Ne eksik ne fazla! Bu yöntemle Konya'nın yüzyıllardır veremediği hesap yok
Konya Hadim'de asırlardır süregelen 'havayı', modern tartılara meydan okuyor. Okka kökenli bu birim kile ve timin gibi alt bölümleriyle bölge tarımının temelini oluşturuyor. Adaleti simgeleyen kaplar Hadim'de hala kullanılıyor.
Modern dünyanın dijital tartıları ve hassas kantar sistemleri gelişse de, Anadolu’nun kalbinde binlerce yıllık bir ölçü geleneği sessizce yankılanmaya devam ediyor.
Konya’nın Hadim ilçesi ve çevresindeki dağ köylerinde çiftçiler, hasat ettikleri ürünleri hala "havayı" adı verilen geleneksel birimlerle ölçerek hem kültürel mirası koruyor hem de ticari güveni sağlıyor.
OKKA’DAN HAVAYI’YA
Dil bilimsel araştırmalar, "havayı" kelimesinin kökeninin Arapçadaki ağırlık birimi "ukıyye"ye (okka) dayandığını gösteriyor. Zamanla yerel ağızda değişime uğrayarak "avay" veya "havayı" halini alan bu terim, günümüzde Hadim bölgesinde yaklaşık 20 litrelik büyük gaz tenekeleri hacmindeki bir ölçeği ifade etmek için kullanılıyor.
MATEMATİKSEL BİR MİRAS
Yarım, Kile ve Timin Hadim’deki ölçüm sistemi, karmaşık görünebilen ancak kendi içinde son derece tutarlı bir hiyerarşiye sahip. Bölge halkının kullanımına göre sistem şu şekilde işliyor:
Temel ölçü birimi olarak bilinen havayı, ürünün türüne göre değişmekle birlikte yaklaşık 12 ile 16 kilogram arasında kabul ediliyor. Bu birimin yarısına yarım havayı adı verilirken, yarım havayının yarısı ise kile olarak ifade ediliyor. Başka bir deyişle kile, bir havayının dörtte birine karşılık geliyor.
Daha küçük ölçü birimlerinden biri olan timin (urup) ise kilenin yarısı ya da bir havayının sekizde biri olarak biliniyor. Geleneksel ticarette kullanılan bu ölçüler, günümüzde yerini modern kilogram sistemine bıraksa da kültürel miras açısından önemini koruyor.
"ÖLÇÜDE ADALET" İLKESİ VİCDANİ STANDART
Geleneksel ölçümde en dikkat çeken nokta ise "ölçüde adalet" ilkesi. Havayı kapları doldurulurken ürünün taşırılmaması ve ağzının bir çubukla düzlenmesi (silme ölçü) esas alınıyor. Bu yöntem, kul hakkının korunması ve standart bir ağırlığın yakalanması için vazgeçilmez bir kural olarak görülüyor. Çiftçiler sadece ticaret yaparken değil, tarlaya ne kadar tohum serpileceğini hesaplarken de "dört havayı tohum attım" diyerek bu birimi bir verimlilik göstergesi olarak kullanıyor.
TEKNOLOJİYE DİRENEN KÜLTÜREL HAFIZA
1931 yılındaki Ölçüler Kanunu ile resmiyetini yitiren bu birimler, Hadim’in coğrafi izolasyonu ve halkın geleneklerine bağlılığı sayesinde bugüne ulaşmayı başardı. Yaşlı kuşaklar arasında hala "bir havayı buğday" veya "iki timin nohut" üzerinden yapılan pazarlıklar, Anadolu insanının ölçüye sadece bir rakam olarak değil, bir "güven akçesi" olarak baktığını kanıtlıyor.
Bu tür yerel ölçü birimlerinin korunmasının, somut olmayan kültürel mirasın geleceğe aktarılması açısından büyük önem taşıyor.

