O karanlık geceyi itfaiyeciler anlattı
Gölcük Depremi'nin ardından bölgeye giden itfaiyeciler, günlerce süren kurtarma çalışmalarında yaşadıklarını yıllar sonra anlattı. Enkazdan yükselen sesler ve çaresizlik, hafızalardan silinmedi.
"İLK BAKTIĞIMDA BİR TABLO GİBİ GELDİ"
İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü’nde eğitmen olarak görev yapan Abdül Duyulur için 17 Ağustos’un bir başka anlamı daha var. Duyulur, deprem bölgesine gittiğinde eşinin hamile olduğunu bir ay sonra, 17 Eylül’de kızının dünyaya geldiğini belirtti.
Duyulur, Kocaeli Derince’de TÜPRAŞ’ta çıkan yangına müdahale etmek için bölgeye ulaştıklarını, yangınını hayatında gördüğü en büyük yangın olduğunu söyledi. Üçüncü günün sonunda ise Gölcük’te enkaz çalışmalarına başladığını belirten Duyulur, "İnsanların yolların yanında, parklarda yattığını, binaların yıkıldığını, herkesin yardım beklediğini gördük. İlk baktığımda bir tablo gibi geldi. İnanamadım. ‘Bu kadar enkazı nasıl kaldıracağız’ dedim. Ama bir yerinden başlamak gerekiyordu" dedi.
Enkazda çalışırken kocasının sesini duyan bir kadının kendilerine sürekli su getirdiğini anlatan Duyulur, “Kadın, eşinin kurtarılmasını bekliyordu. Ancak büyük bir artçı meydana geldi. Ses kesildi. Adamı çıkardığımızda hayatını kaybetmişti. Yıllar sonra İzmir’de bir apartmanda baca problemi nedeniyle gittiğim binada o kadınla yeniden karşılaştım. Depremden sonra İzmir’e taşınmış. Birini canlı kurtarmak dünyalara değişilmez. Ölenleri çıkarıyorsunuz. Çocuk oluyor, genç oluyor, yaşlı oluyor. Çocuk olduğunda kendi çocuklarım, ailem aklıma geliyor" dedi.