Türkiye Sınai Kalkınma Bankası finansmanda 'sürdürülebilir kalkınmayı' önceleyecek

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Genel Müdürü Murat Bilgiç, düşük karbonlu ekonomiye geçiş ve iklim risklerinin azaltılması kapsamında verimlilik ve batarya sistemlerinin geliştirilmesi yatırımlarının finansmanına odaklanacaklarını belirtti

Murat Bilgiç, TSKB'nin sürdürülebilirlik iletişim politikasına yönelik AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzun yıllardır iklim dostu bir bankacılık anlayışıyla ilerlediklerini, tüm iş modellerini Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'na somut katkı prensibiyle dönüştürdüklerini söyledi.

Türkiye'nin yeşil ve kapsayıcı dönüşüm yatırımlarına uzun vadeli finansman sağladıklarını belirten Bilgiç, temin ettikleri global fonların yaklaşık yüzde 80'inin Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) bağlantılı olduğunu bildirdi.

Bilgiç, yeşil dönüşümde paydaşlarının en yetkin iş ortağı olduklarını vurgulayarak, "Son 20 yılda 400'e yakın yenilenebilir enerji santraline, 150'ye yakın enerji ve kaynak verimliliği projesine destek sağladık. Finanse ettiğimiz toplam 8 bin 239 megavat seviyesindeki yenilenebilir enerji santralleri, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kurulu gücünün yüzde 15'ine denk geliyor. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projelerine sağladığımız finansman ile yıllık yaklaşık 16 milyon ton karbondioksit salınımı azaltılmasına katkı sağlıyoruz." diye konuştu.

Geçen yıl finans sektörünün ilk İklim Riskleri Raporu'nu yayımladıklarını anımsatan Bilgiç, şunları kaydetti:

"İklim risklerini kredi süreçlerimize entegre etmeye devam ediyor, ürettiğimiz modelle bu riskleri tahsis aşamasında ölçüyoruz. Ekim ayında Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi tarafından kurulan Net-Sıfır Bankacılık Birliği'nin imzacısı olduk. Bununla kredi ve yatırım portföyümüzü 2050'ye kadar sıfır emisyon hedefleriyle uyumlu hale getirmeyi taahhüt ediyoruz. Geçen yıl denetimden geçmiş emisyon hesaplamalarımıza karbon yoğun sektörlerdeki kredilerimizi dahil ederek önemli bir aşama kaydettik. Bu projeler finansman yoluyla gerçekleşen emisyonların yaklaşık yüzde 70'ini, toplam portföyümüzün ise yüzde 7,5'ini oluşturuyor. İlerleyen dönemde tüm sektörler için hedeflerimizi belirleyecek, 2050'ye kararlı adımlarla ilerleyeceğiz. Müşterilerimiz başta olmak üzere tüm iş ortaklarımıza karbon emisyonlarını sistematik bir yaklaşımla azaltmaları yönünde gereken desteği vermeye de hazırız."

"Türkiye iklim alanında güzel bir hikaye yazabilir"

Murat Bilgiç, iklim mücadelesinin başarılı olabilmesinin çok boyutlu bir yaklaşım gerektirdiğini vurgulayarak, kamu kurumları kadar özel sektöre de büyük görev düştüğünü ifade etti.

Finansman boyutunun tüm dünyada ana gündem haline geldiği bu süreçte, bankacılık sektörünün Türkiye'nin "Net Sıfır" yolculuğunda en kritik paydaş olacağını kaydeden Bilgiç, "Biz de sürdürülebilir kalkınma alanında erken dönemde çok yol almış ve önemli bir uzmanlık biriktirmiş bir banka olarak etkin finansman ve danışmanlık çözümlerimizle sektörümüzde olumlu ayrışmaya devam edeceğiz." dedi.

Bilgiç, reel sektörün yeşil dönüşümünü hızla tamamlaması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Ancak bunun uzun vadeli stratejilerin ve sistematik çalışmaların bir sonucu olduğunu gözden kaçırmamak lazım. Bu stratejilerin yönetim kurullarından ve üst yönetimlerden başlayarak tüm fonksiyonlar tarafından benimsenmesi gerekiyor. Sorumlu Sürdürülebilirlik İletişimi Politikamızda da işaret ettiğimiz gibi global kabul görmüş çerçevelere göre modeller kurmak, performansı ve hedefleri yıllık bağımsız denetime tabi entegre faaliyet ve sürdürülebilirlik raporlarıyla yakın takip etmek büyük önem taşıyor. Bu yolculukta finansman kadar doğru danışmanlıkları almak da çok kritik. Türkiye iklim alanında güzel bir hikaye yazabilir. Yeter ki reel sektör şirketlerimiz ilk adımı doğru atsınlar. Finansman ya da danışmanlık alanında beraber yol katettiğimiz şirketlerde bunu çok net görüyoruz. İyi sonuçlar alındıkça çok hızlı bir dönüşüm sürecine girildiğine şahit olmak bize gelecek için umut veriyor."

"Sürdürülebilirliği bir akım olarak görmemek gerek"

TSKB Genel Müdürü Bilgiç, 2023'ün, Cumhuriyetin 100. yılı olması dolayısıyla herkes için çok özel bir yıl olduğunu ifade ederek, TSKB olarak yoğun bir kalkınma hikayesi içeren bu yüzyıl içinde 73 yıllık bir etkiye sahip olduklarını söyledi.

2023'ün, tüm paydaşlarla geleceği daha çok konuşacakları, ülke kalkınmasını sürdürülebilirlik perspektifiyle geleceğe taşıyacak adımları kurgulayacakları bir yıl olacağını belirten Bilgiç, "Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasında katma değer yaratacak sektörlerin yatırımlarına yönelik hem finansman hem de finansman dışı yeni ürün ve projelerimizle katkı vermeye ve olumlu etkimizi artırmaya devam edeceğiz." dedi.

Bilgiç, 2023'te sosyal sorumluluk projelerinde de etkilerini büyütmeye odaklanacaklarını belirterek, sorumlu sürdürülebilirlik iletişimi ilkeleriyle sektöre örnek olmaya devam edeceklerini kaydetti.

TSKB olarak, kendilerine ölçülebilir ve iddialı hedefler koyarak sürdürülebilir bir gelecek için hiç durmadan çalıştıklarını ifade eden Bilgiç, şunları söyledi:

"Aldığımız her kararda karbon ayak izimizi ve sosyal etkimizi düşünerek hareket ediyoruz. Bu kapsamda 2030'a kadar 8 milyar dolar SKA bağlantılı finansman sağlamayı hedefliyoruz. 2025'e kadar SKA bağlantılı kredi oranımızı yüzde 93 seviyesinde tutmayı planlıyoruz. Sadece iklim ve çevreyle ilgili SKA bağlantılı kredi oranı hedefimiz ise yüzde 62 düzeyinde. Önümüzdeki dönemde düşük karbonlu ekonomiye geçiş ile iklim risklerinin azaltımı ve uyumu kapsamında döngüsel ekonomi, yenilenebilir enerji, enerji başta olmak üzere her alanda verimlilik ve batarya sistemlerinin geliştirilmesi yönündeki yatırımların finansmanına odaklanacağız. İklim alanında ivedi ve kalıcı sonuçlara her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz bir virajdayız. İnsanlık olarak ortak geleceğimiz, bugün atacağımız adımlara bağlı. Ülkeler, kurumlar ve bireyler olarak hepimiz sürdürülebilir bir geleceğin paydaşı olmak istiyoruz. Sürdürülebilirliği sadece bir akım olarak görmemek, önce stratejik, sonra da sistematik bir yolculuğa çıkmak gerekiyor."

"Türkiye, 2053'te emisyonda net sıfır hedefine ulaşacak"

Murat Bilgiç, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenen iklim zirvelerini her yıl yakından takip ettiklerini, bu yıl da Mısır'ın Şarm El Şeyh kentinde gerçekleşen COP 27'ye katılarak sürdürülebilir kalkınma perspektifinden önemli paylaşımlarda bulunduklarını bildirdi.

Bu yıl zirvenin ana gündem maddesinin tüm dünyanın üzerinde yoğunlaştığı "kayıp ve hasar finansmanı" olduğunu aktaran Bilgiç, "Bilindiği üzere bu kavram, iklim krizinin etkilerine karşı en kırılgan ülkelerin yaşadıkları zararları ifade ediyor. COP 27'de kaydedilen en somut ilerleme, kayıp ve hasar konusunda yeni fonlama anlaşmaları ve bu konuya özel bir fon kurulması oldu." dedi.

Bilgiç, düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş için yıllık ihtiyaç duyulan yatırım miktarının 4 ila 6 trilyon dolar arasında değiştiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Küresel iklim gündemi Türkiye'nin de içinde olduğu gelişen ülkeleri belirgin şekilde etkiliyor. İklim politikası ve yeşil dönüşüm önümüzdeki dönemde de küresel ekonomi politikası ajandasının ön sıralarında yer almaya devam edecek. Enerji tedarik sorunları nedeniyle doğal gaz yatırımlarının yapılması ya da AB'ninn kısa dönemde kömür kullanmaya başlamasının bu ana trendi değiştirmeyeceğini öngörüyoruz. Türkiye, geçen yıl açıkladığı 2053 net sıfır hedefinin ardından Ulusal Katkı Beyanı'nı (NDC) güncelledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından açıklanan yeni NDC'ye göre, Türkiye emisyonlarda zirveyi 2038 yılında görecek, ardından emisyonlar düşüşe geçecek ve 2053 yılında net sıfır hedefine ulaşacak."

Bakmadan Geçme