Kafa Konforunu Bozmadan Yaşamak İsteyenlere Tavsiyeler(!)
Kerim Toslak
"Akrep, nokta nokta rûhumu sokmuş, Mevsimden mevsime girdim böylece. Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
Fikir çilesinden büyük işkence. "
(Çile) Necip Fazıl Kısakürek.
Necip Fazıl'ın şiir kitabına da ismini verdiği Çile şiirinden çokça etkilendiğim bir dörtlükle başladım. " Gördüm ki, ateşte cımbız da yokmuş, /Fikir çilesinden büyük işkence."
Düşünmek, kafa yormak, akletmek, Allah'ın (cc) insana yüklediği belki de insanı insan kılan en belirgin özelliğidir. Ancak zor ve meşakkatli bir iştir. Üstad Necip Fazıl'ın bir çok işkence biçiminden daha korkunç ve acı veren büyük bir işkence olarak vasfettiği fikir çilesi kolay değildir. Ancak insan olmak ve insan kalabilmek, buna talip olmayı gerektirir.
Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de "Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir." (Ahzap Suresi- 72.Ayet) buyurur. Bir çok müfressir İnsanın yüklendiği emanetten kastın , başta akıl, irade ve iradeyi serbestçe kullanma sorumluluğu olduğunu fade eder. Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz yine bir çok yerde: "Hiç akletmez misiniz? Hiç düşünmez misiniz?" diye sorarak yaratılışta insana yüklediği bu sorumluluğu hatırlatarak yerine getirmesini ister. Yerine getirsin ki, var oluşunun gaye ve hikmetini anlayıp, yeryüzünde kendisine verilen bu süreyi, varoluşunun gaye ve hikmetine göre yaşayıp tamamlayabilsin. Bütün bunlar kafa konforunu bozmayı göze almayı gerektirir. Yok ben göze alamam diyorsan tavsiyelere kulak vereceksin o zaman.
Yazımızın başlığında belirtildiği üzere kafa konforunu bozmak istemeyenlere tavsiyelerde bulunacağız deyip kafa konforunu bozacak şeylerden bahsetmeye başlamak, hoş olmadı, biliyorum. Böyle bir yazıyı okumak bile kafa konforunu bozar. Birinci tavsiye böyle yazıları okumamanız(!)
"Bu dünya nasıl var oldu, evrendeki bu düzeni kim kurdu, ben neyim, niçin yaşıyorum, dünya hayatının sonunda ne olacak, ölüm nedir, ölüm sonrasında hesap var mı, yok mu?" gibi sorular aklına geldiği anda kafa keyfini kaçırmak istemiyorsan konuyu değiştirecek bir meşgale bul. Böyle sorular insan beynine şase yaptırıp sigorta attırabilir(!)
Dünyada ve çevrende olup bitenlerle ilgil "nedendir, niçindir, ne olacak bu işler?" gibi soruları çevrendekilere zaten sorma da kendi kendine de sorma. Sorup da kafa konforunu bozma. Çevrende etliye sütlüye hatta tatlıya bile karışma. Suya sabuna da dokunma. Böylesi davranışlar da kafa konforunu bozar. Yine de kafana ucundan kıyısından böyle sorular münasebetsizce girip rahatsız edecek olursa, cevap arama küstahlığında bulunup haddini aşma(!) Bu soruların cevabını büyüklere havale edip kafanı rahatlat. Merhum Abdurrahim Karakoç' un "Biz ne bilek beyim büyükler bilir " şiirini bir daha okuyup kafanı rahatlat.
Kafa konforunu bozmadan yaşamanın en kestirme ve kolay başka bir yolu da kafayı kiraya vermektir. Onlar senin yerine düşünecek, kafa yoracak, araştıracak, soruşturacak, karar verecek, senin kafa konforun bozulmasın diye.Tabi ki, kafayı kiraya vermek ev kiraya vermeye benzemez. Kafayı kiraya verdiğin kişiye, şirkete, cemaâte veya siyasi veya sosyal gruba bedelini de ödeyeceksin. Bu iş bedava olmaz. Adamlar ne yapsınlar, sen konforunu yaşayacaksın diye senin boş kafayı(!) Himmettir, bagıştır v.b ne isterlerse vereceksin. Gerektiğinde dolgu malzemesi olarak çağrılınca gideceksin. Fiziken çalışmanı isterlerse çalışacaksın. Söylenenlere uyacaksın. Ne derlerse gözlerin kapatıp denileni yapacaksın. Asla ve kat'a her hangi bir soru sormayacaksın. Yaptıkları şeyler abuk subuk da olsa, akla, mantığa ters olsa da "vardır bir bildikleri" diyeceksin(!) Zaten kafanı kiraya verdiğin için akla mantığa tersliğini sorgulama eylemi bile kira sözleşmesine aykırılık teşkil edeceğinden sözleşmenin iptaline neden olabilir. Yapman gereken şey Ziya Gökalp'in "VAZİFE" şiirinde şu mısralarda anlattığı gibi olmalı. Kafa konforunu bozmamak için gerekli ve önemlidir(!)
"Hikmetini sormam, ince elemem
Âmirimdir, ona karşı gelemem
Haklılığına eylemişim kanaat
Benden ona kayıtsız, şartsız itâat
Gözlerimi kaparım
Vazifemi yaparım."
Benim hakkım, menfaatim, arzum yok
Vazifem var, başka şeye lüzum yok
Aklım gönlüm, düşünmezler duyarlar
Ondan gelen emirlere uyarlar
Gözlerimi kaparım.
Vazifemi yaparım."
Lakin kafa konforunu bozmadan yaşayan için de fikir çilesi cekip kafa konforunu bozan için de dünya delinen bu yerde, gövdenin üzerindeki baş ve içindeki beyin insana kullanması için verilmiş emanet bir nimettir. Vakti saati gelince emanetin sahibi emanetini alacaktır. Kullanım durumuna göre değerlendirecektir. " Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz." (Tekasür Suresi-8. Ayet)
Karar sizin....
Anamur/ Mersin