Sigara Yakmak İçin Ormanı Yakan Tipler
Kerim Toslak
İstanbul Beyoğlu Taksim İstiklal Caddesi’ndeki terör saldırısı bu haftanın en önemli gündem maddesiydi. Öncelikle saldırıda hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Yaralanan vatandaşlarımıza da acil şifa diliyor, ülkemize geçmiş olsun diyorum.
Uzmanlar genel olarak terör saldırılarının amacını, top yekün bir milleti korku ve endişeye sevk edip, panikletip netice almaya çalışmak olarak ifade ederler. Ancak bu saldırıyı düzenleyen lanet olası örgüt hiç bir zaman hedefine ulaşamayacak. Tarih boyunca da benzer hiç bir örgüt hedefine ulaşamadığı gibi tarihin çöplüğünde yerini almıştır.
Bu yazının asıl konusu bu terör saldırısını enine boyuna irdeleyip, nedenleri ve sonuçları üzerinde görüş ve düşüncelerimi paylaşmak değil. O işin uzmanları onu yaparlar ve devletin ilgili kurumları gereğini yapar.
Benim üzerinde duracağım konu terör saldırısının gölgesine sığınan, teröristlerin amacına hizmet eden bir olaydır. Bu olay terör saldırısının gölgesinde kaldığı için kamuoyunda yeterince yer almadı. Bursa'da feribotu kaçırdığı için asılsız bomba ihbarı yaparak, kendisinin bir feribot bileti yanmasın diye, milleti panikletip ortalığı allak bullak eden, binlerce insanın mağduriyet yaşamasına neden olan adamın, ruh hali ve ahlâki durumudur. Bir gün önceki terör saldırısıyla milleti korku ve paniğe sevk eden teröristlerin değirmenine su taşımış, onların amacın ulaşmalarına yardım etmiştir. Aslında terör suçlusu gibi muamele görmesi gerekir. İşin daha vahim tarafı da bu zihniyetteki insanların bu toplumda kilometre kareye düşen sayılarının azımsanmayacak kadar çok oluşudur. Hani derler ya "sigara yakmak için ormanı yakar" denilen cinslerdir bunlar. Kişisel menfaatleri her şeyin önündedir ve her şeyden önceliklidir. Bu tipler bazen bir dönüm tarla için binlerce dönüm orman yakarlar, bazen trafik canavarı olarak yollarda karşımıza çıkarlar. Trafik kurallarının, trafik işaret ve levhalarının bu tipler için bir anlamı yoktur. Bütün kuralları onlar kendileri, kendileri için belirler. Bu tiplerle bazen parklarda, piknik alanlarında karşılaşırsın her tarafı kirletip etrafa çöp atma özgürlükleri vardır. Bazen köyden şehre gitmek için hasta numarasıyla ambulans çağırıp beleşine kendilerini şehre taşıtırken görürsün. Ambulansı meşguliyetinden dolayı, gerçek bir bir hastanın hayatını kaybetmesi vicdanlarını asla rahatsız etmez. Çünkü bu tiplerin vicdanının ölçü ve endazesi çıkar ve menfaatlerine ayarlıdır. Hülasa bu tipler; dünyada her şeyi kendilerine hak gören nesli tükenesi özel kişilerdir.
Çoğu zaman yaptıklarının ciddi bir karşılığı da olmaz. Bazen iş mahkemeye taşınsa bile bir kaç duruşma sonrası berat veya tecil edilen para cezası ile unutulur gider. Nitekim yukarıdaki olayda gözaltına alınan şahıs da adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Mahkemenin takdiridir sözümüz yok. Halbuki sorunu basit bir adil sorun veya ahlâki sorun olarak görmek ciddi bir yanlıştır.
Bu tiplerin fiilleri toplum güvenliğine ve kamu malına zarar verme suçunun yanında yukardaki sahte ihbar olayında güvenlik güçlerinin hassasiyetini köreltme gibi sonuçlara da yol açabilir. Düşünün ki her gün bir kaç defa asılsız ihbarın yapıldığını. Yalancı çoban hikâyesindeki gibi gerçek ihbarların perdelenmesine bile neden olabilir.
Bu tipler daha ciddi şekilde yaptırımlara muhatap olmalı. Gerektiğinde ömür boyu kamuda görev verilmemeli. Çünkü menfaati için rüşvet alıp memlekete her türlü ihaneti yapabilirler. Trafik magandalarının ehliyetlerine el konulduğu gibi, bu şekilde kişisel menfaati için kamuya ve insanlığa zarar verenlerin kamuya ait imkânlardan, suçlarına göre süreli veya süresiz olarak yararlandırılmaması gerekir bence.
Selçuklu/ Konya