Erken müdahale yüz felcinde kalıcı hasarı önleyebiliyor
Uzmanlar, yüzün bir tarafında ani mimik kaybı, göz kapatamama ve ağızda kayma gibi belirtilerle ortaya çıkan yüz felcinde ilk 72 saatin kritik olduğunu vurguluyor. Zamanında başlanan tedaviyle hastaların büyük çoğunluğunda tam iyileşme sağlanabiliyor.
Yüz sinirinin hasar görmesi sonucu gelişen yüz felci (fasiyal paralizi), erken tanı ve doğru tedaviyle büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Haluk Gümüş, hastalığın çoğunlukla yüz sinirinin doğrudan etkilenmesiyle ortaya çıktığını, daha nadir olarak ise beyin kaynaklı nedenlere bağlı gelişebildiğini belirterek, ikinci grubun acil değerlendirme gerektirdiğine dikkat çekti.
BELİRTİLER ANİDEN BAŞLAYABİLİYOR
Yüz felcinin en belirgin bulgularının yüzün tek tarafında mimik kaybı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Gümüş; göz kapatamama, ağzın sağlam tarafa doğru kayması, alın kırışıklıklarını yapamama, kulakta hassasiyet ve ağrı, tat duyusunda azalma ve sesleri olduğundan daha yüksek algılama gibi şikâyetlerin görülebileceğini aktardı. Bu belirtilerin fark edilmesiyle birlikte vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini vurguladı.
SOĞUK HAVA DOLAYLI ETKİLİ
Toplumda yüz felcinin doğrudan soğuğa bağlandığını ancak bunun tek başına doğru olmadığını belirten Gümüş, soğuğun bağışıklık sistemini baskılayarak viral enfeksiyonlara zemin hazırlayabildiğini ya da yüz sinirini besleyen damarları etkileyebildiğini ifade etti. Bu nedenle özellikle rüzgârlı ve soğuk havalarda yüzün korunmasının ve bağışıklığın güçlü tutulmasının önemine işaret etti.
İLK 72 SAAT HAYATİ
Tedavide zamanlamanın belirleyici olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gümüş, “Belirtilerin başlamasından sonraki 72 saat içinde tedaviye başlanırsa iyileşme oranı çok yüksek. Gecikme kalıcı bulgu riskini artırıyor” dedi. Tedavide ilaçların yanı sıra erken dönemde fizyoterapiye başlanmasının da iyileşmeyi hızlandırdığını belirtti.
KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ ŞART
Uygulanacak tedavinin hastanın yaşı, eşlik eden kronik hastalıkları ve organ fonksiyonlarına göre planlanması gerektiğini vurgulayan Gümüş, özellikle diyabet ve hipertansiyon gibi durumlarda ilaçların yan etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.