Toroslar'dan ovaya inen bereket
Osman Avcı
Konya, yıllardır yağışı konuşurken hep eksik cümleler kurdu. Baraj dolulukları, yeraltı suları, obruklar, kuraklık… Hepsi bu ovanın kaderi gibi anlatıldı. Ancak bu kış, uzun zamandır unuttuğumuz bir gerçeği yeniden hatırlattı bize: Bereket bazen sessizce, yükseklerden gelir.
Toroslar başta olmak üzere Konya’nın yüksek kesimlerinde yağan kar ve yağmurlar, sadece bir mevsim olayı değil; ovanın geleceğine düşen bir umuttur. Çünkü bu kar, ovaya doğrudan düşmese de en kıymetli şekilde iner: Yavaş yavaş erir, toprağa süzülür, yeraltı su kaynaklarını besler. Yani sel olup gitmez, bereket olup kalır.
Bugüne kadar yağan yağışlar için gerçekten “çok şükür” demek gerekiyor. Zira Konya Ovası’nın ihtiyacı olan yağış, kısa süreli ve sert değil; zamana yayılan, toprağı yormayan, suyu kaçırmayan yağıştır. Bu kış yağan kar ve yağmur, tam da toprağın istediği gibi oldu. Ne taşkın getirdi ne korku; aksine umut verdi.
Özellikle Toroslar’da karın tutması, yüksek rakımlarda kalın bir örtü oluşturması, yaz aylarında dahi ovaya can suyu olacak bir rezerv anlamına geliyor. Bu kar, sadece bugünü değil, önümüzdeki ayları hatta bir sonraki hasat dönemini bile etkileyebilecek kadar kıymetli. Yeraltı su seviyelerinin toparlanması, obruk riskinin azalması ve kuyuların biraz olsun nefes alması bu sürecin en önemli kazanımları arasında.
Konya tarımı için bu tablo hayati öneme sahip. Bu topraklarda üretim, gökyüzüyle doğrudan bağlantılıdır. Çiftçi, göğe bakarak plan yapar; yağış varsa umutlanır, yoksa tedbir alır. Gökten düşen her damla su, mazotla çekilen sudan daha bereketlidir, daha ucuzdur, daha adildir.
Meteorolojik tahminler, önümüzdeki süreçte de yağışların devam edeceğini gösteriyor. Elbette bu tahminler temkinle karşılanmalı; çünkü Konya’da umut kadar hayal kırıklığı da hızlı yaşanabiliyor. Ancak bugüne kadar oluşan tablo, iyimser olmak için yeterli sebepler sunuyor. Eğer beklenen yağışlar gelmeye devam ederse, bu kış sadece bir mevsim değil; uzun süredir mücadele edilen kuraklığa karşı kazanılmış küçük ama çok değerli bir moral üstünlük olarak hafızalara kazınabilir.
Yine de unutulmaması gereken bir gerçek var: Bu yağışlar bize rahatlama sağlasa da rehavete sürüklememeli. Suyun kıymetini bilmek, doğru sulama alışkanlıklarını yaygınlaştırmak ve kaynakları korumak, yağış kadar önemli. Çünkü bereket, sadece yağmurla değil; bilinçle de kalıcı olur.
Bu yüzden bugün söylenmesi gereken şey net: Yağan yağmura, düşen kara şükretmek gerek. Çünkü Konya’da bereket bazen ovanın değil, dağın meselesidir. Ve Toroslar bu kış görevini fazlasıyla yapıyor.