Plaketli gazetecilikten etkileşimli haberciliğe
Osman Avcı
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü her yıl olduğu gibi bu yıl da törenlerle, plaketlerle ve iyi niyet cümleleriyle kutlanıyor. Belediyeler, kurumlar, basın büroları günün anlam ve önemine dair mesajlarını paylaşıyor. Gazeteciler ise bu mesajların çoğunda, her zamanki gibi davetli konumunda.
Günün bilançosu genellikle aynı: Bir masa, birkaç plaket, bolca “fedakâr basın mensuplarımız” vurgusu… Dijital çağın tam ortasında gazetecilerin sosyal medya kullanımı ise çoğu zaman bu kutlamaları takip etmekle sınırlı kalıyor.
Bir gazetecinin gün içindeki dijital rutini artık ezberlenmiş durumda. WhatsApp grubuna düşen davet okunuyor, Facebook’ta etiketlenen fotoğraf beğeniliyor, altına kısa bir teşekkür notu bırakılıyor ve mesai tamamlanıyor.
Oysa haberin ve haberciliğin adresi değişti. Yeni nesil gazeteyi bayiden almıyor, televizyonu açmıyor, haber sitesine özellikle girmiyor. Gençlerin haber alma kanalı büyük ölçüde sosyal medya. Haber artık Instagram’da, X’te, TikTok’ta dolaşıyor.
Ancak burada önemli bir sorun ortaya çıkıyor. Sosyal medyada dolaşan haberlerin büyük bölümü birbirinin tekrarı. Aynı başlıklar, aynı cümleler, aynı fotoğraflar… Bir hesap paylaşıyor, birkaç dakika sonra diğeri, ardından üçüncüsü. Haber dolaşıyor ama etkileşim üretmiyor.
Genç okur için tablo net. Az önce gördüğü bir içeriği yeniden okumaya gerek duymuyor. Sorun gençlerin haberle ilgilenmemesi değil; sürekli tekrar edilen içeriğe ilgisiz kalması.
Bu noktada eleştiriyi tek bir kuşağa yöneltmek haksızlık olur. Çözüm, “eskiler çekilsin, gençler gelsin” kolaycılığı da değil. Gazetecilik birikimle yapılan bir meslek. Sahada geçirilen yılların, yapılan hataların, beklenen doğrulamaların kazandırdığı bir ağırlık var.
Gençlerin elinde ise başka bir güç bulunuyor. Hız, dijital refleks, sosyal medyanın dilini ve algoritmasını sezme yeteneği… Nerede, ne zaman ve nasıl anlatılması gerektiğini iyi biliyorlar.
Sorun, bu iki kuşağın aynı masada oturmasına rağmen aynı dili konuşamaması. Oysa çözüm tam ortada duruyor: Eskinin birikimi ile yeninin enerjisini bir araya getirebilmek.
Tecrübe, haberi doğru kurmayı öğretsin. Gençlik, haberi doğru yere ve doğru zamanda ulaştırsın. Biri başlığı tartışsın, diğeri o başlığın hangi mecrada karşılık bulacağını söylesin.
Gazetecilik ancak bu denge kurulduğunda yeniden gençlerin gündemine girer. Sosyal medya da o zaman yalnızca kutlama fotoğraflarının paylaşıldığı bir alan olmaktan çıkar, haberin kendisi hâline gelir.
Belki de o zaman, bir sonraki 10 Ocak’ta sadece plaketleri değil, üretilen etkiyi ve ulaşılan okuru da konuşuruz.
İşte o gün, hem çalışan gazetecilerin hem de yaşayan gazeteciliğin günü olur.