• Haberler
  • Konya
  • Konyalı bir hemşirenin itirafları: Yoğun bakımda neler oluyor?

Konyalı bir hemşirenin itirafları: Yoğun bakımda neler oluyor?

Konyalı Hemşire Tuğba Özkan, hakkında çok şey merak edilen fakat önünden geçerken hem korku salan hem de nefesleri daraltan yoğun bakım hakkındaki gerçekleri Hakimiyet.com'a anlattı.

Konyalı hemşire Tuğba Özkan, yoğun bakım servislerinde yaşanan sürece ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. 

Kamuoyunda özellikle televizyon dizileri aracılığıyla yoğun bakım hakkında oluşan yanlış algılara değinen Özkan, ekranda gösterilen birçok sahnenin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Yoğun bakımın sanıldığından çok daha farklı bir disiplin ve dikkat gerektirdiğini vurgulayan Özkan, mesleki deneyimlerinden örnekler de paylaştı.

TIBBIN GÖRÜNMEYEN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ: SEVGİ  

Yoğun bakım hemşireliği boyunca hayata dönmesi imkansız denilen ama bir şekilde hayata dönen hastalardan bahseden Özkan, hiç unutmadığı bebek hastadan bahsederek şunları söyledi:  “Mesela bir bebek yoğun bakımda, yine kalp ameliyatı olan bir bebekti. Burada da aslında şey vardı. Sevginin aslında iyileştirici gücü, özellikle bebeklerde çok fazla var. Bir bebeğimizin annesi, babası, işte ailesi maddi imkânsızlıkları olduğu için yoğun bakıma ziyarete gelemiyorlardı. Belki isteyerek değil ama istemeden de olsa artık bebek gözden çıkarılmış durumdaydı ve bebek kronik bir hâle döndü. Durumu günden güne kötüleşmeye başladı. Tabii akıbetinin ne olduğunu tahmin edebiliyordunuz.  Baktık böyle olmayacak, doktoruyla konuştu. Dedi ki, ailesini çağıralım; daha doğrusu annesi gelse, her gün birkaç saat zaman geçirse, bebeğine dokunsa. Bunu yapalım arkadaşlar, annesi gelsin, her gün 2-3 saat çocuğuyla ilgilensin, onu beslesin. Trakeostomi dediğimiz, boğazdan açılan bir şey var. Solunumu o şekilde sağlanıyor. Yine cihaza bağlı ama mamasını yiyebiliyor, herhangi bir sıkıntı yok, beslenmesinde bir problem olmuyor.  Annesini çağırdık, “gelmeniz gerekiyor” dedik. “Tamam” dedi, geldi. Her gün düzenli olarak 3-4 saat, kendisine göre ayarladı. Bebeğini nasıl kucağına alacağını, nasıl besleyeceğini, nasıl altını değiştireceğini annesine ayrıntılı olarak gösterdik. Her gün annesi bebeğini besledi, kucağına aldı, sevdi, okşadı ve o bebek bir süre sonra trakeostomiden ayrıldı, servise çıktı ve aynı şekilde taburcu oldu.  Yani aslında birçok kez karşılaştığımız bir olay ama beni çok etkiledi.”  

Konyalı bir hemşirenin itirafları: Yoğun bakımda neler oluyor?

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA MERHAMETSİZ DAMGASI  

Her gün ölümün kol gezdiği yoğun bakımda çalışan hemşirelerin, tüm bu olanlara rağmen duygularını nasıl frenlediğinden ayrıca bahseden Özkan, meslekte en önemli duygulardan birinin empati olduğunu ama bunun "sempatiye" dönüşmemesi gerektiğini aktararak bu durumun profesyonelliği ciddi anlamda etkileyebileceğini ifade etti. 

Sağlık çalışanlarının bu profesyonel duruşunu bazen yanlış anlaşılıp "merhametsizlik" olarak adlandırıldığına dikkat çeken Tuğba Özkan, meslekteki asıl merhametin, hastanın mahremiyet ve bakımıyla ilgili olduğunun altını çizdi. 

Konyalı bir hemşirenin itirafları: Yoğun bakımda neler oluyor?

“İNSANOĞLU NANKÖR”  

Yılların getirdiği deneyimler sonucunda, insanların ölüme bakış açılarıyla ilgili fikir sahibi olan Özkan, insanların ölümle her an yan yana olmasına rağmen "nankör" bir yapıda olduğunu ve ölümün etkisini sadece birkaç gün idrak edebildiğini belirtti. 

Hemşire Tuğba Özkan, “Şunu kabullensek çok daha güzel. Hayatta ölümün olduğunu her şeyin sağlık olduğunu gerçekten kabullensek mesela gereksiz stresleri kendimize yük etmeyiz ya da işte çok basit şeyleri büyütüp hayatımızda aşılmaz sorunlar haline getirmeyiz ama biz dediğim gibi onu yük haline getiriyoruz. Çok küçük problemleri büyütüyoruz. Yani yarın ölsek belki bizim için üzülmeyecek insanlar için biz bugün üzülüyoruz. O yüzden biraz aslında sıkıntılı. Hayata işte dediğim gibi kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hiçbir şeyi dert etmemek lazım ama ediyoruz maalesef” diye konuştu.


 

Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!