Kerim Toslak

Dünya İmtihan Dünyası

Kerim Toslak

Dünya imtihan dünyası. Hangi yönden bakarsan bak. Okula adım atıyorsun imtihanlar başlar. Okulu bitirince imtihanlar biter diye düşünürsen çok fena yanılırsın. Aksine katmerlenerek artar.  Ömür biter bizde imtihan bitmez. Çoğunun açılımını dahi bilmesek de alfabedeki  harflerin onlarca değişik kombinasyonu ile ifade edilebilecek çeşitlilikte imtihan vardır bizde. ÖSS,ÖYS, LGS, LYS, ALES, OGS, KPPS, KPDS, DGS, TEOG  gibi say sayabilirsen. 

Bazen sorular çalınır, bazen sorular sızdırılır, yok soru yanlıştı, yok cevap yanlıştı kavga gürültü tartışmalar sürer gider. İktidarla muhalefet arasında polemiklere konu olur. Hele hele bir de bu imtihanlar sonrasında alınan puanlarla doğrudan  atamalar, 15 Temmuz  darbe girişimi sonrası mülakat yöntemiyle atamalara dönünce ortalığı iyiden iyiye karıştırdı. "Torpil döndü, hakkım yendi" diyeni mi ararsın, "KPSS de çok  yüksek puan almama rağmen adamım olmadığından mülakatta elediler" diyeni mi arasın şikâyetler aldı başını gidiyor. Başarısız olsalar bile herkes kendine göre haklı. Şikâyetleri bitirecek işin objektif bir standardı yok.  

Şimdilerde imtihan edenlerin de imtihan edileceği bir yeni imtihanın  tartışması yapılıyor. Öğretmenlerimiz ile ilgili bir meslek kanunu çıktı. Ne getirdi ne götürdü bilmiyorum ama o kanunda uzman öğretmenlik ve baş öğretmenlik kariyerleri ile ilgili düzenlemeler yapıldı. Meslekte on yılı dolduran öğretmenler sınava girmek için müracaat ettiler. Önümüzdeki haftalarda da sınav yapılacak. Sendikalar kazan kaldırdı. Sınav istemezük diye. Adeta biz sınav yaparız lakin sınav yapılmayız dercesine. Bu iş mahkemede biter mi bitmez mi onu da bilmiyoruz. Top Anayasa mahkemesinin kucağında. Herkesi memnun edecek bir orta yol bulunur mu bulunmaz mı bilmiyorum. Aslında 2007 yılında başlayan bu uzman öğretmenlik, baş öğretmenlik konusu  doğru muydu, yanlış mıydı tartışılmadan ortaya getirildi. O gündür bu gündür Milli Eğitimin önünde kronikleşmiş yapay bir sorun halinde devam ediyor. Hangi taraftan baksan bir şekilde itirazlar geliyor. Sorunun kaynağı; öğretmenlerin performansını ölçebilecek objektif kriterler ve kişilikler bulunamamış  olmasıdır bence. Maâlesef bu işi müfrttişlere havale etsen bu konuda geçmiş karneleri çok temiz değil. Okuldaki idareciler belirlesin desen, onlar  da çoğu zaman sendika veya ideolojik pencereden bakıp siyasi havaya, ortamına ve adamına göre performans belirler. Hani derler ya "himmete muhtaç dede, nerde kaldı gayrıya himmet ede". Kendi performansı ölçülesi idareciler gayrının performansını nasıl ölçsün(!) İşin sonu dönüp dolaşıp dürüst, ahlâklı, güvenilir insanların oluşturduğu erdemli bir toplumsal yapıya dayanıyor. Allah'tan korkan, asıl O'nun kendisini imtihan ettiğinin bilincinde olan insanların oluşturduğu bir toplumsal yapının inşa edilememiş olmasının sonucudur yaşananlar.

Dedik ya imtihan dünyası. Gerekli mi, gereksiz mi olduğu tartışılabilecek bunca imtihanın içinde asıl imtihanı ıskalıyoruz. Bu dünyada imtihan edeni de imtihan edileni de imtihan edenin olduğunu, sonuçlarının Allah'ın huzurunda açıklanacağı imtihanı unutuyoruz. Bu imtihanı unutmasak aslında diğer imtihanlarla ilgili sorunların çoğu yaşanmayacak. Torpil de kayırma da soru çalma da soru sızdırma da olmayacak.

Her ne kadar göreceli olarak çooook uzun bir zaman sonra gibi gelse de ömür dediğin ne ki? Asgarisi bir anlık azamisi bir ömürlük zaman sonrasında  herkesin asıl imtihan (imtihanı kübra ) sonuç  belgesi eline verilecek. Kimisi sağından, kimisi solundan, kimisi önünden, kimisi arkasından alacak sonuç belgesini. Kimisinin yüzü sevinçten parlayacak kimisininki korku ve endişeden kararacak.

Asıl imtihana odaklanmak gerekirken onu ıskalayıp diğerlerine odaklananlar, hele de hak yiyenler, torpil dileyenler, torpil yapanlar, soru çalanlar, ah alanlar o imtihanın kaybedeni olacaklar. Keşke fakında olsalar...  

Ermenek/Karaman

Yazarın Diğer Yazıları