Türk Eğitimi ABD'li uzmanlara emanet!

Hikmet İlim ve Sanat Derneği'nin Pazartesi Sohbetleri'inde 'Türk Eğitim Sisteminde Batı ve ABD Etkisi ile Fulbright Programı' ele alındı.

Kamuoyunda çok tartışılmasına rağmen Türkiye’de pek araştırma konusu olmamış, gazetelerde yüzeysel olarak eleştirilen Fulbright Programını enine boyuna araştıran NEÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Halil İbrahim Çelik, bu araştırmasının “Türkiye - ABD İlişkilerinin Eğitim Boyutu ve Fulbright Programı”adı altında kitaplaştığını da söyledi.

EN ÇOK BAKAN DEĞİŞTİREN KURUM: MİLLİ EĞİTİM

“Eğitim bizim kadîm sorunumuz. Modernleşme dönemi dediğimiz Osmanlı Devleti’nin son yüzyılından itibaren devletin Avrupa karşısında aldığı askerî yenilgilerde devlet adamları, çareyi eğitimde arıyorlar. Eğitimi düzeltirsek sorunları düzeltiriz diye düşünüyorlar” diyen Çelik, konuyu Fulbright Anlaşması’na getirerek daha çok bunun üzerinde durdu.

En çok bakan değiştiren kurumların başında Milli Eğitim’in geldiğini ve her bakanın da “sistemi yenilemeliyiz” dediğine dikkat çeken Çelik, son 20 yıl tek partinin iktidar olduğu dönemde değişen sekiz milli eğitim bakanının, bakan olduktan bir gün sonra “Eğitim sistemi iyi değil, değiştirelim” şeklinde demeç verdiklerine işaret etti. Türk eğitim sisteminin 1800 sonrası Fransa, 1876 sonrası Almanya, 1946 sonrası yapılan antlaşmalarla ABD’nin tesiri altına girdiğini kaydeden Çelik, Fulbrıght’ın ABD Dışişleri Bakanlığı Kültür Ofisi’ne bağlı bir program olduğunu söyledi. Çelik, Fulbrıght konusunda kendisinden önce iki tez çalışmasından başka bir çalışmanın olmadığını da belirtti.

AMERİKAN EĞİTİMİ ALANLAR ÖNEMLİ MEVKİLERDE

Türkiye’ye yabancı uzman girişlerinin 1933’ten sonra başladığını ve yüzde 90 oranında Amerikalı uzmanlardan oluştuğunu ve 7 kişiyle başlayan heyet sayısının 40 kişiye çıktığını kaydeden Çelik, şu acı gerçeği dile getirdi: “Bizde yabancı uzman gelmesi aslında çok eski. 1949’dan sonra devlet göreviyle gelenlerin %90’ı ABD’li. ABD Yardım Teşkilatı Türkiye uzmanının 1960’ta bir açıklaması var. Diyor ki “20 yıldan fazla zamandır Türkiye’de yürürlükte bulunan yardım programları meyve vermeye başladı. Biliyorsunuz ilk yardım Kahire Antlaşmasıyla ABD’nin Mısır’a getirdiği askeri araç ve silahların 10.000.000 Dolar karşılığında Türkiye’ye hibesi. Ancak bu hibenin para olarak değil, Türk öğrencilerin ABD’de okutulması karşılığında ödenmesi şeklinde, işte kamuoyunda Truman Doktrini ya da Marshall Yardımı olarak verilen süreç. Bu yardımların meyvesini vermeye başladığı, önemli mevkilerde Amerikan eğitimi görmüş bir Türk’ün bulunmadığı bakanlık ve KİT’in hemen hemen kalmadığı, bu kişilerin kısa bir sonra genel müdür, müsteşar mevkilerine gelmelerinin beklendiği” ifade ediliyor.

FULBRİGHT PROGRAMI TÜRKİYE’DE GENİŞLEDİ

Eğitim tarafının Milli Eğitim Bakanlığı tarafına bakarsak; bünyesinde ders programları, personel politikaları gibi konularda çalışma yapan “Milli Eğitimi Geliştirme Komisyonu” diye bakanlığın bir komisyonu var. Bu komisyonda 1960’larda görev yapan 60 personelin 3/2’si ABD’li uzmanlardan oluşuyor. Zaman zaman bakanların “bağımsız danışman” sıfatıyla da bakanlıkta görev yapan isimler de var. Türkiye’de Kültür İşbirliği Anlaşmasına göre kurulmuş bir komisyon var. Eskişehir Yolunda ve Çankaya İlçesinde Fulbright Eğitim Komisyonu var. Bu komisyon 9 kişiden oluşuyor. 4 tanesi Türk, 4 tanesi Amerikalı. Bir tane de ABD Ankara Büyükelçisi olmak üzere. Komisyonun görevi teorik. Yâni açık imza yetkisi var. Bu komisyonda Türkiye’den kimler var? MEB’den 1 bürokrat, TDB’den 1 bürokrat, 1 rektör ve 1 öğretim üyesi, Türkiye adına görev yapıyor. ABD adına bir büyük yabancı bankanın müdürü, ABD Ankara Büyükelçiliğinden 2 görevli ve bir sekreter görev yapıyor. Komisyonun başkanı da ABD’nin Ankara Büyükelçisi. Fulbright Anlaşması devam ediyor. Hatta Fulbright adına ikinci bir Fulbright Enstitüsü kuruldu. ABD’den sonra ikinci şubesini Türkiye’de 2015 yılında açıldı. Hatta Fulbright Programı’nın lise ve orta öğretimleri de açılmaya başlandı. Türkiye’de Bahçeşehir Koleji’yle birlikte çalışıyor komisyon. Fulbright 9 ayrı başlıkta eğitim vermeye devam ediyor. Her yıl Türkiye’den 80 öğrenci seçiliyor. 2014 yılında 28 üniversitemizde 77 ABD’li öğretim üyesi görev yapıyordu. NEÜ’de 4 ABD’li öğretim üyesi görev yapıyordu. Ayrıca, Fulbright Mezunları Derneği üyelerinin de birbirleriyle güçlü bir irtibatları ve ilişkileri de var. Fulbright diplomaları veya sertifikaları 49 Avrupa ülkesinde denklik yerine de geçiyor.”

FULBRİGHT’IN TEMEL HEDEFİ NE?

Çelik, kendisine sorulan “Fulbright nedir?” sorusunu ise şu cevabı verdi: “ABD’nin dünyanın geri kalanını modernleştirme politikasının uygulama araçlarından birisi ve uzun vadeli bir eğitim yaptırımı. Uluslararası kurumlar olan UNESCO, İLO, Dünya Sağlık Örgütü’yle birlikte çalışan bir program. Ancak bu programın temel yaklaşımı ise milliyet, milli şuur, din ve mezhep gibi yerel düşünce ve değerler dünyasının önem ve etkisinin olmadığı, tüm insanların aynı duyguları taşıdığı, aynı kültürden beslendiği, aynı beğenilere sahip olduğu ABD liderliğinde Yeni bir Dünya kurmak, Fulbright’ın temel hedefidir.”

Bakmadan Geçme