Konya'da her gün önünden geçiliyor ama kimse bu gizemi bilmiyor!
Konya'da Selçuklu döneminden günümüze ulaşan Tahir ile Zühre Mescidi, üzerinde bir kitabe bulunmaması ve üç ayrı efsaneyle anılmasıyla gizemini koruyor. Görkemli çinileriyle zamana direnen 800 yıllık tarihi yapı, adını aldığı hüzünlü sevdalarla da kentin manevi dokusunu yaşatmaya devam ediyor.
Anadolu Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapan Konya, kentin dört bir yanına yayılan tarihi eserleriyle yüzyıllar öncesinin estetik anlayışını günümüze taşımaya devam ediyor. Bu eserlerden biri olan Tahir ile Zühre Camii, Meram ilçesinde, Konya Lisesi’nin kuzeyinde yer alan konumuyla kenti ziyaret edenlerin ve tarih meraklılarının en sık uğradığı noktalar arasında bulunuyor. Halk arasında "Tahir ile Zühre Mescidi" olarak bilinen yapı; "Arzu ile Kanber" ve "Dön Baba Mescidi" gibi farklı isimlerle de anılıyor.
KİTABESİZ ESERİN SELÇUKLU İZLERİ
Yapı üzerinde bir kitabe yer almadığı için eserin tam inşa tarihi ve mimarı kesin olarak bilinmiyor. Ancak mevcut arşiv kayıtları ve tarihi kaynaklar doğrultusunda yapının 13’üncü yüzyılda, Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırıldığı değerlendiriliyor.
Tahir ile Zühre Mescidi; kapı ve giriş mimarisi, özgün tuğla döşeme sistemi, Selçuklu yapılarının karakteristik unsuru olan Türk üçgenleri, kubbe ve kemer dokusuyla dönemin mimarlık anlayışını eksiksiz yansıtıyor. Yapıya nitelik kazandıran en önemli unsurlardan biri ise yüzeylerini süsleyen özgün Selçuklu çinileri olarak öne çıkıyor.
Tarihi süreç içerisinde çeşitli onarımlardan geçen yapı, son olarak 1990 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarının ardından yeniden ziyarete ve ibadete açıldı.
TAHİR İLE ZÜHRE’NİN HİKÂYESİ
Selçuklu mimarisinin bu nadide örneğine adını veren ve halk arasında asırlardır anlatılan "Tahir ile Zühre" efsanesi, Türk halk edebiyatının en bilinen ve hüzünlü sevdalarından biri olarak kabul ediliyor.
Anlatıya göre; bir padişahın kızı olan Zühre ile vezirin oğlu Tahir’in çocukluk yıllarında başlayan sevdası, saray baskıları ve engeller nedeniyle kavuşmayla sonuçlanmaz. Sürgüne gönderilen ve türlü çileler çeken Tahir, aşkından vazgeçmez ancak iki genç bu dünya hayatında bir araya gelemeden yaşamını yitirir. Halk arasındaki inanışa göre, mezarlarında açan iki gülün arasında biten bir çalı, aşıkları ölümden sonra bile ayırmaya devam eder. Konya’daki tarihi mescidin adı da halkın hafızasında bu ölümsüz sevdayla özdeşleşerek yapının tarihi bütünleşiyor.




