Kerim Toslak

Adil Olmakla Emrolunduk!

Kerim Toslak

Behlûl Dânâ, bir gün Halife Harun Reşit ile karşılaşır. Kendisini tanıyan Halife Harun Reşit: "–Ey Behlûl! Nereden geliyorsun böyle?” diye sorar. O, hiç düşünmeden: "–Cehennemden geliyorum” cevabını verir. Harun Reşit, şaşırarak tekrar sorar: "–Ne işin vardı orada?" Behlûl Dânâ anlatır: "–Efendim; ateş lâzım olmuştu. Cehenneme gideyim de biraz isteyim dedim. Fakat oradaki memur bana "–Burada ateş yoktur” dedi. "–Nasıl olur, Cehennem ateş yeri değil mi?” diye sorunca: "–Evet; gerçekten burada ateş yoktur. Her gelen, ateşini Dünyadan getirir» cevabını verdi.” Dehşete kapılan Harun Reşit büyük bir üzüntüyle sordu: "–Behlûl! Ne yapmalıyım ki, oraya ateş götürmeyeyim?” Behlûl Dânâ, hızla uzaklaşırken haykırdı: "–Adâlet! Adâlet ! Adâlet! 

Yani Cehenneme gitmemesi için Behlül Halifeye adaleti hatırlatıyor. 

Emevi döneminin Raşit Halifesi Hz. Ömer'in (ra) torunu Ömer bin Abülaziz halife olunca ilk cuma namazı kıldıracağında hutbe okumak üzere minber çıkar. Kendisini devletin başına geçiren, halifelik makamına getiren Emevi Ailesinin ileri gelenleri, dikkatle izlemektedirler. O zamana kadar cuma namazlarında Hz. Ali'ye (ra), evladına ve taraftarlarına yapılan lanetleme ve hakarete devam edecek mi? Yoksa kendisinden öncekilerin uygulaya geldikleri adeti değiştirecek mi? Ömer bin Abdul Aziz, sıra o bölüme gelince, "Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara (yardım) vermeyi emreder; hayasızlığı, kötülük yapmayı ve kural tanımazlığı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir." (Nahl Suresi:90.Ayet) okuyarak, halife hükümdar olarak bir nevi yönetimde takip edeceği yolu ve ilkeyi ilan eder. O gündür bu gündür de cuma hutbesinin bitiminde bu ayet okunur. Okunur okunmasına da hayatımızda yol ve ilke olarak bu ayeti benimseyip, içselleştirebiliyor muyuz, o tartışılır. 
Adalet sadece devletin en üst makamında bulunan kişilerin yerine getirilmesi emredilen bir husus değildir. Herkese emredilen, herkesin sorumlu olduğu mevki ve makamda yerine getirilmesi gereken bir husustur. Anne baba ailede çocuklarına karşı adil olacak. Öğretmen öğrencisine karşı adil olacak. Amir memuruna karşı adil olacak. Esnaf müşterisine karşı adil alacak. Müşteri esnafa karşı adil olacak. Devlette en tepedeki yöneticiden bir kasabadaki başkana, bir köydeki muhtara kadar yönettiği vatandaşlara karşı adil olacak. 

Yargıç yargılamalarında adil olacak. Yakınlık, akrabalık, partidaşlık, yoldaşlık, yandaşlık, dindaşlık, ihvanlık, hemişehrilik, soydaşlık adaletten ayrılmaya sebep olmamalı. Kayırma ve torpile vesile olmamalı.Yüce Allah buyuruyor: "Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır." (Nisa Suresi-135)
Her ne olursa olsun, sorumluluk makamında olanlar adaletten ayrılırsa ne olacağını Behlül Dana söylemiş. Ateşlerini buradan götürürler.

Toplumca özellikle sorumluluk sahipleri Allah'ın (c.c.) emirlerine uysa, anketlerde adalete olan güven dibe doğru gitmezdi. Şeriatın kılıcı adil keserse, kestiği parmak acımaz. Adil kesmezse bu dünyada kesilen parmağı acıtır. Ama asıl ahirette kesenin ateşi olur, onu yakar.

Gölbaşı/Ankara

Yazarın Diğer Yazıları