Bir bez parçası değil bir devlet meselesi
Osman Avcı
Hükümetleri sevmeyebilirsiniz.
Yönetim anlayışlarını, politikalarını, icraatlarını sert şekilde eleştirebilirsiniz. Bu, demokratik bir ülkede son derece doğaldır. Ancak bazı meseleler vardır ki, günlük siyasetin çok ötesindedir. Bunlar devlet meselesidir.
Devlet ile hükümeti birbirine karıştırmak, toplumların yaptığı en büyük hatalardan biridir. Hükümetler geçicidir; devlet ise kalıcıdır. Bugün beğenmediğiniz bir yönetim yarın değişebilir. Ama devletin zayıflatıldığı, itibarsızlaştırıldığı bir yerde, yarının ne getireceğini kimse bilemez.
Bu gerçeği en acı şekilde Suriye savaşının ilk yıllarında idrak ettim. Yardım için Suriye’ye gittiğimde gördüklerim, hayatım boyunca unutamayacağım sahneler bıraktı hafızamda. O günlerde dilime dolanan tek bir dua vardı:
“Rabbim bizi devletsiz bırakmasın.”
Devletin olmadığı yerde düzen de olmuyor, adalet de. Suriye’de her bölge başka bir grubun kontrolündeydi. Kimi kendini etnik kimlikle tanımlıyor, kimi dini bir iddia taşıyor, kimi mezhebi üzerinden hüküm kuruyordu. Kürtçü, Türkçü, dinci ya da mezhepçi fark etmiyordu; ortak noktaları şuydu: Güç ellerindeyse, mazlum mutlaka eziliyordu. Dili, dini, ırkı ne olursa olsun.
Devlet yoksa hukuk da yoktur.
Hukuk yoksa can ve mal güvenliği de yoktur.
Geriye sadece korku, belirsizlik ve kaos kalır.
Devletsizlik romantik bir özgürlük hali değildir. Aksine, en ilkel ve en acımasız düzenin adıdır. Gücü olanın haklı sayıldığı, silahın hukukun yerini aldığı bir ortamda, en çok zarar görenler yine sıradan insanlardır: kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve yoksullar.
Bugün Türkiye’de yaşayan herkesin bu hakikati iyi kavraması gerekir. Son günlerde tartışılan bayrak meselesi, sanıldığı gibi ırkî bir mesele değildir. Bu, doğrudan vatani bir meseledir. Yere düşen şey basit bir bez parçası değildir; bir devletin itibarı, bir milletin ortak vicdanıdır.
Bayrak; uğruna bedel ödenmiş bir tarihin, dökülmüş kanların, çekilmiş acıların sembolüdür. O yüzden yere düştüğünde sadece bir kumaş değil, bir hafıza da incinir.
Bayrak, birliğin sembolüdür.
Birliği bozulanın dirliği olmaz.
Toplum olarak en çok dikkat etmemiz gereken nokta da burasıdır. Kimlikler, görüşler, düşünceler elbette farklı olabilir. Ancak ortak paydamız olan devleti ve onun sembollerini tartışma konusu haline getirdiğimiz anda, farkında olmadan zemini kaybetmeye başlarız.
Dolayısıyla mesele yalnızca bir bayrak meselesi değildir. Mesele, bir devletin varlığına inanma meselesidir. Devlet fikrini zayıflattığınızda, geriye sadece güçlünün sözünün geçtiği bir düzen kalır. Bunun adı özgürlük değil, zulümdür.
Bugün eleştirdiğimiz pek çok şey yarın değişebilir. Hükümetler gelir geçer. Ama devlet yıkılırsa, yerine konacak hiçbir şey yoktur.
Bu yüzden bir kez daha, yüksek sesle söylüyorum:
Rabbim bizi devletsiz bırakmasın.