VENEZUELA ÖRNEĞİNİN ÖĞRETTİKLERİ
Kerim Toslak
Dünya insanlık tarihi boyunca insanlığın büyük gelişmeler kaydettiği bir yüzyılda olduğumuz anlatılır. Hatta modern insanlık, şöyle şöyle gelişmeler kat etti denir. Geçmişte insanların ilkelliğinden, vahşiliğinden bahisle artık 20 yüzyılda insanlığın medeniyetin zirvesinde olduğundan övgüyle söz edilip, artık insanların insanları köleleştirmediği, demokrasi ve insan haklarının olduğu, uluslar arası hukukun dünyada geçerli olduğu, dünya düzenini sağlasın diye Birleşmiş Milletler Teşkilatı diye bir teşkilatın olduğu okullarda öğrenciliğimizde öğretilirdi.
Son bir kaç yılda bunların hepsinin hikaye olduğu görüldü. ABD-İsrail ortaklığında Gazze'de işlenen soykırım ve vahşet bize zaten uluslar arası hukuk /mukuk olmadığını, Birleşmiş Milletlerin ABD-İsrail çıkarlarını korumanın dışında bir işlevinin olmadığını, sadece göz boyadığını gösterdi. Son olarak, önceki gün "W. A. Mozart tarafından yazılan 'Saraydan Kız Kaçırma' operasını değil, Donald Trump'ın yazdığı Venezuela Devlet Başkanı ve Karısını Venezuela sarayından kaçırma opera/syonunu seyrettik. ABD ortağı İsrail ve kuklası bir kaç ülke dışında bütün dünyayı dehşete düşüren bu olay, bir daha gösterdi ki orta çağda hangi hukuk geçerli ise dünyada halen o geçerli. "Gücü yeten gücü yetene" hukuku bu. Atilla'nın,Timur'un, Hülagu'nun, Cengiz Han'ın, Hitler'in hukku ne ise Donald Trump'ın hukuku da o.
Sadece Venezuela değil, Meksika, Kanada, Kolomiya, Grönland da benim diyor Trump. İranı da canım istedikçe, Siyonist Soykırımcı Netanyahu buyurdukça vururum diyor. Adamın lügatında utanmak yok. Yüzü zaten kıpkırmızı da utanmaktan değil doğuştan. Ekstradan kızarmasına gerek yok. İçinden geçenleri gizlemiyor. Öle düm dük söylüyor. 'Venezüela petrolleri, nadir elementleri ve diğer madenleri benim, orayı da ben idare edeceğim" diyor.
Tabi madalyonun bir diğer yönü de ordusu korunası v.s ile devlet denilen Venezuela'nın liderini nasıl alıp kaçırdılar. Bu nasıl bir devlet ki düşmana bir tabanca bile patlatmaya muktedir olamadı. Ya halktan hiç bir tepki gelemeyişine ne demeli? Buradan da iki sonuç çıkarmak gerek. Maduro kalenin içini iyi tahkim etmemiş. Muhtemelen Maduro'yu adamları paraya değişmişler. Çıkarılacak en önemli derslerden biri yönetenler kalenin içini iyi tahkim etmeli. Her daim satılık insanlara karşı dikkatli olunmalı. Diğer bir sonuç da eğer halkın liderine sahip çıkması bekleniyorsa, liderin halkı ile bağlarını güçlü tutması, halkını üzmemesi, ele güne muhtaç etmemesi, halkına gereken değeri vermesi gerekiyor.
Madolyonun bir başka yönü de Venezuela devletinin ve Maduro'nun işbirliği yaptığı, bel bağladığı, ABD'ye 'dur, lan sen ne yapıyorsun bizim adamımıza' demesi umulan Çin'den ve Rusya'dan sadra şifa bir açıklama duyulmaması. Onlar da belli ki Venezuela'yı, başka bir ifadeyle sarı öküzü ABD'ye kurban vermişler. Rivayet odur ki karşılığında Çin Tayvan'ı, Rusya da Ukrayna'dan istediğini almış.
Bu da şunu gösterdi ki; "ele güvenip de erkeklik taslanmaz". Menfaati buldukları anda adamı satarlar. Uluslar arası ilişkilerde ilkelilik ve dürüstlük diye bir şey yok. (Keşke olsa) Sadece çıkar ve menfaatler var…
Suriye' de işler kızışınca NATO daki ortaklarımızın, tam ihtiyacımız olacağı zamanda, birer birer patroit füze bataryalarını söküp götürdüklerini gördük. Sonra da dönüp Rusya'dan niye füze bataryası aldınız diye ceza kesip hesap sordular. Para verip ortak olduğumuz F 35 projesinden çıkardılar. Paramızı da vermediler. Onun için bileğin güçlü olacak. Kurda sormuşlar: "Boynun niye kalın?" "Kendi işimi kendim görürüm de ondan" demiş. Devlet olmanın temel şartı sırtını dayayacak sağlam bir halkın olacak. Düşmanının elinde bulunan silahların daha iyisi hatta nükleer silahlar da dahil sende de olacak. O silahları kullanabilecek eğitimli ve devletine bağlı satın alınamayacak bir ordun olacak. Olacak ki ayakta kalabilesin. Yoksa gerisi hikaye. Bir gün Trumpizmin çökmeyeceğinin garantisi yok. Çünkü bu işin alışkanlık olacağı görülüyor.
Selçuklu/ Konya