Osman Avcı

Ayazı bize kaldı, rahmeti unuttuk!

Osman Avcı

Kar bir yere yağınca, bizde yankısı hemen aynı oluyor:

“Ayazı bize kaldı.”

Sanki rahmet başkasına, soğuk bize düşmüş gibi…

Sanki gökten inen, sadece üşüten bir misafir gibi…

Oysa Kur’an bize çok net bir ölçü koyuyor:

“Biz gökten bereketli bir su indirdik.”

(Kaf Suresi, 9)

Kar da bu bereketin en sessiz hâlidir.

Bilim söylüyor ki kar, su döngüsünün en kıymetli halkalarından biridir.

Yavaş erir, toprağa acele etmeden karışır.

Yer altı sularını besler, barajlara can verir, yazın susuz kalacak toprakların teminatı olur.

Yani bugün “ayazı bize kaldı” dediğimiz kar,

yarın musluktan akan sudur.

Kuraklıktan yakındığımızda haklıyız.

Baraj doluluk oranlarını konuştuğumuzda da…

Ama gökten rahmet indiğinde yine şikâyet ediyorsak, burada durup düşünmek gerekir.

Efendimiz (s.a.v) yağmur yağdığında,

“Allah’ım, bunu faydalı kıl” diye dua ederdi.

Soğuğuna değil, sonucuna bakardı.

Çünkü iman, nimeti anlık konforla değil; uzun vadeli faydayla okumaktır.

Bir hakikat var ki hiç değişmiyor:

Nimete şikâyet eden, nimetin bereketini azaltır.

Bugün ayazdan yakınan dil,

yarın susuzluktan yakınmaktan da geri durmaz.

Belki de mesele karın yağması değil…

Mesele, rahmet inerken bile kendimize düşen zahmeti büyütmemiz.

Oysa kar, sadece kışın değil; yazın da habercisidir.

Ayazı bize kalmış gibi hissetsek de,

rahmeti hepimizedir.

Bazen üşümek geçicidir.

Ama susuzluk kalıcıdır.

Yazarın Diğer Yazıları