• Haberler
  • Konya
  • Konyalı profesör sanata dair tüm klişeleri yıktı!

Konyalı profesör sanata dair tüm klişeleri yıktı!

Necmettin Erbakan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gönül, alışılmışın dışında bir sanat tanımı yaparak sanatı maddi dünyanın kalıplarının dışına çıkardı.

Konyalı Prof. Dr. Mehmet Gönül, sanatın doğasına ve kaynağına dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Sanatın tanımını usta şair Necip Fazıl Kısakürek’in ünlü dizelerine atıfta bulunarak özetleyen Gönül, "Sanat bir arayış, sanatta bulma yok. 'Anladım ki sanat Allah’ı aramakmış, gerisi çelik çomak oynamakmış'" ifadelerini kullandı.

Kişinin ne zaman sanatın gerçek sahibine ulaşmak isterse, sanatın o zaman kendisine bir şeyler fısıldamaya başladığını belirten Gönül, "güzel" ile "sanat" kavramlarının birbiriyle olan ilişkisinin doğru anlaşılması gerektiğine dikkat çekti. Gönül, süreci şu sözlerle aktardı:

"Allah güzel göstermek istediğini, güzel görmek isteyene gösterir. Sanat açısından bu süreç, ancak sanatın gerçek sahibine aidiyet göstermekle bir anlam kazanır. Allah’ı aramak, insanın fıtratında mütemadiyen var olan, pek çoğumuzun fark etmediği ancak fark edildikten sonra arayışın bambaşka veçhelere büründüğü bir süreçtir."

Prof. Dr. Gönül ayrıca, sanatın tam da bu noktada; yani yaratılanların ve bahşedilenlerin kaynağının nasıl arandığı ve nasıl ifade edildiği aşamasında ortaya çıktığını vurguladı.

“SANAT MADDİ ALEMDE DEĞİL, MANEVİ ALEMDE ARANIR”

Türklerin İslamiyet ile müşerref olmasının ardından İslam kültüründe muazzam sanat akımlarının doğduğunu hatırlatan Gönül, "Türk-İslam sanatları" olarak tarif edilen eserler arasında musikinin, bu sanatların en geniş paydalarından birini oluşturduğunun altını çizdi.

Gerçek sanatın salt maddeyle sınırlanamayacağını ve ötesinde bir anlam taşıması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Mehmet Gönül, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bizim coğrafyamızda yazılanlara bakın. Kaynağı sorgulayan, kaynağı arayan, kaynağı bulmaya çalışan; dünyada ve maddi alemde değil de manevi alemde aranan bir şeyin adı ancak sanat olabilir diye düşünüyorum. Yani ben sadece maddeyle tarif ettiğim, yalnızca elle tutabildiğim bir şeyi nasıl sanat olarak tarif edebilirim?"

Konyalı profesör sanata dair tüm klişeleri yıktı!

"TÜM SANATÇILAR BİLEREK YA DA BİLMEYEREK ALLAH'I ARIYOR"

Sanatın insanı yaratanı daha iyi tanımaya vesile olan ilahi bir yolculuk olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gönül, gerçek sanatın Allah rızası için yapılması gerektiğini söyledi. Tarih boyunca yaşamış tüm sanatçıların, farkında olarak ya da olmayarak Allah'ı aradığını dile getiren Gönül, bu arayışın bir merdivenin basamaklarına benzediğini anlattı.

İnsanın manevi yolculuğunda her aşamanın yeni bir ufuk açtığını belirten Gönül, "Bir merdivenin ilk basamağına çıktığınızda gördüğünüz manzara sizi etkiler ve bir üst basamağa çıkma arzusu oluşturur. Her yeni merhale, önceki aşamayı geride bırakır. Bu yükseliş ancak Yaratan'ın lütfuyla gerçekleşir. Önemli olan, o merdivenin basamaklarını çıkmaya talip olmaktır" ifadelerini kullandı.

MEVLANA'NIN AŞK YOLCULUĞUNU ŞEMS BAŞLATTI

Hz. Mevlana ile Şems-i Tebrizi'nin karşılaşmasının tasavvuf tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Gönül, bu buluşmanın Mevlana'yı ilahi aşk yoluna yönlendirdiğini belirtti.

"Aşk yolu nasıl bir yol ki her şeyi değiştiriyor?" sorusunu yönelten Gönül, insanlık tarihi boyunca sanatın aşk ekseninde şekillendiğini, geliştiğini ve varlığını sürdürdüğünü ifade etti.

Söz konusu aşkın sanıldığı gibi dünyevi bir sevgi olmadığını vurgulayan Gönül, "Allah'ı musikiyle, güfteyle ve zikirle anarken manevi coşku artıyor. Sanatı bu pencereden değerlendirdiğimizde hem sanat hem de sanatçı, yaşadığı toplumun doğru ve güzel değerlerini ortaya koymaya başlıyor" dedi.

Hakimiyet Gazetesi - Hakimiyet Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!