 50-70 yaş arası kadın ve erkekler için kalın bağırsak (kolon) kanseri taraması</strong>, herhangi bir ücret ödenmeden ve randevu alma zorunluluğu bulunmadan gerçekleştirilecek. Vatandaşlar doğrudan merkeze başvurarak yaş grubuna uygun taramaları yaptırabilecek.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-kansere-karsi-dev-adi_1789030789_jglifc.jfif" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya'da kansere karşı dev adım atıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-kansere-karsi-dev-adi_1789030789_jglifc.jfif"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Menisküs yırtığı kader değil! Yeni tedaviyle spora dönüş mümkün]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/meniskus-yirtigi-kader-degil-yeni-tedaviyle-spora-donus-mumkun/125804/</link>
            <description><![CDATA[Menisküs yırtıklarında doğal dokunun korunması öncelikli olurken, ileri hasarlı vakalarda hastanın kendi tendonundan menisküs benzeri yapı oluşturulabiliyor. Yeni yöntem, hastalara yeniden aktif yaşam ve spora dönüş imkanı sunuyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/meniskus-yirtigi-kader-degil-yeni-tedaviyle-spora-donus-mumkun/125804/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 10:33:39 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diz ekleminin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan menisküsün yırtık veya ciddi hasar nedeniyle kaybedildiğinde uzun vadede kıkırdak aşınmalarına ve eklem problemlerine yol açabildiğini ifade eden Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Erdinç Genç, gelişen cerrahi teknikler sayesinde artık hastanın kendi dokularından oluşturulan menisküs benzeri yapıların nakledilebildiğini, bu yöntemin özellikle ileri düzey menisküs kayıplarında önemli bir tedavi seçeneği sunduğunu söyledi.</p><strong>&#39;MENİSKÜS DİZİN AMORTİSÖRÜ GİBİ ÇALIŞIYOR&#39;</strong><p>Menisküsün diz ekleminde yük dağılımını sağlayan önemli bir yapı olduğunu belirten Doç. Dr. Erdinç Genç, 'Basitçe anlatmak gerekirse menisküs, otomobillerdeki amortisörün yaptığı görevi dizde üstleniyor. Uyluk kemiği ile kaval kemiği arasındaki basıncı dengeli şekilde dağıtarak kemiklerin birbirine temas etmesini önlüyor. Böylece hem kıkırdak dokuyu koruyor hem de dizin güvenli ve sağlıklı hareket etmesini sağlıyor' dedi.</p><strong>&#39;ÖNCELİK MENİSKÜSÜ KORUMAK&#39;</strong><p>Menisküs yırtıklarında ilk hedeflerinin doğal dokuyu korumak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Genç, 'Şikyet oluşturan ve cerrahi gerektiren menisküs yırtıklarında öncelikle menisküsü tamir etmeye çalışıyoruz. Çünkü doğal menisküsün korunması uzun vadede eklem sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ancak bazı hastalarda çok parçalı ve ileri derecede hasarlı yırtıklarla karşılaşabiliyoruz. Bu gibi durumlarda menisküsün bir kısmını veya tamamını almak gerekebiliyor' diye konuştu.</p><strong>&#39;HASTANIN KENDİ TENDONUNDAN MENİSKÜS OLUŞTURULABİLİYOR&#39;</strong><p>Menisküsün korunamadığı durumlarda yeni nesil nakil yöntemlerinin devreye girdiğini belirten Doç. Dr. Genç, 'Günümüzde uyguladığımız yöntemlerden biri kadavradan alınan menisküs dokularının nakledilmesi. Ancak son yıllarda daha fazla ön plana çıkan yöntemlerden biri de hastanın kendi tendon dokularını kullanarak menisküs benzeri bir yapı oluşturmak. Özel tekniklerle hazırladığımız bu dokuyu hasarlı bölgeye veya menisküsün tamamına naklederek uzun dönemde kalıcı bir menisküs benzeri yapı elde etmeyi hedefliyoruz' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;ÇOKLU BAĞ YARALANMALARINDA DA TERCİH EDİLİYOR&#39;</strong><p>Bu yöntemin özellikle ciddi menisküs kayıplarında ve çoklu bağ yaralanmalarında önemli avantajlar sunduğunu belirten Doç. Dr. Genç, 'Hastanın kendi dokusundan oluşturulan menisküs nakli, hem ulaşılabilirliği hem de maliyet avantajı nedeniyle giderek daha fazla tercih edilmeye başladı. Özellikle ön çapraz bağ ve diğer bağ yaralanmalarının eşlik ettiği vakalarda başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz' dedi.</p><strong>&#39;HASTALAR AYLAR İÇİNDE SPORA DÖNEBİLİYOR&#39;</strong><p>Operasyonun teknik açıdan detaylı ancak kapalı yöntemlerle gerçekleştirildiğini belirten Doç. Dr. Genç, 'Ameliyat genellikle 1,5 ila 2 saat sürüyor. Eğer eşlik eden bağ yaralanmaları veya kemik dizilim bozuklukları varsa bunların da aynı seansta düzeltilmesi gerekebiliyor. Operasyon sonrasında hastalar yaklaşık bir ay içinde rahat yürümeye başlayabiliyor. Uygun fizik tedavi programıyla 4-5 ay içinde koşuya, 9-10 ay içinde ise yoğun spor aktivitelerine dönüş mümkün olabiliyor. Buradaki en önemli nokta doğru hastaya doğru tedaviyi uygulamaktır' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/meniskus-yirtigi-kader-degil-y_1788939218_wxj8Q9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Menisküs yırtığı kader değil! Yeni tedaviyle spora dönüş mümkün ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/meniskus-yirtigi-kader-degil-y_1788939218_wxj8Q9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diş sıkıyorsanız vücudunuz size ne anlatıyor? İşte uzmanından tavsiyeler]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/dis-sikiyorsaniz-vucudunuz-size-ne-anlatiyor-iste-uzmanindan-tavsiyeler/125756/</link>
            <description><![CDATA[Sabah uyandığınızda çenenizde yorgunluk hissediyor, şakaklarınızda ağrı duyuyor ya da dişlerinizde hassasiyet fark ediyorsanız, bu belirtilerin altında diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığı bulunabilir.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/dis-sikiyorsaniz-vucudunuz-size-ne-anlatiyor-iste-uzmanindan-tavsiyeler/125756/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 11:54:55 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sabah çene ağrısı, baş ve şakak bölgesinde ağrı, diş hassasiyeti ve dişlerde aşınma… Günlük yaşamın sıradan şikyetleri gibi görünen bu belirtiler, farkında olmadan gerçekleştirilen diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığının işareti olabilir. </p><p>Diş hekimi Alanur Kurşun, özellikle sabah saatlerinde ortaya çıkan çene ve baş ağrılarının dikkate alınması gerektiğini belirterek, diş sıkmanın yalnızca dişleri değil, çene kaslarını ve çene eklemini de etkileyebileceğine dikkat çekti.</p><p><strong>Tıp literatüründe bruksizm olarak adlandırılan bu durum, kişinin uyanıkken veya uyku sırasında dişlerini istemsiz şekilde birbirine bastırması ya da sürtmesiyle ortaya çıkabiliyor.</strong> Özellikle uyku sırasında meydana gelen bruksizm, kişi tarafından çoğu zaman fark edilmiyor.</p><p><strong>SABAH AĞRILARI DİŞ SIKMANIN HABERCİSİ OLABİLİR</strong></p><p>Dt. Alanur Kurşun, diş sıkmanın önemli ipuçlarından birinin şikyetlerin özellikle sabah saatlerinde belirginleşmesi olduğunu belirtti.</p><p>Diş sıkma her zaman ağrıya neden olmayabiliyor. Bazı kişilerde herhangi bir belirti bulunmazken, durum diş hekimi muayenesi sırasında ortaya çıkabiliyor. Diş yüzeylerindeki aşınmalar, küçük çatlaklar veya kırıklar, uzun süredir devam eden diş sıkma alışkanlığının ilk işaretlerinden biri olabiliyor. Bu nedenle yalnızca ağrıya odaklanmak yerine, dişlerde meydana gelen yapısal değişikliklerin de dikkate alınması gerekiyor.</p><p><strong>DİŞ SIKMA SADECE DİŞLERİ ETKİLEMİYOR</strong></p><p>Diş sıkmanın yalnızca dişleri ilgilendiren bir problem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dt. Alanur Kurşun, dişler, çiğneme kasları ve çene ekleminin bir bütün olarak çalıştığına dikkat çekti. </p><p>Kurşun, '<strong>Dişlere uygulanan aşırı ve tekrarlayan kuvvetler zaman içerisinde diş yüzeylerinde aşınmaya ve hassasiyete yol açabilirken, bazı durumlarda çatlak ve kırıkların oluşmasına da neden olabiliyor. Aynı zamanda çiğneme kaslarının sürekli yük altında kalması, çene bölgesinde ağrı ve yorgunluk hissinin ortaya çıkmasına neden olabiliyor</strong>' dedi.</p><p>Diş hekimi Kurşun, çene ağrısı veya baş ağrısı yaşayan herkesin bu şikyetlerinin nedenini doğrudan bruksizme bağlamaması gerektiğini de vurguluyor.</p><p>Kurşun&#39;a göre her çene ağrısının veya baş ağrısının nedeni diş sıkma olmayabilir. Ancak şikyetler tekrarlıyorsa ve buna dişlerde aşınma, çene kaslarında hassasiyet veya gece diş gıcırdatma öyküsü eşlik ediyorsa diş hekimi muayenesinin ihmal edilmemesi de önem taşıyor.</p><p>Muayene sonucunda gerekli görülmesi halinde dişleri korumaya yönelik farklı tedavi seçeneklerinin bulunduğunu ifade eden Alanur Kurşun, 'Uygun hastalarda gece plağı, dişleri sıkma ve gıcırdatmanın oluşturabileceği zararlara karşı kullanılan yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor' diye konuştu.</p><p><strong>GÜN İÇİNDE DİŞLERİNİZİ SIKIP SIKMADIĞINIZI KONTROL EDİN</strong></p><p>Diş sıkma yalnızca uyku sırasında gerçekleşmiyor. Gün içerisinde bilgisayar başında çalışırken, ders çalışırken veya yoğun bir işe odaklanırken kişiler farkında olmadan çenelerini sıkabiliyor. Bu nedenle gün içerisinde zaman zaman çene bölgesinin kontrol edilmesi ve dişlerin sürekli birbirine temas edip etmediğine dikkat edilmesi farkındalık açısından önem taşıyor.</p><p>Dt. Alanur Kurşun, ağız ve diş sağlığının yalnızca çürüksüz ve beyaz dişlerden ibaret olmadığını belirterek, dişlerin, çiğneme kaslarının ve çene ekleminin uyum içerisinde çalışmasının da sağlıklı bir ağız yapısının önemli bir parçası olduğunu ifade etti.</p><p>Sabahları çeneniz size <strong>&#39;yoruldum&#39; diyorsa, onu dinlemenin zamanı gelmiş olabilir</strong>' mesajıyla farkındalığın önemine dikkat çeken Kurşun, tekrarlayan çene ağrısı, diş hassasiyeti ve sabah baş ağrısı gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Vücudun çoğu zaman sorunları bir anda değil, küçük sinyallerle anlattığını belirten Kurşun, bu sinyallerin erken fark edilmesinin ağız ve diş sağlığının korunması açısından önemli olduğunu kaydetti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dis-sikiyorsaniz-vucudunuz-siz_1788857693_OsHoR4.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diş sıkıyorsanız vücudunuz size ne anlatıyor? İşte uzmanından tavsiyeler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dis-sikiyorsaniz-vucudunuz-siz_1788857693_OsHoR4.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya’da annelere sağlık rehberi]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-annelere-saglik-rehberi/125584/</link>
            <description><![CDATA[Konya’nın Karapınar ilçesinde 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, anne sağlığının korunması, gebelik ve doğum süreçleri hakkında katılımcılara önemli bilgilendirmeler yapıldı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-annelere-saglik-rehberi/125584/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 13:48:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Karapınar Zekeriya Mustafa İvriz Aile Sağlığı Merkezi&#39;nde gerçekleştirilen etkinlikte, anne sağlığının önemi ve sağlıklı nesillerin yetiştirilmesine yönelik farkındalık oluşturulması amaçlandı. Etkinlikte katılımcılara anne sağlığının korunması, gebelik ve doğum sürecinde dikkat edilmesi gerekenler ile sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmelerde bulunuldu. </p><p>Halk sağlığı konusunda farkındalık oluşturulması amacıyla düzenlenen etkinliklerin, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında farklı konu başlıklarıyla devam edeceği belirtildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-annelere-saglik-rehbe_1788518928_BXOlbF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya’da annelere sağlık rehberi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-annelere-saglik-rehbe_1788518928_BXOlbF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Tatil bitti, alarmlar çalıyor! Okul açılıyor diye sakın bu hatayı yapmayın]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/tatil-bitti-alarmlar-caliyor-okul-aciliyor-diye-sakin-bu-hatayi-yapmayin/125558/</link>
            <description><![CDATA[Gece geç yatmaya alışan çocukların biyolojik saatini bozmadan okula hazırlamanın formülü belli oldu: İşte uzmanından yaş gruplarına göre ideal uyku süreleri ve son 1 saat kuralı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/tatil-bitti-alarmlar-caliyor-okul-aciliyor-diye-sakin-bu-hatayi-yapmayin/125558/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 09:35:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tatil döneminde çocukların geç saatlere kadar uyanık kalmasının uyku düzenini değiştirebildiğini dile getiren Medical Park Göztepe Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayberk Özkavaklı, okul dönemine geçişte bu düzenin kademeli olarak yeniden oluşturulmasının önemli olduğunu belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'Tatil sonrası uyku düzenini bir gecede değiştirmeye çalışmak genellikle işe yaramıyor. Çocuğun biyolojik saatinin yeniden uyum sağlaması için yatış ve özellikle sabah kalkış saatlerini kademeli olarak erkene çekmek daha doğru. Her gün 15-30 dakikalık değişiklikler çoğu çocuk için yeterli oluyor. Sabah aynı saatte kalkmak ve günün erken saatlerinde gün ışığı almak da bu geçişi belirgin şekilde kolaylaştırıyor' diye konuştu.</p><strong>&#39;UYKU İHTİYACI YAŞLA BİRLİKTE AZALIYOR&#39;</strong><p>Çocukların ihtiyaç duyduğu uyku süresinin yaşa göre değiştiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'Genel olarak 1-2 yaşındaki çocukların günde 11-14 saat, 3-5 yaş grubunun 10-13 saat, 6-12 yaş grubunun 9-12 saat, ergenlerin ise 8-10 saat uyumasını öneriyoruz. Burada yalnızca süre değil, uykunun düzenli ve kaliteli olması da önemli' dedi.</p><p>Yeterli uykunun okul çağındaki çocukların bilişsel ve duygusal işlevleri açısından önemli olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'Özellikle okul çağında yeterli uyku; dikkat, hafıza, öğrenme ve duygusal düzenleme üzerinde doğrudan etkili' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;UYKUSUZLUK ÇOCUKLARDA HER ZAMAN UYUKLAMA ŞEKLİNDE GÖRÜLMEYEBİLİR&#39;</strong><p>Uyku düzenindeki bozulmanın çocukların okul yaşamını da etkileyebileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, uykunun gün içerisinde öğrenilen bilgilerin işlenmesi ve hafızanın güçlenmesi açısından önemli bir süreç olduğunu söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'Yetersiz veya düzensiz uyuyan bir çocukta dikkat süresi kısalabilir, konsantrasyon güçlüğü ve öğrenmede zorlanma görülebilir. Çocuklarda uykusuzluk her zaman erişkinlerdeki gibi uyuklama şeklinde ortaya çıkmıyor; bazı çocuklarda tam tersine hareketlilik, huzursuzluk ve dürtüsellik ön plana çıkabiliyor. Dolayısıyla yeterli uyku, okul başarısının da önemli bileşenlerinden biri' diye konuştu.</p><strong>&#39;OKUL BAŞLAMADAN ÖNCE HAZIRLIK YAPILABİLİR&#39;</strong><p>Çocukların yeni uyku düzenine geçişine okul başlamadan önce başlanmasının süreci kolaylaştırabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'Çoğu çocuk için okul başlamadan yaklaşık bir hafta önce başlamak yeterli. Ancak tatil boyunca yatış saati birkaç saat ileri kaymışsa 10 gün-2 hafta öncesinden başlamak daha rahat olabilir' dedi.</p><p>Amaç çocuğu bir anda erken yatırmak değil, uyku saatlerini küçük adımlarla değiştirmek olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'Yatış ve kalkış saatlerini mümkünse her gün küçük aralıklarla erkene çekerek okulun ilk sabahına hazır hale getirmek gerekiyor' açıklmasında bulundu.</p><strong>&#39;EKRAN KULLANIMI UYKUYA DALMAYI ZORLAŞTIRABİLİR&#39;</strong><p>Gece geç saatlere kadar tablet, telefon veya televizyon kullanımının çocukların uyku düzenini olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, bunun iki farklı mekanizma üzerinden gerçekleşebildiğini belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'Ekran ışığının uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen melatonin salgısını geciktirebilmesi söz konusu. Bunun yanında oyun, video ve sosyal medya gibi içerikler çocuğun zihinsel uyarılmışlığını artırabiliyor. Sonuçta çocuk yatağa daha geç gidebiliyor, uykuya dalması uzayabiliyor ve toplam uyku süresi azalabiliyor' dedi.</p><strong>&#39;UYKU ÖNCESİNDEKİ SON BİR SAAT EKRANSIZ OLMALI&#39;</strong><p>Çocukların uykuya hazırlanması için yatmadan önceki sürecin sakin geçirilmesinin önemine değinen Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'İdeal olan, uyku öncesindeki son bir saatin mümkün olduğunca ekransız geçirilmesi. Telefon, tablet ve televizyonu yatak odasının dışında tutmak da bu konuda ailelere yardımcı olabilir. Bu süreyi bir yasaklama dönemi gibi değil, çocuğun günün temposundan çıkıp uykuya hazırlandığı bir zaman dilimi olarak düşünmek daha doğru. Kitap okumak, sohbet etmek veya sakin bir aile rutini oluşturmak iyi alternatifler' diye konuştu.</p><strong>&#39;YETERLİ UYKUYA RAĞMEN UYKU HALİ VARSA UYKU KALİTESİ DEĞERLENDİRİLMELİ&#39;</strong><p>Sabah okula kalkmakta zorlanan veya gün içerisinde sürekli uykulu olan çocuklarda öncelikle uyku süresinin değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'Geç yatıp erken kalkan bir çocukta sabah uyanma güçlüğünün en sık nedeni doğal olarak uyku eksikliği. Ancak yeterli süre uyumasına rağmen sabah çok zor uyanıyor veya gün içinde belirgin uykululuk yaşıyorsa uyku kalitesini de sorgulamak gerekir. Özellikle düzenli horlama, ağızdan soluma, uykuda nefes duraklaması, çok sık uyanma veya huzursuz uyku varsa altta yatan bir uyku bozukluğu açısından değerlendirme gerekebilir' uyarısında bulundu.</p><strong>&#39;HAFTA SONU UYKU SAATLERİ ÇOK FAZLA DEĞİŞMEMELİ&#39;</strong><p>Hafta içi ve hafta sonu arasındaki uyku saatlerinin belirgin şekilde farklılaşmasının çocukların uyku düzenini bozabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, şu bilgileri paylaştı:</p><p>'Hafta içi ile hafta sonu arasında birkaç saatlik fark oluştuğunda çocuk adeta her hafta küçük bir &#39;jet lag&#39; yaşayabiliyor. Pazar günü öğlene kadar uyuyan bir çocuğun pazar akşamı erken uyuması, dolayısıyla pazartesi sabahı dinlenmiş kalkması zorlaşıyor. Hafta sonlarında elbette bir miktar esneklik olabilir; ancak yatış ve kalkış saatlerinin hafta içinden çok fazla uzaklaşmaması, mümkünse farkın 1-2 saati aşmaması daha sağlıklı.'</p><p><strong>&#39;UYKU ÖNCESİ RUTİN HER AKŞAM BENZER ŞEKİLDE TEKRARLANMALI&#39;</strong></p><p>Çocukların daha kolay uykuya dalabilmesi için düzenli bir uyku rutini oluşturulmasının önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'İyi bir uyku rutininin karmaşık olması gerekmiyor; asıl önemli olan her akşam benzer şekilde tekrarlanması. Yatmadan 30-60 dakika önce evin temposunu azaltmak, ışıkları biraz kısmak, ardından pijama, diş fırçalama ve kitap okuma gibi sakin aktivitelerle devam etmek yeterli olabilir. Bu tekrarlar zaman içinde çocuk için &#39;artık uyku zamanı geliyor&#39; mesajına dönüşüyor. Yatak odasının sessiz, karanlık ve rahat bir ortam olması da uykuya geçişi destekliyor' dedi.</p><strong>&#39;SAĞLIKLI UYKU YALNIZCA ÇOCUĞU ERKEN YATIRMAK DEMEK DEĞİL&#39;</strong><p>Okullar açılırken ailelerin uyku düzenini yalnızca erken yatma saati üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'Sabah kalkış saati, gün ışığı, fiziksel aktivite, akşam ekran kullanımı ve uyku öncesi rutin aslında aynı sistemin parçaları' ifadelerini kullandı.</p><p>Ebeveynlerin de uyku konusunda tutarlı davranmasının önemli olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Özkavaklı, 'Çocuk yatağa gönderilirken evde televizyon ve telefon kullanımının yoğun şekilde devam etmesi kurallara uyumu zorlaştırabiliyor. Okul başlamadan önce bu düzeni kademeli olarak oluşturmak, ilk haftanın hem çocuk hem de aile açısından çok daha rahat geçmesini sağlayacaktır' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/tatil-bitti-alarmlar-caliyor-o_1788503715_RXeOTx.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Tatil bitti, alarmlar çalıyor! Okul açılıyor diye sakın bu hatayı yapmayın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/tatil-bitti-alarmlar-caliyor-o_1788503715_RXeOTx.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Konya’da organ bağışında dikkat çeken tablo]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/konya-da-organ-bagisinda-dikkat-ceken-tablo/125457/</link>
            <description><![CDATA[Konya Şehir Hastanesi Organ Nakil Koordinatörü Doç. Dr. Mehmet Akif Yazar, organ bağışındaki çarpıcı tabloyu açıkladı. Türkiye’de aile onay oranı yüzde 20’de kalırken, binlerce hasta umut bekliyor.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/konya-da-organ-bagisinda-dikkat-ceken-tablo/125457/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 10:47:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye&#39;de organ nakli bekleyen hasta sayısının her geçen gün arttığını belirten Doç. Dr. Mehmet Akif Yazar, organ bağışının hastalar için büyük bir umut olduğunu söyledi. Yazar, 'Ülkemizde 32 binden fazla kişi organ nakli için bekliyor. Her yıl binlerce kişi belki de bu bekleme sırasındayken hayatını kaybediyor ve binlerce kişi de bu listeye ekleniyor. O yüzden bu insanlara umut olmak adına öncelikle organ bağışı çok önemli' dedi.</p><strong>'BİR KİŞİNİN ORGANLARI 7-8 HASTAYA UMUT OLABİLİYOR'</strong><p>Beyin ölümü gerçekleşmiş bir kişinin organlarının birden fazla hastaya nakledilebildiğini ifade eden Yazar, 'Yoğun bakımda beyin ölümü gerçekleşmiş, vefat etmiş bir kişiden nakil söz konusu olduğunda kalp, akciğer, karaciğer, iki böbrek, ince bağırsak ve pankreas nakledilebiliyor. Hatta uterus yani rahim nakli bile gerçekleştirilebiliyor. Bu şekilde düşündüğümüzde yoğun bakımda vefat eden, beyin ölümü gerçekleşmiş bir kişiden yaklaşık 7-8 organın 7-8 kişiye umut olması mümkün' ifadelerini kullandı.</p><strong>'EN BÜYÜK ENDİŞELERDEN BİRİ YOĞUN BAKIMDA CENAZENİN BÜTÜNLÜĞÜNÜN BOZULMASI ENDİŞESİ'</strong><p>Beyin ölümünün aileler tarafından zaman zaman yanlış anlaşılabildiğini belirten Mehmet Akif Yazar, 'Kişinin kendi organlarını bağışlamasına veya yoğun bakımda vefat eden bir kişinin, beyin ölümü gerçekleşmiş bir yakınının organlarını bağışlamasına gelindiğinde biraz daha çekinceler veya endişeler söz konusu olabiliyor. Kalbi atan ancak beyin ölümü gerçekleşmiş, tıbben ve hukuken vefat etmiş kişiler, bitkisel hayatla karıştırılabiliyor. &#39;Öldü mü, ölmedi mi?&#39; düşüncesi aile bireylerinde söz konusu olabiliyor. Bu açıdan bu endişenin üzerinden gelmek veya üstesinden gelmek adına onların yeterli derecede bilgilendirilmesi, hekimler ve yoğun bakım çalışanları tarafından çok önemli. Yine en büyük endişelerden bir tanesi, yoğun bakımda cenazenin bütünlüğünün bozulması endişesi. Aileler, yoğun bakımda vefat etmiş yakınlarının cenaze bütünlüğünün bozulmasını istemedikleri için organ bağışına onay vermeyebiliyor ama oysa nakil olmuş bir cenazede, donörde, normal bir ameliyat nasıl gerçekleşiyorsa o estetik anlayışla organlar nakledildikten sonra cenaze usulüne uygun olarak hasta yakınlarına teslim ediliyor' şeklinde konuştu.</p><strong>'KONYA&#39;DA BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞİP DE AİLE TARAFINDAN ONAYLANAN ORAN 10 BEYİN ÖLÜMÜNDE 2'</strong><p>Organ bağışlarına değinen Doç. Dr. Yazar, 'Organ bağışı için düşündüğümüzde, aslında ülkemizde yılda 30 bin ile 40 bin arasında organ bağışı olduğunu görüyoruz. Bu sayı aslında azımsanacak bir sayı değil, çok iyi bir sayı. Yani ülkemizde 40 bin civarında organ nakli bekleyen kişi düşündüğümüzde, bir yılda yine 40 bine yakın organ bağışının olması çok iyi bir sayı. Ancak bunun karşılığının olup olmadığını, biz yoğun bakımda vefat eden, beyin ölümü gerçekleşmiş kişinin aile onay sayılarına göre anlıyoruz, biliyoruz. Peki bu sayılara baktığımızda sayılar nasıl, örnek veriyorum geçen yıl ülkemizde 2 bin 500 civarında beyin ölümü gerçekleşmişken bunun yaklaşık yüzde 20&#39;si, yani 10 beyin ölümünden sadece 2&#39;sine aileleri nakil için onay vermiş. Bu yıl da durum çok farklı değil. Türkiye ortalaması zaten yüzde 20 civarında. Dünya ülkelerine baktığımızda Amerika&#39;da, Avrupa&#39;da bu oranlar yüzde 70, hatta İspanya gibi ülkelerde yüzde 80&#39;lere çıkıyor. Yani beyin ölümü gerçekleşen 10 kişiden 8&#39;ine aileleri onay verebiliyor ama ülkemizde bu oranlar gerçek anlamda çok düşük. Türkiye&#39;de 9 bölge koordinasyon merkezine baktığımızda beyin ölümü gerçekleşip de aileleri tarafından nakil için onay verilen oranların yüzde 40 civarında Bursa, yine yüzde 30 civarında İzmir, yüzde 25-30&#39;lara yakın Samsun bölgesinde olduğunu görüyoruz. Yine Antalya, Türkiye ortalaması civarlarında, yüzde 17-20 civarlarında. Konya da aynı şekilde Türkiye ortalamasıyla paralel seyrediyor. Yani Konya&#39;da beyin ölümü gerçekleşip de aile tarafından onaylanan oran yine yaklaşık 10 beyin ölümünde 2 onay şeklinde ama bu sayıların dünya ortalamasına ulaşması için daha ciddi çalışmalara ihtiyaç var' dedi.</p><p>Doç. Dr. Mehmet Akif Yazar, 'Sağlık Bakanlığımız, organ bağışının daha da kolay yapılması amacıyla e-Devlet üzerinden veya e-Nabız üzerinden organ bağışının artık kolay bir şekilde yapılmasını sağladı. Artık vatandaşlarımız e-Nabız&#39;a girerek orada organ bağışı butonunu görüp işlemleri çok kısa bir süreç içerisinde gerçekleştirerek organ bağışında bulunabilirler. Organ bağışı, candan cana en büyük sadakadır, diyordu Diyanet İşleri Başkanımız. Gerçekten de hayattayken eğer birisine bir faydamız olacaksa, aslında en güzel sadakanın, candan cana bir bağış olan organ bağışı olduğunu buradan vatandaşlarımıza hatırlatmak istiyorum' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/konya-da-organ-bagisinda-dikka_1788335223_haZ4c0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Konya’da organ bağışında dikkat çeken tablo ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/konya-da-organ-bagisinda-dikka_1788335223_haZ4c0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dişleriniz neden daha uzun görünüyor? Uzmanı uyardı: Nedeni diş eti çekilmesi olabilir]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/disleriniz-neden-daha-uzun-gorunuyor-uzmani-uyardi-nedeni-dis-eti-cekilmesi-olabilir/125423/</link>
            <description><![CDATA[Aynaya baktığınızda dişlerinizin eskisinden daha uzun göründüğünü fark ettiyseniz bunun nedeni dişlerinizin uzaması değil, diş etlerinin çekilmesi olabilir.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/disleriniz-neden-daha-uzun-gorunuyor-uzmani-uyardi-nedeni-dis-eti-cekilmesi-olabilir/125423/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:26:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dişlerin zaman içerisinde bir anda uzaması mümkün değil. Ancak diş etlerinin gerilemesiyle birlikte daha önce diş eti tarafından örtülen diş bölümleri görünür hale gelebiliyor. Bu durum da dişlerin olduğundan daha uzun görünmesine neden oluyor.</p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, 'Dişleriniz neden daha uzun görünüyor?' sorusunun altında diş eti çekilmesinin bulunabileceğini belirterek, özellikle ön dişlerde ortaya çıkan değişikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Diş eti çekilmesinin özellikle ön dişlerde estetik açıdan belirgin hale gelebildiğini belirten Dt. Kurşun, problemin yalnızca görünümle sınırlı olmadığını söyledi. </p><p>Alanur Kurşun, 'Diş etinin gerilemesiyle dişlerin kök yüzeyleri açığa çıkabiliyor. Kök yüzeylerinin diş minesine göre daha hassas olması nedeniyle soğuk ve sıcak hassasiyeti ortaya çıkabiliyor. Ayrıca açıkta kalan kök yüzeyleri kök çürüklerine karşı daha savunmasız hale gelebiliyor' dedi.</p><p><strong>DİŞ ETİ ÇEKİLMESİNİN NEDENİ SADECE YANLIŞ FIRÇALAMA DEĞİL</strong></p><p>Diş eti çekilmesinin toplumda çoğunlukla yanlış diş fırçalama ile ilişkilendirildiğini belirten Diş hekimi Alanur Kurşun, sorunun farklı nedenleri olabileceğine dikkat çekti. </p><p>Kurşun, 'Diş eti hastalıkları, plak ve diş taşı birikimi, dişlerin ağız içerisindeki konumu, travmatik alışkanlıklar ve bazı anatomik özellikler diş eti çekilmesinde rol oynayabiliyor. Bu nedenle diş eti çekilmesi fark edildiğinde yalnızca fırçalama alışkanlığını değiştirmek yeterli olmayabiliyor. Altta yatan nedenin diş hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekiyor' diye konuştu.</p><p><strong>'FIRÇALAMAYI BIRAKIRSAM GEÇER' DÜŞÜNCESİ YANLIŞ</strong></p><p>Diş eti çekilmesi yaşayan bazı kişilerin fırçalamayı azaltarak veya tamamen bırakarak sorunun düzeleceğini düşündüğünü belirten diş hekimi Alanur Kurşun, bunun doğru olmadığını vurguladı. </p><p>Dt. Kurşun, 'Yetersiz ağız bakımı, plak ve diş taşı birikimini artırarak diş eti hastalıklarının ilerlemesine neden olabilir. Bu nedenle diş eti çekilmesi yaşayan kişilerin ağız bakımını bırakmak yerine doğru fırçalama tekniğini öğrenmesi ve düzenli ağız bakımını sürdürmesi önem taşıyor. Ayrıca diş ipi kullanımında da aşırı kuvvetten kaçınılmalı, diş ipinin dişlerin arasına sert şekilde geçirilmesi veya diş etine kontrolsüz biçimde bastırılması dokulara zarar verebilir. Ağız bakımında önemli olan 'çok kuvvet' değil, doğru teknik ve düzenliliktir' dedi.</p><p><strong>DİŞ ETİ ÇEKİLMESİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?</strong></p><p>Diş eti çekilmesinde tedavinin öncelikle problemin nedeninin belirlenmesiyle başladığını belirten Dt. Alanur Kurşun, ilk aşamada diş taşı ve diş eti hastalıklarının kontrol altına alınmasının önemine dikkat çekti. </p><p>Tedavi sürecinde doğru diş fırçalama tekniğinin öğretilmesi ve ağız bakım alışkanlıklarının düzenlenmesini de önemli yer tuttuğunu ifade eden Dt. Kurşun, 'Daha ileri vakalarda ise diş eti cerrahisi ve açığa çıkan kök yüzeylerinin kapatılmasına yönelik periodontal tedaviler gündeme gelebiliyor. Uygulanacak tedavi yöntemi, diş eti çekilmesinin derecesine ve altında yatan nedene göre belirleniyor. Diş eti çekilmesi yalnızca yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülmemeli, erken fark edilen problemlerde çekilmenin ilerlemesi kontrol altına alınabilir. Özellikle dişlerin daha uzun görünmesi, diş köklerinde hassasiyet veya diş eti seviyesinde belirgin değişiklik fark eden kişilerin diş hekimi kontrolünü ihmal etmemesi gerekir' şeklinde konuştu.</p><p>Diş ve diş eti sağlığının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dt. Alanur Kurşun, ağız bakımında yalnızca dişlerin görünümüne odaklanılmaması gerektiğine dikkat çekerek, <strong>'Sağlıklı diş yalnızca sağlam diş demek değildir; onu çevreleyen sağlıklı diş eti de ağız sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır'</strong> dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/disleriniz-neden-daha-uzun-gor_1788265594_zk3gW1.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dişleriniz neden daha uzun görünüyor? Uzmanı uyardı: Nedeni diş eti çekilmesi olabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/disleriniz-neden-daha-uzun-gor_1788265594_zk3gW1.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Doğal diye tüketenler dikkat! Mucize sanılan formüllerde ölümcül tehlike]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/dogal-diye-tuketenler-dikkat-mucize-sanilan-formullerde-olumcul-tehlike/125282/</link>
            <description><![CDATA[Damar açtığı iddia edilen sirke, sarımsak ve limon gibi karışımlara karşı uzmanlar uyardı. İlaç yerine 'mucize' formüllere güvenmenin pıhtı ve beyin kanaması riskini artırdığı bildirildi.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/dogal-diye-tuketenler-dikkat-mucize-sanilan-formullerde-olumcul-tehlike/125282/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 10:56:33 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağlar Özmen, toplumda &#39;sirke suyu içtim, kalp damarlarımdaki tıkanıklığı tedavi ettim&#39; şeklinde bir inanış bulunduğunu belirterek bunun bilimsel bir karşılığının olmadığını söyledi.</p><strong>&#39;SİRKE, SARIMSAK ÖZÜ VE LİMONLU SU DAMARLARI AÇMAZ&#39;</strong><p>Bu besinlerin ilaç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Çağlar Özmen, 'Sirke, sarımsak özü, limonlu su dengeli beslenmenin bir parçası olabilir. Ama bunların hiçbiri halk arasında söylendiği gibi kalp damarlarını açmaz, hiçbiri yüksek kolesterolü düşürmez ya da şeker ve tansiyon regülasyonunda bize herhangi bir katkı sağlamaz. Sarımsak özü ile ilgili son yıllarda Amerika&#39;da bazı çalışmalar var. Özellikle Amerika&#39;da tansiyon ve yüksek kolesterolün tedavisinde kullanılan ek gıdalar içerisinde yer alabiliyor. Ama bizim için bunlar besin değeri taşıyan takviye edici gıdalardır. Doktorun reçete edeceği bir ilacın yerini almaz, doktorun tedavisinin bir parçası olmaz' diye konuştu.</p><strong>&#39;BAL VE PEKMEZ FAZLA TÜKETİLDİĞİNDE TERSİ ETKİ YARATABİLİR&#39;</strong><p>Kan şekerini düzenlediği, damar tıkanıklığını açtığı ve kolesterolü düşürdüğü yönünde bir inanış olan bal ve pekmezin de içeriğindeki yüksek şeker oranına dikkat çeken Doç. Dr. Özmen, 'Bal ve pekmez de hem kan şekerinin düzenlenmesi, kolesterolün düşürülmesi ve beraberinde damar tıkanıklığı için halk arasında sık kullanılan besinler haline geldi. Bal ve pekmez açısından bakacak olursak özellikle şeker hastalığı ve kilo problemi olan hastalarda damar açacak inanışıyla bu besinlerin normalden daha fazla kullanılması tam tersi bir etki yaratabiliyor. Çünkü yüksek şeker oranından dolayı diyabetik kişilerin şekeri yükseltebilir, kilo problemi olan hastalarda daha çok kilo artışına neden olabilir' dedi.</p><strong>&#39;ÇÖREK OTUNUN KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ ETKİSİ YOK&#39;</strong><p>Son yıllarda çörek otunun ise kolesterolü düşürücü etkisi olduğu düşüncesiyle sık tüketilen ürünler arasında yer aldığını belirten Özmen, 'Son yıllarda bir de çörek otuyla alakalı kolesterolü düşürdüğüne dair bir inanış var. Bu da doğru değil. Ne kolesterolü düşürmesi ne de damar tıkanıklığını, damar duvarlarının içerisindeki kolesterol parçacıklarını azaltması söz konusu değildir. Ayrıca doğal denilen bir besin her zaman doğal olmuyor. Daha çok tüketilmesi amacıyla doğal denilerek biraz da tüketim kültürünün verdiği bir avantaj yerine konulmaya çalışılıyor. Bunun yanında doğal olması her zaman &#39;çok tüketilecek&#39; ve &#39;çok tüketildiği zaman da faydalı olacak&#39; anlamı taşımıyor' ifadelerini kullandı.</p><strong>DAMAR TIKANIKLIĞI, PIHTI, BEYİN KANAMASI GÖRÜLEBİLİR</strong><p>Özellikle hipertansiyon ve yüksek kolesterol hastalarının ilaçlarını bırakıp yalnızca doğal ürünlere yönelmesinin ciddi risk taşıdığının altını çizen Doç. Dr. Çağlar Özmen, şu uyarılarda bulundu:</p><p>'Aslında en büyük problem bu besinlerin ilacın yerine konulmasıdır. Bu yaklaşımla mevcut durumun daha da kötüleşmesine neden olabiliriz. Kronik hastalıkların uzun süre tedavi edilmemesi daha büyük problemleri beraberinde getiriyor. Beyne pıhtı atması, beyin kanaması, kontrolsüz hipertansiyon ya da yüksek kolesterolle ilişkili olarak kalp damar tıkanıklığı gibi durumları bu hastalarda sık görüyoruz. Biz hastalara ilaç dışında yaşam şekli değişikliği, egzersiz ve diyet önerilerimiz de oluyor. Ama bunlar yine hekim kontrolünde, ilaçla beraber ya da sık kontrol içerisinde olması gerekiyor.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dogal-diye-tuketenler-dikkat-m_1787990192_7jiO94.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Doğal diye tüketenler dikkat! Mucize sanılan formüllerde ölümcül tehlike ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dogal-diye-tuketenler-dikkat-m_1787990192_7jiO94.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Cildinizdeki sorunun kaynağı mutfaktan çıkıyor olabilir!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/cildinizdeki-sorunun-kaynagi-mutfaktan-cikiyor-olabilir/125240/</link>
            <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Esra Deniz Göde, rafine karbonhidrat ve şeker tüketiminin ciltte yağlanma, inflamasyon ve yaşlanma belirtilerini artırabileceğini belirterek sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/cildinizdeki-sorunun-kaynagi-mutfaktan-cikiyor-olabilir/125240/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 10:30:53 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İstinye Üniversitesi Medical Park Gaziosmanpaşa&#39;dan Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Esra Deniz Göde, rafine karbonhidrat ve şeker tüketiminin cilt sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, dengeli beslenmenin sağlıklı bir cilt için önemli olduğunu belirtti.</p><p>Karbonhidratların tamamen zararlı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Göde, 'Sorun; beyaz ekmek, şekerli içecekler, tatlılar ve işlenmiş atıştırmalıklar gibi rafine karbonhidratların aşırı tüketimidir. Bu besinler kan şekerinin hızla yükselmesine neden olur. Ardından gelişen hızlı insülin yükselmesi ciltte yağ üretimini ve inflamasyon dediğimiz mikrobik olmayan iltihabi reaksiyonları tetikleyebilmektedir' diye konuştu.</p><strong>&#39;YÜKSEK GLİSEMİK İNDEKSLİ BESLENME AKNE OLUŞUMUNU ETKİLEYEBİLİR&#39;</strong><p>Yüksek glisemik indeksli beslenmenin akne oluşumunu artırabilen hormonal değişikliklerle ilişkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Göde, 'Yüksek kan şekeri seviyeleri, glikasyon adı verilen ve kandaki şeker moleküllerinin vücuttaki proteinlere, yağlara ve DNA&#39;ya bağlanmasıyla AGEs denilen zararlı bileşiklerin oluştuğu bir süreci tetikleyebilir. Bu zararlı ürünler, kolajen ve elastin gibi cildin genç görünümünden sorumlu proteinlerde bozulmalara neden olarak cildin elastikiyetinin azalmasına ve yaşlanma belirtilerinin daha belirgin hale gelmesine katkıda bulunabilir' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;RAFİNE KARBONHİDRATLAR CİLT GÖRÜNÜMÜNÜ DE ETKİLEYEBİLİR&#39;</strong><p>Montpellier Üniversitesi&#39;nde yayımlanan güncel araştırmanın rafine karbonhidrat tüketimi ile yüz görünümü arasında dikkat çekici ilişkiler ortaya koyduğunu söyleyen Uzm. Dr. Göde, 'Yüksek glisemik indeksli besinler tüketen bireylerin yüzleri daha yorgun ve daha az canlı algılanabilir. Ancak bu sonuçları abartılı yorumlamamak gerekir. Çekicilik ve yüz görünümü yalnızca beslenmeyle değil; uyku, stres, genetik özellikler, güneş maruziyeti, sigara kullanımı ve genel sağlık durumu ile de ilişkilidir' dedi.</p><strong>&#39;KARBONHİDRATLARI TAMAMEN HAYATINIZDAN ÇIKARMAYIN&#39;</strong><p>Karbonhidratların tamamen beslenmeden çıkarılmaması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Göde, şu bilgileri paylaştı:</p><p>'Karbonhidratları hayatınızdan tamamen çıkarmayın, ancak doğru kaynakları tercih edin. Tam tahıllar, baklagiller, sebzeler ve meyveler hem düşük glisemik indeksleri hem de zengin antioksidan içerikleri sayesinde cilt sağlığını destekleyen kompleks karbonhidratlardır. Bunun yanında yeterli protein alımı, omega-3 yağ asitlerinden zengin beslenme, düzenli uyku ve fiziksel aktivite, güneş koruyucu kullanımı, sigaradan uzak durmak ve stresi doğru yönetmek de sağlıklı bir cilt için önemlidir.'</p><p>Sağlıklı yağlar ve lifli gıdaların cilt sağlığındaki rolüne de dikkat çeken Uzm. Dr. Göde, 'Sağlıklı yağlar hücre zarının yapı taşlarını oluşturarak cilt bariyerini onarır ve destekler. Lifli ve düşük glisemik indeksli gıdalar ise bağırsak mikrobiyotasını destekler, inflamasyonu azaltır, kan şekeri ve hormonal dalgalanmaları kontrol ederek cildin yapısal bütünlüğünün korunmasına yardımcı olur' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;CİLTTEKİ OLUMLU DEĞİŞİMLER İÇİN ZAMAN GEREKİYOR&#39;</strong><p>Cildin kendini yenileme sürecine dikkat çeken Dr. Göde, 'Sağlıklı bir yetişkinde epidermis yaklaşık 28-40 günde kendini yeniler. Bu nedenle beslenmede yapılan değişikliklerin etkilerini değerlendirmek için en az bir cilt yenilenme döngüsünün tamamlanmasını beklemek gerekir. Genel olarak sağlıklı beslenmeye geçişten sonra aşırı yağlanmada ve cilt tonunda daha dengeli ve canlı görünüm, inflamasyona bağlı kızarıklık ve hassasiyet azalması gibi ilk olumlu etkiler 4-8 hafta içinde görülmeye başlanabilir. Cilt elastikiyetinde, kolajen yapısında ve cilt bariyerinin güçlenmesinde görülebilecek iyileşmeler ise 3-6 ayı veya daha uzun süreyi bulabilir' diye konuştu.</p><strong>&#39;SAĞLIKLI CİLDİN SIRRI MUCİZE GIDALARDA DEĞİL&#39;</strong><p>Cilt sağlığını tek bir besine veya ürüne bağlamanın doğru olmadığını belirten Dr. Göde, 'Bilimsel veriler bize sağlıklı bir cildin sırrının mucize gıdalarda değil; dengeli beslenme, güneşten korunma, kaliteli uyku ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının bir arada uygulanmasında olduğunu göstermektedir. Cildimiz, bedenimizin dışını kaplayan, iç ile dış dünya arasında bir köprü vazifesi gören ve vücudun genel sağlığının bir aynası olan önemli bir organımızdır. Bu bağlamda cildimizin sağlığı için sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam tarzı, uzun vadede en etkili cilt bakım yöntemidir' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cildinizdeki-sorunun-kaynagi-m_1787902251_0rRhoj.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Cildinizdeki sorunun kaynağı mutfaktan çıkıyor olabilir! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cildinizdeki-sorunun-kaynagi-m_1787902251_0rRhoj.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuğunuz ağzı açık mı uyuyor? Dişlerinden önce çenesine bakın]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/cocugunuz-agzi-acik-mi-uyuyor-dislerinden-once-cenesine-bakin/125114/</link>
            <description><![CDATA[Çocuklarda ortodontik sorunlar her zaman dişlerin eğri olmasıyla kendini göstermiyor. Ağızdan soluma, ağzı açık uyuma, uzun süreli parmak emme ve emzik kullanımı gibi alışkanlıklar, diş ve çene gelişimi açısından önemli ipuçları verebiliyor. İşte detaylar]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/cocugunuz-agzi-acik-mi-uyuyor-dislerinden-once-cenesine-bakin/125114/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:54:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hakimiyet Gazetesi yazarı Diş Hekimi Alanur Kurşun, ebeveynlerin bu belirtileri erken fark ederek çocuklarını zamanında değerlendirmeye götürmelerini öneriyor.</p><p>Çocuklarda diş ve çene gelişiminin sağlıklı ilerlemesi için yalnızca dişlerin görünümüne bakmak yeterli olmuyor. <strong>Bazı günlük alışkanlıklar ve davranışlar, ilerleyen dönemlerde ortodontik problemlerin habercisi olabiliyor.</strong></p><p>Bir çocuğun ortodontik tedaviye ihtiyacı olduğunu anlamak için dişlerin belirgin şekilde eğrilmesini beklemek gerekmiyor. <strong>Çocuğun sürekli ağzı açık durması, geceleri ağızdan nefes alması, parmak emmesi veya çenesini kapatırken yana doğru kaydırması gibi belirtiler de dikkate alınması gereken işaretler arasında yer alıyor.</strong></p><p><strong>AĞIZDAN SOLUMA ÇENE GELİŞİMİNİ ETKİLEYEBİLİR</strong></p><p>Diş hekimi Alanur Kurşun, Çocuklarda ağızdan solumanın farklı nedenlerinin olabileceğini ifade ederek, 'Burun tıkanıklığı, alerjik durumlar ve üst hava yoluyla ilgili bazı problemler ağızdan solumaya neden olabiliyor. Uzun süre devam eden ağız solunumu, bazı çocuklarda ağız ve çene gelişimini etkileyebilen faktörlerden biri olabiliyor. Bu nedenle yalnızca dişlerin değerlendirilmesi yerine, ağızdan solumanın altında yatan nedenin de araştırılması önem taşıyor. Gerekli durumlarda ortodontistler; çocuk doktoru, kulak burun boğaz uzmanı ve diğer ilgili uzmanlık alanlarıyla birlikte çalışarak çocuğun durumunu bütüncül şekilde değerlendirmelidir' dedi.</p><p><strong>PARMAK EMME VE EMZİK KULLANIMINA DİKKAT</strong></p><p>Bebeklik döneminde emme davranışının doğal bir refleks olduğunu belirten Dt. Kurşun, parmak emme gibi alışkanlıkların uzun süre devam etmesinin dişlerin ve çenelerin konumunu etkileyebileceğine dikkat çekiyor. </p><p>Bu noktada ebeveynlerin çocuğu yalnızca 'Bırak artık' diyerek zorlamasının doğru bir yaklaşım olmayabileceğine vurgu yapan Dt. Alanur Kurşun, 'Alışkanlığın neden devam ettiğinin anlaşılması ve uygun zamanda, uygun yöntemlerle bırakılmasının desteklenmesi daha sağlıklı bir süreç sağlayacaktır' diye konuştu.</p><p><strong>'DİŞLER DÜZGÜNSE SORUN YOK' DÜŞÜNCESİ YANILTICI OLABİLİR</strong></p><p>Ebeveynlerin çocuklarının ağız ve diş sağlığını değerlendirirken çoğunlukla <strong>'Dişleri düzgün mü?'</strong> sorusuna odaklandığını belirten diş hekimi Alanur Kurşun, bunun tek başına yeterli olmadığını söyledi.</p><p>Kurşun, 'Dişlerin düzgün görünmesi, çene ilişkisinin ve kapanışın mutlaka normal olduğu anlamına gelmiyor. Üst ve alt çenenin birbiriyle ilişkisi, dişlerin temas şekli ve çocuğun ağzını kapatırken çenesini herhangi bir tarafa kaydırıp kaydırmadığı da ortodontik değerlendirmede önem taşıyor. Yanlış kapanış bazı çocuklarda çiğneme, konuşma ve çene fonksiyonları üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor' dedi.</p><p><strong>EBEVEYNLER HANGİ BELİRTİLERE DİKKAT ETMELİ?</strong></p><p><strong>Diş hekimi Alanur Kurşun, </strong>Çocuğunuzda aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı bulunuyorsa ortodontik değerlendirme yararlı olabilir önerisinde bulunuyor.</p><p>Sürekli ağızdan soluma</p><p>Ağzı açık uyuma</p><p>Parmak emme alışkanlığının uzun süre devam etmesi</p><p>Dişlerin belirgin şekilde üst üste binmesi</p><p>Ön dişlerin ters kapanması</p><p>Çenenin kapanış sırasında yana kayması</p><p>Çiğnemede güçlük</p><p>Sık sık yanak veya damak ısırma</p><p>Süt dişlerinin çok erken veya çok geç kaybedilmesi</p><p>Bu belirtilerin her çocukta mutlaka ortodontik bir problem anlamına gelmediği, ancak değerlendirme gerektirebilecek işaretler olduğu unutulmamalı.</p><p><strong>ÇOCUKLARDA ORTODONTİ HER ZAMAN TEL TEDAVİSİ ANLAMINA GELMİYOR</strong></p><p>Çocuklarda ortodontik değerlendirme denildiğinde ebeveynlerin aklına çoğunlukla diş teli geliyor. Oysa erken yaşta yapılan değerlendirmelerin amacı her çocuğa tel takmak değil.</p><p>Bazı çocuklarda yalnızca düzenli takip yeterli olabilirken, bazı durumlarda zararlı ağız alışkanlığının ortadan kaldırılması veya süt dişlerinin korunmasına yönelik önlemler alınabiliyor.</p><p>Bazı çocuklarda ise büyüme ve gelişim döneminden yararlanılarak uygun zamanda ortodontik tedavi planlanabiliyor.</p><p>Bu nedenle erken değerlendirme, gereksiz tedaviden ziyade doğru zamanda doğru müdahalenin planlanmasına yardımcı oluyor.</p><p><strong>ÇOCUKLARDA ORTODONTİ ERKEN FARK ETMEKLE BAŞLIYOR</strong></p><p>Çocukların diş ve çene gelişiminde ebeveynlerin günlük gözlemleri önemli ipuçları sağlayabiliyor. <strong>Özellikle sürekli ağızdan soluma, ağzı açık uyuma, uzun süreli parmak emme ve belirgin kapanış bozuklukları göz ardı edilmemeli.</strong></p><p>Çocuklarda ortodontik yaklaşımın temel amacı yalnızca düzgün görünen dişlere sahip olmak değil, dişlerin, çenelerin ve ağız fonksiyonlarının sağlıklı gelişimini takip etmek.</p><p>Kısacası çocuklarda ortodonti, 'Dişler ne zaman eğrilecek?' sorusundan çok, 'Gelişim doğru yönde ilerliyor mu?' sorusuyla başlıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocugunuz-agzi-acik-uyuyor-mu-_1787648055_oHK6V2.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuğunuz ağzı açık mı uyuyor? Dişlerinden önce çenesine bakın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocugunuz-agzi-acik-uyuyor-mu-_1787648055_oHK6V2.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kilo mu, ödem mi, hastalık mı? Konya'da uzmanından kritik uyarı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/kilo-mu-odem-mi-hastalik-mi-konya-da-uzmanindan-kritik-uyari/125071/</link>
            <description><![CDATA[Bacaklardaki şişlik ve şekil bozuklukları basit bir ödem ya da kilo artışı sanılıyor. Konya'da uzmanlar, diyetle geçmeyen kalınlaşmanın lipödem veya lenfödem kaynaklı olabileceğini belirterek doğru tanı ve tedavi için kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/kilo-mu-odem-mi-hastalik-mi-konya-da-uzmanindan-kritik-uyari/125071/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:28:12 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bacaklarda şişliğin, kalınlaşmanın veya şekil bozukluklarının toplumda sıklıkla genel bir 'ödem' problemi olarak değerlendirildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, her bacak şişliğinin aynı nedene dayanmadığını söyledi. Görünüşte benzerlik gösteren lipödem ve lenfödem; oluşum mekanizmalarının, klinik belirtileri ve tedavi yaklaşımları açısından birbirinden farklı iki hastalık olduğunu ifade eden Op. Dr. Baysal, bacaklarda görülen şişlik, kalınlaşma ve şekil bozukluklarının doğru değerlendirilmesi ve uygun tedavinin planlanması için uzman hekim muayenesinin çok önemli olduğunu belirtti.</p><p>Lipödemde yağ dokusunun anormal ve simetrik birikimi ön plandayken, lenfödem lenf sıvısının dokularda birikmesiyle ortaya çıktığını, lipödemin genellikle iki bacağı benzer şekilde etkilediğini ve ayakların çoğunlukla korunurken, lenfödemde şişliğin ayaklara kadar ilerleyebildiğini ve zamanla ciltte kalınlaşma görülebildiğini söyleyen Medicana Konya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, bu iki hastalığın birbirinden ayrılmasının, uygulanacak tedavinin doğru belirlenmesinin de önemli olduğunun altını çizdi.</p><strong>VÜCUDUN LİPÖDEM HAKKINDA VERDİĞİ MESAJLAR</strong><p>Lipödemin yağ dokusunun anormal, orantısız ve çoğunlukla simetrik birikimiyle seyreden kronik bir hastalık olduğunu kaydeden Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, çoğunlukla kadınlarda görüldüğünü, hastalığın genellikle ergenlik, gebelik, doğum sonrası dönem ve menopoz gibi hormonal değişimlerin yaşandığı dönemlerde ortaya çıkabildiğini veya ilerleyebildiğini ifade etti. Baysal, 'Lipödemde temel belirtiler çok önemlidir. Kalça, uyluk ve bacaklarda belirgin yağ birikimi olur. Bacaklar kalınlaşmasına rağmen ayak sırtı ve parmaklar genellikle normal görünür. Bu, lipödem açısından önemli bir klinik ipucudur. Etkilenen bölgelerdeki yağ dokusu, genel kilo kaybına göre dirençlidir. Bacaklarda ağrı, dokunmaya karşı hassasiyet, ağırlık hissi ve kolay morarma görülen diğer etkilerdir. Gün sonuna doğru dolgunluk ve rahatsızlık artabilir. Bu belirtilerin yaşanması ve sonrasındaki süreç yalnızca estetik bir kaygı değildir; hareket kabiliyetini, yaşam kalitesini ve psikolojik iyilik hlini olumsuz etkileyebilen tıbbi bir durumdur. İleri evrelerde yağ dokusundaki artış ve lenfatik sistem üzerindeki yük nedeniyle ikincil lenfatik yetmezlik gelişebilir ve lipödem ile lenfödemin birlikte görüldüğü lipolenfödem tablosu da ortaya çıkabilir' dedi.</p><strong>LENFÖDEM, DOLAŞIM SİSTEMİNDEKİ TAŞIMA KAPASİTESİNİN YETERSİZ OLDUĞUNU GÖSTERİR</strong><p>Lenfödemde vücudun verdiği mesajların da erken dönemde fark edilmesi gereken önemli belirtiler içerdiğini belirten Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, lenfödemin, lenfatik dolaşım sisteminin taşıma kapasitesinin yetersiz kalması sonucu dokularda protein açısından zengin lenf sıvısının birikmesiyle ortaya çıktığını söyledi. Doğuştan gelen lenfatik bozukluklara bağlı gelişebileceği gibi; kanser cerrahisi, lenf bezlerinin alınması, radyoterapi, enfeksiyon, travma veya bazı damar hastalıkları sonrasında ikincil olarak da gelişebileceğini ifade eden Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, 'Lenfödemde temel belirtiler özellikle şişlik, gerginlik ve dokulardaki değişikliklerle kendini gösterebilir. Lenfödemde başlangıçta dinlenmekle azalabilen şişlik zamanla kalıcı hle gelebilir. İlerleyen dönemlerde dokuda sertleşme (fibrozis) ve ciltte kalınlaşma gelişebilir. Lipödemden farklı olarak ayak sırtı ve ayak parmakları da sıklıkla etkilenir. Lenfödem çoğu zaman tek taraflı ve asimetrik görülebilmekle birlikte, her iki bacağı da etkileyebilir. Etkilenen bölgelerde ağırlık, gerginlik ve sertlik ön planda olabilir; ağrı da görülebilir. Lipödemdeki gibi anormal yağ dokusu birikiminden farklı olarak temel sorun dokularda lenf sıvısının birikmesidir ve etkilenen bölge diyetle doğrudan küçülmez. Uzun süreli ve tedavi edilmeyen lipödem ise lenfatik sisteme ek yük oluşturarak lipolenfödem adı verilen karma bir tabloya dönüşebilir. Bu nedenle bacaklarda oluşan şişlik, gerginlik, sertleşme ve özellikle ayak ile parmakların da etkilenmesi yalnızca estetik bir sorun olarak değerlendirilmemeli; doğru tanı ve uygun tedavi açısından mutlaka dikkate alınmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><strong>DOĞRU TANI DOĞRU TEDAVİNİN İLK ADIMIDIR</strong><p>Bacaklarında şişlik veya kalınlaşma fark eden kişilerin bu durumu yalnızca kilo artışına bağlayarak ihmal etmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, benzer şikayetlerin farklı hastalıklardan kaynaklanabileceğine dikkat çekerek, 'Lipödem, lenfödem ve kronik venöz yetmezlik benzer şikyetlere yol açabileceği gibi aynı hastada birlikte de görülebilir. Bu nedenle bacaklarda oluşan şişlik veya kalınlaşmanın nedeninin doğru şekilde belirlenmesi büyük önem taşır. Doğru değerlendirme; ayrıntılı hasta öyküsü, fizik muayene ve gerekli görüldüğünde venöz ve lenfatik sistemin değerlendirilmesini içerir. Venöz Doppler ultrasonografi, özellikle eşlik eden toplardamar yetmezliğinin ortaya konulmasında önemli bir incelemedir. Klinik olarak gerekli görülen seçilmiş hastalarda lenfosintigrafi de lenfatik sistemin değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Yıllardır devam eden, her iki bacakta simetrik kalınlaşma, ağrı, hassasiyet ve kolay morarma şikyetleri bulunan kişilerin lipödem açısından değerlendirilmesi gerekir. Ayakları da kapsayan, zamanla sertleşen ve kalıcı hle gelen şişliklerde ise lenfödem ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Bacak şişliği ve kalınlaşmasının altında lipödem, lenfödem, kronik venöz yetmezlik veya bunların bir kombinasyonu bulunabilir. Bu nedenle doğru tanı, doğru tedavinin ilk adımıdır' diye konuştu.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kilo-mu-odem-mi-hastalik-mi-ko_1787563690_LriqW9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kilo mu, ödem mi, hastalık mı? Konya'da uzmanından kritik uyarı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kilo-mu-odem-mi-hastalik-mi-ko_1787563690_LriqW9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Un fabrikasında mide bulandıran görüntüler]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/un-fabrikasinda-mide-bulandiran-goruntuler/124966/</link>
            <description><![CDATA[Mersin'de bir un fabrikasına düzenlenen denetimde böceklenmiş, küflenmiş ve bozulmuş 30 ton un ele geçirildi. Piyasa değeri yaklaşık 3 milyon TL olan sağlıksız ürünlerin tamamı imha edilirken, işletme hakkında yasal süreç başlatıldı.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/un-fabrikasinda-mide-bulandiran-goruntuler/124966/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 16:37:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Mersin Tarsus Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, kent genelindeki gıda işletmelerine yönelik denetimlerini sürdürüyor. Bu kapsamda bir un fabrikasında yapılan kontrollerde üretim alanları, silolar ve depolar incelendi. </p><p>Denetimlerde, insan sağlığı açısından uygun olmadığı belirlenen, böceklenmiş, küflenmiş ve bozulmuş toplam <strong>30 ton un</strong> tespit edildi. Yaklaşık <strong>3 milyon TL piyasa değerine</strong> sahip ürünler işletmeden alınarak imha edildi. Bozuk unların ekmek ve unlu mamul üretiminde kullanılmasının önüne geçildi.</p><p>Mevzuata aykırılık tespit edilen işletme hakkında idari yaptırım uygulanırken, konuyla ilgili yasal sürecin de başlatıldığı bildirildi.</p><p>Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, gıda güvenliğinin öncelikli konular arasında yer aldığını belirterek, 'Vatandaşlarımızın güvenilir ve sağlıklı gıdaya ulaşması bizim için büyük önem taşıyor. Uygun fiyatlı üretim adı altında halkımızın sağlığını tehlikeye atan hiçbir uygulamaya geçit vermeyeceğiz. Kurallara uygun üretim yapan işletmelerimizin emeğinin yanındayız. Halk sağlığını riske atanların da karşısında olmaya devam edeceğiz' dedi.</p><p>Tarsus Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin fırın, imalathane, market ve diğer gıda işletmelerine yönelik denetimlerini kent genelinde sürdüreceği bildirildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/un-fabrikasinda-mide-bulandira_1787319457_pRYEqb.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Un fabrikasında mide bulandıran görüntüler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/un-fabrikasinda-mide-bulandira_1787319457_pRYEqb.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[30 yılı feda etmeye niyetiniz var mı? Konya'daki uzmandan ezber bozan reçete!]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/30-yili-feda-etmeye-niyetiniz-var-mi-konya-daki-uzmandan-ezber-bozan-recete/124901/</link>
            <description><![CDATA[Konya’da kadın sağlığına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, kadınların ömürlerinin yaklaşık üçte birine denk gelen 30 yılı menopoz döneminde geçirdiğini belirterek, semptomların kader olarak görülüp ertelenmemesi gerektiğini ve yeni nesil kişiselleştirilmiş tedavilerle yaşam kalitesinin korunabileceğini kaydetti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/30-yili-feda-etmeye-niyetiniz-var-mi-konya-daki-uzmandan-ezber-bozan-recete/124901/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 11:22:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzun yıllar boyunca menopozun, kadınların sessizce kabullenmesi gereken doğal bir yaşam evresi olarak değerlendirildiğini, sıcak basmaları, uykusuzluk, ruh hali değişiklikleri veya vajinal kuruluk gibi yakınmaların çoğu zaman 'yaşın gereği' olarak görüldüğünü ve tedavi arayışının ertelendiğini belirten Konya Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve doğum Uzmanı Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, günümüzde bilimsel verilerde, bu belirtilerin önemli bir kısmının etkili ve güvenli yöntemlerle yönetilebildiğini belirtti.</p><p>Bugün 50 yaşındaki bir kadının önünde ortalama 30 yılı aşkın bir yaşam olduğu veriler doğrultusunda öngörülürken, bu da kadınların yaşamlarının yaklaşık üçte birini menopoz sonrasında geçirdiği anlamına geliyor. Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, artık temel soru olarak menopoza girilip girilmediği değil, bu dönemin ne kadar sağlıklı ve kaliteli geçirildiği üzerinde durulması gerektiğinin altını çizdi.</p><strong>MENOPOZ DÖNEMİNDE SAĞLIKLI VE KALİTE YAŞAM BİLİNCİ ARTIYOR</strong><p>Son yıllarda menopoz polikliniklerine başvuruların artmasının, kadınların yalnızca daha uzun yaşamayı değil, daha sağlıklı ve daha kaliteli yaşamayı hedeflediğini de ortaya koyduğunu ifade eden Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, 'Bu değişim, hekimlerin menopoz yönetimine bakışını da dönüştürdü. Artık yalnızca semptomları azaltmaya değil; kemik sağlığını korumaya, kalp-damar riskini değerlendirmeye, bilişsel fonksiyonları desteklemeye ve yaşam kalitesini bütüncül olarak iyileştirmeye odaklanıyoruz. Yaklaşık yirmi yıl önce menopoz hormon tedavisiyle ilgili oluşan çekinceler, birçok kadının etkili tedavilerden uzak kalmasına neden oldu. Ancak geçen sürede yayımlanan yüksek kaliteli çalışmalar ve uluslararası kılavuzlar, bu konudaki yaklaşımı önemli ölçüde değiştirdi. Bugün Kuzey Amerika Menopoz Derneği (NAMS/ The Menopause Society), Avrupa Menopoz ve Andropoz Derneği (EMAS) ve Uluslararası Menopoz Derneği (IMS) ortak bir noktada buluşuyor: Uygun hasta seçildiğinde, doğru zamanda başlanan menopoz hormon tedavisi, vazomotor semptomların tedavisinde en etkili yöntemdir ve yarar-risk dengesi birçok kadın için olumludur. Elbette her kadın için tek bir tedavi modeli yoktur. Yaş, menopoz süresi, kişisel ve ailesel sağlık öyküsü, kardiyovasküler risk, meme kanseri riski ve hastanın beklentileri birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır' dedi.</p><strong>MENOPOZ TEDAVİSİNDE YENİ DÖNEM KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ TEDAVİ</strong><p>2026 yılı itibarıyla menopoz yönetimindeki en önemli kavramın kişiselleştirilmiş tedavi olduğunu, günümüzde yalnızca hormon tedavisi seçenekleri değil, hormon kullanamayan veya kullanmak istemeyen kadınlar için geliştirilen yeni tedavilerin de dikkat çektiğini vurgulayan Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, şu bilgileri verdi:</p><p>'Özellikle nörokinin-3 (NK3) reseptör antagonistleri, sıcak basmalarının oluşum mekanizmasını hedefleyen ilk nonhormonal ilaç grubu olarak menopoz tedavisinde önemli bir yenilik sunmaktadır. Bunun yanında transdermal östrojen uygulamaları ve mikronize progesteron gibi seçenekler, uygun hastalarda bireysel risk profiline göre tedaviyi daha güvenli ve daha esnek şekilde planlamamıza imkan sağlamaktadır. Artık amacımız yalnızca sıcak basmalarını azaltmak değildir; kadının uyku düzenini, iş yaşamını, ruh sağlığını, cinsel yaşamını, kemik sağlığını ve uzun dönem genel iyilik halini birlikte değerlendirmektir. Menopoz yaşamın doğal bir dönemidir; ancak yaşam kalitesini düşüren belirtilerin normal kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Bugün elimizde bilimsel kanıtlarla desteklenen çok sayıda etkili tedavi seçeneği bulunmaktadır. Her kadının menopoz deneyimi farklıdır. Bu nedenle en doğru yaklaşım, hastayı yalnızca laboratuvar sonuçlarıyla değil; yaşam tarzı, beklentileri ve bireysel riskleriyle birlikte değerlendirmektir. Kadınlar artık daha uzun yaşıyor. Buradaki hedef ise sadece yaşam süresini uzatmak değil; sağlıklı, aktif ve kaliteli geçirilen yaşam yıllarını da artırmak olmalıdır. Çünkü menopoz bir son değil, yaşamın yeni ve güçlü bir başlangıcıdır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/30-yili-feda-etmeye-niyetiniz-_1787214121_n0LmZh.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 30 yılı feda etmeye niyetiniz var mı? Konya'daki uzmandan ezber bozan reçete! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/30-yili-feda-etmeye-niyetiniz-_1787214121_n0LmZh.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dişlerimizi temizliyor muyuz, yoksa yıpratıyor muyuz? Uzmanı uyardı]]></title>
            <link>https://www.hakimiyet.com/dislerimizi-temizliyor-muyuz-yoksa-yipratiyor-muyuz-uzmani-uyardi/124810/</link>
            <description><![CDATA[Diş Hekimi Alanur Kurşun, doğru diş fırçalama teknikleri konusunda önemli uyarılarda bulundu. Kurşun, fazla baskıyla diş fırçalamanın diş eti çekilmesi ve diş yüzeylerinde aşınmaya katkıda bulunabileceğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.hakimiyet.com/dislerimizi-temizliyor-muyuz-yoksa-yipratiyor-muyuz-uzmani-uyardi/124810/</guid>
            <category domain="https://www.hakimiyet.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:26:12 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diş ve diş eti sağlığının korunmasında düzenli diş fırçalamanın yanı sıra doğru fırçalama tekniği de büyük önem taşıyor. Günlük yaşamda sıkça yapılan bazı hatalar ise ağız sağlığını korumak yerine dişlere ve diş etlerine zarar verebiliyor.</p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, toplumda yaygın olan '<strong>Dişleri ne kadar sert fırçalarsak o kadar iyi temizlenir</strong>' anlayışının doğru olmadığını ifade etti. </p><p>Diş fırçalamanın amacının dişleri kazımak değil, dişlerin üzerinde biriken plağı kontrollü ve nazik hareketlerle uzaklaştırmak olduğunu belirten Kurşun, aşırı baskının diş eti dokularında tahrişe ve zaman içerisinde diş eti çekilmesi ile diş yüzeylerinde aşınmaya katkıda bulunabileceğini söyledi.</p><p><strong>FIRÇALAMA SIRASINDA BASKIYA DİKKAT</strong></p><p>Doğru fırçalama tekniğinin ağız ve diş sağlığının korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Dt. Kurşun, fırçanın diş eti hattına yaklaşık 45 derecelik açıyla yerleştirilmesini ve küçük, kontrollü hareketlerle kullanılmasını önerdi.</p><p>Kurşun, '<strong>Diş fırçasının görevi dişleri kazımak değil, dişlerin üzerinde biriken plağı kontrollü ve nazik hareketlerle uzaklaştırmaktır</strong>' değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>ARKA DİŞLER VE İÇ YÜZEYLER İHMAL EDİLİYOR</strong></p><p>Diş fırçalama sırasında yapılan bir diğer önemli hatanın ise ön dişlere yoğunlaşarak arka dişleri ve dişlerin iç yüzeylerini ihmal etmek olduğunu belirten diş hekimi Alanur Kurşun, dişlerin dış yüzeylerinin yanı sıra iç ve çiğneme yüzeylerinin de mutlaka temizlenmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Özellikle arka dişlerin ulaşılması daha zor bölgeler olması nedeniyle plak birikimine daha yatkın olduğuna dikkat çeken Kurşun, bu bölgelerin yeterince temizlenmemesinin ilerleyen süreçte çürük riskini artırabileceğini ifade etti.</p><p>Ağızda oluşan köpük miktarının dişlerin ne kadar iyi temizlendiğini göstermediğini de belirten Dt. Alanur Kurşun, yanlış diş fırçası seçimi, gereğinden fazla diş macunu kullanılması, diş fırçasının gereğinden fazla ıslatılması ve fırçalama sonrasında ağzın uzun süre çalkalanmasının da sık yapılan hatalar arasında yer aldığını söyledi.</p><p><strong>DOĞRU DİŞ FIRÇALAMA NASIL OLMALI ?</strong></p><p>Diş Hekimi Alanur Kurşun, sağlıklı bir ağız bakımı için şu noktalara dikkat edilmesi gerektiğini belirtti:</p><p>Dişler günde iki kez, yaklaşık iki dakika fırçalanmalı.</p><p>Florürlü diş macunu kullanılmalı.</p><p>Yumuşak kıllı ve ağıza uygun diş fırçası tercih edilmeli.</p><p>Dişlerin dış, iç ve çiğneme yüzeylerinin tamamı temizlenmeli.</p><p>Diş eti hattına fazla baskı uygulanmamalı.</p><p>Diş araları ayrıca temizlenmeli.</p><p>Ağız ve diş sağlığının korunmasında çok sayıda ürün kullanmaktan ziyade doğru bakım alışkanlıklarının oluşturulmasının önemli olduğunu vurgulayan Dt. Alanur Kurşun, '<strong>Sağlıklı ağız bakımı, çok ürün kullanmaktan değil; doğru ürünü, doğru teknikle ve düzenli kullanmaktan geçer</strong>' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.hakimiyet.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dislerimizi-temizliyor-muyuz-y_1787041561_vXQWaH.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dişlerimizi temizliyor muyuz, yoksa yıpratıyor muyuz? Uzmanı uyardı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.hakimiyet.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dislerimizi-temizliyor-muyuz-y_1787041561_vXQWaH.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>