6 Şubat Depreminin Ardından!!!
Kerim Toslak
Geçtiğimiz Perşembe Günü 6 Şubat 2023 Tarihinde, birincisi 04,17 sularında Kahramanmaraş Pazarcık'ta, ikincisi yine Kahramanmaraş Elbistan'da saat 13.24 sularında meydana gelen iki büyük depremin ikinci yıl dönümüydü..
Aslında ülkemizin yaşadığı büyük yıkıma ve can kayıplarına yol açan ilk büyük deprem bu değildir. Ülkemizin son 100 yılı göz önüne alındığında on binler ile ifade edilebilecek büyük can kayıplarına yol açan 3 büyük deprem yaşanmıştır. 1939 Erzincan, 17 Ağustos Gölcük depremi, üçüncüsü ve en büyük can kaybı yaşanan deprem de 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremidir. Bunların dışında, ülkemizde can kayıpları bunlar kadar olmasa da irili ufaklı binlerle ifade edilebilecek can kayıpları yaşanan, bir çok deprem yaşanmıştır.
Bu son büyük deprem olan 6 Şubat Kahramanmaraş depremi nedeniyle 9 vilayette can kayıpları yaşanmış, yerleşim yerlerinde büyük yıkımlar olmuştur. Depremin büyüklüğü gözönüne alındığında, gerek can kayıpları, gerek ekonomik yıkım ülkemizin tamamını ciddi şekilde etkilemiştir.2 Yıl geçmesine rağmen, hala yaralar sarılmaya çalışılmakta ve yaşanan can kayıpları nedeniyle acılar tazeliğini korumaktadır.
"Ülkemiz bir deprem ülkesi" cümlesi kitle iletişim araçlarında uzmanlar tarafından sürekli tekrarlanır. Bunun amacı depreme karşı gerekli hazırlıkların yapılması, yapılaşmanın depreme dayanıklı hale getirilmesi konusunda toplumsal bir bilinç oluşturulmasına yöneliktir.
Son 100 yılda yaşanan deprem felaketlerini göz önüne aldığımızda gerekli dersler istenilen seviyede çıkartılmış mıdır, tartışılır. Bu kadar can kayıpları yaşanması, son otel yangını sonrası yapılan tartışmalar ibret alma konusundaki toplumsal isteksizliğimizi yansıtıyor. Ve biz Merhum M. Akifin mısralarını hatırlıyoruz.
"Geçmişten adam hisse kaparmış.. Ne masal şey!/ Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?/ 'Tarih'i 'tekerrür' diye tarif ediyorlar;/ Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?.."
17 Ağustos 1999 Gölcük depreminden sonra yapılan bir takım yasal düzenlemeler ve yapı stokunun depreme dayanıklı hale getirilmesine dönük çalışmaların istenilen düzeyde olmadığı 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli deprem nedeniyle bir kez daha anlaşıldı. Yasal düzenlemelerin çıkarılmış olması yetmiyor. Bunların denetimi ve takibi yasal düzenlemeler kadar önemli. Gerekli hassasiyetin gözetilmesi, uygulama ve denetimlerde asla taviz verilmemesi, hayati öneme haizdir. Bizler elbette takdire inanan ve Yaratanın emrine boyun eğen bir inanca sahibiz. Bizim bu inancımız kul olarak cüzi irademizin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bizler kul olarak cüzi irademizin sorumluluğu olan tedbiri gücümüzün yettiğince alıp ondan sonrasında takdire boyun eğmekle emrolunduk. Üzerimize düşen sorumluluğun gereği olan, Allah'ın verdiği aklı, ilmi, imkanı, gücü ve yeteneği kullanarak gerekli bütün tedbirleri aldıktan sonra Yaradana teslim olacağız. Yoksa takdiri ilahi deyip işin içinden sıyrılamayız. Çünkü bu şekilde bir Kader inancı, dinimizin bize öğrettiği bir kader inancı değildir. Bizim inancımız cüzi iradenin sınırlarının sonuna kadar kullanılıp tedbirin alınması, sonra da Allah'ın takdirine teslim olunmasını gerektirir. Tedbir almadan takdire teslim oldum demek, kulluğun gereğini yapmamaktır.
Her türlü tedbiri alıp 11 şiddetinde bile olsa deprem bize bir şey yapamaz her şeyimiz çok sağlam diyerek küstahlaşmak, Allah'a dua edip teslim olmak yerine, haşa Allah'a kafa tutmak bizim inancımıza ve kulluğumuza aykırıdır. Titanik gemisini yapı "o kadar sağlam yaptık ki bunu Tanrı bile batıramaz" diyenlerin durumu da ibretliktir. Ya da kur'an-ı Kerim'de kıssası anlatılan, kayaları oyarak çok sağlam evler yapan ve bize hiçbir şey olmaz diyerek böbürlenip Hz. Salih (a.s) karşı küstahlaşan, Semud kavminin ibretlik durumunu da unutmadan Rabbimize dua edeceğiz.
Depremlerden ders çıkarmak ümidiyle, kaybettiğimiz canlara bir kez daha rahmet dileyerek, geride kalan yakınlarına sabır diliyorum. Rabbim ülkemize bir daha böyle acılar yaşatmasın.
Selçuklu/Konya