Kerim Toslak

İnsanlığın Filistin'le Sınavı

Kerim Toslak

29 Ağustos 1897 İsviçre'nin Basel şehrinde Yahudi Gazeteci Theodor Herzl önderliğinde toplanan 1.Dünya Siyonist Kongresinden bugüne kadar 126 sene geçmiş. O gündür bu gündür Kudüs ve çevresi kanamaya devam ediyor. Benim niyetim Hz. Musa'dan (as) bugüne Yahudi tarihini anlatmak olamadığı gibi, 126 yılda olup bitenleri, İngilizlerin ektiği, ABD ye devredip halen sulayıp besledikleri, büyüttükleri,  Müslümanlara hatta tüm dünyaya baş belası ettikleri, bölgedeki fitne ağacının tarihini anlatacak da değilim. 
Şu bir hafta boyunca olup bitenleri aktarıp analizini yapacak da değilim. Televizyonlarda cinsine, cibilliyetine, dinine, diyanetine göre durduğu yere bakıp, herkes yeterince yorumunu, analizini yapıyor. Benim gibi siz değerli okuyucularımız da izleyip 
görüyorsunuz. Gerekli değerlendirmelerinizi yapıyorsunuz. 
Baş belası ifadesini bilerek yazdım. Ehli bilir ki, 'bela' dilimize Arapçadan geçmiş bir kelimedir. Her ne kadar dilimizde büyük bir sıkıntı, gaile, altından kalkılması zor durum ve olay anlamında kullanılsa da Arapça orijinalinde sınama, sınav, imtihan anlamındadır ve o anlamla bağlantılı olarak imtihana vesile olan olaylar için de kullanılır. 
"Etrafı mübarek (özellikle manevi açıdan bereketli) kılınan Mesci-i Aksa'nın" (İsra Suresi:1.Ayet) bulunduğu bölgeye İsrail'in kondurulması;
1-Öncelikle bölge insanı için bela idi. 126 sene boyunca bölge insanı bu imtihandan geçti. Kimisi cihad edip canını malını sevdiklerini 'fi sebililah' verip, kimisi de  ( birileri cibilliyeti gereği ısrarla hepsi diye propaganda etse de her toplumda olabilecek sayıda) çil çil İngiliz altınlarına, Yahudi sermayesine, ya da Amerikan Dolarına malını mülkünü toprağını değişti. Muhammet Dahlan gibi ajanlık yapanları oldu. 
2- Dünyadaki tüm Müslümanlar için bela idi. Kimisi fert ve devlet olarak İslam kardeşliği bilinciyle  bölgedeki bu fitne kaynağının kurutulup Müslüman kardeşleri zarar görmesin, zulme uğramasın diye malıyla canıyla, duasıyla, zalime buğz ederek safını gösterip mücadele etti. Kimisi de saltanatı ve dünyalıkları için, ya da Allah'tan daha çok ABD ve İsrail'den korktuğu için ihanet edip zalimin safına geçti. 
3- Dünyada Yüce Allah'ın soyuna, sopuna, cinsine, cibilliyetine bakmaksızın, fıtraten var olarak yarattığı tüm insaf ve vicdan sahibi, hak ve adalet duygusu olan ve bu duygularını kaybetmeyenler, insan olmanın gereği olarak zalime ve zulme karşı durdular. Bunun sembolleşen örneği Rachel Aliene Corrie'dir. Kimisi de büyük- küçük, kadın, çocuk demeden yapılan katliamları onaylayıp çılgınca alkışladılar. Ya da görmeyip, görmek istemeyip, sağır ve dilsiz kesildiler. Herkes bir şekilde sınandı.
Öyle veya böyle "Onlar bir ümmetti gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilecek değilsiniz." (Bakara Suresi-141)
Bugün kim nerede duruyor ve biz nerede duruyoruz ona bakmamız gerekiyor. TV kanallarında konuşmalarıyla ya da sosyal medyada paylaşımlarıyla herkes cinsine,  cibilliyetine, dinine, diyanetine göre durduğu yeri gösteriyor. Kimisi mazlumun yanında, kimisi de konuşmalarıyla, paylaşımlarıyla zalimin gönüllü propagandasını yaparak değirmenine su taşıyor. Kimisi zalime zalimsin demek yerine sözüm ona tarafsızım diyerek eyyamcılık yapıyor. Evet, herkes gibi ben de orada İsraillilerin kanı akmasın,  İsrailli çocuklar, kadınlar, askerler ölmesin diyorum amma Filistinli çocuklar, kadınlar askerler de ölmesin. İsraillilerin kanı kadar Filistinlilerin kanı da kırmızı. Yahudi’nin kanı kan, canı can da Filistinlininki değil mi? 126 yıllık geçmişe bakıp, bir İsraillinin kanının nerdeyse on binden fazla Müslüman Filstinli’nin kanına denk geldiği bir dünyada, katliamı yapanlarla, zulme uğrayıp nefsi müdafaa yapanları eşitleyen, hatta Filistinlere "niye kuzu, kuzu öldürülmenize itiraz edip kendinizi savunmaya kalkıyorsunuz " dercesine gevezelik yapanların, vicdanına tükürmekten başka diyecek bir şey yok.
Malımızla, canımızla, duamızla, haktan, hakikatten, adaletten mazlumdan yana bir duruş dileğiyle, Sözün Ustası Merhum Abdurrahim Karakoç'a sözü bırakalım...
"Beden ölür, çürür, cana bakın siz.
Kim kiminle yürür, ona bakın siz.
Bırakın dönsün dönme dolaplar.
Haktan hakikatten yana bakın siz."
Anamur- 12/10/2023

Yazarın Diğer Yazıları